Jump to ratings and reviews
Rate this book

Deli İbram Divanı

Rate this book
Deli İbram Divanı, öykücülüğümüzün yaşayan büyük ismi Ahmet Büke’nin romanda da ne kadar mahir olduğunu gösteren, uzun yıllar akıllarda kalacak, konuşulacak bir eser. Ege insanının doğayla, tarihle, efsanelerle beslenen hayatı, coğrafyamızın kangren olmuş adaletsizlik, gelir eşitsizliği sorunlarıyla harmanlanıyor, bir ada ve deniz hikâyesi olarak biçimleniyor. İzmir’in de yer yer karakter olarak belirdiği bir dönem romanı olan Deli İbram Divanı, deniz edebiyatımızın klasikleri arasına girmeye aday.

208 pages, Paperback

First published November 1, 2021

46 people are currently reading
663 people want to read

About the author

Ahmet Büke

34 books101 followers
1997 yılında Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat bölümünden mezun oldu. Ölümsüz Öyküler Yayınevi'nin düzenlediği 'Xasiork 2002 Kısa Öykü Yarışması'nda Kayıp Dua Kitabı isimli hikâyesi birincilik ödülüne layık görüldü. 2008'de Alnı Mavide ile Oğuz Atay Öykü Ödülü'nü, 2011'de Kumrunun Gördüğü adlı kitabı ile Sait Faik Hikâye Armağanı'nı aldı. Öyküleri, e edebiyat, AdamÖykü, Özgür Edebiyat ve Patika dergilerinde yayımlandı. Sosyal Ayrıntılar Ansiklopedisi ve Derkenar isimli internet dergilerinde kısa öyküler yazmaya devam ediyor.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
637 (48%)
4 stars
510 (38%)
3 stars
141 (10%)
2 stars
19 (1%)
1 star
4 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 177 reviews
Profile Image for Eylül Görmüş.
759 reviews4,721 followers
May 7, 2025
"İbram Abi bu hiç bitmeyecek mi? Ben buraya her şeye yeniden başlamak için geldim. İnsanlarla kavga etmekten bıktım artık. Kuşla, balıkla yaşamak istiyorum."

Senelerdir birileri bana durmadan "Deli İbram Divanı"nı oku diyip duruyor, neden bunca bekledim bilmiyorum. Vardır bir hikmeti herhalde. Sonunda yolumuz kesişti ve hem kalbimi, hem ciğerimi teslim ettim Ahmet Büke'nin kelimelerine.

50'lerin İzmir'indeyiz, bugün Uzun Ada diye bilinen Köstence'de geçiyor öykü. Bu minik kasaba üzerinden bir iktidar, kapitalizm, hırs, talan, açgözlülük, adaletsizlik öyküsü anlatıyor Büke. İçinden geçtiğimiz günlerde okumak ayrıca acayip oldu, küçük Köstence oldu benim zihnimde kocaman bir İstanbul - isimler, partiler, araçlar değişiyor da insanın gaddarlığı aynı öyküyü başka zamanlarda yeniden ve yeniden yazmaya devam ediyor işte.

Ada halkınca avlanmasının günah olduğu düşünülen yunusları avlamanın ne kadar kârlı olacağını fark eden bir taşra müteşebbisi tüm devleti harekete geçiriyor; valisinden savcısına, imamından polisine herkesi seferber ediyor, adalarıları o yunusları avlamaya ikna ediyor. Adanın delisi İbram da işte bu dönemi anlatıyor.

Ama ne anlatmak. Ben kitaplarda başka diyarlara gitmeyi seven biri olarak daha çok çeviri metin okuyan biriyim malum - ama insanın kendi dilinde, o dilin tüm imkanları kullanılarak yazılmış, aynı lezzette çevirilmesi imkansız bir metni okurken aldığı haz da bambaşka şüphesiz, Deli İbram Divanı'nı okurken bunları düşündüm tekrar ve tekrar. Doğayla iç içe yaşayan insanların bilgeliğini Ege ağzıyla öyle bir anlatmış ki Ahmet Büke, bazı bölümleri içmek istedim resmen.

Hele ki o avın anlatıldığı bölümler... Evet bir insan hikayesi anlatıyor Büke; Osman'ı, Leyla'yı, Yusuf'u, Balıkçı'yı, Asım'ı, Aynur'u anlatıyor ama benim için bu romanın baş kahramanı o isimsiz ve kadersiz yunuslar olacak her zaman. Yunuslara dair yazdığı bölümler beni mahvetti, korkudan büyümüş gözlerini gördüm, inlemelerini işittim resmen.

İnsan ne kötü, ne vahşi. "Vahşet"i uygarlaşmamış, yabani bir şiddet biçimi gibi tanımlıyoruz oysaki insan uygarlaştıkça vahşileşiyor, okurken sürekli bunu düşündüm.

