Okuryazarlık ne zaman başlar? Okula başladığımız gün mü? Okuma-yazmayı söktüğümüz gün mü? Okuryazarlık ağırbaşlı, asık suratlı bir uğraş mıdır? Barry Sanders'a göre okuryazarlığın temelleri çok daha erken bir dönemde, anne kucağında atılır. Annesinin memesinden süt emen bebek onun kalıp atışlarını, soluk alıp verişini dinleyerek ilk ritim duygusunu edinir, annesiyle kurduğu vazgeçilmez bağ sayesinde kendisini okuryazarlığı götürecek yola adım atar ve Ezra Pound'un sözleriyle "aklın sözcükler arasındaki dansı" başlar. Öküzün A'sı, sözellik ile okuryazarlık arasında doğal bir süreklilik olduğunu ve ancak sağlam sözel köklere sahip insanların gerçek okuryazar olabileceğini savunuyor. Oyunla, neşeyle bağdaştırılmamış bir okuma-yazma öğretiminin hedefi bulamadığını/bulamayacağını gösteriyor. Okuryazarlığın gelişimini alfabenin bulunmasından günümüze kadar mitoloji, teoloji, tıp, eğitim ve edebiyat gibi çok farklı alanlardan verdiği örneklerle sergileyen Sanders, günümüzde okuryazarlığın karşı karşıya olduğu sorunları geniş bir bağlamda ele almayı başarıyor. Çocuklar evde aileyle, özellikle de anneyle aralarındaki bağların gevşemesinden dolayı gerçek sözelliği ve dolayısıyla okuryazarlığı yaşayamıyor artık. Toplumsal doku değişirken sokak çeteleri çarpıtılmış yeni bir kabile düzeni kurarak ailenin yerini almakta. Okuryazarlığa baş kaldıran gençler, yeni; fakat farklı bir sözellik sürecine giriyor.ABD toplumunda okuryazarlık sorununu irdeleyen bu kitap, gençlik gruplarındaki şiddet eğiliminden, her kesimde görülen silah sevdasına; okulları bilgisayarlaştırma hevesinden, öğretmen-veli ilişkisindeki yanlışlara; cinsiyetçi tutumların dildeki yansımasından, egemen kültür-dil meselesiyle yerel ya da etnik kültür- dil sorununa kadar Türkiye toplumunun gündemindeki önemli konularla taşıdığı benzerlikler, paralelikler açısından çok önemli."Herkesin okuması gereken bir kitap. Sözelliğin rolünü kıyasıya savunuyor, hem de tam zamanında." Neil Postman"Post-modern Amerika'da çökmekte olan ahlâki düzenin son derece başarılı ve rahatsız edici bir yansıması. Eğer Sanders'in belirttiği gibi okuryazarlık benliğin kaynağıysa saldırgan, imgelere tutkun toplumumuz farkında olmadan kültürel bir intihara kalkışmış demektir."Mike Davis, City Of Quartz
Muhteşem bir kitap. Okuryazarlığın önemli etkilerini harika örneklerle ve karmaşık olmayan bir dille anlatmış. Dile ve kültüre dair zihin açıcı düşünceler ve örneklerle dolu.
Yalnizca sosyal bilimcilerin ve kültürel çalişmalar yapanlarin degil, tum egitimcilerin, hatta özellikle tüm anne ve babalarin okumasi gereken bir kitap
An outdated, Eurocentric, agist, logophilic and scopophilic critque of society. The author goes so far as to blame rape, murder and the overall collapse of humanity on the decline of literacy, a decline which he has of yet not been able to prove. Just because the publishing industry is in decline does not mean that youth are not reading as much as other generations, in fact, it can be argued that what the author calls the "technological revolution" has increased the amount of time youth spend reading and writing.
There are some good points throughout the chapters but they all are concluded with bad judgements. I can see how this book was important for its time and why these ideas were valid once, but to be fair now it sounds reductionist, etnocentric, and outdated.
To be a tad more brutal, it's a poorly written OOC fanfiction of Orality and Literacy by Walter J. Ong.
Easily one of the most cringeful reads I have ever experienced. I can only recommend this book for the sole reason of learning from its faults and nothing more.
