“Hayatımın değişmez kuralıdır bu, ben yanlış ata oynamaya bayılırım. At bile kendine güvenmez, ben ona güvenirim. Dört atın koştuğu ayakta üç at fotofinişe birlikte girer ve ben geriden gelen atı tek yazmışımdır. Hiç sekmez otuz yılı aşkın süredir bu böyle devam ediyor.”
Mahalleden Arkadaşlar ve Liseden Arkadaşlar’dan tanıdığımız Selçuk artık büyüdü, uçak mühendisliği okuyarak koluna altın bileziğini taktı. Şimdi sıra kendi hayallerini gerçekleştirmeye geldi: Film çekmeye.… Sinema salonlarında çikolatalı mısır satmaya başlayarak sektöre radikal bir giriş yapan Selçuk’un aklında tek bir soru vardı: “Yeni başlayanlar için sinema gerçekten bu kadar zor mu?”
Karlar altında çekecekleri kısa filmde sırf zengin görünmek için donmak pahasına emekli amca ceketiyle oynayanlar, filme bütçe bulmak için ilahi klibi kurgulama işine giren yetenekli yönetmen adayları, bedava yapacağını söylediğinde Star Wars’u bile yeniden çekmene izin veren yapımcılar, araba alma fikriyle oturdukları masadan film çekmeye karar vermiş olarak kalkanlar, kendi hikâyesinin peşinden gidenler bu kitabın başrolünde.
Çalgı Çengi, Düğün Dernek, Ailecek Şaşkınız filmleri ve İşler Güçler, Kardeş Payı, Üsküdar’a Giderken gibi dizileriyle tanıdığımız Selçuk Aydemir, Mahalleden Arkadaşlar ve Liseden Arkadaşlar’ın ardından bu kez, sektöre girme çabalarını samimiyetle anlattığı Evrak Kürek: Sektörden Arkadaşlara Giriş 101 ile okurlarını güldürmeye geliyor.
Selçuk Aydemir’in mizah dolu kaleminden heyecanlı, doludizgin bu kitabın sayfalarını çevirirken kahkahalarınıza hakim olamayacaksınız.
1982 yılında İstanbul'da doğdu. İstanbul Teknik Üniversitesi'nden uçak mühendisi olarak mezun oldu. Üsküdar'a Giderken, İşler Güçler, Kardeş Payı dizilerinin yanı sıra Çalgı Çengi ve Düğün Dernek filmlerinin de senaristi ve yönetmenidir. Mahalleden Arkadaşlar yazarın yayımlanan ilk kitabıdır.
Selçuk Aydemir’in mizahına bayılıyorum. Evet bu kitap ilk 2’si gibi değil, daha çok anılarını anlattığı bir kitap ama yine de güldürmekten geri durmuyor.
Selcuk Aydemir ne yazsa okur, ne cekse izlerim sanirim. Yazim dilini seviyorum, oturmus muhabbet ediyorsun, o anlatiyor, sen dinliyorsun gibi onun kitaplarini okumak. Sinema/televizyon sektorune girerken yasadigi deneyimler herhangi bir sektorde tutunmaya calisan, hayallerine ulasmaya calisirken pes etmek uzere olan herkese motivasyon verebilir.
Ben bu kitabi cok sevdim. Ozellikle sonlara dogru olan bolumleri buyuk keyifle okudum. Calgi Cengi, İsler Gucler, Kardes Payi, Dugun Dernek gibi Selcuk Aydemir islerini sevenler de bu kitabi seveceklerdir. Ek olarak, bu yapimlari izlemeseler de sinemaya ilgili olan, tv sektoruyle ilgilenenler de bu kitabi severler diye dusunuyorm. Kitabi okurken hem ustte bahsettigim yapimlarin hikayelerini, oradaki oyuncularin dahil olma sureclerini vs goruyorsunuz hem de sinema ve tv sektorunde yer almanin zorluklarini Selcuk Aydemir in komik dilinden ogreniyorsunuz. Bu kitap hayatiniza buyuk seyler katmaz ama okurken eglenmeniz muhtemeldir.
