Furûg Ferruhzd, 4 Ocak 1935'te Tahran'da, burjuva bir ailenin kizi olarak dunyaya geldi. 16 yasinda lise ogrencisi iken Pervîz Spur ile evlendi. Bir erkek cocuk sahibi oldugu bu evlilik hayati fazla surmedi ve kocasindan ayrilarak 32 yil suren kisa omrunun sonuna dek yalniz yasadi. 13 Subat 1967 tarihinde bir trafik kazasi sonucu yasamini yitirdi. Esîr (Tutsak) adindaki ilk siir kitabi basildiginda henuz 18 yasindaydi. Daha sonra Dîvr (Duvar) ve Isyn (Baskaldiri) adli kitaplari yayinlandi. 1963 yilinda yayinlanan Tevellodî Dîger (Bir Baska Dogus) adini verdigi siir kitabinda farkli bir ruha sahip toplumsal ve elestirel siirlerine yer vermistir. Burada anlattigi "ask", cinsel ve bedensel bir temeli ve kaynagi olan "ask"tan tamamen farklidir. Mizah ve bir dereceye kadar da mistik yonu olan bu askta yasam kani akmaktadir. Dogayi betimleyen ve guzellikleri oven siirleri de bizi yeni dunyalara goturmektedir. Îmn Beyverîm be Âgz-i Fasl-i Serd (Inanalim Soguk Mevsimin Baslangicina) adli siir kitabi ile bazi secme siirlerinden olusan eserleri olumunden sonra yayinlandi. Elinizdeki kitapta, son iki eseri olan Tevellodî Dîger (Bir Baska Dogus) ile Îmn Beyverîm be Âgz-i Fasl-i Serd (Inanalim Soguk Mevsimin Baslangicina) adli eserlerinden secmeler yapilmis ve siirler Turkceye cevrilirken ozgunlugunun bozulmamasina ozen gosterilerek Farsca metinleri ile birlikte verilmistir. (Tanitim Bulteninden)
Furuğ benim varlığından yakın zamanda haberdar olduğum ve ilk defa okuduğum bir şair. Benim gibi ilk defa okuyacaklar için bu seçki iyi mi bilemiyorum ama Asuman Susam'ın yazdığı önsözü çok beğendim. Şairi tanıma ve anlama adına ne çok yüzeysel ne de bunaltıcı olan bir yazı olmuş. Şairin hayatı sanıyorum şiirlerinden etkilenmemi arttırdı. 5 kitabından seçkiler var, bu kitapları da zamanla alıp okurum.
Her okuduğumda farklı hisler yaratmayı başarıyor Füruğ bende. Pek şiirsever ya da şiirden anlayan biri olmamama rağmen bana rengarenk duygular yaşatıyor. Ferruhzad’ın satırlarında aşk, özgürlük ve doğa var. Hüznü, acıyı ve kaybı o kadar güzel ifade ediyor ki azıcık kelimeyle hayret içinde kalıyorum. İran edebiyatının en güçlü kalemlerinden, ilham kaynağı bir şair ve şiir seviyorum diyen herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap.
“Bırakacağım çizgileri Ve sayıları saymayı da bırakacağım Ve sınırlı geometrik şekillerin arasından Ölçünün duygusal genişliklerine sığınacağım Çıplağım ben, çıplağım çıplak Sevgi sözlerinin arasındaki sessizlikler kadar çıplağım Ve aşktandır benim bütün yaralarım.”
Füruğ Ferruhzad uzun zamandır okunacaklar listemde olan bir şairdi. Kendisi hakkında birkaç yıl önce bir yazı okumuştum. Şiirlerini de sonunda okuma fırsatı buldum ve oldukça beğendim. Kalemi çok hisli ve büyüleyici.
Furuğ çok özel bir insan. Her dizesinde hikayesini, anlam dünyasını, duygularını hissettiğiniz biri. Benim masabaşı kitaplarımdan. Baştan sona bir kez daha okumak istedim. Kendi öyküsünü şiirleri ile ilmek ilmek işlemiş bir şair.
Kadın gözünden bu kadar güzel anlatabilir hayat. Beni yazarın hayatı çok etkilemişti,eseriyle de yakından tanımak istedim. Şiir severlerin kesinlikle okuması gereken eser.
Ne zamana kadar gitmek gerek Bir diyardan başka bir diyara? Arayamam, arayamam ben Her zaman bir başka aşk, bir başka yâr Keşke o iki kırlangıç olsaydık Ömür boyu seyahat ederdik Bir bahardan başka bir bahara... (s.11)
Titriyor tüm hayatım Sana bakınca... (s.11)
Nesin sen, bir lahzadan, gözlerimi Idrâk sahrasında açan bir lahzadan başka?