İşte böyle. Çok, çok çarpıldım.
Profile Image for Sine.
388 reviews475 followers
September 14, 2022
aslında kitabı hayli beğendim. sade diliyle erken cumhuriyet dönemi diyebileceğimiz bir dönemde izmir'e yakın bir adayı ve bu adada bilhassa bir aile ve merkezinde bu ailenin büyük oğlu ile bir deliyi ve bu adanın açgözlülükle ele geçirilmesini anlatan, okuması keyifli, akıcı bir roman. genel kanı yaşar kemal'i andırdığı yönünde, bense sabahattin ali'yi hatırladım, özellikle kuyucaklı yusuf'u. yaşar kemal'in biraz daha, nasıl desem, müzikli bir dili var gibi gelir bana hep. sabahattin ali yalınlığı var ahmet büke'de ise. kitapla ilgili iki derdim ise: bir, sonunu beğensem de biraz aceleye gelmiş gibi hissetmem; iki, bir yandan romanın gücü olan denizcilik bilgisinin bazen çok yoğun olduğundan bu konudan anlamayan biz fanilerin boş boş okumasına sebep olması... ama ahmet bey "napim" dese saygılar der çekilirim. bu da yazarın tercihi elbette. ben sadece herhangi bir alanda bu kadar teknik bilginin, çok saygı duyduğum bir şey olduğu için, edebi metne daha iyi yedirilmesini daha çok seviyorum ve bakın yine dar açıdan marguerite yourcenar'dan hadrianus'un anıları övmek zorunda kaldığım için burada bu saçma değerlendirmemi burada noktalıyorum. ama son bir kez tekrar edeyim: uzattım evet ama genele baktığımda sevdim. bazen çenem düşüyor.
Profile Image for Hakan.
830 reviews636 followers
September 7, 2022
Öykücülüğüyle bilinen Ahmet Büke’nin ilk romanı Deli İbram Divanı bu yazardan okuduğum ilk kitap oldu. Bu mecraya girilen bir yorumda belirtildiği gibi, bir başyapıt olmanın eşiğinden dönmüş. Ama yine de çok iyi bir roman demeliyim. Büke usta bir hikaye anlatıcısı, orası kesin. Dili de şiirsel ve etkileyici. Yaşar Kemal’i andırdığına dair yorumlar olmuş ki okurken ben de öyle hissetmiştim. Olay örgüsündeki bazı zorlamalar ile üsluptaki özellikle denizcilik terimlerinin kullanımında zaman zaman dozajı kaçırmalar (malumatfuruşluğa varabiliyor bu açıdan) ise bu güzel romanın kusurları bence. Ama insanı hemen içine çeken hikayesi ve işte edebiyat dedirten bölümleri bu kusurların etkisini azaltıyor. Sonuçta zevkle okunan bir kitap. İnsanevladının önemli bir bölümünün kötücül, çıkarcı, eyyamcı, açgözlü doğasına bir kez daha şahit olmak ne kadar asap bozucu olsa da… İzmirliler veya İzmir sevdalıları için ayrıca ilgi çekici gelecektir.
Profile Image for NAMIK SOMEL.
206 reviews115 followers
January 14, 2022
Bir uzun Deniz Hikayesi olan bu roman, kelimelerin ziyan edilmeden kullanıldığı, sıkıcı olmayan, akıcı, keyifli bir okuma deneyimi sunuyor.

Öykülerini severek okuduğumuz Ahmet Büke' in bu ilk romanıda İzmir'in deniz kokusunu, Dolungaz Koyunun büyüleyici dalyanlarını, yunus avcılarının acımasız kazanma hırsını, denizci ailelerin yüreğinize işleyen hikayelerini heyecanla ve karışık duygularla adeta film izler gibi okuyorsunuz. Roman kahramanlarıyla birlikte İzmir'in sokaklarda 1920'li yıllardan başlayarak dolaşıyor, o günlerin sıcaklığını hissediyorsunuz. Metin bu yönüyle belgesel niteliğinde, Bir Zamana tanıklık ediyor.

Okurken Moby Dick tadını aldım zaman zaman. Ancak denizle ilgili detaylı araştırmaların özünü okuyucuyu sıkmadan metine aktarmış Büke. Belli ki yazarımızın elinde daha işlenmemiş çok malzeme var ve yine belli ki kısa sürede yeni bir romanla ya da içine Deniz sızmış farklı bir metinle yazardan yeni eserler göreceğiz.
Profile Image for Murat.
85 reviews
March 23, 2022
Hani yunuslari avliyorlar da dalyana balik ugramaz oluyor; yazar da romanin son bolumunde aynisini yapiyor. Basyapita kosarken top direkten donmus, ustune auta cikip amorti dahi birakmamis. Ilk iki bolumdeki o tokluk ve yazar tarafindan belli ki ciddiyetle yapilan arastirmanin isiltisi, son bolumde yerini yavan bir intikam hikayesine birakiyor. Yine de helva artiklarina dadanmak icin cesaret toplayan sercelerin anlatildigi paragrafin benzerlerine rastlamak icin Ahmet Buke okumaya devam edecegim.
Profile Image for Meltem Sağlam.
Author 1 book166 followers
November 3, 2022
2022 yılı Vedat Türkali Roman Ödülü’ne, Ahmet Büke’nin ‘Deli İbram Divanı’ adlı romanı layık görüldü.

Yazarı, bu romanına kadar tanımıyordum. Okuduğum ilk eseri.

Romanın özgün dili beni büyüledi. Konu, karakterler, kurgu inanılmazdı. Bir İzmir’li olarak, İzmir’in sokaklarını Farklı bir bakışla tanıdım, yeniden yaşadım. Körfezin, denizin, destansı kent tarihinin ve hikayelerinin etkisinden kurtulamadım,
satırlar arasında kayboldum.

