Jump to ratings and reviews

Protagoras

«A competição do diálogo chega assim ao fim e até parece ter sido bem sucedida: Protágoras "conseguiu convencer" Sócrates de que pode ensinar a aretê, Sócrates "levou" Protágoras "a admitir" que se age bem por sabedoria. Contudo, esta aparente conciliação levanta um novo e redobrado problema. As objecções de cada um em relação à tese contrária acabam por entrar em conflito com as suas próprias teses. Por um lado, Protágoras, que diz ser capaz de ensinar a aretê, mostra-se reticente em identificá-la ao conhecimento — afinal, a única coisa passível de ser ensinada; por outro lado, Sócrates, que duvida da viabilidade do seu ensino, insiste em manter que se trata de conhecimento. Diante desta confusão de conclusões, é o próprio Sócrates que sugere que se retome o assunto desde o início, primeiro para procurar saber o que é a aretê, e, segundo, como se adquire.» - da Introdução.

59 pages, Paperback

First published January 1, 391

Loading...
Loading...

About the author

Plato

5,780 books9,121 followers
Plato (Greek: Πλάτων), born Aristocles (c. 427 – 348 BC), was an ancient Greek philosopher of the Classical period who is considered a foundational thinker in Western philosophy and an innovator of the written dialogue and dialectic forms. He raised problems for what became all the major areas of both theoretical philosophy and practical philosophy, and was the founder of the Platonic Academy, a philosophical school in Athens where Plato taught the doctrines that would later become known as Platonism.
Plato's most famous contribution is the theory of forms (or ideas), which has been interpreted as advancing a solution to what is now known as the problem of universals. He was decisively influenced by the pre-Socratic thinkers Pythagoras, Heraclitus, and Parmenides, although much of what is known about them is derived from Plato himself.
Along with his teacher Socrates, and Aristotle, his student, Plato is a central figure in the history of philosophy. Plato's entire body of work is believed to have survived intact for over 2,400 years—unlike that of nearly all of his contemporaries. Although their popularity has fluctuated, they have consistently been read and studied through the ages. Through Neoplatonism, he also greatly influenced both Christian and Islamic philosophy. In modern times, Alfred North Whitehead famously said: "the safest general characterization of the European philosophical tradition is that it consists of a series of footnotes to Plato."

Ratings & Reviews

What do you think?

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
1,228 (30%)
4 stars
1,512 (37%)
3 stars
1,046 (25%)
2 stars
220 (5%)
1 star
36 (<1%)
Displaying 1 - 12 of 12 reviews
Profile Image for Alp Turgut.
430 reviews140 followers
January 28, 2024
Sokrates ile Protagoras kalabalık bir izleyici topluluğunun önünde erdemin öğretilebilir olup olmadığını tartıştığı "Protagoras", bir yandan cesaret kavramının içine açmaya çalışırken diğer yandan haz kavramanın rolünün ne kadar önemli olduğununun da altını çiziyor. Diğer eserlerin aksine daha diyalog gibi hissedilen eserin bağlandığı nokta itibariyle aslında yine hiçbir şeyin net bir açıklamasının olmağının altını çiziyor. Öte yandan, tartışmayı 21. yüzyıla taşıdığımızda kavramlar arasındaki anlam arayışının biraz zaman aşımına uğradığını söylemek gerek. Bu yüzden Platon'un diğer eserlerine kıyasla yeterince beslenemediğim bir eser oldu "Protagoras".

28.01.2024
Londra, Birleşik Krallık

Alp Turgut
Profile Image for Kaamos.
27 reviews
May 4, 2021
Sokrates’in Protagoras ile erdemin birliği, hedonist muhasebe ve cesaret üzerine konuşturulduğu, erken dönem Platonik diyaloglardan biridir. Eserin başında Hippokrates’i bir hatadan kurtarmak üzere bir argümanla yola çıkmış gibi gözüken Sokrates, aslında eserin sonunda kendi tezini yıkacak, erdemin öğretilebilir olduğunu savunur halde görülecektir.

