Jump to ratings and reviews
Rate this book

Sonrası Kalır #1

Sonrası Kalır I – Bütün Şiirleri

Rate this book
Yapı Kredi Yayınları’ndan bugüne dek yayımlanmış en kapsamlı Edip Cansever külliyatı! Başta, Edip Cansever’in, “gençlik hatası” değerlendirmesiyle reddettiği ilk kitabı İkindi Üstü olmak üzere, kitaplarının sonraki basımlarına girmeyen şiirleri ve dergilerde kalmış birçok şiiri de günyüzüne çıkaran “toplu şiirleri”nin bu yeni basımı, Şair’in tüm şiirlerini “ilk kez” bir araya getiriyor.

668 pages, Paperback

First published April 1, 2005

62 people are currently reading
552 people want to read

About the author

Edip Cansever

30 books135 followers
Edip Cansever (1928, İstanbul 1986, a.y.) İstanbul Erkek Lisesi’ni bitirdi. Yüksek Ticaret Okulu’ndaki öğrenimini yarıda bırakarak babasının Kapalıçarşı’daki dükkânında ticarete başladı ve 1976’ya kadar antikacılık yaptı. Turgut Uyar ve Cemal Süreya ile birlikte “İkinci Yeni”nin öncü şairleri arasında anılan Cansever’in ilk kitabı İkindi Üstü (1947), 19 yaşında bir gencin dünyayla tanışmasının ve ilk itirazlara yeltenişinin izlenimlerini dile getirir. Yer yer acemice de olsa alttan alta, akacağı derin ve geniş yatağın ilk işaretlerini de taşıyan bu kitaptan sonra ç›kan Dirlik Düzenlik (1954), büyük ölçüde “Garip Şiiri”nin etkisinde kalsa da, şairin daha sonra İkinci Yeni’ye ulanacak şiir yaklaşımının ilk ipuçlarını verir; bu kitaptaki “Masa da Masaymış Ha”, Türk şiirinin en çok bilinen örnekleri arasında yer alacaktır. Cansever’in dilini olduğu kadar konularını, yöneliş ve tercihlerini de bulduğu kitap olan Yerçekimli Karanfil (1957), “bireyin yalnızlığı ve yabancılığının güdülediği sonsuz arayış çabası” biçiminde özetlenebilecek Cansever şiirinin temellerini atar; bu izlek, “dramatik şiir”in ustalık örnekleri olan Umutsuzlar Parkı (1958), Petrol (1959), Nerde Antigone (1961) ve Tragedyalar (1964) ile sürer. Çağrılmayan Yakup’la (1969) bafllayan, sol siyasal eylemlere duygusal ve düşünsel planda katılışın şiirleri, Kirli Ağustos’ta (1970) çeşitlenerek sürer, Sonrası Kalır’la (1974) destansı boyutlar kazanır. Ben Ruhi Bey Nasılım (1976) ve Sevda ile Sevgi (1977), toplumsal planda yaşanan “yenilgi”nin ardından yeniden bireysele dönüştür; Şairin Seyir Defteri (1980), Bezik Oynayan Kadınlar (1982), İlkyaz Şikâyetçileri (1984) ve Oteller Kenti (1985), bu “içe kapanış”ı evrensel yalnızlık planında kavrayışın şiirlerini toplar. Yerçekimli Karanfil ile 1958 Yeditepe Şiir Armağanı, Ben Ruhi Bey Nasılım ile 1977 TDK Şiir Ödülü, Yeniden (toplu şiirler, 1981) ile 1982 Sedat Simavi Vakfı Edebiyat Ödülü alan Edip Cansever’in yayımlanmamış şiirleri Gül Dönüyor Avucumda (1987) adlı kitapta toplanmıştır.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
508 (69%)
4 stars
159 (21%)
3 stars
51 (7%)
2 stars
6 (<1%)
1 star
2 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 35 reviews
Profile Image for Hakan.
837 reviews634 followers
September 12, 2016
3-4 yıl önce okuduğum bu cildi tekrar büyük keyifle okudum. Her iyi şiir gibi, tekrar okundukça güzelliğine daha da doyurucu bir şekilde varılan, yeni yönleri keşfedilebilen şiirler çoğu. Edip Cansever'in en başat özelliği müthiş bir imge gücüne sahip olması. Genelde ismi beraber anılan İkinci Yeni'nin diğer öncü şairlerinden bir farkı, hikayesi olan, destansı, hacimli şiirler de yazması herhalde. Şiirleri arasında, etkileyici aşk temalı olanların yanı sıra dönemine göre toplumsal içeriği ön plana çıkanlar da var. Özellikle derlemenin son kitabı Sonrası Kalır'da 12 Mart sonrasının havası, slogana kaçmadan ama öfkeden de ödün vermeden incelikle yansıtılıyor. Has şiire meraklıysanız alıp okuyun, defalarca okuyun...
Profile Image for Betül.
57 reviews12 followers
July 17, 2019
Bu kitabı okumak şunun gibi bir deneyim idi: Ben daha dünyaya gelmeden şairin biri bir şeyler yazmış; benim şu günkü algılarımı, hayata bakışımı, duygularımı, yalnızlıklarımı, mutluluklarımı, mutsuzluklarımı, konuştuklarımı, sustuklarımı... karmakarışık ve kopuk olan ne varsa toparlamış, 45 yıl sonrasına, bana göndermiş. Öyle mutluyum ki benim dilimde yazılmış böyle muazzam bir eser olduğu için...

