Soğuk Kazı'da "kazı", hem imgelerin kazıma yoluyla, belki de kazıya kazıya oluşturulduğunu, hem de gömülü bir şeylerin kazılıp çıkartıldığını ima ediyor sanki. Birhan Keskin'in yeni şiir kitabında "Flamingo" gibi kolaylıkla "Yeryüzü Halleri" şiirlerine dahil edilebilecek şiirler ile, "İstanbul", "Sulukule", "Tinerci" ve "Gazze" gibi somut şiirler bir arada...
Birhan Keskin 1963 yılında Kırklareli'nde doğdu. 1986 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirdi. İlk şiirini 1984 yılında yayımladı. 1995-98 yılları arasında arkadaşlarıyla birlikte Göçebe dergisini çıkardı. Çeşitli yayın kuruluşlarında editör olarak çalıştı. Şairin 1991 ile 2002 arasına ait beş şiir kitabını 2005 yılında yayımladığımız Kim Bağışlayacak Beni ile tek ciltte topladık. 2005'te onun yanı sıra sunduğumuz Ba, 2006 Altın Portakal Şiir ödülünü kazandı. 2010'da yayımlanan Soğuk Kazı ise 2011 Metin Altıok Şiir Ödülü'nü aldı.
Birhan Keskin'in aşkla, güzellikle ve sevdikleriyle ilişki kurma biçiminde, kendime çok yakın bulduğum bir duygu var; hangi şiirini okusam aslında daha önceden okumuş gibi, o hissi evvelden tatmış gibi oluyorum.
Bu ay, bir hafta arayla Birhan Keskin’in Soğuk Kazı’sını yeniden okudum.
İlk okumamda o kadar sevmediğimin kanaatine varmıştım, ancak tekrar okuyunca bu sonuca çok hızlı vardığımı anladım: Ikinci okumam, bazı satırların bende ne kadar yer etmiş olduğunun göstergesi oldu. İşaretlediğim kısımlar üzerine yeniden düşünmek için kitaba dönerken, aslında hiç işaretlemediğim satırların da bende iz bıraktığını görmek beni şaşırttı. Farkında bile olmadığım o ilk hisleri yeniden duyumsamak çok ilginçti cidden.
Bundan çıkarılacak ders şu: Şiir kitaplarınızı hemen kapatıp rafa kaldırmayın. Bitirseniz bile birkaç gün masanızda, elinizin altında dolaşsınlar. Hoş sürprizler sizi bekliyor olabilir.
“Gördüm bildim tam böyle işte.” adlı şiirden:
“Uzakta bazı yollarda bazı kavşaklar Bazı akşamüstleri, bazı kavşaklar Bazı kavaklar, sıra sıra Geceden bir rüya, açık denizde mesela Atlar, atları taşıyan gemiler Ve neler, nasıl titrediler daha…”
“Eski bir sanrıdır yıldızlı göğün altında yaşadığımız” Çok hüzünlü kadın yahu. Bazen neyi ne için yazdığını anlamasam da neler yaşadığını hissedebiliyorum sanki. “İnceciğim. Kırığım. Anla…” dediğinde yazıyla haykırışını duyuyorum. En yaralı rüyalarını görüyorum ben de. “İçimi açtım sana İçini açmak için.” dediğinde yazdıklarında içini görüyorum sanki. Dönüp içime bakıyorum. Kendi duvarlarımı yazıyla da olsa indirmeyeceğim. Biliyorum. Anlamazlar.
birhan keskin i yeni keşfettim, uzun zamandır etkileyen yeni bir şairle karşılaşmamıştım. ilk kitaptan yorum yapmak için erken, sevdiğim satırlar fikir versin..
s28
bu sağır bu anlamsız bu ağır düzlükte dur diyor ayaklarım, dinle, bekle. her şey her şey terk etmiş seni bir taşın bir kumun gölgesi bile
s52
sırtını dönmüş de güne bir efkar cigarasıyla birlikte yorgun tütüyorlar.
s56 Gazze şiirinden:
Senden kalkıp başka ellere gidemem. Rüzgar ve kuytu, Yağmur ve uykuyduk birbirimize Aklına geldikçe viran teknelerinde sev beni. ... Yağmurda karda doluda iki kere sev beni, Altüst edilmiş cümleyim ben senin elinde
Birhan Keskin’in her siir kitabindan daha ilk okuyusta pek cok dize kalir bana. Kitabi kapatirim o sozcukler o imgelemler benimle kalir. Bu kitapta ne yazik oyle olmadi, kitabi kapattim, kapandi. Belki ikinci ucuncu okumalarda damagimda kalan tadi degisir. Bakalim...
birbirimize bakabaka. v. ctrl v. kontrol. kule. birbirimizi YIKTIM.
kalbimden ayağınaydı yolum, gördüm, hep seni gördüm. kara gecede, kara uykuda yürüdüm. bomboştu her şey, elimde bir dünya tarağı. gök ağlıyordu, ben zülfünü ördüm.
kubbem yok ki benim, bir tepsinin kenarında uyku dönersem, aşağ’sı çok yüksek düşeceğim nasılsa gördüm dünya beni sarmazdı sarmalamazdı döndüm gök ağlıyordu, ben zülfünü ördüm.
//
birkaç şiir dışında bana pek hitap eden bir tarafı yoktu maalesef ki ama farklı bir tat olduğu için tanışmak mutluluk verdi
Benim kalbim bir hatıraya kalsın Bu çukur vadiye, kazıdım buraya Gelsin okusun; Kimin eli değmişse bir ayrılığa Tütecek sandığı ocak sönecek Bir daha hiç görünmeyecek o rüya.