Diyalog içerisinde diyalog olarak karşımıza çıkan Protagoras eserinde Sokrates, ismi verilmeyen “Dost” ile yaptığı sohbet içerisinde ünlü hekim Hippokrates’in kendisini Protagoras’ın bulunduğu Kallias’ın evine gitmeye ısrarı sonucu, burada gerçekleşen konuşmayı anlatmaktadır.

İsmi diğer Platon diyaloglarına da verilen veya bir şekilde diyalog içerisinde yer alan birçok diğer karakterin de bulunduğu bu konuşma içerisinde Prodikos, Hippias, Alkibiades ve Kritias da bulunacak, Devlet Adamı ve Şölen’de de gördüğümüz, günümüzde metaforları hala sanat ve felsefe içerisinde yerini kaybetmemiş mitsel başvurulara yer verilecektir.

Hippokrates şehre gelmiş bu meşhur öğretmen ile tanışmak için can atarak, Sokrates de kendine has sorgularıyla onun heyecanını yatıştırarak Kallias’ın evinin yolunu tutarlar. Sokrates’in sofistlere dair yargısını Sofist ve Euthydemos’da net şekilde görmekle beraber, bu sert yaklaşım kendini daha diyalogun başında tekrar belli ediyor;

• “Ruhunu sofist dediğin bir adamın bakımına teslim etmek üzeresin.” 312c (Buradaki ‘ruh’ çevirmenin notuna göre psikoloji kelimesinin kökeni olan psykhe’den, ‘bakım’ kelimesi ise therapeuo ile yakın bir anlam taşıyan epimeleia’dan çevrilmiştir. Sokrates’in burada erdeme dair bir eğitimi -eğer böyle bir şey mümkün ise- bir usta çıraklık arası öğretiden ziyade bir terapi olarak gördüğünü düşünmek çok keyifli geliyor bana)
• “Dikkat et ki en değerli şeylerle kumar oynayıp riske girmeyesin” 313e
• “Öğrenilebilir şeyler başka kapta taşınamaz” 314b (Thaitetos’ta savunulduğu üzere, boş bir bardağı dolduran zehir gibi, bilgisizin -yine eğer varsa- yanlış bilgiyle dolmasının endişesi)

Tanışma sonrası Sokrates, Protagoras’a Hippokrates’e neyi öğreteceğini soracak, çeşitli cevapların ortak özüne ulaşıldığında “erdem” ortaya çıkınca, erdemin öğretilir olup olamayacağının sorgusu başlayacaktır. Protagoras erdemin öğretilebilir olduğunu önce Prometheus ve Zeus mitine, sonra da politik insan argümanına başvurarak açıklamaya koyulur;

Prometheus Hephaistos’dan ateşin sanatını, Athena’dan da diğer sanatları çalıp insanlara armağan ettiğinde, insanlar tanrılardan pay almış oldular ve onlara inanan, ibadet eden tek hayvan türü oldular, birbirleriyle haberleşmenin ötesine geçip bir diyalektik geliştirdiler, ancak kendilerini diğer vahşi hayvanlardan ve doğanın gücünden koruyacak sanata sahip olsalar da bu yeterli olamadı, çünkü birbirlerine haksızlık eder haldelerdi. Zeus, soyunun tükeneceğinden korktuğu insanlığa adalet ve utancı götürmesi için Hermes’i görevlendirdi, ve diğer sanatların aksine bundan herkese pay düşmesini emredecekti. Adaletten ve utanmadan nasibini almayan ise bozguncu kabul edilecek, ölüme mahkum edilecekti.

Politik erdemi böylece aslında ilk öğretmen mantığına oturttuktan sonra Protagoras, bu erdemin doğumdan itibaren öğretilmekte olduğunu açıklar; doğuştan sahip olduğumuz kusurlar, istenç dışı özellikler uygar bir toplumda kimse tarafından ayıplanmaz, hor görülmez ise, politik erdeme aykırı gerçekleşen tüm eylemler, toplumun geliştirdiği yasalarda cezaya tabi olacaktır. Bu ceza da hayvansal bir öç alma hali değil, ıslah amaçlı, gerçekleşen eylemin amili tarafından tekrarlanmaması ve başkalarını da bunu yapmaktan caydırması için vardır zaten, bu erdemin öğretilebilirliğini bir kez daha göstermiş olur. Yani cezanın ıslah edici gücüne inanan herkes aslında bu fikri desteklemektedir ona göre.