Yaşam süreçleri içerisinde, romanın başı ile sonu arasında, roman kahramanlarının karakterlerindeki ve psikolojilerindeki değişim ve gelişmeler, olaylar karşısındaki tepkileri çarpıcı.

Çok etkilendim.
Profile Image for Metin Celâl.
Author 33 books128 followers
November 30, 2021
Ahmet Büke yeni romanı Deli İbram Divanı’na mekan olarak bu adayı seçmiş. Adanın Antik Yunan’a uzanan uzun bir tarihi var. Antik Yunancada adı Drymoussa olan ada, ayrıca Makronisi ("uzun ada") veya Englezonisi ("İngilizlerin adası") olarak adlandırılmış. Kösten ya da Köstence diye adlandıranlar da varmış. 1914 yılında adada yaklaşık 2.000 Türk ve Rum’un yaşadığı biliniyor. I. Dünya Savaşı sırasında, İngiliz Kraliyet Donanması'nın Akdeniz Filosu, Nisan 1916'da adayı işgal etmiş. Daha sonra Almanların desteği ile ada Osmanlılar’ın yönetimine geçmiş. İzmir’in savunması açısından önemli bir yerde olduğu için ada askeri üs olarak kullanılmaya başlamış. Adanın askeri üs olarak kullanılmasının yüz yıllık geçmişi var. Birinci Dünya Savaşı’nın başlangıcında İttihatçıların adadaki sivilleri tahliye ettiği anlaşılıyor.
Ahmet Büke romanı Deli İbram Divanı’nı 1950’lere, Türkiye’nin çok partili döneme geçtiği, Demokrat Parti’nin kurulduğu yıllara kurgulamış. İzmir’e yakın ama gözden ırak bu adada yaşayan bir ailenin öyküsünü anlatarak başlıyor. Adada esas olarak balıkçılık yapılıyor. Çok sayıda dalyan var. “Balıkçı” diye anılan adam da bu dalyanlardan birine sahip. Ayrıca zeytincilik de yapıyorlar. Kıt kanaat geçinmeye çalışıyorlar. Ama bazı kışlar kolay geçmiyor. Yeterince balık tutulamıyor. Açlıktan çaresiz kalınca balık değildir, mübarek hayvandır dedikleri yunusları avlamak zorunda kalıyorlar. Ahmet Büke, dalyancılığı, yunus balığının nasıl avlandığını, yakalandıktan sonra nasıl kullanıldığını ayrıntılı bir biçimde anlatmış. Balıkçı’nın oğlu 10 yaşlarındaki Osman’ın yunus avına katılması ve bir yunusu avlaması geleceğini belirleyecek bir travma olarak önemli.
Balıkçı’nın en yakın dostları Çanakkale’de birlikte savaştığı Demirci Asım ve romana adını veren Deli İbram. Deli İbram’ın anlatımıyla Köstence Adası’nın tarihini efsanelerle, türkülerle karışık bir biçimde öğreniyoruz. Adanın efsaneleşmiş tarihinde iki kadının Saruca Hatun ve Rum Bacı’nın önemli rolleri olmuş. Ahmet Büke’nin Deli İbram’ın ağzından anlattıkları ne kadar gerçek bilemiyorum ama ada için oldukça inandırıcı bir tarih kurduğunu söyleyebilirim. Bir anlatının başarısı için de inandırıcılık önemlidir.
Balıkçı ve Demirci Asım ise Demokrat Parti iktidarının gelmesi ile adada yaşanan siyasi ve ekonomik değişimin, hızla gerçekleştirilen doğa tahribinin hem anlatıcısı hem de kurbanı olacak. Adanın tek zengini ve hakimi Zina Mehmet’in Osmanlı’dan, tek parti yönetiminden beri kurduğu ve ticaret - devlet – din ilişkisi ile geliştirdiği sömürü düzenini torunu Eczacı Süleyman 50’lerde yeni bir evreye sokacaktır.
Balıkçı adada yaşanan gerilimi ve geleceklerinin karanlık olduğunu düşünerek oğlu Osman’ı bir zamanların çetecisi, eski kaptan, büyük dayı Yusuf Reis’in yanına, İzmir’e yollar. Böylece aynı zaman dilimi içinde İzmir’de yaşanan siyasi ve ekonomik değişime de şahit oluruz.
Tabii Yusuf Reis’in gemicilik ve kaptanlık zamanları da bol bol deniz öyküleri anlatma olanağı verir. Gemi, tekne yapımı konularında, onların yönetimleri hakkında ve gemicilerin kendi aralarında ilişkileri ile ilgili bolca bilgi sahibi olma imkanı buluruz.
Yusuf Reis’in manevi kızı Leyla’nın ve ailesinin öyküsü, Leyla’nın genç kızlık döneminde yaşadıkları ve nihayet Osman’la kurduğu duygusal ilişki de romanın bir başka boyutunu oluşturur. Leyla ve Osman sayesinde İzmir’in 50’li yıllardaki sosyal hayatına şahit oluruz.
Ahmet Büke zaman zaman destansılaşan, esas olarak anlatıya dayalı gerçekçi bir roman yazmış. İzmir’in tam göz önünde olan ama bilinmeyen, gidilemeyen bir adasından yola çıkarak yakın tarihimize ayna tutuyor ve bugünkü düzenin nasıl kurulduğunu kavramamızı sağlıyor.
Ahmet Büke romanı Deli İbram Divanı hem bir ada ve deniz hikâyesi hem de Ege’nin, İzmir’in mekan olduğu yakın tarihle hesaplaşan bir gerçekçi roman. Hangi açıdan yaklaşırsanız yaklaşın keyifle, merakla, öğrenerek okunan başarılı bir edebiyat eseri. (12.11.2021, Hürriyet Kitap - Sanat).
Profile Image for Ferda Nihat Koksoy.
519 reviews28 followers
July 20, 2025
Ahmet Büke bir kardelen çiçeği, harika yazıyor.

