Sociology through the Projector takes issue with the question of how contemporary film can help answering the general, abstract but still urgent what is the social today? This book explains the performative relation to contemporary social theory in which cinema functions as a tool for social diagnosis. There is much to be learned about social theory through an encounter with films as films are part and parcel of the society they portray. Increasingly more lay knowledge about social problems and facts stems from cinema as it offers to large audiences a popular and pedagogical introduction to social knowledge. Social theory cannot avoid a critical engagement with cinema as cinema interprets, invents, displaces and distorts the object of sociological inquiry. This book will provide a deeper understanding of contemporary social theory as the chosen films will work as a pedagogical route into contemporary social theory. The films represent a mix of European and American blockbusters and more aesthetically orientated films. The authors question several dominant topics and concerns within social theory and film studies. Firstly, by cross-examining a series of concepts such as identity, representation, memory and surveillance (filming social behaviour) which are of concern to both film theory and social theory. Secondly, by trying to develop imaginative approaches to standard social concerns such as exclusion, gender roles and inequalities, power, infantilisation and commodification of the social and psychological bonds. This book will be a great resource for students and researchers of Sociology, Contemporary Social Theory, Film Studies and Cultural Studies.
Kitabı okurken not almak istediğim birkaç yer vardı.
Hamam;
Harem “yalnızca Şarkiyatçı bir dikizcinin hayali kadın cinselliği üzerine fantazisinden ibaret değildir; aynı zamanda içinde hiçbir erkeğin olmadığı erotik bir evren olanağı, sosyal ve cinsel pratiklerin fallus ya da merkezi bir erkek otoritesi etrafında düzenlenmediği bir alandır.”
Hayat Güzeldir;
Birinci bilmece şöyledir: “Ne kadar büyürse, o kadar görünmez hale gelir.” Cevap “karanlıktır”tır.
İnsan ne kadar nefret ederse, artık müstesna ve savunmasız bir varlık gibi görünmeyen ötekini o kadar deneyimleyemez hale gelir.
İnsanın kötülüğe hizmet etmek için ille de psikopat olması gerekmez. Düşünmemek ve vurdumduymazlık yeterlidir.
Kitabın ağırlık perspektifi filmlerin temasından yola çıkarak karakter ve çevrenin derinlemesine analizlerini içeriyor. Belki bu yüzden 'görece' popüler film seçimleri okuyucu tarafından yadsınabilir. Neyse ki yazarlarımız da en başta kurgusal dünyanın sınırlarını aşacaklarını belirtiyorlar. Ve en önemlisi bu analizlerde sinema bir araç işlevi görüyor.
Bazı bölümlerini çok akıcı, bazı bölümlerini ise bilmediğim terimler dolayısıyla zorlukla okuyup anlamlandırabildiğim gerçekten farklı bir bakış açısı sunan kitap. Felsefik terimler ve anlamlar biraz zorluyor.
Zizek'in önsözü ile güçlü bir girişle başlayan bu kitapta 6 filmin derinlemesine analizi yapılıyor. Daha önce hiç böyle film incelemeleri okumamıştım. Çok keyif aldım ve çok şey öğrendim.
Filmlerin 4 tanesini kitabı okumadan önce izlemiştim. Diğer ikisini daha sonra izlemeyi tercih ettim. Pek tavsiye etmem bunu. Filmleri izlemiş olmak incelemelerden alınan verimi artırıyor. Daha keyifli bir okuma sağlıyor.
Bazı kısımların benim için ağır olduğunu da itiraf etmem gerek. Sosyolojik terimlerin, kavramların bazılarını anlamam için araştırma yapmam gerekti. İyi bir altyapı ile okunması kesinlikle daha faydalı olacaktır.
Özellikle Fight Club, Brazil, La vita è bella ve Cidade de Deus'u izleyenlerin bu kitaptaki incelemelere mutlaka bakmalarını öneririm. Sineklerin Tanrısı da yine incelenen filmlerden birisi kitabını okuyanlar da rahatlıkla okuyabilir bu kısmı. Çok beğenerek okudum ben filmini izlemediğim kitabını okumadığım halde.
“Postpolitik durumda, estetik olan ile siyasi olanın ortak özelliği, insanların dünyayı nasıl aldıladıklarını etkileme merakları, eleştiri yoluyla mümkün olan dönüştürücü bir kapasiteye sahip olmalarıdır. Bu bakımdan sinemasal aygıt önemli bir ideolojik mücadele alanıdır.” Hamam, Sineklerin Tanrısı, Tanrı Kent, Dövüş Kulübü, Brazil ve Hayat Güzeldir... Bu 6 film üzerinden doğu/batı kimlik problemleri, kin, kamplaştırma, şiddet, terör gibi bir çok kavramın çözümlemesini yapıyor kitap. Girişte de söylediği gibi kitabı bir kaç yönden okumak mümkün. Toplumsal teori yaparken filmleri analiz etmek veya toplumsal teoriler kapsamında kavramları değerlendirmek ya da filmleri analiz araçları olarak kullanarak sosyal teşhise girişmek...Bu üç okumaya da olanak veriyor.
Tükettiğim sanata dair bilincimi geliştiren inanılmaz bir kitap. Her bir detayın önemini ve ürünün arkasındaki derin düşünceleri fark edebilmem için önemliydi. Beni 5 kat daha zekileştiren bir kitap oldu sanki beynimin çarklarının daha hızlı döndüğünü hissediyorum. Kitabı birine hediye olarak almak istiyordum bir gün tesadüfen kitapçıda buldum güzel olduğuna emin olmadığım bir kitap vermek istemediğimden okudum iyi ki okumuşum her şeyin bir nedeni vardır belki de. Dişçi biraz daha aç diyince benim oversharing.
Kitapta bahsi geçen Hamam, Sineklerin Tanrısı, Tanrı Kent, Dövüş Klubü, Brazil ve Hayat Güzeldir'i sinemada seyretmiştim. İlgili bölümleri okumadan önce yeniden izledim ve filmlerdeki çok açık mesajları bile atlamış olduğumu farkettim. Bazı bölümleri daha önce sosyoloji okumamış olanların (benim gibi) anlaması biraz güç olabilir ama neyi tamamen anlıyoruz ki?
Filmleri sosyal teorilerle okumanın imkanını gösteren keyifli bir kitap. Tek sorunu "bunu ben de yapmak istiyorum" diyen birine metodolojik anlamda pek fazla şey vermiyor oluşu. Yine de film analizi yapmak isteyenler için bakılmasında fayda olan bir başvuru kitabı diyebiliriz. Dili sade ve akıcı. İlgilisine tavsiye edilebilir.
Bir sinemacı olarak kitabı çok ağır ve çeviriyi çok başarısız buldum , kitap kesinlikle akıcı değil ve sinema perspektifinden bakanlar için çok başarılı olmadığını düşünüyorum. Senaryoların Sosyolojik Analizi belki kitabın içeriğine daha uygun bir başlık olabilir. Ayrıca çevirmen son derece terimsel ve ağdalı bir dil kullanmış bu da ekstra bir eksi maalesef.
Movies were good, analysises were detailed. They had a balance between knowledge and flow. It can be read with little effort. Will explain different aspects of movies and ideas.