Sokrates’in erdemin öğretilebilirliğiyle ilgili bir diğer sorgusu da en bilge ebeveynlerin bile çoğunlukla çocuklarına politik erdemi öğretememesi üzerinden gelmektedir. Protagoras daha önce de söylendiği gibi, politik erdemin doğuştan itibaren öğrenilmekte, önce ebeveynler, sonra da kent tarafından bu erdemin çeşitli şekillerde yurttaşlara öğretilmekte olduğunu öne sürer. Eğer kimse bu erdemden pay almasaydı, yani insanlar birbirine bunu öğretmeseydi, kent birlik halinde varolamazdı zaten. Erdemli ebeveynlerin onlar kadar erdemli çocuklarının olmamasından daha doğal bir şey yoktur ona göre, bir babanın çalgıcılıkta iyi olması oğlunun da öyle olmasını zorunlu kılar mı? Erdemin öğretilebilirliği üzerine argümanını, Sokrates’i mutlak bir öğrenimin eksikliğine odaklanmayla suçlayarak bitirecektir,

“Ancak halihazırda şımarmış olduğun için, Sokrates, herkesin elinden geldiğince erdem öğretmeni olması, sana hiç kimsenin erdem öğretmeni olmaması gibi geliyor.”

Sokrates erdemin öğretilebilirliğine dair aldığı cevaptan memnun gözükür, bu sefer yeni bir sorgu açmak ister, Protagoras, erdemin fraktal bir halde, farklı parçalar halinde olduğuna mı inanmaktadır yoksa erdemden pay alan bilgelik, dindarlık, cesaret gibi kavramlar bir birliği mi ifade ederler?

Platon bu noktada erdeme yaklaşım konusunda yeniden Sofist’tekine benzer bir mutabakat arayışında gözükür, birbirine karşıt olgulardan pay alan idealar aynı birliği temsil edebilir mi? Diyalogun geri kalanında cesaret üzerinden bu sorgu Lakhes’teki gibi mutlak bir birlik arayışı ile, bu karşıtlıkların elden geldiğince yıkılmasına uğraşarak devam edecektir. Burada itidalden pay alan bilgelik ve başta özgüvenden pay alır gibi gözüken cesaret, birer erdem olmaları ile beraber, içlerinde barındırdıkları karşıtlıktan dolayı çözülmeyi gerektirirler. Sokrates’in ‘her şeyin tek bir karşıtı olmasına’ dair diyalektik iknası Protagoras’ı burada biraz çıkmaza düşürmüştür. Erdemlerimiz sonucu ulaşmak istediğimiz ‘iyi’nin göreceli olmasına dair bir konuşmasıyla da diyalogun ilerisinde Philebos’takine benzer haz ve acılar üzerinden erdemi değerlendirmenin de yolunu açmış olur.

Verilen bir aradan sonra diyalog bir kez daha farklı bir konuya yönelecek, bu sefer Protagoras, Simonides’in “iyi olmak güçtür” ifadesini iki farklı yerde kullanan bir şiirinde gördüğü çelişkiyi öne sürecektir, Sokrates diyalogun bu kısmında “olmak” ile “haline gelmek” arasındaki fark üzerinden Simonides’in şiirinde bu kavramları bu şekilde kullandığını belirtecektir. Sokrates’in yorumuyla, “iyi hale gelmek” güçtür, ancak bu noktaya ulaştıktan sonra “iyi olmak”, yani ulaşılan halin varlığını sürdürmek, diğerine göre daha az meşakkat gerektirecektir. Yine bir aradan sonra erdemin birliği tekrar ele alınır, bu sefer ipler Sokrates’in elindedir ve soru kendini tekrar eder, erdemler bir midir, çok mudur?

