Bu kitap, hem çocuklar hem yetişkinler için yazıldı. İster çocuk olalım ister yetişkin, hepimizin içinde anne, baba, çocuk var ve sıkıntılarımızın tamamı, içimizdeki anne-babanın içimizdeki çocuğu ezmesinden kaynaklanıyor. Bunu düzeltebilmenin tek yolu, çocuklara dair önyargılarımızı değiştirmek.
Bütün Çocuklar İyidir, İyi Aile Yoktur ile başlayan üçlemenin sonuncu kitabı. Kötü çocuk yoktur. Bir çocuk bizim “kötü” dediğimiz bir davranış sergiliyorsa eğer, bu, ona yanlış davranıldığı içindir. “Kötü” denilen davranışlar, aslında çocuğun yardım çağrısıdır. Bütün çocuklar iyidir. İçimizdeki çocuk da iyi. Çocuğun iyi olduğunu anlayabilirsek, biz de ona daha iyi anne-babalık edebiliriz. Böylece, çocuğun “kötü”, “yanlış”, “sorunlu” gibi tabirlerle anılan davranış biçimlerine ihtiyacı kalmaz. İçimizdeki çocuk anlaşılmayı, yardım çağrısının duyulmasını bekliyor. Onu duyabilmeyi öğrenebildiğimizde kendimize doğru anne-babalık etmesini de öğreneceğiz ve o zaman kendiliğinden sorunlarını çözen, haklarını savunabilen bir insana dönüşeceğiz.
Çocuklar da okusun diye tasarlandığı hesaba katılırsa sade bir dille ve basitleştirilmiş örneklerle yazılmış olması anlaşılabilir. Temel çocuk haklarını ve içimizdeki çocuğa dair temel bilgileri rahat bir üslupla aktarıyor.
Üçlemenin yazılış sırasına göre son kitabı olmasına rağmen Nihan Kaya'nın anlatmak istediklerini görmek için bir giriş niteliğinde okumanızı tavsiye ederim.
Kızım büyüdüğünde okusun diye almış olsam da en çok içimdeki çocuğa katkısı olsun ki kızım bu kitabı okuyabilecek yaşa geldiğinde kitapta yazan tüm haklarını zaten biliyor olsun. Tüm çocuklar okusun hem içimizdeki, hem evimizdeki.
Bence bu kitap çocuklar özümsesin diye bakın anlasın diye demiyorum özümsesin diye basit bir dille yazılmış ama yetişkinlere de bu açıdan fazlaca hitap eden bir kitap. Çünkü yetişkinler için de hap şeklinde yutmalık bilgiler içeriyor. Bu gece mutlaka oğluma okutacağım. Bol bol da altını çizdim.
Nihan Kaya, söylediğine göre bu kitabı İyi Aile Yoktur ve İyi Toplum Yoktur'dan sonra serinin üçüncü kitabı olarak çocuklar için yazmış. O yüzden kısalığına birşey diyemiyorum. Zira 25 dakikalık oldukça kısa bir okumaydı. Muhtemelen yazması de maksimum 55 dakika sürmüştür.
Sadece anladığım kadarıyla Nihan Kaya psikolog değil. Pedagog da değil. O zaman çocuk kitabı yazma hususundaki vasfı nedir? Kitap size çok enteresan birşey sunmuyor. Hep aynı eksende dönüp duruyor. Döndüğü eksen de 15 santim değil. Her çocuk ayrıdır, her çocuk özeldir. Her çocuk birer bireydir. İstekleri ayrıdır. İsteklerine saygı duyun. Tamam peki.
Bir de hangi profesyonel yetkinlikle olursa olsun bu "tüm-çocukları-bilgisayar-kodu-gibi-aynı-davranışı-gösterme" yanlışına düşülmesinden hiç hoşlanmıyorum. "Nihal bamya yemek istemedi, annesi mercimek verdi. Nihal mercimeğe bayıldı". O öyle olmuyor işte Nihan Hanım. 1+1=2 olmuyor çocuk yetiştirirken.
Yalnız keşfetme konusuna katılıyorum. Çocuk yetiştirmek keşfetme işi. Neyi sevdiğini, neyi sevmediğini, nasıl yaklaşman gerektiğini, nasıl konuşman gerektiğini, herşeyi baştan çocukla birlikte keşfetmen gerekiyor. Ve bunlar sürekli değişerek senin de değişmeni gerektiriyor. Bunu gerçekten çok seviyorum.
