Kemal Tahir, şüphesiz çalışkan bir romancı. Devlet Ana'yı yazmadan evvel oturup Bizans kroniklerini de, Aşıkpaşa-zâde'yi de okumuş, çok belli. Kelile ile Dimme, Nizamülmülk'ün Siyasetname'si vs. Osmanlı siyasi düşüncesini oluşturan ne varsa cepte. Ölüm kalım mücadelesi arasında İslamiyet'i seçmek zorunda kalan Rum çocuğu Mavro'nun kafa karışıklığı çok gerçekçi. Bir efsane olarak söylenen Bacıyan-ı Rum'un Osmanlı kuruluşundaki rolünü abartmak, Kemal Tahir'in tercihi, ki olabilir. Neticede roman yazıyor, tarihi gerçeklere birebir uyacak diye bir şey yok. Üstüne Söğüt-Domaniç-Eskişehir çevresinin 14.yy coğrafyasını da iyi çalışmış olması takdire şayan. Bu kadarını Osmanlı tarihçilerinin önemli kısmı yapmıyor. Bu konuda bir parça uyanış başladıysa, o da ta 1990larda Halil İnalcık'ın bölgede yaptığı keşif gezileri ve arkeolojik kazılarla başladı. Ama Kemal Tahir nereden öğrendiyse, bölgenin bataklık olduğunu öğrenmiş. Doğru bu, yörede sonraki yüzyıllarda o bataklarda pirinç yetiştirilecek, geliri de vakfedilecekti. Issız Han, gerçekte Abolyond Gölü kıyısındadır, ki orası da bataktır, romanda Eskişehir-Söğüt çevresine getirilmiş, o da olabilir.
Eşkıyalığa prim tanımayan Kemal Tahir'in, kuruluş dönemi çalışanların genelde severek çalıştığı yarı pagan inanışlara sahip, Babai İsyanı artığı deli derviş savaşçılara çok prim tanımaması, Kemal Tahir için olağan. Kemal Tahir, mesela Yaşar Kemal'in aksine, isyankar - devlet dışı şiddet kullanma gücünü elinde tutan aktörleri asla romantize etmez. Kurumsallaşmaya ve idealindeki devlete inanır. Bu ideal ne Osmanlı ne TC, yanlış anlaşılmasın. Bunların yalnız "olumlu" yönlerini miras edinen ve henüz kurulmamış Marxist devlet ki, o da Kemal Tahir'in Çorum ve Çorumlular'ı merkeze alan romanlarını okuyanlar bilir, Anadolu halkından çıkmaz. Mecburen tepeden inme gelecektir ya da mevcut olandan evrilecektir.
Velhasıl Devlet Ana, hazırlığı fena yapılmamış bir tarihi roman. İyi bir tarihi romanda olması gerektiği gibi (bkz. György Lukacks, The Historical Novel) gerçek tarihi karakterler (Orhan Gazi, Şeyh Edebali, Osman Gazi vs.) romanın merkezinde değil, yan karakterler ve asıl kahramanlar da tarihi omuzlarında yükselten isimsiz kahramanlar. Bu romanda: Mavro, Kerim ve romanda neredeyse Osmanlı'nın kurucu öğesi gibi tasvir edilen kadın kahraman Bacıbey.
Peki neden üç yıldız verdim? Çünkü ilk basımı 1967'de yapılan bu roman, dönemin bilinen en eski Osmanlı tarihi kaynaklarını iyi bellemiş de olsa, bence Kemal Tahir'in en iyi romanlarından bir kesinlikle değil.
Beni her zaman rahatsız eden yazarın kendi fantazileriyle örülü Kemal Tahir romanı erotizmi (?) bir tarafa, Kemal Tahir'in tüm roman boyunca 13. yy. sonu Rumlarının da Türkmenlerinin de hem konuşmalarını hem düşünce tarzlarını da mesela yazarın Yediçınar Yaylası, Büyük Mal, Sağırdere, Bozkırdaki Çekirdek, Karılar Koğuşu vb. romanlarında resmettiği 19. ve 20. yy. Çorumluları yahut Malatyalıları'ndan farksız anlatması!
Şiveden, Kemal Tahir'in romanlarında karakterlerine kullandırmayı çok sevdiği deyişlere kadar ("İslam dini aşikarane", "...yapsam, ne lazım gelir? gibi") Kemal Tahir'ın Devlet Ana karakterlerine de aynen kullandırması.
Yarhisar tekvurunun kızı Çorum'un Yamören Köyü'nün Ayşe'si gibi konuşup düşünmez mesela, ama Kemal Tahir anlatımında aralarındaki fark kıl kadar ince. Belki o bile yok. Nilüfer Hatun eninde sonunda bir Bizans asilzadesi yahu. Kadın dönemin Bizans soylu çevresi İznik'te olduğundan, Bursa'nın fethinden sonra bile İznik'ten çıkmıyor, Orhan Gazi de Bursa'yı Ahiler'e bırakıp yirmi kusur yıl kışlarını İznik'te, yazlarını Keşiş Dağı'nın yaylalarında geçiriyor, asilzade hanım belasına. Şüphesiz Ayşe'den daha özgüvenli bir karakter. Ha bu romandan sadece bir örnek...
Özetle, genel olarak bu 13. yy. sonu 14. yy başı Babai İsyanı bakıyesi bu uç beylikte ve çevresindeki Rum ortodoks çevrede, her nasılsa herkesin Çorumlu çıkması, Çorumlu gibi düşünmesi, konuşması bana "bu sefer olmamış Kemal Tahir" dedirtti.