Platon’un Protagoras’ı bir kez daha erdemin bir olduğunu, erdemi oluşturan parçalardan ise cesaretin diğerlerinden ayrı olduğunu ileri sürer. Lakhes’te cesareti bilgelikle özdeşleştirmeye çalışırken aporia ile sonuçlanan çaba burada da aynı şekilde devam eder. Buradan sonrasında Sokrates’in ana savunusunun “ cesaret, geleceğe ilişkin iyi ya da kötülerin bilgisidir”, ya da en genel haliyle “cesaret, gelecekte yaşanacaklara dair bilgeliktir” olduğunu akılda tutmak gerekir, zira konu bu noktaya dönene kadar farklı yaklaşımlar görürüz; Sokrates geri dönmek üzere bir süreliğine saldırısını başka bir kulvardan devam ettirir;

“Hoş bir şekilde yaşamak iyi, nahoş bir şekilde yaşamak kötüdür” 353c

Philebos’ta gördüğümüz gibi, iyi yaşam, hazzın olduğu ve acının olmadığı bir arayışın sonucunda bulunabilir Sokrates’e göre. Protagoras iyi yaşamı mutlak bir hazzın varlığı ve mutlak bir acının yokluğuna bağlamak istemez, ona göre bazı hazlar iyi, bazı acılar kötüdür, ve tersi de mümkündür. Sokrates’in bu yaklaşımı değerlendirmek için bir mutabakatı öncül olarak isteyecek, bilginin insan hayatında yönetici bir güç olduğunda karşı tarafın onayını alacaktır. İnsanların büyük çoğunluğu bilgiye sahip olmadıklarından bir hataya düşmektelerdir aslında, acı ve hazzın hedonistik muhasebesini doğru yapmamızı sağlayacak bir ölçme sanatı, ve bunu icra edebilenler iyi ve kötü arasındaki doğru ayrımları yapabilecek kişilerdir.

Oldukça basit bir şekilde şöyle düşünebiliriz;

Ben şu an şarap içmek istiyorum, bu isteğim ile hali hazırda arzu ve itidal arasındaki çatışma zaten başlamış oldu. Arzuma göre benim için haz, şarabı içmem sonucu geleceğim durumda yatmaktadır. Ancak itidal bana bunun yarın baş ağrısıyla uyanmama sebep olacağını, bu nedenle bu nispeten küçük hazzın, büyük bir acıyla sonuçlanacağını söyler. Bu noktada ben anlık hazzımdan vazgeçtiğimde aslında hazzın kendisinden vazgeçmiş olmam, çünkü geleceğe dair potansiyel acıyı ortadan kaldırarak, sabit hazzın devamlılığını sağlamış olurum. Aslında verdiğim karar yine hazza yöneliktir. Peki şarabı içmenin bana vereceği haz ile yaşayacağım baş ağrısının acısı arasındaki ölçümü nasıl gerçekleştirebilirim? Çok basit, bu durumlar hakkındaki bilgim sayesinde. İyi bir hayat sürebilmemiz için de bu bilgi; nasıl aynı boyutta olan nesnelerden biri yakın, biri uzakken birbirlerinden farklı boyutlardaymış gibi gözükürse, şu anki halimiz ile geleceğimiz hal arasındaki ayrımı yapabilmemin sanatı, bir ölçme sanatı gerekmektedir bize.

Bu yaklaşımın diğer taraftan ele alınışı da şu şekilde dile getirilmiştir,

“Acı çekmenin bazen iyi olduğunu söylemenizin sebebi, içerdiği acılardan fazlasını gidermesi veya içerdiği acılardan daha fazla hazza yol açması değil midir?” 354d

Ve şu şekilde devam edecektir,

“Peki ey insanlar! Yaşamın kurtuluşu hazzın ve acının doğru seçiminden ibaret göründüğüne göre, bu öncelikle onların birbirine kıyasla fazlalık, eksiklik ve eşitliklerinin incelenmesinden oluşan ölçme sanatı olarak gözükmez mi?” 357a

Ve eğer daha önce kabul edildiği gibi, bilgi her şeyi yöneten güç ise, insanların çoğunluğunun kötü sonuçlanan eylemlerini ‘hazza yenilmek’ olarak nitelemesi bilgi yoksunluğundan, cehaletten başka ne olabilir?

