Sezai Karakoç'un sözlerine ve şiirlerine rastlamıştım ama kitap olarak toplu halde okumamıştım. Başlamak içinde ilk kitabını seçtim.
Kitabın ilk yayınlanma tarihi 1998 ama içindeki şiirler daha önce farklı dergilerde yayımlanmış. Rüzgar, 1951'de Hisar Degisi'nde; Yağmur Duası, 1952'de Mülkiye Dergisi'nde; Monna Rosa I, Haziran 1952'de Hisar Dergisi'nde, 1953'te Mülkiye Dergisi'nde, 1956'da Büyük Doğu Günlük Gazetesi'nde; Monna Rosa II - III - Ve Monna Rosa 1953'de Mülkiye Dergisi'nde; İşaret adlı şiir 1954'de Hisar Dergisi'nde yayımlanmış. Yazıldıkları tarihte yarım kalan Kader Yolu (1956) ve Kayboluş şiirleri ise tamamlanarak ilk kez bu kitapta yayımlanmış.
Monna Rosa, Latince "Tek Gül", "Biricik Gül" anlamına geliyor. (Sezai Karakoç gibi muhafazakar bir şairin şiirlerine neden Latince bir isim seçtiğini anlamadım.) Monna Rosa'nın gerçek bir kişi olmamasına rağmen, şairin AÜSBF'nden arkadaşı olan ve şiirin akrostişinde adı yer alan gerçek ilham kaynağına yani Muazzez Akkaya'ya ithaf edilir.
1956'da yarım kalan, yıllar sonra tamamladığı "Kader Yolu" şiiri;
Etrafımız uçsuz bucaksız çöller;
Yerler demir, gökler bakır Madonna.
Nehirler çekilmiş, kurumuş göller;
Aramızda deniz vardır Madonna!...
kıtası ile başlıyor. Bu mısraları okuyunca ister istemez aklıma Sabahattin Ali'nin Kürk Mantolu Madonna (1943) ve Yaşar Kemal'in Yer Demir Gök Bakır (1963) adlı eserleri geldi. (Burada da Madonna dikkatimi çekti; İtalyanca "hanımım", "benim kadınım" anlamına gelen Madonna İsa'nın annesi Meryem'e saygı ifadesi olarak kullanılıyor. Muhafazakar bir şair için biraz aşırı uç değil mi?)
Okumalarınızda şiirlere de yer vermeniz dileğiyle, tüm okumalarınız keyifli olsun.