"Mahalleden Arkadaslar"i cok sevmistim, "Liseden Arkadaslar" keyifliydi. Bu kitap onlardan biraz daha farkli. Bildigimiz, tanidigimiz isimler var. Dergi yazilarindan yola cikildigi icin de diger kitaplarin akiciligi yok ama Selcuk Aydemir'in dili mizahi gucu ve ictenligi ile keyif veriyor. Okurken kahkahalar attigim bir cok yer oldu.
"Sektorden Arkadaslar" ne zaman cikacak acaba diye merakla bekliyorum.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Düğün Dernek, Çalgı Çengi gibi sulu Türk filmlerini sevmediğim için Selçuk Aydemir'i Mahalleden Arkadaşlar'la tanıdım. Tabi ki filmleri biliyordum, nasıl bilmem. Türk insanı istikrar sever, istikrar için ülkesini bile yakar. O yüzden bu ve benzeri filmlerin de beşincisi altıncısı yedincisi çekildiği için elbette ki bir yerlerde gördüm.
Ancak bu kitabı diğerleriyle kıyaslamak adil değil. Onlar hikaye, bu senaryo gibi. Selçuk Aydemir kabul etmeyecektir ama aynı zamanda kişisel gelişim gibi. Bu sektörde bir kariyer aramasam da kimse kusura bakmasın Senaryo Yazmanın On Kuralı, Sinemada Altın Yumurtlamanın Beş Yolu yerine bunu okumak kesinlikle çok daha faydalı olacaktır.
Bu yüzden de kısa filmleriyle ilk dönemine tanıklık ettiğim bugün önemli bir reklam yönetmeni olan arkadaşımın gittiği benzer bir yolu Selçuk Aydemir'den okumak, bu "becoming" hikayesinin ne kadar zor olduğunu bir kez daha hatırlattı. Zamanında üç çeyrek ekmeğe oyuncu aramak, ödülden kazanılan video kameranın Selçuk Aydemir'e geri dönmesi, para bulabilmek için ilahi videoları editlemesi, kurguları evde bilgisayarında yapması, muhtemelen ciddi bir başarı gösterene kadar bütçesiz filmler çekmeye çalışması zamanında trajik, bugünse trajikomik anılar. Ve herkese Burak gibi fırlama bir kuzen/ortak lazım.
Sonuç itibariyle Cem Yılmaz'a gülmüyor olmam onun güldürmediğinden değil, benim gülmediğimdense, Selçuk Aydemir'i daha önce izlememiş olmam yine benden kaynaklı. İtiraf edeyim bu kitabı okuduktan sonra filmlerini izlemek istedim, iki fragman izleyince hemen yine geri kaçtım :)
Selçuk Aydemir'in kalemini çok çok beğendiğimi ve ileride daha fazla kitabını okumak istediğimi söyleyerek sözlerimi noktalıyorum.
ARKADAŞLAR YÜZÜNCÜ KİTABIMI BİTİRDİM BEN BİR PROJEYİ BİTİRDİM BİR ŞEY YARIM KALMADI-AAA-bİTTİ ARKADAŞLAR BİTTİ AARTIK UYUYABİLİRİM
(edit: bir kitabı iki kere girmişim arkadaşlar. yani artık bu komik bile değil ben gerçekten uyuyamayacağım)
selçuk aydemirin önceki iki kitabını üst üste ve HIZLA bitirmemden belki beyefendinin nüktedan dilini ve bir şeyler yapmak isteyen insanlar enerjisini sevdiğimi düşünebilirsiniz ve haklısınız. çok haklısınız ben bu adamı seviyorum. o kadar ki sanırım absürt komediyi sevmememe rağmen filmlerini izleyeceğim.