Ne mutlu ki bu tarz kitaplar yokken bile her zaman ne istediğini bilen bir çocuk oldum. Aileler bizimle ne bu kadar ilgilendi, ne bu kadar konuşup ne istediğimizi sordu, ne de bizim değerlerimize değer verdi. Birkaç şanslı çocuk haricinde genel Türk aile yapısı buna izin vermiyor zaten. Yeni nesil ebeveynler olarak biz el yordamıyla birşeyler yapmaya çalışıyoruz.
Ne de olsa çocuğun yanında fosur fosur sigara içilen, hamileyken şarküteri gömülen, arabada çocuk koltuğu diye bir konsept olmadığı için ilk frende çocuğun sigara böreği gibi ön koltuğun altına kaçtığı bir dönemden geliyoruz. Halen de bu aile terörünü yaşıyoruz. Yaşamıyoruz derseniz farkında değilsiniz derim.
Bir çocuk aslında oyuncağa bile ihtiyaç duymuyor. İhtiyaç duyduğu sadece iki şey var. Sevgi ve ilgi.
“Çünkü karşılıklı olmayan bir şeye ‘saygı’ adını veremeyiz“
Türkiye’nin ve tabi birçok toplumun sorununun kaynağı bu sanırım. Bize ve bizim üst kuşaklara hep yanlış öğretildi, sadece büyüklere saygı duyulduğu konusunda. Saygı beklentisi altında istismar edilen, öldürülen nice çocukluk büyüdüğünde (güçlendiğinde) aynı kısır döngünün parçası oldu. Nihan Kaya gibi yazarlar, sesler çoğalır ve bu döngü kırılır umarım
Yorumumu "iyi aile yoktur" kitabını okuduktan sonra değiştirmek istedim. Önce bütün çocuklar iyidir'i okuduğumda gerçekten üzülerek de olsa sarsılmış ama etkilenmiştim. Çünkü doğrular süzülerek birleştirilmişti. İyi aile yoktur'da ise meselenin tamamı nihan kaya'nın gözünden "süzülmemiş" hali ile veriliyor. Ve hayır, dünya da insanlar da bu kadar kötümserliği ve umutsuzluğu hak etmiyor. Bu kitap tek başına konuşulmayan doğruları söylese de aslında diğeriyle bir bütün. Ve maalesef bu bütünün içinde yazar kendi öfkesine yeniliyor. O öfke gerçeğin cesaretini söndürüyor.
Fakat iyi aile yoktur'u okumadan şunları yazmıştım, o da kalsın isterim: Önce ben bitirdim. Şimdi 8 yaşındaki oğlumla tekrar okuyorum (yavaşça, sakince) Hem anne tarafımın hem çocuk tarafımın kendini görmesine ve iyileştirmesine yardımcı oldu/oluyor. Oğluma dünyaya nasıl bakması gerektiğini, kendisine sımsıkı sarılmasının güzelliğini anlatmakta olduğunu düşünüyorum.
Nihan Kaya, bu kitabı İyi Aile Yoktur ve İyi Toplum Yoktur kitaplarının tamamlayıcısı olarak, birtakım teşvikler sonucu çocukların da anlayabileceği dilden yazmış. Güzel bir girişim olduğunu düşünmeme ve birçok yerde yazara hak vermeme rağmen, çocuğa "içinden gelen ses ne diyorsa o doğrudur, yetişkinlerin bu konuda seni engelliyorsa onlar yanlış yapıyordur" benzeri bir genelleme vermesinin yer yer sadece yetişkini değil, çocuğu da sıkıntıya koyacak bir yaklaşım olabileceğini düşünüyorum. İngilizcede "gut feelings" dedikleri bu duygu ya da dürtülerle hareket etmek sadece çocuklar değil, içinde bir çocuk barındıran hepimiz için; kendimize dair kararlarda çoğu zaman sahiden çok iyi bir yol gösterici. Bununla beraber, vereceğimiz kararlar ya da eylemlerimiz toplumu da etkileyen şeyler olduğunda - toplumdan kastım tüm toplum değil tabii ki, bizden başka diğer insanlara da belirgin bir etkisi olacaksa- sadece bu iç görü bazen eylemimizin sonuçlarını hesap etmede eksik kalabiliyor.