...
"Gerçekte bir sevinç, bir mutluluk yok değildir yüreklerimizde
Sevgiler umutlar yok değildir
Öyleyse neden çabuk küseriz birbirimize
Çabuk öfkeleniriz
Durup durup böyle hüzünlenmemiz neden
Anlamıyoruz da ondan mı yoksa
Bir bütün olduğunu mutluluğun"
...
Profile Image for Deniz.
Author 7 books97 followers
Read
February 20, 2026
En sevdiklerim:


BUZ GİBİ

Aşk iyidir bak
Duyumunu artırır insanin
Hele don gömlek sabahları
Tıraş olacağını duyarsın
Yeni gömleğini giyeceğin gelir
Bir yeni biçim eklersin insan olacağa
Masaya, merdivene, aynalı dolaba
Derken ardından şıpınişi isi bir kahvaltı
Amanın dersin bu ne delice gidiş
Paldır küldür açar mıydı fıstık ağacı
İspinoz düşünür müydü?
Deli olan kaşınır mıydı?

Kolların upuzun Walt Whitman'i okumaktan
Ağzın desen bir karış açık
Sokaklar, amanın o sokaklar
Önce bir yeşile işkilli
Evlerde büyümeler, alıp başını gitmeler olacak
Kızıp duracaksın üstüne başına konan toza
Televizyondaki işe
Usanmak, hızını eksiltmek dendi mi
Cin ifrit kesileceksin birden

Hey gidi duyumuna yandığımın dünyası
Alıp vereceğin olacak ille
Aşk maşk buz gibi yaşayacaksın.


KAYBOLA

Sana her zaman söylüyorum, senin yüzünde gülmek var
Bakınca bir yaşama ordusu çıkıyor aydınlığa
Bir çiçek geliyorsun yeraltı çevresinden
Bir kartal gidiyorsun çıplağın ayaklarla
Şimdi bir pembeyi kovuşturuyor
Omzundan yukarıya üç kişi
Deli ediyor onları saçlarında
Bir karanfil çok
Bir karanfil azala azala.

En saklı yerlerinden en güzelliğin çıkıyor
Ansızın doğan hayvanlar gibi güzel
Bakınca bir şiir canlıyorum dünyaya
Yapılan bir şeydir şiir, yuvarlak, kırmızı, geniş
En genişi en kırmızısı o ezilmişler katında
Şimdi bir gizliyi kovuşturuyor
Gözlerinden içeriye üç kişi
Deli ediyor onları mısralarımda
Bir karanfil az
Bir karanfil çoğala çoğala.