tam olarak 12 gün boyunca huzurlu olabilirim. daha sonra sanki bu sene canımdan olmuyormuşum gibi 115 kitap okumaya çalışacağım, ARKADAŞLAR BAŞARDIĞIMIZA İNANAMIYORUM, HOŞÇAKALIN
(başaramamışım arkadaşlar. huzurum tam olarak 3 dakika sürdü)
Öncelikle filmimize göstermiş olduğunuz ilgiye teşekkür ederiz. Ancak filmin diğer yönetmeni Burak Aksak Bey ile yaptığımız son toplantıda, senaryoyu revize edip komiser rolünü genç ve yakışıklı birinin oynamasını uygun gördük. Yaşı ve fiziği göz önüne alındığında Haluk Bey’den istemeyerek vazgeçip sırf tiyatrocuları onore etmek için tanınmamış ama yetenekli bir tiyatro oyuncusu olan Sadi Celil Cengiz adlı genç yetenekle çalışma kararı aldığımızı sizin adınıza üzülerek, Sadi adına sevinerek belirtmek durumundayız.
Okumadım, dinledim. İyi ki de dinledim çünkü okusaydım aynı şekilde keyif alamazdım. Murat Eken harika seslendirmiş. Önsözde galiba, "bu kitap meraklısına," diyordu Selçuk Aydemir, ben sektöre ilgili değilim mesela ama sektördeki anılarını dinlerken hiç sıkılmadım. Tanıdık isimler geçtikçe ilgim ve merakım da arttı aslında. Her bölümün sonunda sektöre girecek olanlara verdiği mesajlar aslında bu sektörle sınırlı değildi bence. Biraz eğip büküp her alan için geçerli olduğunu gördüğüm, düşündüğüm mesajlardı, bir nevi "hayat dersi" niteliğinde öğütlerdi. Sektörden Arkadaşları dört gözle bekliyorum.
Yine güzel bir kitap, Mahalleden ve Liseden Arkadaşlar kadar komik değil başka. Rahmetli Erdal Tosun’u ne güzel anlatmış. Bitmesin diye yine yavaş okudum.
Kitabı elime aldığımda kendi adıma -diğer kitaplarından bir "miktar" az güldüğüm ama yine de keyifli zamanlar geçirdim- bir Selçuk Aydemir kitabı okumuş olmanın sevincini yaşadım. Su gibi, kendi kendini okutan ve iyi hissettiren bir kitaptı. İçeriğine dair bir ipucu vermeyeceğim -tahmin etmesi zor olmasa da içerikten kastım ayrıntılar idi- alıp okumanızı naçizane tavsiye ederim, pişman olmayacaksınız :)
Selçuk Aydemir'in üçüncü kitabı Evrak Kürek de diğer iki kitabı gibi bir çırpıda bitti. Çok başarılı bir kitap olmuş. Selçuk Aydemir'in senaristlik-yönetmenlik yolunda biriktirdiği keyifli ve öğretici hatıraları bünyesinde barındırıyor. Gerçekten birbirinden keyifli anılar bunlar. İlk kısa filmi, ilk kurgusunu yaptığı film, işler güçler setinin ilk günü vs. birçok hatıra var. Kesinlikle tavsiye ettiğim bir kitap. Ayrıca Selçuk Aydemir'in çektiği ilk kısa filmlerin QR kodlarini kitaba koyması çok iyi olmuş. Kendisi geldiği yeri ve çektiği sıkıntıları anlatmaktan kesinlikle çekinmiyor. Sadi Celil Cengiz'i üç çeyrek dönere filmde oynatmalari ise beni gülmekten kırdı geçirdi.
Kurgu dışı bir eser. Ben kurgu dışı okumayı normalde sevmem ama Selçuk Aydemir o kadar güzel ve eğlenceli yazıyor ki, bayılıyorum kitaplarına. Bu kitapta Sinema, Dizi sektörüne girişi, ilk yaşadıkları, tanıştığı insanlar konu alınmış. Çok keyifli bir okuma. Mutlaka, şiddetle tavsiye ederim. Sinema sektörüne ilginiz varsa ekstra güzel gelecektir ama yoksa bile kendinizden, sosyal yaşantınızdan çok şey bulacaksınız.
