Anne Ancelin Schützenberger es la creadora de la psicogenealogía y referente para los autores que, posteriormente, han escrito sobre la materia. La psicogenealogía es un arte y una ciencia. Es un proceso que nos permite comprender y aprovechar al máximo nuestra herencia psíquica o, si es necesario, transformarla. Creada a partir de la psicología clínica, se basa en el psicoanálisis aplicado a los vínculos transgeneracionales, y sus técnicas nos ayudan a elaborar un árbol genealógico —transcendental— que va mucho más allá de nombres y fechas. El objetivo es reapropiarnos de nuestra historia personal y familiar, comprendiendo lo acontecido (y heredado) a lo largo de las generaciones de nuestro linaje. La psicogenealogía ofrece un mundo de posibilidades: hacer surgir todo lo que ha sido alegre, honorable, agradable y pacífico; dejar atrás el lastre de errores, sufrimientos, heridas y «faltas» del pasado; aceptar que dentro de nuestra familia puede haber marcas, secretos, hechos vergonzosos, dramas no resueltos, pérdidas imposibles de aceptar..., y sanar y canalizar todo ello para, finalmente, vivir nuestra propia vida. Ya sean las lealtades familiares invisibles, el síndrome del aniversario, la memoria del cuerpo o la mejor manera de elaborar un árbol genealógico con sentido, la creadora de la psicogenealogía aborda en estas páginas lo esencial de esta práctica.
Anne Ancelin Schützenberger, PhD, TEP, 1919 is French, raised and educated in Paris (France). She lives in Paris and is Professor Emeritus, University of Nice. She was a Professor of Clinical Social Psychology there since 1967 (actually professor emeritus, still giving some lectures on clinical socio-psychology, non verbal communication, trangenerational links). She was trained in psychodrama by J. L. Moreno from 1951 and also by Jim Enneis (St Elisabeth's Hospital, Washington DC); in group-dynamics and psycho-sociology at the University of Michigan (Ann Arbor, 1950-52) and also at the National Training Laboratories (NTL, Bethel, Maine) with Kurt Lewin’s group, Leon Festinger, Ronald Lippitt, Alvin Zander. She was the first European to be trained at N.T.L. (1951). She worked with Carl Rogers, Margaret Mead, Gregory Bateson, Leon Festinger, the Palo Alto group and their non-verbal communication research group.
Professor Anne Schützenberger was also a student of Elisabeth Kubler-Ross; and a visitor in Moshe Feldenkrais’ Body Work training for 2 years in USA and Paris. She is a co-founder with J.L. Moreno of IAGP (International Association of Group Psychotherapy), and organized the First International Congress of Psychodrama in Paris, (1964), and also the First European Congress of Humanistic Psychology and Psychotherapy in Paris in 1971.
At 92 years, she is still working, running groups, lecturing, and training in psychodrama, non verbal-communication, group-psychotherapy, unfinished tasks [Zeigarnik Effect], unfinished mourning of various losses, and transgenerational links.
She is one of the main pioneers in the field of transgenerational therapy (genosociogram, encompassing five to seven generation and "coined" the term "psychogenealogy") and had become a best seller.
Professor Anne Schützenberger is an expert on Psychodrama (certified T.E.P.) for the United Nations (Europe) since 1970, and is an International trainer and supervisor in Psychodrama (T.E.P.), working on 5 continents for 40 years. She has received many awards, especially, the Prix de l'Aide Alliée à la Resistance (1948) for her work in the French Underground, (during World War II), the Soroptimist International Award(1950) and an honorary fellowship from the International Association for Group-psychotherapy (IAGP) (2002) She was one of the co-foundators and pioneers in 1950.
She has become a best-seller at 80 with her books on transgenerational links [The Ancestor Syndrome] translates in seven languages, and has written many books and chapters in many books in French and English, in Europe and USA.