Bilmem mi ellerin vardır, umuttan yuvarlar çizer
Bakılan bir şeydir el, boşluğu dengede tutan
Bir uzantıdır işte umutla insan arası
Bir yonudur ne belli, görmekle anlaşılan
Geceden gün yapılan o sevişme yakınlığında
Şimdi bir sevdayı izliyor
Uluslararası üç kişi
Deli ediyor onları sonsuzda
Çok isimli bir çay
Çok yuvarlak bir masa.

Sanki bir tarih içindeyiz, günaydın minyatürler!
Üç köle uzanık bir dünyayı imzalayaraktan
Ansızın dört köşe, ansızın ehram
En duymalı yerlerinde bir sessizlik
Güneşin çok parladığı bir arka
Başları dünyadan dışarıya sarkıyor
Bozgunda çiçekler örneği duyulmaz bağırtılarla
Şimdi bir tarihi sürdürüyor
Yüzünün gizlerinde üç polis
Deli ediyor onları Mısır’da
Bir insan az
Bir insan inana inana.

Duymakla, atların çıngıraklardan duyduğunu
Bir ateş yakımını dağda
En korkulu çağ bu, onu altımızdaki şehirlerden çıkarıyor
Küflü ev süsleri, geyik durmalı bir hayvan
Bizi bakmaya zorluyorlar ayrıca.
Şimdi bir aydınlığı durduruyor
Beyazlar giyinmiş üç kişi
Deli ediyor onları boşlukta
Bir pencere az
Bir pencere kaybola kaybola...


KONYAK

Bugün pazar eve kırmızılar taşıyorum
Amcamı arıyorum duvara bakıyor amcam
Duvarda ne var, ben de bakıyorum
Komşuları çağırıyorum onlar da bakıyor
Çağırsam önüne gelen duvara bakacak.

Sanki hiçbirimiz duvar görmedik
En sevimli cinayetleri işliyorum
Çiviler çakıyorum, bir sivrilik uyumunda çiviler
Kutular, evler, gömlekler asıyorum üstüne
Asıyorum, asıyorum, asıyorum
Aşkın, amcamın, mavinin önünde.

Duvara bakıyorum duvarı çoğaltıyorum böylece
O da bana bakıyor, bende ne var
Su götürmez bir gürültüyle
Gelin olmuş bir kadın tuhaflığıyla
Size anlatamam güneşi durdurarak.

Bu kaç kapılı bir konyak?


SESLİ HARFLER

Sen, o benim, daha ne duruyorsun aşk kelimesi
Burası ben, gene bir sevdaya çağrıldı o yer
İnanma elimi deniz, ağzımı bulut ettiğime
Ağzım da, ellerim de dünyaya göre
Günüm aydınlıkla biter.

Tut ki ben her türlü görünmenin apayrısı
Gün günden sevdaya benzer
Bir adam düşünülsem şapkası maviyle gelen
Bir ekmek koparılsam işte o sıra
Benzer mi benzer sevdaya
Bir duruşum var çevresi gözlerinden.

Seni yanımda gezdiriyorum aşk kelimesi
Uyanık, duygulu, bir her günkü yanımda
Bilmem ki ne yapsam, ne etsem bu sevinirliği
Kendimi görmeye parklara gidiyorum
Kiminin bana kiminin çaresizliğe elleri.

Kaçsam o da bir türlü karanlık şimdi
Ne kadar aynı bir dünyadayız seninle
Aşka, döğüşe, maviye yetmek için
Biriyim, cesurum, var mısın ellerime
Bir başka sabaha kadar içelim.