*

"Balıktan elimiz boş dönersek ne olur biliyor musun? Önce ben ölürüm. Anan da hastalıklı kadın. O da kurtulur canından. İkiz kardeşlerin gözünün önünde ağlaya ağlaya, kendir iplerini dişleye dişleye açlıktan kuruyup üzüm çöpü gibi dökülürler. Sen sanıyor musun kasabada bir hane acıyıp da size el kadar ekmek verecek? Bunların dumanı tütüyor mu, diyen olur mu acaba? Birisi de dönüp bakmaz size."

"Balıkçı'nın karısı ne zaman keyfi yerine gelse "Yandım Ayşem" diye söylerken sesini titretirdi. Ama dağ köylerindeki tütüncü ailelerinin genç kızları, tahin helvasını katık etmeyi seven zeytin yarıcıları, küçük yağ işliğinin ameleleri, adanın tek yel değirmenine tırmanan eşekli çocuklar, elbette dalyanların her zaman âşık olmaya hazır delikanlıları, buzhane işçileri, kasabanın aniden ölüveren ve başkasına el veren delileri de çok severek söylerdi bu türküyü. Durmadan hikâyesini değiştirirler, kimi zaman insanı ağlatacak kadar hüzünlü, kimi zaman ağza alınmayacak, dinleyenlerin yüzünü kızartacak kadar muzır hale sokarlar, her kuşakta Ayşe'nin başka bir âşığı olur ama türkü hep aynı tonda ve sözleri hiç değişmeden okunurdu."

"Hatta dedesinin en mühim öğüdünü kulağına küpe yaptı: "Evladım sakın siyasete girme, sen siyaset ol!" Böylece belediye reislerini gelen rüzgârların yönüne göre o belirledi, destekledi. Aile evlerinin olduğu mahallenin sonundaki arsalarına kaymakamdan hâkim ve savcılara, mal müdüründen jandarma komutanına kadar mühim zatın kalacağı güzel evler yaptı ve devlet memurları için çok çok hesaplı kiralar biçerek kamuya içten destek oldu. Elbette güzel taşları İzmir'den gelen Ermeni ustalarca yontulan huşu içindeki Pazar Camisi için yaptığı yardım ile hemen yanına imar edilip dine diyanete helal ettiği müftülük lojmanını da unutmamak lazım. Ve yine onun bir adamı tarafından işletilen, geceleri rakılı kumar masalarının kurulduğu Şehir Kulübü'nü de koyalım listeye. Velhasıl Eczacı Süleyman küçük adanın bü-yük adamı sayılırdı. Üstelik Deli İbram'ın, "Sen bizim deyyusu ekberimizsin," sözünü gülümseyerek hoş görecek kadar da yüce gönüllüydü.

"Paranın sahibi (Ecz.Süleyman), devletin sahibi (kaymakam), diyanetin sahibi (müftü)...
Hepsi bu iş olacak diyor, halk da bunların bastığı yere basar adımını zaten, toplantıya gidip biz konuşsak ne olacak?"

"Böyle yaparak terazinin dengesini bozarız diyorsunuz yani. Nah! Bu fakir millet var ya, zenginin malına dokunursan mal sahibinden çok sana düşman olur. Der ki, ülen yarın ben zengin olsam, benim malıma da zarar getirir bunlar. Ben çetecilik yaptım, onlar yüz idi, biz bir idik! Bak, önce biri muhafaza edeceksin, o bir ile onun istediği zaman değil, sen istediğin zaman vuracaksın. Ve öyle bir vuracaksın ki adamın (Eczacı'nın) iflahı kesilecek, beklemediği anda beklemediği yumruğu yiyecek. Kendinizi akıllı, karşınızdakini sersem sanmayın, siz bilirsiniz bir-iki, onlar bilir on iki."

"Yunan işgali başladı. Her yer kan deryası. Gökçen Efe'nin adamları Köstence'ye geldiler. Çeteye kızan yazıyorlardı. Koca Köstence'den kaç kişi gitti biliyor musun? Ben, İbram ve İbram'ın bizden iki yaş küçük kardeşi. Üç kişi ulan! Başka yok! İbram'ın kardeşini yaşı küçük diye haberci yaptılar. Çete hatları arasında gidip geliyor. İyi de süvari dürzü. Sonra bir gün o çocuğu bir ağaçta ayaklarından baş aşağı-ya asılı bulduk. Karnını yarmışlar. Peki, kim yapmış dersin? Hayır, ne Yunan ne İtalyan. Bizden deyyuslar, bizim kökenden boy verenler. Sabah Kuvvacı, yatsıya gâvur namazını kılanlar. İbram o zaman deli oldu biliyor musun? Kardeşinin ölümüne değil de onu bu hale sokanların kendi arkadaşları olmasına delirdi."