Sorun çeviride mi yoksa yazarın kendi dilinde mi bilmiyorum ama, anlatım fazlaca "dağınık". Bazı halk hikayelerine, Fransızlara özgü tabirlere yer verilmiş örneğin. Bunları zaten biliyor olmamız beklenmiş. Bilimsel açıklamalar son derece anlaşılır şekilde anlatılmış, ancak konuların ve hasta hikayelerinin bağlanmasında sorun var. Yine de bende çok değişik kapılar, pencereler açan bir kitap oldu. Bol bol notlar aldım, birçok arkadaşıma da hediye ettim. Herkese tavsiye ederim.
Yazarın psikosoybilim alanında uzmanlığı düşünülünce kitabın daha sistematik bir şekilde ilerlemesi bekleniyor. Ancak psikosoybilim tanımı ve yöntemi noktasında çok dağınık bir anlatım var. Bölümlerin içinde kullanılan alt başlıklar konu bütünlüğünden ziyade konunun parçalanmasına hizmet etmiş. Tanımlar ve tespitler anlatım bir yere varmaksızın sürekli olarak tekrar ediyor. Aile tarihi ile birey psikolojisi arasında kurulan bağ noktasında verilen örnekler fazlasıyla mistik bir boyutta. Kitap, akademik nitelikten yoksun ve gazete köşelerinden kesilmiş parçaların birleşimi adeta. Psikosoybilim hakkında magazinsel düzeyde bilgi edinmek için okunabilecek bir kitap. Çeviriden anladığımız kadarıyla "safe space" ve "hardiness" kelimeleri çoktan Türkçeleşmiş ama biz fark edememişiz, mükemmel bir çeviri başarısı.
Tam bir pseudobilim örneği. Elbette mizacımız, kişiliğimiz, fobilerimiz vb. üzerinde çok ciddi genetik etkiler mevcut. Lakin hiçbir bilimsel dayanağı olmadan, sadece bir kaç adet vaka dosyasına bakılarak 14 kuşak önceki atamızla spiritüel bir bağ kurduğumuz, onlarla aynı günlerde aynı travmaları veya aynı mutlulukları yaşayacağımız iddiası gülünç. Örneğin yılan fobisi homo sapiens'in çok büyük çoğunluğunda evrimsel süreç sonucu edinilmiş kalıtsal bir özelliktir, ama 250 yıl önceki atasıyla rastlantı sonucu aynı gün evlenen tek bir vakayı örnek gösterip bunun üzerinden genellemeler yapmak kabul edilemez.
Öte yandan 15-20 sayfada sunulabilecek malzeme 180 sayfa boyunca durmadan tekrarlanıyor. Bu sırada da bu mekanizmanın nasıl işlediğinden, bu bilginin beyinde nerede tutulduğundan vb. bahsedilmiyor, sadece x diye bir fenomenin varlığından bahsediliyor. Evet ama neden, nasıl, ne zaman?
Kitapta çevirmenden mi yoksa yazardan mı kaynaklandığını bilmediğim birçok anlam düşüklüğü de bulunuyor.
Kitapla ilgili pek olumlu bir yorumum yok maalesef. "Seninle Başlamadı"yı okuduktan sonra, anıların genetik veya aile bağlarıyla aktarımına dair daha bilimsel temeli ve referansları olan bir kaynakla karşılaşma umuduyla başlamıştım. Fakat konu çok dağınık anlatılmış, temelsiz görünen argümanlar havada uçuşuyor, oradan oraya savruluyorsunuz okurken. Okuma bittikten sonra akılda kalan koca bir hiç oluyor.