EPİSODE

Ya alkol olmasaydı. Bir uzun bardaklarımız vardı. Herkes
birbirinden artardı
Bulanık, bungun artardı
Kuru gök, kuru bir yağmur bırakırdı sesimize
Çok uzaklarda çok düşündüğümüz bir şey solar solar solardı
Meyhaneler biraz olsun solardı
İmgeler ve bütün çözüm yolları. Bardaklar
Bardaklar, o uzun bardaklar, dişi alkoller yani
Çiftleşip bırakırlardı sesimizi
Sirkler ve bütün sirkler, atlıkarıncalar öyle
Çılgınca dönerlerdi sesimizde
Biz bütün görme gücüyle görürdük sesimizi
Renksizdi
Ve nasıl kirliydi ki, her günkü kuşkulardan

Her türlü engellerden, aşklardan ve kurallardan
– Sesimizi duyuyor musunuz. Hayır!
– Sesimizi duyuyor musunuz. Evet!
Yani işte böyle biz
Tek anlamlı iki söz parçası olan.

Biz bir de çok eski zamanlardan kalmış olurduk. Ve bir de
Sert içkiler içerdik – Bu tuhaf akşamları kim çizdi
Öyküsü tanrılardan ve açık denizlerden derlenen
Bu tuhaf akşamları kim çizdi
Güçlü bir soluk tarafından ve hırsla
Ve kirli
Ve büyük bir sirk çadırı gibi, uçsuz bucaksız
Bu tuhaf akşamları kim çizdi
Biz içkiler içerken.

Biz içkiler içerken cam kapılar yeryüzünü keserdi
Düşük organlarıyla kadınları keserdi
Biz içkiler içerken
Kesilince giderdi
Cam kapılar dönerdi, dünyacığımız kanardı
Cam kapılar dönerdi
Gökboyu giderlerdi bir saydamlığı akıtıp
Doğanın gizlerine ve bütün rahimlere
Gökboyu giderlerdi
Tezgâhlar bira çekerdi
Tezgâhlar bira çekerdi, çürük ot oralarda kokardı
Çürük ot, çürük ot..
Oralarda kokardı

Sonra hep eski zamanlardan kalmış olurduk, o tenha
Bahçelerde, tasvirlerde, bir garip kum sarılığında
Olmuş olurduk
Sonra birden çağımıza girerdik. O çılgın
Atlarımız, örtülerimiz alkolden
Anılarımız, içgüdülerimiz
Ve büyük çıplaklığımız alkolden
Alkolse biraz olsun alkolden yaratıldığımız
Tanrımız bilincimiz tanrımız
Çağımıza girerdik.

Çağımıza girerdik, kaygan ve boyutsuz bir anlam biçiminde
Kurumuş bir kan kokusu ağzında
Kemikten bir av borusu tadında
Ağrılı bir hayvanın benekleri üstünde
Çağımıza girerdik
Çağımıza girerdik, çiftleşip bırakırdık çağımızı
Bırakınca giderdik
Bırakınca giderdik. Sonra her şey giderdi. Ve artık
Bir silah patlasa, bir kurşun
Doğayı baştanbaşa kanatan
Bir kurşun olurdu. İçkilere dönerdik.

Çünkü başka ne vardı, alkoller bizi yıkardı
Sığ denizler gibiydi alkol, geçerdi üstümüzden
Ve birden bırakırdı bizi
Biz öyle kalırdık da çakıllamış ve beyaz
Seslerimiz birbirinden artardı.

Çünkü yalnız o vardı, o alkol biçiminde olmak
O sonsuz buruşukluk
O sonsuz buruşukluk: ya alkol olmasaydı
Ya alkol olmasaydı

Ve alkol olmasaydı biz ölümsüz kalırdık
Dayanılmaz acısında bir ölümsüzlüğün
Biz öylece kalırdık
İmgelerin ve bütün çözüm yollarının bir öte dünyasında
Yani bir gerilimde, her şeyin bir kavram olup aktığı kanımızda
Oralarda
Sevişirken kalırdık
Akarsular alkollere girer kalırdı
Balıklar soğuk soğuk devinirdi, kalırdı
İçe ingin gözlerimiz vardı, kalırdı
Bir sessizlik gününün durmadan kutlandığı
Oralarda kalırdı.