Kardeş payı, işler güçler gibi enteresan mizah ile benim de cok sevdigim Selçuk Aydemir 'in buralara nasıl geldiğini anlatan rahat okunabilir bir kitap. Suç Ve cezada kasılan kaslarım bir gevşedi ki sormayın. Bu arada kitaptaki qr kodlar sayesinde kısa filmleri seyredip gelişimi de görebiliyorsunuz.
Yalniz Çalgı Cengi gibi bir efsane 60000 gişe yapar mi ayıptır;)
Aslında 4.5 yıldız. Ben bu adamın kitaplarını okurken bildiğin kendi kendime kahkaha atıyorum, o kadar komik ki.. Tek başına okumanızı tavsiye ederim, zira bir anda patlayan kahkahanıza engel olamıyorsunuz :)
asla bir yönetmen olma gibi bir hedefim yok. liseden arkadaşları dinleyip aşırı eğlendiğimizden, storytel’de bu kitabı görüp başladık. ve çok keyif aldık yeniden. selçuk aydemirin azmine hayran kaldım
Klasik Selçuk Aydemir. Bir insan yaşadığı eziyeti, mağduriyeti ancak bu kadar komik anlatabilir. Film çekme sürecinde yaşadığı sıkıntıları meşrebince anlatırken bir yandan da sektöre girmek isteyen insanlara tavsiyeler veriyor. Yine çok keyif aldım. Mutlaka okuyun. =)
Çok içten samimi bir anlatım biçimine sahip bir kitap. Sektördeki insanların neler yaşadığını düşündüğümüz o pırıltılı hayatların aksine tüm gerçekliği ile anlatıldığı samimi içten bir kitap. Çok severek okudum. Umarım sizde aynı keyfi alırsınız
Bu klişeye düşmekten nefret ediyorum ama ilk iki kitabın gerisinde kalmış bir kitap olmuş. Yani n’apayım işin doğası bu işte. İster istemez önceki kitaplarla kıyaslıyorsun. O zamanda klişe kaçınılmaz oluyor. Yani elbette sürekli bir öncekinden daha güzel eserler üretemezsin. Zaten kimseninde böyle bir misyonu olamaz. Okur olarak yazardan bunu beklemekte hata elbet. Ancak bu kitap diğer iki kitaptan kötü olmuş asla ve asla denemese bile daha eğlenceli olmamış denebilir. Farklı bir kitap olmuş açıkçası. İlk iki kitap Selçuk Aydemir’in hayatının belli bir döneminin anlatımıyken, masal hikaye öykü halinde, hayali kişiler ve olaylar katarak, abartarak överek yererek yerin dibine sokarak; bu kitap “nasıl başarılı oldum” kitabı olmuş daha çok. Hatta alenen böyle olmuş. Selçuk Aydemir utanmadan başarılı bir yönetmen ya da oyuncu olmak isteyenlere tavsiyelerde bulunmuş. Sektöre girmek isteyenlere diyelim. Biraz da kendiyle övünmüş. Yerin dibine sokmuşum gibi geliyo bana da kitabı ama hayır öyle değil. Ben hızımı alamadım hepsi bu. Yoksa kitap çok eğlenceli. Sadece ilk iki kitaptan.......:)
Selçuk Aydemir mizahını (Üsküdar'a Gider(i)ken, Çalgı Çengi, İşler Güçler, Kardeş Payı, Düğün Dernek) sevenler için müthiş keyifle okunabilecek bir ara sıcak. Günümüzde sevdiği, gerçekten yapmak istediği mesleği bulan insanların kar leoparı kadar ender görüldüğü bir ortamda, gönül verdiği işi yapabilmek uğruna katlanılan zorlukları, yalnızca şansla açıklayamadığım tesadüflerin birleşimi sonucu solduğu anda yeniden yeşeren umutları ne güzel anlatmış. Bunun yanında insanın kendini bildiğinde ve kendiyle dalga geçebildiğinde ancak gelişebileceğini, güzel dostlukların herşeyi mümkün kılacağını, çok çalışarak tüm önyargıların yıkılabileceğini, hayallerinize en az sizin kadar inanan insanların vazgeçme ile başarıya inanma arasındaki ince çizgide gelgit halindeyken ne kadar pozitif etki yaratabileceğini bulacaksınız. Sinemayla sadece izleyici seviyesinde ilgilenen biri olarak bir solukta, kimi zaman kahkahalar atarak okudum.