Bırak Unutayım. (s.13)
Sen doğuyorsun ve güneş doğuyor... (s.19)
Alışmışım ben kendi ümitsizliğime... (s.21)
Yaşam belki Bir kadının, her gün küçük sepetiyle geçtiği uzun bir caddedir. Yaşam belki Bir adamın kendisini dala astığı bir iptir, Yaşam belki okuldan dönen bir çocuktur Yaşam belki iki sevgilinin uyuşukluk molasında yaktıkları bir sigaradır... (s.67)
Ve aşktandır benim bütün yaralarım Aşktan, aşktan, aşktan. (s.83)
Genç yaşta ve yaklaşık 50 yıl önce ölen İranlı kadın şair Furuğ'un seçme şiirleri. Yaptığı cesur seçimler karşısında özellikle bir kadın olarak uğradığı haksızlıklara şiir yoluyla tepkisini gösteren bu değerli şairi okumak biraz iç karartıcı olsa da çok etkileyicii. Dönemini aşmış bir şahsiyet olduğunu anlıyoruz. İyi edebiyat meraklılarına. Bu arada çevirmen Makbule Aras'ı da tebrik etmek lazım, öyle akıcı bir dil kullanmış ki şiirler sanki Türkçe yazılmış hissi uyandırıyor.
DUVAR soğuk anların çarçabuk geçişinde yaban gözlerin senin kendi sessizliğinde duvar örüyor çevreme kaçıyorum senden yol sapaklarında
kırları yıldız tozunda görebileyim diye ışık pınarlarının suyunda yıkanayım diye sıcak yaz günlerinin ebruli sisinde eteğimi yabani zambaklarla doldurayım diye
köy evlerinin damından horoz seslerini duyayım diye kaçıyorum senden kırların eteğinde yeşilliklere ayağımı sağlam basayım diye ya da çimenlerin soğuk çiğini içeyim diye
kaçıyorum senden, terk edilmiş bir sahilde kayıp kırların göğündeki karanlık buluttan denizdeki fırtınaların baş döndüren dansını göreyim diye
uzak bir günbatımında yabani güvercinler gibi kanatlarımın altına alayım diye çölleri, dağları, gökyüzünü kuru çalıların arasından kırlardaki kuşların mutluluk şarkılarını duyayım diye
kaçıyorum senden, senden uzakta açayım diye arzu şehrinin yolunu ve şehrin derinliklerinde... düş sarayının ağır, altından kilidini
lakin gözlerin, sessiz çığlıklarıyla yolları karartıyor sırrının karanlığında yeknesak çevremde duvar örüyor
elbet bir gün tereddüt gözünün büyüsünden kaçarım saçılırım, rengarenk düş çiçeklerinden saçılan koku gibi gece rüzgarının saçlarındaki dalgadan akar güneşin kıyısına dek giderim sonsuz dinginliğinde uyumakta olan bir dünyada
altın renkli bir bulutun yatağına kayarım yumuşacık ışık huzmeleri dökülür mutluluğun göğüne küme küme ahenk tarhları
ben oradan özgürlük ve sarhoşlukla bakarım büyülü gözlerinle yollarını kararttığın dünyaya bakarım, büyülü gözlerinin sırların karanlığında yeknesak ördüğü duvara
Öyle güzel, öyle güzel ki, yıldızlı beş olsa verirdim. Özellikle "Yeniden Doğuş" seçkileri muhteşem. Farklı bir duygu, bir felsefe var şiirlerde. Bejan Matur, Birhan Keskin, Oya Uysal şiirleri Furuğ'dan esinlenmiş gibi. Bu arada şiirleri Farsça aslından çeviren Makbule Aras'ı da tebrik etmek gerekiyor. Bu denli başarılı şiir çevirisi çok azdır. Güzel bir kitap okudum ve belli ki uzun süre başucumda, tekrar tekrar okunacak şiirler..
"... karanlıktaki ürkek fısıltıdan değil gündüzden ve açık pencerelerden söz ediyorum ve tertemiz havadan ve gereksiz her şeyin yanıp durduğu ocaktan ve her türlü ekinden daha verimli bir topraktan ve doğumdan, olgunluktan, gururdan söz ediyorum ve gecelerin üstüne korkunun ışığını meltemin mesajıyla bir köprü kuran sevdalı ellerimizden söz ediyorum .. "
"... yeniden merhaba diyeceğim güneşe gövdemde akan ırmaklara uzayıp giden düşüncelerime benzeyen bulutlara bahçemde benimle birlikte kurak mevsimlerden geçen akkavakların badireli büyümesine gece tarlalarının kokusunu bana armağan getiren karga sürülerine yaşlanmış halim olan ve aynada yaşayan anneme yinelenen şehvetimin yanıp tutuşan derinliklerini yemyeşil tanelerle doldurduğu yeryüzüne yeniden merhaba diyeceğim ..." Furuğ / Yeryüzü Ayetleri
"Sessizlik nedir, nedir ey eşsiz sevgilim? Sessizlik nedir, söylenmemiş sözler dışında? Aciz kalıyorum söylemekten ama serçelerin dili Doğa eğlencesinin akan cümlelerinin hayat dilidir Serçelerin dili, yani: Bahar. Yaprak. Bahar. Serçelerin dili: Esinti. Koku. Esinti. Fabrikalarda ölüyor serçelerin dili"
ve karanlığın doğurganlığına inanan bir alev gibi Füruğ..