Çünkü yalnız o vardı, o alkol biçiminde olmak
O sonsuz buruşukluk
O sonsuz buruşukluk: ya alkol olmasaydı
Ya alkol olmasaydı.

Herkes nerelerden olsa biraz sarkardı
Bir şeyden, bir olaydan, korkunun ilk yerinden
İşkenceler biraz olsun sarkardı
Ve duvar kâğıtları sarkardı ve sinek pislikleri, ampuller
İntihar zabıtları sarkardı
Evraklar, çekmeceler
Telefonlar biraz olsun sarkardı

Ve sesler örtmek için sesleri, sarkardı
Ve eller
Çürükler, sinir uçları
Bir korkunçluk gününün durmadan kutlandığı
Sert duvarlar beyaz beyaz kanardı
Ve polis müdürleri sarkardı kuşkunun ilk yerinden
Belki de bir cümleden: bütün işkencelere rağmen konuşmaz!
Diye harfler öyle öyle sarkardı
Ve cezaevleri sarkardı ve ıslak tabutlukar
Ve kurallar sarkardı, yasalar sonra sarkardı
Bir şeyden, bir olaydan, acının ilk yerinden
Herkes nerelerden olsa biraz sarkardı.

KORO

Ellerin ve bütün eylemlerin biraz olsun sarktığı
Sizi yok saymaya geldiklerinin anlamıyla
Şimdi bir anlama geldiğigiller çağı.

EPİSODE

Ya alkol olmasaydı. Bir uzun bardaklarımız vardı. Herkes
birbirinden artardı
Bulanık, bungun artardı
Kuru gök, kuru bir yağmur bırakırdı sesimize
Çok uzaklarda çok düşündüğümüz bir şey solar solar solardı.


HA YANIP SÖNDÜ
HA YANIP SÖNMEDİ BİR ATEŞ BÖCECİ

III

Bir ilişkiydim içkiydim
Masanın eksik olanına
Türkünün bizsiz gelenine
Ayvanın hamına, balığın olmamışına
İlişkiydim içkiydim
O zeytin dalından eşkıya yazmasına
Ah sinema biletsiz çocuk yaşına
aAımsarsınız, bir şiir vardı, çok geç bitecek
Her şeyin her şeyin her şeyin
Ah her şeyin bir bir olmasına.

Ey yitik deniz senin az çok oğlunum
Kazdımsa ben nereni orda mavi bir ceset buldum
Ey yitik deniz, yitikliğin de denizi
Mil mi çektiler suyuna
Erkek suyuna
Bir yandan bir yana geçer şimdi adamlar
İçi boş bir lokanta kalır ortada
Ben ceketimden kayarım
Durur gözbebeklerim kendi ormanında
Ve salar gölgesini, o soğuk gölgesini durmak

Biz böyle sıkıldık, ya onlar nasıl sıkılacak
Ya onlar nasıl

Sensiz bensiz bir sorudur
Temmuzlar kedi yavruları gibi sokulurken ağustosa
Ve ağustoslar eylüle
Bir yol alış duygusudur ki, biliriz
İnsanlar zamanlardan önce boğulur.

Balkonlar açar çocuk yaşında, yalnızlık kurur
Bir iki ölmeyle bir iki yaşamayla ancak kurtulunur.