"...kalabalığın içinde akıntıdaki saman çöpü gibi amaçsızca sürüklenerek..."

"Akıllı serçe boş kırlangıç yuvasını kaparmış. Göçücü değildir onlar. Kalıcılara özgü yorgunluk akar tüylerinden. Hani insan akşama, yorgun argın, yolları ezbere geçerek evine gelir ya, kapıyı açtığında o bildik koku sarar, kucaklar. İşte serçeler de hep öyle aynı evin kokusunu taşırlar. Serçe kendi duvarına konar, ağacını bilir. Doğduğu yerde ölenlerin çelebi yalnızlığını yuvasına taşır gün battığında. Bu kadar zayıf, narin, ürkek, tek lokmalık eti olan canın yazın sıcağına, kurağına, kışın tufanına, açlığına nasıl göğüs gerdiğine insan akıl erdiremez. İnat serçenin içindeki ateştir. Yaşamak inadı. Ürkse de, damlacık kalbi pır pırlansa da..."


"Ah beyimiz ah! Nerede o ballı börekli hayat? Balık olsan yüzer kaçarsın, leylek olsan uçar gidersin. Sen kızılca Köstence'de yaşayan bir Adem babasın. Doğumun kan, hayatın kan üzere. Var mı öyle rahatlık? Kaldı ki denizdeki balığın, havadaki kuşun bile kurtuluşu yok bizden."

"...kafalarının dikine giden insanlardı. Ölmeyi marifet sandılar. Hayır evlat, hayır! Birinci vazifen yaşamak! Eğer azsan, zayıfsan tutunacağın ilk dal hayat olacak. Ölmek de var ama netice alıyorsan öl. Öyle boşa sıkı kahramanlık kendine zarar. Mert adamlardı ama akıl lazım zafer için."

"Ben hürüm çünkü ne şahı ne padişahı ne de paçalarından düşen beni teslim alabildi. Sen de hürsün çünkü ne zaman duracağını, ne zaman ve nasıl harp edeceğini biliyorsun. Ama marifet her zaman hür kalabilmekte."

Zayıfın tek silahı hileyle kasabayı Eczacı Süleyman'dan kurtaran Deli İbram :
"Ulan ırzı kırık Köstence, eğer maçan sıkarsa, siyaset olma sırası sende"
Profile Image for Gülşah'ın  kitaplığı .
69 reviews2 followers
August 18, 2025
Bu sefer tatile çıkarken yanıma kitap yerine okuyucuyu aldım. Benim için neredeyse bir ilk...kitap almadan yola cikmak. Tamam okuyucuda kitap sayılır ama fiziksel kitabın yeri bambaşka...😍
#ahmetbüke ismini ve kitabını bir ara çok görüyordum. #deliibramdivanı kitabını okudum. Anlatım dilini sevdim... Sadece iş meseleleri anlatılırken ki detaylar biraz sıkıcı idi. Konusuna gelirsek, hâlâ çok bir şey degismeyen bir konu idi. Bir köy, köyde geçim kaynağı, halk ile zengin kesimin idare kısmı, kandirmaca......aralarda anlatılan hikâyelerin güzelliği....nedenini bilmiyorum ama biraz on yargılar vardı yazara... İyi ki bu kitap ile tanımışım...ilgiyle okuduğum bir kitap oldu....
Profile Image for Burak Uzun.
195 reviews71 followers
December 14, 2021
İnsanevladı açgözlü, daha çok kazanmak uğruna hayatın devamlılığı için caiz olan her şeyi yok etmeye haiz bir canavar adeta.

Deli İbram Divanı'nda kıt kanaat geçinen bir balıkçı ailesinin bir açgözlüyle mücadelesini, yok oluşunu ve geriye kalan tek oğul Osman'ın hikâyesini okuyoruz.

Deniz insanlarının anlatacağı doğaüstü ve doğaiçi hikâyeleri hep vardır. Ahmet Büke, masal dünyası ve yaşadığımız dünyanın ortasında hikâyelerle kaim olan bir roman yazmış. Bir yanda erenler, kutsal yunuslar, diğer yanda katiller ve o yunusları yağı için katledenler.

Bu düzen böyle sürüp gidecek mi diye kafa yoran Deli İbram ve Osman'ın mücadelesi, cenazeleriyle bile sınıfsal ayrım yaşayan bir halk, üstümüze sinen deniz ve kan kokusu…