Bu kitabi bu kadar az kisinin puanlayip yorumladigini gorunce ne kadar ironik diye dusundum kendi kendime. Kitap yazili kulturun cokusu ve siddetin yukselisi temasi dahilinde iletisim bozukluarini ve yozlasmayi anlatirken kendini tescillemis oldugunu gordum. Ne yazik... halbuki her evde olmasi gereken hatta hukumetlerin zorunlu okutulacak kitaplar arasina alinmasi gereken bir eser. Okuyali en azindan 8 sene olmustur ve hayatin her aninda yine bu kitabi goruyorum. Umarim bu hicbir insan bu eserle tanismadan olmez.
I really wanted to like this, but a lot of his arguments feel like a bit of a stretch. It also jumped around a lot without a really logical thread. It's definitely dated, which I can't fault it for, but I imagine the author must be really depressed these days with the direction of things.
Kitabın çıkış noktası gayet güzel aslında okuryazarlığın tarihi ve etkisi üstüne. Teknolojinin günümüz toplumlarına etkisi ve okuryazarlığın teknolojiyle birlikte nasıl şekillendiğini sosyolojik olarak anlatan bir eser. Bilgisayarlarla birlikte okuryazarlık oranının düşüşü, gençlerin okuryazar olmak istemeyişi ve okula devam etmemeleri dolayısıyla yükselen suç oranları konuları detaylı anlatılmış. Ancak ben yazıldığı dönem itibariyle içindeki çoğu argümanın değerini yitirdiğini düşünüyorum. Barry amcam şu anki teknolojinin durumunu nasıl yorumluyordur acaba?
Fenike'lilerde alef kelimesi ingilizcede ox kelimesi öküz anlamına gelmektedir. Ox kelimesi telaffuz olarak yazıya dökülmüş olsaydı ax şeklinde yazılacaktı. Yazarda buradan yola çıkarak sözün önemini vurgulamak için kitabına bu ismi vermiş. Kitap boyunca da çeşitli konularla birlikte sözelliğin önemi vurgulanmaya çalışılmış. Günümüz düşünüldüğünde verilen örnekler güncelliğini yitirmiş gibi görünebilir fakat form değiştirdiği aşikar. Yazarın yer yer düşüncelerinin çok uç noktalara vardığını düşünüyorum. Yazarın günümüz dünyasıyla ilgili düşüncelerini de okuma fırsatım olsaydı karşılaştırma adına çok güzel olabilirdi.
In Phoenicians, the word alef means ox in English. If the word ox had been spelled out as pronunciation, it would have been written as ax. Based on this, the author gave this name to his book to emphasize the importance of the word. Throughout the book, the importance of verbalism has been tried to be emphasized along with various topics. Considering today, the examples given may seem out of date, but it is obvious that they have changed form. I think that the author's thoughts in places have reached the extreme. If I had the opportunity to read the author's thoughts on today's world, it would be very nice for comparison.
Barry Sanders sevdiğim bir isim ama kitabın omurgasını oluşturan teze şüpheyle yaklaştım. Sanders bazı düşünme biçimlerinin ve duyguların sadece okuryazarlıkla mümkün olabileceğini savunmuş. Yazısız toplumlar ile okuryazar toplumların aynı olduğunu iddia etmiyorum tabii ki, yine de Sanders'ın bazı ayrımları biraz sorunlu bence. Bazı yazısız toplumlar da soyut düşünebiliyor ve çok karmaşık bir mitolojik sistem yaratabiliyor.
I only read a few chapters of this book. It's about the relationship between orality and literacy, and the importance of literacy to the development of the brain in today's societies. While I enjoyed the writing style in some ways, in other ways it was frustrating. It was like a bad textbook, packed with obscure phrases and leaps of logic that I didn't understand but that sure sounded pretty.