Kitaba 4/5 verecektim ama kitabın sonlarına doğru samimi komedinin yanına gerçek samimiyeti de ekleyince gönlümü fethetti Selçuk Aydemir. Kendi hikayesini, kısa zamanda başardıklarını komik ve böbürlenmeden anlatabilen bir yazar/yönetmen.
Selçuk Aydemir’in işlerini Çalgı Çengi’den beri takip eden ve sektörün içinden olmayan ama o sektörü merak eden biri olarak büyük bir heyecanla okudum. Selçuk Aydemir’in tüm hikayeyi bu kadar eğlenceli anlatmış olmasını beklemeden almıştım kitabı. Ancak tek kelime ile çok zevkle okudum. Bir girişimci olarak hayatta gördüğüm bir çok şeyin sektör bağımsız herkesin başına geldiğini görmek bana büyük ilham verdi. Kitaptan edindiğim en önemli ders ise çok çalışmanın ve bir hedef için adanmış olmanın insanı er ya da geç başarıya götüreceği gerçeğidir. Bunun yanında insanın hayatında kimler ile karşılaştığı kimler ile çalıştığı kaderini belirleyen en önemli unsurlardan. Dolayısıyla çok çalışmayı iyi bir ekip doğru insanlar ile birleştirmek başarının formülüdür ana fikrini çıkarmak hiç de yanlış olmaz. Genel yaptığım yorumlara ek olarak kitapta geçen her bir olay kendince çok büyük esprileri dersleri barındırmaktadır. O sebeple bu kitabı duyan bu yorumu gören herkese bir an önce edinip okumalarını şiddet ile tavsiye ederim. Selamlar iyi okumalar
Mahalleden Arkadaşlar, Liseden Arkadaşlar'dan sonra Sektörden Arkadaşlar'ı beklerken Selçuk Aydemir adeta bir Iphone S serisi gibi araya tabiri caizse bir 2,5 niteliğinde bu kitabı sıkıştırdı. Sektörden Arkadaşlar kitabına hazırlık olsun diye yazılmış ancak lalettayin geçiştirilmemiş bit kitap Evrak Kürek. Sinema sektörüne girmek isteyenlere iyi bir yol gösterici olabilir. Ayrıca bence kitap Kişisel Gelişim türünde değerlendirilebilir. Bir işte başarıya ulaşmak için yılmadan tekrar tekrar denemek, işinize güveniyorsanız her şekilde arkasında durup gerekirse boyunuza kadar borca girmeniz gerektiğini komik bir dille anlatmış. Kitap 1 günde bitti. Daha da uzun sürmez zaten. Her çıkacak kitap alınıp çerezlik niyetine okunacak Selçuk Aydemir'in. Eğer ilk defa okuyacaksanız Mahalleden Arkadaşlar kitabı ile başlayın.