Bu çok beğenerek okuduğum romanı okumanızı tavsiye ederim.
Profile Image for Cgcang.
339 reviews38 followers
April 2, 2023
Deli İbram Divanı'nı puanlamak güç. 5 yıldızlık başladı, 3'e düştü, sonra 4'le kapattı. Öncelikle tarz bakımından da, öyküsü ve işleyişi bakımından da özgün bir roman, bu nedenle ilgi çekmesini doğal buluyorum. Gösterilen yoğun ilgi ve beğeninin benim beklentilerimi orantısız yükselttiğini ve kitaptan alacağım keyfi zedelediğini de düşünüyorum. Öte yandan, anlatılan öykü de, Büke'nin tarzı da insanın kolay sindirebileceği şeyler değil, bu anlamda duygusal bakımdan maliyetli bir okuma deneyimi anlamına da geliyor. Benim temel eleştirimse bir oranda bunların dışında bir noktaya dayalı: Bana kalırsa kitap oldukça iyi yazılmış, ama aynı oranda iyi kurgulanmamış. Öyküyü izlemek yer yer oldukça güç, bunun elbette bir 'divan' ya da mitik bir anlatı tonunun amaçlanmasıyla ilintili olduğu da savlanabilir. Öte yandan, kurgunun dönüm noktaları, Büke'nin dilini serbest bırakıp vurucu paragraflar yazdığı kesitlerin ışıltısını yakalayamıyor, belki de bir öykücünün roman akışına uyarlanmakta bocalamasına tanık oluyoruz. Bütün bunlarla birlikte iddialı, özgün, iz bırakan ve bırakacak bir kitap. Geri dönüp bir daha okumak istemezdim olasılıkla, ancak ümidi kesmeye yaklaştığım yerlerde direnip kitabı bitirdiğime sevindim.
Profile Image for Mehmet B.
259 reviews19 followers
June 3, 2022
Bir adadaki sömürüye karşı bir avuç insanın mücadele umudunu, gücünü gösteren bir roman. Düşündürdüklerinden yola çıkarak yazdığım dizeler şunlar:

Gözlerine takmış sorularını
Yakar susuşu kaz ayaklarını
Düşlerine dizmiş balıklarını
Saldı ağlarını aç yavrular için

Aldı taşı yattı pusuya koyda
Parlayan sırtları seçti yağlı aynada
Sustu ürkütmedi yaşlı öncüyü darda
Sürüyü görünce çekti ağlarını

Solgun yüzleriyle bekler kızları
Kazan kaynayacak bugün de bahar
Ya düşünceler bırakır mı kanlı yakayı
Yunusa dadanan eşkıyalığı

Denizde balık süren dostu sattılar
Yavruyu anayı sudan ayırdılar
Dumanın kokusu sardı adayı
Yitti günün ekmeği Köstence ağlar
Profile Image for Hulyacln.
987 reviews569 followers
July 18, 2023
Şimdi sen söyle Köstence, bu divan senin midir İbram’ın mı, Osman’ın mıdır Süleyman’ın mı? Leyla mı varacaktır yoluna, şu denizinin sahibi yunuslar mı?
.
Ahmet Büke ile öyküleri değil de ilk romanıyla tanışmak biraz tesadüfi oldu. İyi ki demeliyim belki de. Çünkü öyle sevdim ki dilini, şiirsel anlatımını. Öfke patlamaları dahi öyle ustaca kullanılmıştı ki adalet yoksunluğuna karşı.. Evet belli belirsiz bir tarihte geçiyor Osman’ın hikayesi ama hem düne hem bugüne dair aslında. İnsanın o doyumsuz ruhuna bir ayna Deli İbram Divanı.
Kızan, küsen, öldüren ama çok sevebilen, gerektiğinde duvar gibi güçlü durabilen insanın aynası..
Eğer yolunuz sizin de kesişmediyse Büke ile, bu damakta kalan kitabını edinin derim..

Karacaoğlan sözlerini de eklemesen geçmeyeyim:
Dirilirler dirilirler gelirler
Huzur-ı mahşerde divan dururlar
.
Beyza Ceylan kapak tasarımıyla~
Profile Image for Sinem.
345 reviews203 followers
Read
July 10, 2022
zamanın birinde yaşananlar ve o yöreyle ilgili bir miti paralelinde anlatarak destan denemesi yapmış yazar, başarmış da. olağanüstü hikayeler anlatan gezgin kör yaşlı karakterini görünce homerosu düşünmeden edemedim. yazım dilini de yaşar kemal'e benzettim biraz. pek hoş.
Profile Image for Nurbahar Usta.
210 reviews89 followers
July 17, 2022
Kitabın dörtte üçünü çok beğendim ama sonu beni mutlu etmedi. Mutsuz da etmedi gerçi. Çok iyi başlayıp, müthiş bir titizlikle çalışmış yazar, çok güzel inşa etmiş dünyayı. Ama sanki oralardan o kadar tatmin olmuş ki, kurgudaki bazı yerleri salmış gibi.
Profile Image for Gozde Erdemir.
48 reviews17 followers
May 24, 2022
Arka plani Izmir olan o kadar az kitap var ki, sirf bana bunu verdigi; Izmir'den bir Yasar Kemal anlatisi cikarmaya yaklastigi icin bile 5 verebilirim bu kitaba. Bir de duygusal yani var tabi. Kitabi Izmir-Washington DC yolunda okudum ve Yusuf'un Osman'a Izmir haritasini acip anlatmaya basladigi bolume gelince, o bolumu babamla beraber Izmir'de okumadigima ve belki de hic okuyamayacagima cok hayiflandim.
Ama kusursuz bir roman degil. Cok iyi baslayip o kadar da iyi bitmiyor kitap. Daha uzun ve detayli anlatabilecegi yerleri hizli gecmis sanki Ahmet Buke. Cok arastirmis, tum arastirmasini yansitsaymis keske.
Yine de Ahmet Buke artik ne yazsa okurum dedigim yazarlar listesinde. Hep yazsin ve daha cok Izmir yazsin.
Profile Image for Burak Kuscu.
564 reviews126 followers
October 22, 2025
Yazarın yeni çıkan romanı Kırmızı Buğday'la arka arkaya, iç içe okuduğum bir roman oldu. Doyamadım bile. Keşke birkaç romanı daha olsaydı Ahmet Büke'nin. Öykü eserlerinden sonra böyle güzel romanlar ortaya koymuş olması takdire şayan. Özellikle İzmir'lilerin asla kaçırmaması lâzım hiçbir kitabını.