Aile evindeki kitaplığımda bulup ayaküstü okuyup bitirdim, 2016 yılında almışım bugüne nasip oldu. Akademikleştirilmeye çalışılmış bir “Seninle Başlamadı” ve aile dizilimi… Travmaların psikosoybilimsel olarak aktarıldığını, hastalıkların ve hatta kaza ile olan şeylerin bile genomla aktarıldığını desteklemeye çalışıyor. Bahsettiğim diğer kitaptan çok daha başarılı. Ama hayatı zincirlerini kırmaya ve aile kodlarını bükmeye çalışmakla geçmiş olanlar için bu dosyada yeni bir şey yok. Sanıyorum ki kendi bahanelerini keşfetmeye çalışmak daha amatör işi artık. Hayatta kalmaya çalışanlar, hayata gerçekten tutunmaya çalışanlar bahaneleri ve sözlü masalları bırakıp çoktan yola çıktılar ve hep bir sonraki engeli aşmaya odaklanarak devam ediyorlar bile.
bu kitabın neyini bu kadar övdüler anlamadım. Bilimsel açıdan aynı kısır döngüde, aynı cümlelerle dönüp duran konu dallandırılıp budaklandırılarak dağıtılmış verimsiz bir kitaptı. Beklentimin çok çok altındaydı
"Zamanda yolculuk, kişisel tarihimizin, küçük hikayelerimizin-sıkıntılarımızın ve dramlarımızın-ülkemizin veya bölgemizin "büyük hikayesiyle" ve toplumsal evrimle nasıl ilişkide olduğunu anlamaya çağırır bizleri." Kuşaklararası aktarıma dair olgu örnekleriyle ilerleyen kitabı okurken bir anda kendinizi kişisel tarihinize ilgi duyar halde bulabilir, sürprizlerle karşılaşabilirsiniz. Bilinçaltı aktarımlar, soybilim açısından oldukça kapsamlı bir kitap. Kitap, yazarının da bu konuda uzman bir isim olmasından mütevellit, alandan okurlar için dahi keşfedilecek yeni alanlar sunuyor. Yazı dili, bana çok yalın gelmedi. Yine de sabırla okunursa keyifli hale geliyor. Keşfedilmeyi bekleyen ve ilham veren kitaplardan..
Cartea constituie un bun instrument complementar psihologiei individului, în contextul familiei și al moștenirii intergeneraționale și transgeneraționale. Construind peste conceptele freudiene de conștient și inconștient individual, cât și peste conceptele kantiene de conștient și inconștient colectiv, autoarea introduce și utilizează conceptele noi de co-conștient și co-inconștient al familiei, pentru a explica legăturile, deseori neintuitive și necunoscute, între dramele și suferințele prezente și traumele, suferințele, evenimentele neîncheiate din trecut (nu doar individual, ci al predecesorilor, mergând până la 7 generații). Autoarea prezintă din perspectivă conceptuală și exemplificată prin experiențe clinice: sindromul de aniversare, repetițiile, efectul Zeigarnik, psihodrama, genosociograma, transmiterea imposibilă a secretelor de familie, loialitatea individuală față de co-inconștientul familiei, efectele acestei loialități asupra bunăstării individuale și conștientizarea, ca soluție pentru despărțirea de trecut și trăirea armonioasă a prezentului.
Am cumpărat cartea asta cu gândul de a face mai multă lumină în viața mea. De ceva timp, împreună cu soțul, încercăm să ne facem un arbore genealogic, însă pentru asta mi-am dorit să aflu mai multe despre strămoșii mei sau, mai bine zis, să aflu cum trebuie să mă documentez la acest subiect. Am vrut să aflu ce se ascunde în spatele mai multor evenimente din familia mea, întrucât titlul asta promite – vindecarea rănilor familiale și regăsirea de sine.
Psihogenealogia reunește noțiuni din psihologie și genealogia unei familii, prin intermediul cărora se încearcă scoaterea la iveală a traumelor din trecut a familiei date. Anne Ancelin Schutzenberger, autoarea acestei cărți, este cea care a pus bazele psihogenealogiei în anii 70 și care susține că dacă nu cunoaștem istoria familiei (fie ea bună sau mai puțin bună), ea va fi repetată de generații la rând. Așa ajungem să pornim la drum cu un anumit bagaj de frici sau comportamente, care de fapt nu ne aparțin.