A is for Ox: The Collapse of Literacy and the Rise of Violence in an Electronic Age by Barry Sanders was published in 1994. The relevance of such a book in today's time provides a map into the darker aspects of the social machination we, as a society, have become anesthetized by way of technological use. Sanders is a visionary. He provides this book in a classical manner, as a long and reflective thought making it difficult to put down. The problems of literacy are faced by a number of variables that we've normalized beyond belief. We are at a point of no return. The solution, as inferred by Sanders (and I agree) begins in the household: the mother, father, and child. The parents must regulate the use of any technological entertainment system (i.e., T.V, gaming systems, phone use, etc.). The regulation of such technologies is only the beginning to a much larger problem that has already possessed our society in waves that ripple across the globe. From Orality to Literacy, the individual is faced with illiteracy, the word, gang violence, sociopathy, breastfeeding, industrial innovations, marketing schemes, school systems, teachers' motives, lack of efficiency in the educational system, the lack of emphasis on play, laziness, boredom, the computer, the screen, entertainment systems, the inability to sit in the present moment, and many many more factors we've conditioned as "normal" in the very fabric of our society. We not only are suffering, but our children's children will suffer. The perfect representation of this downstream linear regression into the abyss of despair is Goya's infamous painting of Saturn devouring his Sons.
This is a difficult book. Sanders discusses, in 244 pages of exquisitely erudite prose, the likelihood that “literacy has surely drained out of this [our] culture.” He stumbles, I think, in providing too much—indeed, redundant—detail about the dangerously harmful impact of conspicuous social ills—like gangs and computer screen time and the bureaucratic failures of our education system—on the very fundamental and essential human talents for reading and writing and imagination. His arrows hit the target. A is for Ox is an indictment of the permissive unraveling of our human society and civilization. I do not hesitate to understand that Sanders is smarter than me. I want to think that I’m the kind of person for whom he wrote the book. I will continue to struggle to understand what’s happening to American society. I think it’s true that the subtle explanations can’t be found on the Google. Read more of my book reviews and poems here: www.richardsubber.com
Ben bir ödevim için bu eseri okudum, hayran kaldım. Yazar, okuryazar olmanın kişinin kendisine ve topluma nasıl fayda sağladığını birçok konuya değinerek çok başarılı bir şekilde anlatmış. İnsanların okuryazarlıktan uzaklaştıran tarihsel ve psikolojik süreçleri de konu almış. İnsanların okuryazarlıktan uzaklaşması ile toplumda başgösteren sorunlara değinmiş. Kitapta yer yer kelimelerin etimolojik olarak ele alınması da oldukça güzel detaylardı.
Benlik ve toplumsal bilincin hatta algının sözellik ve okuryazarlıkla güçlü bağlantıları ve çıkmazlarını harita netliğiyle ortaya koyuyor, bu öğrenmenin ötesinde bir deneyim oldu. Mark Twain çözümlemesi de müthiş bir analiz.
Gerçekten çok sevdim çok uzun zamandır kitaplığımda duruyordu keşke daha önce okusaydım yıllardır düşündüğüm şeyleri düzenli bir metin olarak okumak çok şaşırttı ve zevkle okumama neden oldu bazı bölümleri öğrencilerime okudum hatta... Ve çeviri de su gibiydi
Kitabın yazılış amacı ‘dünyayı kutsayan iyilik’ niyetiyle yazılmasının yanında dünyanın yaşam ivmesini sık sık bir saniyeliğine durdurup yaşamımızı düşündürmesi güzeldi
Gerçekten çok etkileyici bir kitap. Anlattığı derin mevzulara rağmen sizi sürükleyip giden akıcı bir dili var. Şiddetle tavsiye ederim. Ayrıca çevirmeni de tebrik etmek isterim. Çok bir çeviri.
another rally cry for the luddites. of course the arguments are fallacious, they were never meant as a logical argument. it's just a lost boy's desperation with a world he doesn't understand.
İnsanı insan yapan ne dik yürümek ne toprağı sopayla eşeleyip yiyecek bulmak nede dövüşmeyi bilmektir: insanı insan yapan konuşmadır.
Dil bizi soytarıdan beter eder ama tek kurtuluşumuz yine dildir.
Tıp ve ticari çıkarlar bir araya gelerek annelerin bebeklerin besleme biçimlerini değiştirdi, böylece kadınların evden daha kolay ayrılabilmesini sagladı. Kopuş hem annenin hem de bebeğin ticarileştirilmesinden kaylanmaktadır.
I liked this book. It made me want to take my house video game free and it inspired me to start talking about the violence that my kids are exposed to via "Fantasy/fairytale" type movies. I think the author does a good job at balancing statistics with real life.