Romanlar arasında yirmi yıl kadar zaman var ve bu zaman dışında ortak karakterler de gördük. Deli İbram'ı, Balıkçı'yı, Osman'ı, birçok karakteri çok sevdik. Tebrikler Büke.
Profile Image for psk.okuyor.
49 reviews14 followers
January 11, 2023
Uzun süre etkisinden çıkamayacağım ve yıllar geçse bile bana bugün yaşattığı etkiyi hiç unutmayacağım bir kitap . İnce Memed kadar sevdim İbram’ı , Kuyucaklı Yusuf kadar… Ege’yi çok sevdim mesela .. Denizi .. Yunus ları.. Adaletsizlik, çıkar dünyası hep aynı mı be kardeşim.. Eczacı Süleyman’lar hep mi birbirine benzer.. Ah ya o Osman’lar Leyla’lar.. iyi ki diyorum iyi ki okumuşum. Dönüşen Türkiye’yi zalimin zulmünü , aranan hakları , güzelim aşkları Ahmet Büke’nin yalın anlatımıyla da okuyun . Tavsiyemdir.
Profile Image for alper.
210 reviews63 followers
February 5, 2023
Karakter inşasında Ahmet Hamdi Tanpınar'dan esintiler sezdim. Deniz hikayelerinden bu kadar uzak kalmama hayıflandım. Kabahatı Türk edebiyatında bulacaktım. Yo, biraz bakınınca öyle bir durum da göremedim.

Her geçen gün her açıdan kurutulan, kuruyan hatta çölleşen bu topraklarda kendisine alan açabilen yazarların hala çıkabiliyor olması sevindirici.