Yazar Schützenberger, psikosoybilimi şöyle tanımlıyor önsözünde, “Psikosoybilim ilk olarak geçmişle yüzleşmektir, fakat aynı zamanda kendi balını yapabilmek için aile bahçesinden çiçek özü toplamaktır.”
Kitapta psikosoybilim kavramının nasıl oluştuğunu ve ne demek olduğunu okuyoruz. Etkilerini ve yapılan çalışmaları pek çok örnekle aktarıyor yazar. Bana göre metin bu kavramın ispatı niteliğinde. Küçük başlıklarla anlatımın bölünmesi ve bazı örneklerin yüzeysel geçilmesi nedeniyle zaman zaman konudan koptuğumu hissetsem de genel anlamda sevdiğimi söyleyebilirim.
Özellikle yazarın, bu kavramların popüler olmasıyla birlikte konunun suistimal edilmeye hayli açık olduğunu ve gerçekten eğitimini almış olan kişilerle çalışılması gerektiğinin de altını pek çok yerde çizmesi güzel bir farkındalık yaratıyor.
Psikosoybilimi yaratıcısından okumak ve bilimsel tarafıyla ele almak isterseniz keyif alacağınızı düşünüyorum. Keyifli okumalar 🌱
Kitabın hepsini okumadım, geri döneceğimi ve kafamın kaldıracağı bir zamanda daha verimli olacağını düşünüyorum. Öncelikle başları ve ortaları beni çok tatmin etti. Kuşaklaraşırı ve kuşaklararası iletimin farkları olduğunu bilmek güzeldi ama kendimde gözlemleyemedim maalesef. Bilinçaltı denildiğinde ben zaten ama bazı yerlerinde (örneğin bir meleğin içgüdülerine hitap ederek son anda kurtardığı adamdan bahsettiğinde) oh damn bi dur şuan dedim tabii Sokrates'in daimonu da üzerine tuz biber oldu. Konuyla ilgili çok güzel bir kaynak olabilir iyi ki okumuşum, elimin altında durması alana daha hakim hissettiriyor ama bilinçaltı kavramını kullanarak mistisizm ile suistimale açtığı yerler bilimden uzaktı. Bu arada epigenetiğe de değiniyor kitabın içinde çok çok kısa da olsa ilgililere duyurulur.
Konuyla ilgili daha once baska kitap ya da makaleler okumamis ve aile dizimi vb. konulara asina olmasam hicbir sey anlamazdim bu kitaptan. Cok daginik bir anlatim var, bunda cevirinin de payi oldugunu dusunuyorum. Ayrica editoryal kisimda, bizim kulturumuze uzak orneklerle ilgili dipnotlar falan eklenebilirmis. Yazarin bir iki paragrafla aciklayip kaynak vermekle yetindigi bolumler de sadece kafa daginikligi yaratiyor ve esas konuyla iliskisini tam anlamiyla kavramamizi guclestiriyor. Siradan bir okuyucunun kitabi bir yana birakip kaynakcanin pesine dusmesi beklenemez herhalde. Kisacasi benim icin hayal kirikligi oldu. Yine de yazarin ilgili yayinlarini ve diger kitaplarini merak ediyorum.
Kitap, psikosoybilimi tanıtmak amacıyla genel okuyucu için yazılmış ancak çok dağınık bir anlatımı var. Değindiği konular güzel ve birçok atıf var . Bu özelliği ile daha çok alandan kişilere hitap ediyor ama yine de ilk okunması gerekenler arasında değil bence. Travma ve nesiller arası aktarım üzerine yapılan okumaların üstüne pekiştirici olarak keyifli bir okuma olacağı kanısındayım. Felsefe ve edebiyata dair atıflarını sevdim. Keyifli okumalar..
W momencie, w którym przeczytałam wypowiedź psychologa o tym, że czym innym jest maltretowanie dziecka (bo to złe), a czym innym klapsy i wymierzanie policzków (bo to co? akceptowalne?), stwierdziłam, że nie będę tego czytać dalej. Rozumiem, że autorka urodziła się w 1919 roku i czasy się zmieniają, ale nadal nie. Co więcej, dzielenie pedagogiki na białą - w domyśle dobrą - i czarną - w domyśle złą - czy to jednak nie jest nie ok? Mam tak wiele ALE, że sobie odpuszczam.