Ne kaldı o yükselişlerden. Kalan ne
Ey kiremit renkli büyü, güneyin kızgın birimi
Biri öldüyse çok geç
Biri öldüyse çok erken belki
Pınarlar, arıkuşları, ayçiçekleri
Gece
O kadar yalnızım ki birden, gördüm de
Binlerce yıldızıyla bu sonsuz mağaranın içini
Ha yanıp söndü, dedim
Ha yanıp sönmedi bir ateş böceği.
Profile Image for Caterina.
1,231 reviews61 followers
December 29, 2013
Birkac gun once bitirdim ama inceleme yazmaya ancak zaman bulabildim. Bu okudugum ikinci Edip Cansever kitabi dolayisiyla kutuphanede onu gordugumde almaya hic tereddut etmedim. Neden derseniz bana gore Edip Cansever dizelerinde duz yazi akiciligi var. Siiri kafiyeden ibaret sananlarin yeni gorus acisi kazanmasi icin mutlaka okumasi gereken kitaplardan.

Tum siirlerinin ilk cildi olan kitapta yazili on aciklama oldukca tatmin edici. Kitaplarin sonraki basimlarinda degisen, yayinlanmayan siirler ile ilgili kullanilan belirtecler okuma sureci boyunca yolunuzu bulmanizda yardimci oluyor.

Hangi siir hangi kitaptadir, kacinci baskida yayinlanmis ya da cikarilmistir gibi sorulara kolayca cevap bulabiliyorsunuz.

Gelelim dizelere... Gecenin karanligina en cok yakisan seylerden biri siirdir bana gore. Ve Edip Cansever siirleri de benim karanligima huzur katti...

Profile Image for Ali Krcrn.
38 reviews
August 20, 2016
Varsın her şey sonraya kalsın
Sonraya, en sonraya 
Sözgelimi iki bin altı yüz kırk bir mil. Bir papatya ne kadar uzağı görebilirse 
O kadar yakın kalplerimiz birbirine. 

...

(Ne kadar da çok severmişiz birbirimizi
Sahi ne kadar da çok severmişiz
Yıllarca, yüzyıllarca öpüştük
Sigaralar tuttuk, içkilerin en iyisini sunduk
İstersen bu gece burada kal, dedik
Sağlığımızı sorduk, bir sürü ilaç adları saydık 
Sık sık görüşelim, olmaz mı, dedik
İyi bildiğimiz ne varsa yaptık, ayrıldık 
Ortada 
Her zamanki gibi bir karanfil kaldı.)

...

Biliyor muyuz, hayır, bilmiyoruz da
Acılarımızdan bir yaz kurduk onarıyoruz 
Belki bir hazırlık bu başka yazlara 
Yakın yazlara, uzak yazlara 
Çünkü her şey eskiye kaldı, anılar bile 
Her şey, ama her şey eskiye kaldı 
Vakit yok bir daha yemyeşil eylül tramvaylarına.

Saate Bakmak / Edip Cansever 
Profile Image for Sümeyra.
262 reviews2 followers
March 1, 2025
“-Bazı kuşların yuvaları kanatlarıdır.

-Anlat ki
Güneşli günler de sıkabilirmiş insanı
Bir rastlantı gibi gelen mutluluklar da
Susarsak susarmışız da, ölçemezmiş kimse derinliğini
Kim bulacak derinliğin kalbini

-Kederlerde bütün yüzler birleşir

-Bir kuş olsa mavilik derdi buna.

-Yaşlandık da ondan mı
Susarak katlanıyoruz her mutsuzluğa
Saatlendiriyoruz günü
Bölüyoruz dakikalara
Bir hiç oluncaya kadar bölüyoruz onu

-Yalnızlık sevmesini bilmeyenlerin icadı

-Kim kimi sorarsa “yok!”diyorum
Kim kimi sorarsa, öyle mi?
Elbette, bence susmaktan daha iyi
Ne de olsa bir ses işte: yok!

-Acılar dinlendi, yeniden başlamalıyız—

-Herkesin, ama herkesin yanılıp bir yerlere gittiği
Bir cümlede durmuş gibiyiz

-Sonra da korkmuştun, bütün gün bağırmıştın
Ben cinayet işledim, ben cinayet iştedim, diye.
Unutmak biçiminde, unutmak biçiminde.