Nihan Kaya'nin yazı diline maalesef alışamadım, bazı konularda aynı fikirde değiliz, tavsiyelerinin maalesef toplumun geneline yayılmasının zor olacağını düşünüyorum. Tüm bunlara rağmen "Bütün Çocuklar İyidir" kitabını okuduğumda hem kendimin hem de çocuklarımın hissettiklerini başka bir bakış açısı ile anladım ve rahatladım.
Nihan Kaya’nın önceki kitaplarını okumadığımı söyleyerek başlayayım. Üçlemenin son kitabıymış bu. İyi Aile Yoktur ve İyi Toplum Yoktur kitaplarına çocuklara daha uygun olacak şekilde ve onların okuması için yazılmış kısa bir eklenti gibi bir şey.
Kitabın özünde verdiği mesaj çocukların ebeveynlerinin bir uzantısı değil, ayrı bireyler oldukları ve kendi başlarına birer birey olarak muamele görmeleri gerektiği aslında. Mesaj çok güzel, fakat artık yazarın kendini güzel ifade edemediğinden midir yoksa bilinçli yaptığından mıdır bilemiyorum, bana göre çok yanlış mesajlar vermiş:
“Ben hiç kimseye borçlu doğmadım.” “Fikirlerimin yanlış olması ancak benim karar verebileceğim bir şeydir.” “İçimden gelmiyorsa özür dilememe hakkım vardır.”
O kadar bencil, egosantrik cümleler ki.. Hayret ederek okudum. Çocuk ayakta durmak istiyorsa ayakta dursun, oturmak istiyorsa otursun, canı sıkkınsa yemek yemesin, paşa gönlü istemediyse okula gitmesin.. Bu kitaba göre çocuğun her dediğini onaylamalı, her istediğine tamam demeliyiz. Halbuki doğru olan çocukla münakaşaya girmeden ve inatlaşmadan neyin yanlış neyin doğru olduğunu anlatıp çocuğa sınır koymak olmalı. Bu kadar çocuk merkezli bir yaklaşım çocuğu tabiri caizse tanrısallaştırmaya benziyor ve bu fazlasıyla ılık ve sağlıksız bir tutum. Hayatında bir otorite figürü olmadan büyüyen ve her şeyi bu şekilde onaylanan, hiçbir sınır koyulmayan çocuklar inanılmaz benmerkezci olurlar ve ilerde her yerde ve herkesten aile ortamında gördükleri tutumu bekleyecekleri için topluma uyum sağlamakta zorlanırlar diye düşünüyorum. Verdiği mesaj açısından kitabı hiç sevemedim o yüzden.
Kitabın beğendiğim kısımları da yok değil. Anne babaların saygı ile itaati karıştırdığı ve çocuklardan itaat değil saygı beklemeleri gerektiği, tacizin ne olduğu ve taciz durumunda ne yapılması gerektiği, çocukların hissettikleri hiçbir duygudan utanmamaları gerektiği gibi konulara değinmesini sevdim.
Son olarak kitabın formatı hakkında bir iki şey eklemek istiyorum. Kitabın dili çok basit ve günlük. Bunun yanısıra çocuk ağzından örnekler verilmesiyle birlikte kitabın ulaşmaya çalıştığı kitle için gayet uygun olmuş. Lakin kitapta bir kopukluk var kesinlikle. Bölümler arasında hiçbir bütünlük yok. Birinin Twitter hesabından en çok tutan tweetlerini toplayıp rastgele bir araya getirilmiş gibi duruyor açıkçası.. Onun dışında keşke yazar vermeye çalıştığı mesajları daha fazla hikayeleştirseymiş. Hitap etmeye çalıştığı kitle için hem daha öğretici hem de daha keyifli olurdu.
Özetle bu kitap maalesef günümüzün en önemli toplumsal sorunlarından bir tanesi olan “sen çok özelsin, biriciksin, en önemli şey sensin” kervanına katılıyor. Narsisizm propagandası diyorum ben buna. Buna ek olarak kitabın yazım stilinde de eksiklikler olduğunu düşündüğümden ve kitabı genel itibariyle özensiz bulduğumdan bazı bölümleri beğenmiş olmama karşın şahsen ben bu kitabı ne çocuğuma verirdim ne öğrencime..
Serinin üçüncü -içimizdeki çocuğa notlar- kitabı. Herkese hitap etmesinin yanısıra çocukların rahatlıkla okuyabileceği ve okuması gereken bir kitap olmuş.
