Sayın Vassaf'ın Cehenneme Övgü kitabından sonra bir devam eseri sayabileceğimiz, modern zamanların alışkanlıklarına ve yaşantıların görüntülerce düzenlenmesine ilişkin oluşturduğu denemeler dizisidir. Hem mizahi, hem de parodik anlatımıyla güldürürken düşündürür.
Kitap genel bağlamda Cehenneme Övgü'ye kıyasla hafif kalsa da içindeki kimi deneme parçaları güncelliğini koruyor ve gerçekliği yeniden oluşturmuş bizleri yetkin bir dille anlatıyor. Bazı denemelerden kabaca bahsedecek olursak;
- Her taraf simge, görüntü, imaj ve markaların boyunduruğu altındadır. Düşüncenin gücü devamlı olarak resimler ve reklamlarca emiliyor. Markaların rengiyle bakıyor, onların trendleriyle yatıp kalkıyoruz. Baudrillard'ın "için için kaynayan anlam" deyişinin özeti olarak görüntülerin yaşamımıza nüfuz etmesini istiyor, bize anlam salık verenleri modern düğmelerimizle yok ediyoruz.
- Yaşam renkli, ölüm renksizdir. Yaşam için ritüelleştirdiğimiz nice çeşitlilikler, ölüm söz konusu olduğunda sabit bir türdeşliliğe bürünür. Böylelikle mezarlıklar, şehrin cafcaflı ışıklarına tezat oluşturacak biçimde karanlık, ruhsuz, hortlakların kol gezdiği bir yer olur.
İnançların ekonomik değeri ne denli artarsa alıcısı da o denli iştahla girecektir mabetlere. Bu sayede sahte hocaların, papazların egemenlikleri sınırlanacak; bedavalığa düşmüş dini kurumların memurları ruhsuzluklarını sürdüremeyecektir. Serbest piyasanın inanç mabetlerine girmesiyle sesi daha bir gür çıkacaktır hocaların.
- Cinsellik, cinsel kimlikler ve bu kimliklerin toplumlarca algılanışı hakim görüşün bakış açısıyla kimi zaman gelişmiş, kimi zamansa tabulaşarak insanları belli bir cinsel konuma sokmanın nesnesi haline gelmiştir. Modern çağın gereksinimleri gösteriyor ki ataerkil sistemin cinselliğe ve cinsel kimliklere bakışı artık tedavülden kalkmak zorundadır. Erkeğin cinsel iktidara egemen olduğu sanısı yüzünden türlü cinsel kimlikler kendilerini toplumdan uzaklaşmış biçimde ifade etmeye zorlanmaktadır. Dünyada cinsel kimliklerin özgürce sunulmasındaki görece ilerlemeye karşın üçüncü dünya ülkelerinde LGBT yapılarının istemlerine ve haklarına hala hastalanmış bireylerin sapkınca serzenişleri olarak bakılmaktadır. Geçmişten gelen, düzeni koruyucu kabuklar da bu bakışı keskinleştirip önü alınamayacak güçlüklere ve cinsel kimliklerin ortak bir zeminde buluşamamasına neden olmaktadır.
- Futbol, dünyaca ünlü spor türleri arasında en çok rağbet gören ve aynı zamanda en totaliter eğlence aracıdır. Vassaf'ın da belirttiği gibi geçmişte gladyatörlerin ölümüne dövüştürüldüğü arenalar artık meşin yuvarlağın peşinde koşturan insanların mücadele alanı haline gelmiş durumdadır. Değişmeyen tek şey yığınların seyirci rolleridir. Galibiyet ve mağlubiyet Roma'dan bu yana tazeliğini korumuş, ne var ki edilgenliğimiz hep aynı kalmıştır.
- Rüyalar, her şeyin alınıp satıldığı, eskitildiği, deforme olmaya yüz tuttuğu dünyamızda renkleri, biçimi, kurgusu ve anlam(sız)lığıyla bizim olan, bize ait mefhumlar barındıran soyut örüntülerdir. Rüyalarla yenilenir, yeniden doğar; yaşama şevkimizi birkaç saniyelik sekansların gücü ile artırırız. Ellerimizden kayıp giden çoğu şeye karşın rüyalar bizimdir. Onları bırakmamalıyız.