Selçuk Aydemir ülkemizden çıkmış bir Scorsese, bir Tarantino değil belki ama komedi filmlerinin türk sinemasını domine etmesini sağlamış, samimi komedi filmleriyle kendini ispatlamış kaliteli bir yönetmen. Kitap genel olarak yönetmen olmak isteyenlere ve sektörü yakından tanımak isteyenlere ithaf edilmiş. Ancak bir otobiyografi olduğu için herkesin okurken keyif alacağı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Ben en az 4-5 kısımı kahkahalar içinde okuduğumu söyleyebilirim. Yönetmenlikle alakalı verdiği tavsiyelerin bazıları kendi işinize de uyarlayabileceğiniz evrensel tavsiyeler. Eğer düğün dernek, çalgı çengi gibi filmleri izleyip keyif aldıysanız bu kitabın mizahı da sizin hoşunuza gidecektir.Aynı zamanda Türkiye'de yönetmen olmak gibi bir hedefiniz varsa kesinlikle kaçırmamanız gereken kitaplardan bir tanesi.
Selçuk Aydemir'in üçüncü kitabı öncekilere göre farklıydı. Mahalleden Arkadaşlar'daki Selçuk'tan sonraki bu Selçuk ile tanışmak güzeldi. Sektöre nasıl girdiği, nelerle karşılaştığı, hayatında yaşadığı renkli anıları okumak harikaydı. Böyle bir iş yapmayı düşünen arkadaşlara da her bölüm sonrası önerisi, yaşanmış tecrübeleri olduğu için önemli olduğunu düşünmekteyim.
Yazarın diğer kitaplarını seven, bu kitabını da severek okuyacaktır.
Birkaç alıntı;
- "Hayat eğer seçenek sunmuyorsa soru sormuyor demektir. Emirdir bu derim. Ancak seçeneksiz kalınca doğru ata oynadığımdan olsa gerek... O sıkıntı olmasa ben o yarışmaya girmezdim ki..."(syf.122)
- Her bölüm sonrası çekmiş olduğu kısa filmler için qr koda ulaşabilirsiniz...
Selçuk abi bu kez bizlere iş hayatına girişini anlatıyor! Yalan söyleyemem pek ilgilendiğim bir sektör değildir, zaten başında da sinema sektörüne atılacaklar için anlatıldığını da belirtmiş Selçuk abi. Başka biri olsa okumazdım ama o kadar emindim ki güleceğime ve bana iyi geleceğine. Nitekimde öyle oldu. Kitabı bitirdiğimde çokça eğlenmiştim, aynı zamanda bir kez daha yüzüme vurdu bu ülkede hiçbir sektörün kolay olmadığı, istiyorsan öyle başka yerlerdeki gibi normal bir çalışma ile olmayacağını. Dişinle tırnağınla istediğin işe ulaşman gerek, başka bir "altın bilezik" olan işten para kazanırken hem de.
Tanıdığımız o "İşler Güçler" ekibinin nasıl ortaya çıktığının da hikayesi var aynı zamanda. İzlemeyen ve sevmeyen yok sanırım diziyi! O yüzden mutlaka okumalısınız.
Tam yolculukta, havuz başında, sahilde okunacak yaz kitabı. Yazar çok eğlenceli, esprili bir dille yönetmen olma serüvenini anlattı. Bir kaç bölümlük Standup gösterisi gibiydi. Gökmen abiyle ilgili kısım çok komikti. Kitabın sonunda anladık ki Selçuk Aydemir, ne zaman Burak Aksak'tan ayrıldı, kendi başına iş yaptı o zaman başarılı oldu. TRT'ye dizi satma bölümü de çok motive ediciydi. Bu ülkede her an her şey olabilir, yolda yürürken kafanıza inşaat işçisidüşebilir, şirketiniz yokken TRT ile anlaşma imzalayabilirsiniz.
Selçuk için söyleyebileceğim son şey böyle adamlarla tavla oynamakta güzel olur.
Sonedit: Zeki Demirkubuz'a bir röportajında hangi filmleri izlediği soruluyor o da ben film izlemeyi sevmiyorum diyor. Selçuk Aydemir'de kitapta ne zaman kendileri izlerken keyif alacakları işler yapmaya başladılar o zaman başarılı olduklarını söylüyor.