Ünlü dedektif Sherlock Holmes, heyecanlı hikâyeleriyle sizi etkilemeye devam ediyor. Toplam 56 hikâyenin yer aldığı serinin dördüncü kitabı Gerçekler Kanıt İster'i okurken her hikâyenin sonunda Sherlock Holmes'un akıl dolu yöntemleri karşısında şaşkına döneceksiniz.
"Ben dâhi değilim, sadece önyargısız bir şekilde gerçeklerin beni götürdüğü yere gitmeyi öğrendim." -Sherlock Holmes-
Sir Arthur Ignatius Conan Doyle was a Scottish writer and physician. He created the character Sherlock Holmes in 1887 for A Study in Scarlet, the first of four novels and fifty-six short stories about Holmes and Dr. Watson. The Sherlock Holmes stories are milestones in the field of crime fiction.
Doyle was a prolific writer. In addition to the Holmes stories, his works include fantasy and science fiction stories about Professor Challenger, and humorous stories about the Napoleonic soldier Brigadier Gerard, as well as plays, romances, poetry, non-fiction, and historical novels. One of Doyle's early short stories, "J. Habakuk Jephson's Statement" (1884), helped to popularise the mystery of the brigantine Mary Celeste, found drifting at sea with no crew member aboard.
"Ben dâhi değilim, sadece önyargısız bir şekilde gerçeklerin beni götürdüğü yere gitmeyi öğrendim." - Sherlock Holmes
Ortaokula başladığım zamanlarda bana kitap okumayı sevdiren bir kahramandır Sherlock Holmes. Şimdi 21 yaşımdayım, aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen ilk defa Sherlock Holmes okuduğum günü çok iyi hatırlıyorum. O zamanlar bayram harçlığımı harcamak için gezinirken bir marketin kitap bölümünün önüne gelmiştim ve kitapları inceliyordum. Paramın yettiği kadarıyla iki tane Sherlock Holmes kitabı almıştım ve eve gelip okumaya başlamıştım. Dedektif Holmes, çözülmesi neredeyse imkansız vakaları birkaç küçük ayrıntı sayesinde çözebiliyordu. Sayfaları nasıl çevirdiğimi fark edemeden iki kitabı da kısa bir sürede bitirmiştim. Kitaplara olan sevgim ve merakım büyük oranda o bayram günü başlamıştı. Bu yüzden ne kadar farklı türlerde kitaplar okursam okuyayım, Sherlock Holmes'in öykülerinin kalbimdeki yeri her zaman aynıdır ve değişmez. Ne zaman bir Sherlock Holmes öyküsü okusam çocukluğumdaki o bayram günü nostaljisini tekrar tekrar yaşarım.
Ayrıca Sherlock Holmes bana olaylara farklı yönlerden nasıl bakılması gerektiğini, önemli ayrıntıların diğerlerinden nasıl ayırt edilebileceğini ve şüphe-ipucu bağlantılarının nasıl gerçekleştirilmesi gerektiğini öğretmiştir. Bir problem yaşadığımda ya da çözmem gereken bir durumla karşılaştığımda hâlâ onun bana kattıkları aklıma gelir. Edindiğim bu bakış açılarının ve tekniklerin hayatımda çok fazla faydasını gördüm.
Kitaptaki her bir öykü benim için harikaydı. Kitabı her zaman olduğu gibi Dedektif Holmes'un kıvrak zekasına hayran kalarak okudum. Sherlock Holmes karakteri ile tanışmayan varsa mutlaka okuyup tanışması gerektiğini düşünüyorum. Arthur Conan Doyle'a minnettarım.
Bir Sherlock Holmes seviyesi var, asagi yukari butun hikayelerinde bu seviyeyi tutturuyor. Tek sorun benim bu hikayeleri cok iyi bilmem. Epeydir bakmiyordum ama hemen baslar baslamaz her hikayenin nasil sonlanacagini hatirliyorum. Bu nednele cok keyifli olamiyor.
XX. yy'in hemen sonunda yaziliyor bu oykuler. O yuzden atli arabalara, usakli malikanelere, cekilen telgraflara tanik oluyoruz. Telgraf geldi Watson, saat 14'te konugumuz var gibi. O kadar dogal, normal, siradan, sanki biri alo demis, ogledensonra gelecegini bildirmis. Iste bunlar ve tabii Ingiliz havasi hosuma gidiyor. Yine bol bol kralligin okyanus otesine uzanan hikayeler de vardi. Anladik, dunya sizin oyun alaninizmis.
Bir de mafya lafi geciyordu bir oykude. Mafya nedir biliyor musun Watson, Italyanlarin suc orgutu. Ingiliz hanimlarin cay saatinde oturup bu hikayeleri okuyarak dunyadan haberdar olduklarini hayal ediyorum. Ha bir de, bunlarin televizyonu, radyosu, sinemasi yok tabii. Ancak operata, tiyatroya gidiyorlar ya da aksamlari sominenin karsisinda oturup bir seyler okuyorlar. Bliss...!
Kitap içerisinde Wisteria Köşkü, Karton Kutu, Kızıl Çember, Bruce Partington Planları, Dedektif Ölüm Döşeğinde, Lady Francis Caprax'ın Kayboluşu, Şeytan Ayağı ve Son Dava öykülerini mevcut ve benim favorilerim Wisteria Köşkü, Kızıl Çember ve Son Dava oldu. Bu arada öykülerden üçü BBC'nin Sherlock dizisinde de kullanıldı. Bruce Partington Planları hikayesi Sherlock'un 1. sezon 2. bölümü olan The Blind Banker'a, Mycroft'un John'a bir flash bellekle ilgili olan hükümete dair bir olay şeklinde adapte edilmiş. Dedektif Ölüm Döşeğinde adlı öykü 4. sezonun 2. bölümü olan The Lying Dedective'teki Culverton Smith olayının birebir aynısı neredeyse. Son Dava ise 3. sezon finali His Last Vow’a adını vermekle kalmamış, aynı zamanda hem bölüm sonunda hem de sonrasında 4. sezonda sıklıkla duyduğumuz, Sherlock’un kız kardeşi Eurus’un lakabı da olan Doğu Rüzgarı’nın bahsedildiği öykü olmuş. Yine harika bir Sherlock Holmes okuması oldu.
Serinin bu kitabında artık Sherlock Holmes'a yavaş yavaş veda edeceğimizi anlıyoruz. Bunun sebebini ise Holmes'ün belirli bir üne sahip olmaktan yorulduğunu söyleyerek açıklıyor. Bu açıklama aslında Arthur Conan Doyle'un da kitabı sonlandırma sebebi bence. Bu kitapta biraz daha yazar okurla dertleşiyor mesela hikayeyi yazarken bazen olayların sondan başladığını söyleyerek bu şekilde yazdığı vakalara değiniyor. Yani her hikayeyi özenle çelişkiye yer vermeden kurgulamaya çalıştığını anlıyoruz. Son hikayelerde artık edebi dil de oldukça başarılı. Sabırla ve keyifle okunmalı.
Bittiğinde artık sonu geldiği için üzüldüğümü söylemeliyim. 1700 lerde bunca beceri, araştırma ve çözüm. Hayran olunması gereken bir kişilik Holmes. Depresif halleri ve bağımlılıklarına rağmen. Buradaki bazı öyküleri eskiden okumadığımı farkettim. Çok beğendiğimi söylemeliyim