This was not a good read at all. Totally hypothetical. The write, with good intentions, is trying to give suggestions towards child attitude, growth and behavior. Although most of the ideas are great on paper, her suggestions would result in annoying child behavior. She gives no ideas whatsoever towards how to deal with annoying behavior, and only about giving more rights to children. What happens when you give everything a person wants? He/She wants more. The same goes for children in my opinion. The book and ideas lack originality.
Ara ara çocukluğumuzla ilgili psikolojik kitapları incelememiz hayata farklı gözle bakmamığımızı sağlıyor gerçekten. Yaşadığımız hayat ne kadar bizim seçimimiz ve ne kadar başkalarını bizim için çizdiği bir yol?
Bütün çocukların okuyup var oluşları, kendi biriciklikleri ve maruz kaldıkları hatalar konusunda bilgilendirme amaçlı yazılmış bir kitap. Çocukların okuyacağı var sayılarak olabildiğine basit dille yazılmış bu sayede okunması kolay. Çocukların oldukları halleriyle kusursuz olup bu halleriyle kabul edilmesi gerekliliğini vurgulaması çok güzel. Ama olumlu duygularin kendiliğinden olup olumsjz duygularin tamamını dış etkenler kökenli bulma fikrini sağlıklı bulmadım. Olumlu ve olumsuz her duygu insanıdır ve çocuklar da bu duyguları hissetmeli, yaşamalı ve utandirilmadan onlarla yüzleşmeyi ve yasayabilmeyi öğrenebilmelidir. Bunun dışında sadece çocukların değil, ebeveynler başta olmak üzere tüm yetişkinlerin okuması gereken bir kitap.
Kitap çocuklara hitap ediyor görünse de yetişkinler için de oldukça aydınlatıcı. Yazar tarafından da kitabın hem çocuklar hem de yetişkinler için olduğu belirtilmiş. ‘İyi Aile Yoktur’ kitabından daha yalın ve daha az eleştirel olduğunu söyleyebilirim. Bu sebeple ebeveynlerin kendilerini daha az savunma ihtiyacı içinde olacaklarını, bu sayede belki de öz eleştirilerini daha rahat yapmalarını sağlayacak bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Kitabın, çocukları ise düşünmeye teşvik ederek onları aydınlatacak nitelikte olduğunu söyleyebilirim. Çocuk ve ebeveynler dışında öğretmenlerin de okumasını tavsiye edebileceğim bir kitap.
Bütün çocukların; var oluşları, kendi biriciklikleri ve maruz kaldıkları hatalar/istismarlar konusunda çokça örnek ve deklare içeren sade bir eser olmuş.
çocukların okuyacağı var sayılarak olabildiğince basit dille yazılmış, ama okumama/ okuduğunu algılama sorunu olan türk toplumu/aileleri için yeterli seviye bence.
çocukların oldukları halleriyle kusursuz olup bu halleriyle kabul edilmesi gerekliliğini vurgulaması çok yerinde, diğer yandan olumlu duyguların kendiliğinden olup olumsuz duyguların tamamının dış etkenler kökenli bulma fikrini çok kabul edemiyorum, sağlıklı da bulmuyorum.
ebeveynler başta olmak üzere tüm yetişkinlerin okuması gereken bir kitap.
Serinin tüm eserleri; -iyi aile yoktur. -iyi toplum yoktur. -bütün çocuklar iyidir.
Çocuklar için yazılmış güzel sade bir kitap. Kendi değerlini ve haklarını bilmelerine ve dışarıdan gelen negatif sözlere ve davranışlara karşı güçlü ve inandığı şeylerin arkasında durabilmesi için faydası olacaktır. Beni en çok etkileyen cümlesi “Saygı göstermek itaat etmek değildir.” Çocukken en sevmediğim laf “Büyüklere saygı” çünkü saygı ve sevgi karşılıklı olmalı, kalpten gelmeli, zorunla değil, özellikle de bir aile içerisinde. Çocuk da saygı ister ve bunu vermezseniz o çocuk büyüdüğünde ezik yada sinir sorunları gibi şeyler yaşayabilir.
Yetişkinin içindeki acı çeken üzgün çocuğa da sesleniyor ayrıca.
Bence çocuğunuzla birlikte oturup okuyun, uygulayın, örnek olun.