-Belki bir söz yığını, yıllar var konuşulmamış

-İnsan günün her parçasında yaşamıyor”

**Masa da masaymış ha, bir iki sallandı elbet, ama bana mısın demedi bu yüke, şiire..
Profile Image for İlhanCa.
923 reviews7 followers
May 31, 2023
İçeriği beni çok sarmadı malesef..şiirler konuşma dilinde olması çok güzel ama benlik değil yani içerik..onu anladım Edip Beyle ilgili..
Profile Image for İlkcan.
61 reviews
July 22, 2025
İkinci Yeni şiirinde ciddi bir Eski Ahit-Yeni Ahit etkisi var. Dini ve mitolojik imgelerin kullanımı hayli fazla. Edip Cansever biraz kendini ayırarak kendi mitolojisini yaratmış gibi şiirde. Tragedyaları özellikle. Bir de ilk şiirleri Garipçilerin şiirlerine çok benziyor. Orhan Veli'den etkilendiği de belli genel olarak.
Profile Image for raShit.
377 reviews1 follower
July 18, 2015
"Neyi duysam hüzünlenirim,
En ufak şeyi, rüzgarı bile.
Kimseye benzemez gülmem konuşmam,
Kimseye benzemez hoşlandığım kadınlar,
O kadınlar ki rüzgara verip saçlarını,
Resimlerde yaşıyan,
Şiirlerde yaşıyan..."
Profile Image for Sam.
356 reviews31 followers
August 4, 2011
fazla şiirden gitti cansever.
Profile Image for arserene.
9 reviews
October 31, 2021
ulusal hazine.

"Bir gün, bir uzun gün bir aynanın önündeyim
Kirpikler ve saclar bitti
Gövdem duvara sürte sürte inceltilmiş bir nesne gibi
Dalgın ve uzun
Uzun ve sisli
Ben ki gövdemle tattım gövdemi, iyi bilirim
Bir hurma, bir baş dönmesi
Kokusu baş dönmesinin
Güzel kaplar aldım bu yüzden, ne kadar güzel kap varsa
aldım
Bilmek için suyumu
Ve hazırlıklı değildim ve bildim
Ben suyun bir dakika durduğu
Durunca boğulduğu bir yerdeyim.

Bir kılımı yere sermek kadar güzel ne var
Sonra püsküllerini düzeltmek kadar
Ya sofraya dilim kesilmiş bir domatesi koymaktaki
görkem
Kamyon sürmek yükünü bilmeden
Ve ikimiz bir akşam üstü sırasında
Ve akşam üstünün Anadolu ya giden bir otobüs gibi kalkması
sırasında
Dağlarda, tarlalarda, köprü altlarında
Sazların, taşların, yosunların arasından geçerek
Bir akik gibi yansıyaraktan hem de
Kırmızı bir karpuzun doğum sancısına
Su akar ben akarım
Ben akarım su akar
Vakit yok bakışmaya

Günlerden suya."
Profile Image for Uğur.
472 reviews
April 1, 2023
there have never been any inheritance disputes in the first place. then somehow the consent was obtained, prepared and removed.

it is a two-volume book prepared with great care, including some poems that edip cansever does not want to publish, and even other poems published in magazines but not included in poetry books.

is it ethical to share poems that the poet does not want to publish? it's still debatable.

however, you are experiencing the unbearable pleasure of reading the Junkie.