Sokrates bunu daha önceki “cesaret, geleceklerde yaşanacaklara dair bilgili olma” haline bağlayacak, cesaretin karşısında duran korkaklığın, haz ve acılarla ilgili doğru muhasebe yapamayan bir kişinin cehaletinden geldiğini söyleyecektir. Savaştan çekinen bir asker cesur, savaşa giden bir asker korkak gayet de olabilir, çünkü Sokrates’in erdemin birliğine sürüklemek istediği cesaret bilgelikten, korkaklık da cehaletten gelmektedir. Bu sayede cesaret de erdemin diğer parçalarından farklı gözükmeyi bırakacak, erdemin birliği konusunda mutabakat kurulacaktır.

Birliği sağlanmış erdem, tüm parçaları ile bilgiye tekabül ediyor, bilgi ise en öğretilebilir şeyse, Protagoras cesaretin bilgi olduğundan şüphe ederek kendisiyle çelişkiye düşmüş gözükür. Sokrates başta erdemin öğretilebilir olup olmadığını sorgularken, kendi cevabını vermiş gibi gözükmektedir. İronik bir şekilde Protagoras aslında sürekli Sokrates’in yönlendirmeleri ile savrulur gözükürken, ulaşılacak sonucun ilk diyalogdaki ilk taraftarıdır.
Profile Image for Kadir Kılıç.
400 reviews20 followers
August 29, 2025
Protagoras bitti. Böylece Platon’dan 4. kitabımı da okumuş oldum.

Platon, herkesin bildiği gibi yazılı eser vermeyen hocası Sokrates’in görüşlerini gelecek nesillere ulaştırmak için eserler kaleme almıştır. Kitaplarını, hocasının başkalarıyla olan ve “diyalog” adı verilen konuşmalarından oluşacak şekilde tasarlamıştır. İlk başta hocasının görüşlerini aktarırken zaman içinde kendi de hocasından aşağı kalmayan bir filozof olan Platon, bir kitabı hariç tüm kitaplarında Sokrates adında bir karakter üzerinden görüşlerini aktardığı için hangi kitabında kendi görüşlerini hangi kitabında hocasının görüşlerini aktardığı büyük bir muammadır. Bunu belirlemek de araştırmacıların konusudur ama ben bu kitabın Platon’dan çok Sokrates’in görüşlerini içerdiğini düşünüyorum.

Sokrates, insanlara doğrudan bir bilgi vermek yerine onlara soru sorarak insanları kendi görüşlerini kabul ettiren ve bu kitapta da yer alan özel bir konuşma yöntemiyle derslerini yürütürmüş. Soruları ve cevapları zaman zaman takip etmek güçleşse de karşısındakini konuşturması oldukça keyif vericidir. Diğer okuduğum kitaplarında karşısındakilerden çok daha üstün durumda olduğu için bunu daha rahat yaparken bu kitaptaki rakibi Sokrates’in yaşadığı dönemdeki en büyük sofist olan Protagoras’tır ve aralarındaki felsefi tartışma hemen hemen eşit durumdadır.