Kısacık fakat önemli bir kitap. Her yastan özellikle çocukların okuması gerektigini düşünüyorum. Bilinçlenme süreçlerine yardımcı olabilir. Çocuğun, anne ve babasından ayrı bir birey olduğunu, aile hayatının ayrı ayrı ele alındığında daha da kuvvetlendigini, saygı ve itaat kavramlarinin farkliligini, kisisel haklar ve sınırların yaş gozetmedigini basit bir dille anlatmış. 68 sayfalık kısa bir kitapla mühim konuların mini bir anlatımı olmuş. Kitabın başında da açıklandığı gibi çocukların haklarının anlaşılabileceği basit bir anlatım amaçlanmis. Bütün çocuklar iyidir, İyi Aile Yoktur ile baslayan üçlemenin sonuncu kitabı. Yoğun zamanlarınızda araya sıkıştırabilirsiniz
Üçlemeye sondan başlamak tam benlik! Ama demek ki önce içimdeki çocuğun ihtiyacı varmış Nihan Kaya ile tanışmaya... İyi ki tanıştılar. Öğrencilerime, yakınlarımın çocuklarına, dostlarımın iç dünyalarındaki o çocuğa bu kitaptan bahsetmek için sabırsızlanıyorum.
Amazon kitap keşiflerim esnasında denk gelip aldığım bu kitap, meğerse bir üçlemenin son kitabıymış. Ancak "çocuklukla" başlaması açısından, okuma sırası için kötü bir tercih değildi. Çok kısa, sade ve çok güzel bir dil ile yazılmış bu kitap, hem çocukları hem de yetişkinleri hedefliyor. Özsaygı kazanımında kültürümüze yerleşmiş sıkıntılı unsurları, hikayeleştirilmiş örneklerle anlatıyor ve önemli bir farkındalık sağlıyor. Tüm çocukların, ama ondan da öte bir zamanlar çocuk olan tüm yetişkenlerin yani herkesin! okuması, anlaması ve uygulaması gereken anektodları içeren güzel bir kitap "Bütün Çocuklar İyidir"
Tek seferde bitirilebilecek, hem yetişkin çocuklara hem de çocuklara uygun bir kitap. Hakkım olan çoğu şeyi ve hislerimi kucaklamam gerektiğini hatırlattı:)
Kitap çocuklar içinse bir yaş aralığı ve daha az radikal cümleler; yetişkinler içinse düşüncelerine dayanak gösterebileceği araştırma ve kaynaklar olmasını isterdim.
Keşke ben küçükken yazılmış olsaydı ve okuyabilseydim. Gerçi muhtemelen varlığından haberim bile olmazdı ama keşke olsaydı. Her şey aslında o kadar net ki. Çocukların anlayabilecegi bir dilde yazılmış ama bence eger kompleks bir dil kullanılsa yetişkinler de anlayamazdı çünkü kabul edilmesi zor şeyler anlatılıyor bu basit dilse anlamayı kolaylaştırıyor. Her çocuğun okuması gerekli ama burada bir paradoks var: bu kitaba erişebilen çocuk muhtemelen istismar edilmiyordur. Yetişkinken okumak da acı veriyor. Ama bir yerden başlamak iyidir.
Yazarın bu kitabında yetişkinlere uyguladığı suçlayıcı (!) üslup olmadığı için beğendim ve bazı bölümlerini çocuklarıma okuyacağım. Yinede çocukların eline direk verilmemesi gerektiğini düşünüyorum, yanlış ve ya sakıncalı olduğu için değil, yaş aralığı belirsiz olduğu için. Erkenden taciz istismar sözcükleri hassas çocuklar için ürkütücü olabilir.
Uzun zamandır başlamak istiyordum bu seriye ama nasıl da gözüm korkuyordu bir yandan. Çevremdeki tüm çocuklara okumak istiyorum. Onlarla konuşmak, sizi anlıyorum demek ve onlara sürekli anlaşılma fırsatı vermek istiyorum. Ne iyi oldu da tanıştım Nihan Kaya ile. Listemde olan diğer kitaplarıyla okumaya devam edeceğim. Kitabın içerisinde en çok beğendiğim cümlelerden birini de eklemek istiyorum: '' Her insanın 'içindeki çocuk' kusursuzdur; çünkü 'içimizdeki çocuk' değişme ve gelişme kapasitesi anlamına gelir. Çocuk, özümüzdeki mükemmelliğin kendisidir. ''