Kesinlikle alıştığımız bilimsel yazı tarzından uzak, bu da bana bu bilim dalının bilimselliğini sorgulattı, ya da bunu düşünmem belki de anlaşılır bir şekilde anlattığı teorilerin örneklerle düzgünce pekiştirilemediğinden kaynaklandı. Yine de güzel okumaydı ve akıcıydı, ilginiz varsa başlangıç kitabı olabilecek kadar da rahattı.
Foarte utilă pentru însușirea unor noțiuni de bază despre posibilitatea de investigare a istoriei personale. Nu este totuși extrem de cuprinzătoare, este mai mult introductivă. Cred ca pentru mai multe informații sau pentru cei care au deja aceste noțiuni este necesară aprofundare prin alte lucrări.
Psikosoybilim benim için zaten oldukça yeni bir alan. Üzerine yazarın bu kadar dağınık anlatması konuyu kavramamı zorlaştırdı. Bilimsel çalışmalarla önermelerini detaylandırmasını bekledim ancak beklediğim ilinti hiç bir noktada kurulamadı. Bütün bir anlatı sanki bazı kabullerin üzerine kurulmuş gibi. Konuya hakim olmak için farklı kaynaklarla birlikte okunursa belki daha aydınlatıcı olur.
petit bouquin sympa qui explique comment les traumatismes et évènements vécus par les membres d’une famille se transmettent de génération en génération (par des schémas répétitifs par exemple) elle explore aussi le terrain du « comment sommes nous modelés par les attentes de nos parents dès la vie intra utérine » etc
Çeviriden mi kaynaklı yoksa yazarın yazım tarzından mı kaynaklı emin olamadığım kopmalar oldu ara ara. Ancak onun dışında oldukça doyurucu bilgiler öğrendim. Yazarın diğer eserlerini de mutlaka okuyacağım.
Pentru mine a fost o lectură greoaie. Am inteles ideea ideea de bază, dar cam cu atât am rămas. A trebuit să citesc și alte cărți despre același subiect, ca să pot înțelege cât mai profund acest subiect al "psihogenealogiei"
O carte de la care am avut alte așteptări, crezând că voi găsi răspuns la câteva întrebări. Însă, e o scriitură asemenea unei teze, care se citește ușor și printre rânduri, se încurajează apelul la un specialist de încredere în vederea clarificării unor situații. 🙂
En başlarda özellikle takip etmesi biraz zor bir kitap. Yazar bu konuda oldukça bilgili bu sebeple akademik bir dille yazılmış. Genel olarak biraz zor okunsa da bilgilendirici bir kitap. Tavsiye ediyorum.
O kadar dağınık bir kitap ki, okurken ana temanın ne olduğunu bile unuttum. Bilim serisi altında kategorilendirilmiş, ancak kitapta bilimsel neredeyse herhangi bir açıklama ya da tasvir olmamasının yanısıra, genellemelerle dolu, bence gerçekçiliğini azaltıyor.
Doream de forte mult timp sa citesc aceasta carte. In timp ce completam arborele genealogic al familiei mele largite am gasit informatii despre Anne Ancelin si cartile ei. Mi-am propus atunci sa citesc aceasta carte care ne invata ce putem face pentru noi astazi daca ajungem sa cunoastem ce a fost ieri si alaltaieri cu cei din familia noastra pentru ca intr-un fel sau altul ranile mri ale familiei se rasfrang asupra fiecaruia dintre noi. Cartea este extremd e interesanta si scrisa pentru toate nivelele de cititori. Si este un indemn serios ca sa ne aplecam asupr teecutului si sa pastram vie memoria inaintasilor daca nu din dragoste macar pentru sanatatea noastra psihica.