Kitabı genel olarak beğendim ama ilk okuma olarak Sokrates’in Savunması veya Şölen’i öneririm. Bu kitabı ileri okumalar yapmak isteyenlere tavsiye ederim.
Profile Image for Merve Sarıoğlu.
245 reviews12 followers
February 8, 2023
Platon bu kitapta Sokrates ve Protagoras arasında geçen “Erdem öğretilebilir mi yoksa kişinin içinden mi gelir?” tartışmasını aktarıyor bize. Sokrates içten geldiğini savunurken Protagoras öğretilebileceğini savunuyor. Ve Protagoras erdemli insanların zaaflarına yenilip kötülük yapabileceğini savunurken Sokrates zaafa değil bilgisizliğe kapılarak kötülük yapabileceklerini savunuyor. Bol bol not alarak okuduğum bir kitap oldu Protagoras. Oldukça sevdim, bir solukta okudum. Kitapta Sokrates gözüme pek laf cambazı görünürken, Protagoras da aşırı alıngan ve tripli geldi bana.
Profile Image for Ali Sevindik.
21 reviews
February 8, 2025
Platon’un hocası Sokrates ile Sofistlerin öncüsü Protagoras’ın kalabalık önündeki tartışmasını anlatan diyalog kitap. İkili arasında erdem üzerine bir tartışma yapılıyor, Protagoras ahlakı göreceli bulduğu ve erdemin öğretilebilir olduğunu Sokrates ise içten geldiğini savunuyor. Sokrates’in ünlü ve gıcık akıl yürütme soru sordurup cevaba gitme taktiği sonunda başta savunduğu A ideolojisini tam tersi olan B ‘ye kabul ettirebiliyor karşısındakine. Kısaca Sokrates eğer A Böyle midir? O zaman A böyle ise B de böyle ise B de C ile aynı anlama geliyorsa o zaman A C’dir diyebilir miyiz? Diye sorularlar karşıdakini bombalıyor.
Kitaptan bir örnek:
“
-korkaklık, korkulacak ve korkulmayacak şey hakkındaki bilgisizliktir
-O halde, korkaklık bilgisizliktir
- korkulacak ve korkulmayacak şeyler hakkındaki bilgi de, cesurluktur.
-cesaret bilgidir
“
2400 yıl önce bir satranç maçı izliyor gibi hissettiren kitap.
Profile Image for Kayra.
27 reviews2 followers
June 13, 2026
Sokrates baba, gençliğinde o zamanların en büyük sofisti olan Protagoras a "bilgelik ve erdem öğretilebilir mi?" diye soruyor, Protagoras ise bu işi mesleğe dökmüş birisi olarak evet diyor, Sokrates ise hayır. Ardından da tartışma başlıyor. Tartışmanın ortalarında Protagoras Sokrates e cevap veremez oluyor ve tartışmayı bitirmeye kalkıyor. Sokrates kendisi de tartışmak istemiyormuş gibi davranıyor ve etrafındaki arkadaşlarını kışkırtıyor, hepsi bir olup tartışmanın devamının gelmesini isteyince gururuna yediremeyen Protagoras tartışmaya devam etmek istiyor ve Sokratesin ağına düşüyor. Kıvrak zekalı Sokrates Protagoras ın tezini tersine çeviriyor ve adama kendi kendisini çürüttürüyor. Tartışma bittiğinde ise iki taraf da yer değiştirmiş oluyor, Protagoras [kendi mesleğine zıt şekilde] bilgeliğin öğretilemez olduğunu savunuyor, Sokrates ise bilgeliğin ve erdemin öğretilebilir olduğunu savunuyor.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Bayram Erdem.
230 reviews14 followers
October 15, 2021
Ünlü sofist filozof Protagoras Atina'ya gelmiştir ve Sokrates onu görmeye can atmaktadır. Sofistin kaldığı ev çok kalabalıktır ve ana tartışma konusu erdemin öğretilip öğretilemeyeceğidir. Sokrates yine kendisine özgü yöntemleriyle karşısındakileri daha önce hiç düşünmedikleri yerden sorularıyla vurmaya başlar. Platon'dan yine akıl oyunlarıyla dolu bir diyalog.
Profile Image for Berr.
66 reviews15 followers
January 10, 2020
bir sofiste karşı Sokrates'in erdem diyaloğu
Profile Image for irem.
2 reviews
December 29, 2024
protagoras benden güçlü çünkü ben olsaydım sokrates'i ağzını açtıktan 2 sn sonra tek yumrukta bayıltırdım
7 reviews
March 31, 2025
Erdem bilgiyse öğretilebilir, aksi ise öğretilemez.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Emir.
150 reviews2 followers
October 28, 2024
yakışıklı oğlan bulacağım diye girdiği ortamda 2 saat felsefe konuşunca sokrat
Displaying 1 - 12 of 12 reviews