Profile Image for Erkan.
285 reviews65 followers
October 13, 2022
Başta biraz mesafeleydim, beğenmeyeceğimi düşünüp kitabı aldıgıma pişman olacak gibiydim ama sayfaları açtıkça dil ve hikaye de açtı kendini. İlk 30-40 sayfa hem çok fazla denizcilik ve balıkçılık terimi var, kitap böyle mi gidecek diye korkabilirsiniz, hem de roamnın diline alışma süreci var. Ama sonrası aydınlık, anlatılan hikaye güzel. Doğma büyüme izmirli olarak büyük bölümünün izmir'de ve bildiğim yerlerde geçmesi de ayrıca hoşuma gitti.
Profile Image for Bahadır Eren.
155 reviews7 followers
December 1, 2021
Demokrat Parti'nin iktidara geldiği, insanların yavaş yavaş köylerinden, yaşadıklarını alanlardan koparıldıkları bir dönemi arka planına alan kitabın kurgusu harika. Özellikle kurgu içinde kahramanların tavırları oldukça öğretici ve düşündürücü... Kitabın tek rahatsız eden yanı bilmediğim deniz terimleri üzerine kafa yormak oldu...
Profile Image for Nuray Onoglu.
9 reviews18 followers
January 6, 2022
Fevkaladenin fevkinde bir roman. Herkese hararetle öneriyorum.
Profile Image for Yazkizim.
88 reviews
November 10, 2024
Okumaya başlar başlamaz Büke’nin Yaşar Kemal gibi yazmak için epey uğraştığı hissinden kendimi kurtaramadım. Maalesef ki Yaşar Kemal’in dilindeki doğallığı, akıcılığı bu kitapta bulamadım. Kitabın farklı zamanlar, karakterler ve arada anlatılan efsaneler arasında bir denge kuramadığını hissettim; özellikle denizcilikle ilgili kısımlarda terimlerle birlikte yoğunlaşan anlatım, benim için kitabı topallatan unsurlardan oldu. Belki de daha uzun bir kitap olsaydı, yazar bu dengeyi daha iyi kurardı. Bütün bunların arasında, kitabın temelinde olan ve olması da gereken insanın doğaya saygısının/saygısızlığının hikayesi arka plana düşmüş, yarım kalmış gibi hissettim.
Profile Image for Nihal.
15 reviews7 followers
April 2, 2022
Yazar annesizliği o kadar güzel, o kadar acı anlatmış ki, kalbimi delik deşik etti.
"Çocukken yaz ikindileri indiğinde Arap Hanım Teyze , "Tilki ben de rençperlik yapardım ama ikindi sıcağı olmasa, dermiş," diye tuttuğu gibi Sema ile Leyla'yı uyuturdu. Küçük bir yer yatağı serer, iki minder atar, yan yana yatırırdı bunları. Sema daha büyük olmasına rağmen mızmızlanır, uyumak istemez annesinin onu ayağında sallamasını isterdi. Her gün Sema böyle uyurdu. Bir kez bile Leyla'ya, "Kızım seni sallayayım mı?" dememişti. Ona analık etmişti, tek tokadını yememişti, Sema ne yiyorsa ona da yedirmişti, sokaktan sizleri yaralı ağlayarak geldiğinde sümüklü burnunu temizleyip yüzünü yıkamıştı ama bir defa bile olsun onu sallamamıştı. İşte yanında Sema böyle mırıldanarak uyurken Leyla yumulu kirpiklerinin arasından küçücük bakardı onlara. Anasızlık kuyunun dibinde sessiz dünyanın gürültüsünü dinlemekti. Yukarısı günlük güneşlik ama uzanıp Leyla'yı oradan çekip alacak ana eli yok!"
23 reviews2 followers
June 20, 2022
Esim onermisti, bu kitabi seversin sen demisti... Daha ilk sayfayi acinca karsima cikan yazarin tanıtım onsozunde yer alan Izmir Atatürk Lisesi mezuniyetini gorunce cok mutlu oldum. Merakla okudum. Izmir ve cevresinde gecmesi, zengin kelime icerigi ama buna ragmen anlasilir dili, hikayenin gelisimi, Sun Tzu taktiklerini aratmayan savas sanati taktikleri en begendigim noktalariydi. Oldukca begendim, basi, sonu, gelisimi, her acidan tamdi diyebilirim.
Profile Image for Zumrut T.
70 reviews6 followers
December 30, 2021
Kesinlikle bir klasik olacak. Çok çok iyiydi.
Profile Image for Sevim Tezel Aydın.
806 reviews54 followers
January 18, 2023
Sevdim, çok sevdim…
Kurtuluş Savaşı'ndan Demokrat Parti iktidarına uzanan yıllarda, Ege'de geçen, denizi, insanları, "ada"yı, doğayı anlatan bir dönem romanı… Ahmet Büke balıkçılıkla geçinen Osman'ın ve ailesinin hikayesini merkeze alarak, maalesef her dönemde karşımıza çıkan, bir türlü kurtulamadığımız gücün kötüye kullanımını, zulmü, adaletsizliği, eşitsizliği, fakirliği anlatmış ve bütün bunlara inat yaşama tutunmanın değerini vurgulamış…
Romanın masalsı, destansı havasını ve buna rağmen bir o kadar da gerçek bir tablo çizmesi beni etkiledi…
Profile Image for Kadir.
79 reviews4 followers
January 30, 2023
Bence 4.5 yildiz. Gayet akici, denizi, balikciligi, Kostenceyi guzel anlatan cok guzel bir hikaye. Ahmet Buke’nin okudugum ilk kitabi, digerlerine de bakacagim.
Profile Image for Emre Yaman.
49 reviews58 followers
March 12, 2022
Son zamanlarda okumayı ihmal ettiğim için kitabı geç bitirdim fakat bunda kitabın da bir miktar etkisi vardı. Kesinlikle iyi bir kitap olmasına rağmen Deli İbram beklentimi karşılamadı maalesef. Bunun temel sebebi kitabın beni çağdaş bir metin olduğuna inandıramaması. Demek istediğim kapakta Ahmet Büke değil de Yaşar Kemal yazıyor olsaydı yadırgamazdım yani Ahmet Büke'nin dili ve hikaye anlatıcılığı bence çok iyi fakat kitap bende sanki 70-80 döneminde yazılmış bir metin havası uyandırıyor. Dostoyevski'yi severek okumamıza rağmen artık Dostoyevski gibi yazmıyorsak, Da Vinci, Vermeer gibi ressamlar çok sevilmesine rağmen çağdaş resim de bu denli gerçekçi portre çalışmalarına rast gelmiyorsak bunun sebebi sanatın çağdaş gelişmeler ile değişmesidir şüphesiz. Deli İbram Divanı iyi bir roman fakat 30 yıl önce de yazılabilecek bir kitap. Büyük edebiyat metinleri bence çağa da ayak uydurup edebiyata yenilik getiren ve yazıldığı tarihten önce yazılması zor olan metinlerin arasından çıkıyor. Bu doğrultuda Deli İbram onlardan birisi değil.
126 reviews5 followers
July 25, 2022
Favori öykücülerimden, çok değerli bir yazar Ahmet Büke.
Öykü kitapları harika.
Öykülerinde yerel ağızlardan, dil zenginliklerinden beslenen metinler sunan Büke, son zamanlarda büyük ilgi duyduğu ve emek verdiği bir alan olan denizciliğin yoğun etkisiyle ilginç bir roman yazmış.

Metinde muazzam bir dil zenginliği var. Romancılık açısından elbette çok önemli bir şey.
Yalnız... yazarın denizcilik ve balıkçılık merakı, hobisi, tutkulu alakası metinde bunlarla ilgili terimleri çok sık ve ısrarlı bir şekilde kullanmasına neden olmuş gibi. Ortaya adeta hocasının verdiği kelimeleri cümle içinde kullanma ödevini başarıyla bitirerek aferin alma gayretindeki bir öğrenci heyecanı çıkmış.

Romanın konusu ilginç, duyarlılık uyandırıcı. Bir Susuz Yaz eziyeti var, can acıtan.
Yoğun terim kullanımına rağmen akıcı da bir metin. Yine de finalde sanki bir hızlandırma var. Sanki ortada belli bir sayfa sayısında bitmesi gereken bir ödev gibi.

Yazarın bir sonraki romanının kelime kullanımındaki maharetten ziyade metinin bütününe özen gösterilmiş bir örnek olmasını diliyorum.
Displaying 1 - 30 of 177 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.