I read with curiosity his poems that he did not want to publish. I tried to figure out what made him hide these poems. was it unnecessary? did he find it bad? was it too special? it's like all of them are true, and none of them is the right answer. but it always comes later in every poem. cloves, for later.
Profile Image for Zehra Oba.
2 reviews
January 28, 2024
Edip Cansever okumak tarifi edilemez bir zevk benim için. Bu yüzden bu zevki uzattıkça uzatmak isterim. Yavaş yavaş belki aylarca okurum. Bence nasıl ki "papatya seven insanlar" gibi bir kalıp var dilimize pelesenk olmuş; Edip sevmek diye bir kalıp da olmalı. Edip sevmek.. Kelimelerle yapılan bu güzel işçilik, emek.. Kelimeler yetmiyor onun kelimelerini anlatmaya ya da ben o kadar becerikli değilim. Ama ben bir Edip severim🌼
Profile Image for Erhan özil.
6 reviews
January 24, 2020
Gitmeseydi de daha fazla şiir yazsaydı keşke. 10 kadar şiiri güzel olan bir şairin, Cansever şiirlerini fazla bulması ne kadar üzücü. Türkçe'nin açık ara en iyi şairidir E. Cansever. Sevmeyen ya şiir sevmiyordur, ya bu tarzı sevmiyordur. Fazla sevemeyen anlayamıyordur. Seven tekrar okusun, daha çok sevecek.
Profile Image for Dilek.
751 reviews
November 28, 2020
Gençlik yıllarında yazdığı şiirlerden başlayarak, eski basımlarda olan şiirleri de dahil, hepsi bu külliyatta var. Kendisinin reddettiği ve sonraki basımlarda çıkarmak istediği şiirleri de yapıkredi yayınları bizlere sunmuş. Edip Cansever'i anlamak, onun her yaşında yazdığını ve giderek geliştiğini görmek büyük bir keyif.
Profile Image for Eran.
4 reviews
January 27, 2019
Bütün şiirlerin toplandığı bu iki cilt tam bir evladiyelik eser. Şairin duygu dünyasına dalıp uzun saatler harcamak çok olası...
1 review
Want to read
May 5, 2020
Kalem kağıda titredi,
Gönlüm Edip Cansever Şiirlerine..
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Ömer Talha.
165 reviews14 followers
September 15, 2021
Cansever'in şiirleri hep bir başka. Kimi zaman bir hikaye, kimi zaman diyaloglar, kimi zaman da sembolizmin dorukları.
Profile Image for Işıkgün Akfırat.
26 reviews4 followers
November 5, 2022
Fazla şiirden ölmemek için azar azar dizilmiş, yüreğin ve bilincin zembereğinden damıtılarak yazılmış şiirler bunlar. Çığır açan, nomos yıkan, poetika kuran.
Profile Image for Sena Nur Işık.
Author 11 books1,144 followers
March 4, 2023
✨10/10✨
Cansever okumayı çok seviyorum. Mükemmel bir kitap✨👌🏻
Profile Image for Ayça İşçi.
15 reviews18 followers
September 21, 2023
edip’im, sadelikli serserim, hep aynı çıkmazlara düşmek de var sonunda
Profile Image for Melih K..
4 reviews1 follower
May 22, 2023
Edip Cansever’in güzel şiirleri var lakin çoğu için güzel demek benim açımdan doğru değil. İkinci yenilerin kolaya kaçması ve hece ölçüsünü yok sayması bana göre özgürlük değil kolaycılık gibi geliyor. Yerçekimli karanfil çok güzel şiir teşekkürler Edip Cansever
Profile Image for Zaroq.
5 reviews
May 25, 2025
İnsan zihninin şiirde erişebileceği en üst nokta. Şiirin; alışılmış, aşılamaz, böyle olmak zorundalığını yıkıp şiirin sınırsızlığını "dizeyi kırmak" anlayışıyla yeniden biçimsizlikle ama tanrısallıkla biçimlendirmiştir. Şiirin ve tüm şairlerin tanrısıdır, bende.
Profile Image for Tuncay Erel.
1 review
October 21, 2018
"Akşam geri verince bana gözlerimi
Şehir de kayboldu, denizin durgunluğu da
Bir anka kuşu yeniden karıyorken küllerini
Bir kaya oyuğu kendini alıştırıyorken boşluğa
Dedim, deniz de bendim, düşleyen de denizi
Ve sabah olur olmaz üstünde derinliğimin
Bir gülümseme gibi bulacağım kendimi."

ÖLÜ SİRENLER
This entire review has been hidden because of spoilers.
Displaying 1 - 30 of 35 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.