"Merhaba ey yalnızlık tuhaflığı Sana bırakıyorum odayı Çünkü kara bulutlar, her zaman Arınmanın yeni ayetlerinin elçisidirler Ve bir mumun şehit düşmesinde Parlak bir sır vardır O en son ve en uzun alev iyi biliyor onu"
"Kaçıyorum senden, senden uzakta açayım diye..." diyen Furuğ Ferruhzad ile bu kitap ile tanıştım. İyi ki de tanıdım. Bu dizeyi ilk okuduğumda çok etkilemiştim çünkü sevdiğim insanın yanında var olamamaya başlamıştım. Anlaşılmamıştım ve ortada bırakılmıştım. Bu dize ile o zaman karşılaşınca orda açamıyorsam ondan uzakta açmalıyım diye düşünmüştüm. O beni görmüyor, anlamıyor diye ben niye açmayayım ki? Özellikle açmak İçin yaratıldıysam.
Bu duygularla okumaya başladığım bu eseri çok sevdim. Çok güzel şiirlerden oluşuyor.
Nilgün Marmara gibi beni melankolinin mor renkli dalgalarıyla yüzleştirirken; şiirin eşsiz ritmiyle içimi burkan ama bir yandan da var olduğumu hissettiren bir duygu haline bürünüyorumdum eseri okurken. Kitabın önsözü de çok güzel ve kitabın anlaşılması için kıymetli bir anahtar işlevi görüyor. Ben çok sevdim, şiir severlere öneririm ....
Kelimelerinin ruhunun en derin yerinden döküldüğü belli olan kadın..."Deneyimlediğin o katlanılması zor acıya rağmen, iyi ki bu dünyaya gelmişsin." desem bencillik etmiş olur muyum acaba? Şiirinin güzelliğinden, sözcüklerinin derinliğinden bu düşüncem, bağışla. Bende yerin, yaşadıklarınla da sanatınla da ayrı.
Furuğ Ferruhzâd, şiirlerinde genellikle hayat, ölüm, mutluluk, keder, toplumsal baskı, umut gibi bildik temaların dışında ataerkilliğe karşıtlığı anlatmıştır. Bu seçki de benzer bir yapıda hazırlanmış. Asuman Susam’ın harika önsözü ve Makbule Aras’ın muazzam çevirisi ile muhakkak okunmalı. “ o günler geçip gitti / o günler, kirpiklerimin arasından...”
“Düşler ne kadar safsalar o kadar yükseklikten düşer ve ölürler” diyor Füruğ... Ataerkilliğe baş kaldıran yapısı ile toplumda huzursuzluk yaratan kadınlar kategorisinde olan bir kadın... http://egecita.com/furug-ferruhzad/
Mükemmel..insanın yüreğini yakarak geçen, ama ataerkil bir coğrafyada büyümüş olan her kadının kendinden bir şeyler bulabileceği, derin, acı bir çığlık gibi..
Arsızlıkla damgalanan boş kinayelere/gülen bendim kendi varlığımın sesi/olayım istedim yazık ki “kadın”dım, demiş Furuğ Ferruhzad. Kadın olmanın adeta doğuştan bir ceza olduğu İran’da 16 yaşında evlendirilmiş. Bir oğlu olmuş, Kamyar. Birkaç yıl sonra boşanmak istediğindeyse oğlunu ondan zorla almışlar. İntihar girişimlerinde bulunmuş ama şiiriymiş onu hayata bağlayan. Bir çocuk evlat edinmiş. Kamyar’a yapamadığı anneliği ona yapmış böylece. 32 yaşında bir kazada hayata gözlerini yummuş Furuğ. Öz oğlu ise, sağken tanımayamadığı annesini öldüğünde şiirlerinden tanımış ve resmetmiş, hayallerince. Furuğ tüm bu zorlu yaşamın gölgesini ne güzel yansıtmıştı şiirlerine. Hüznü her dizede hissedebileceğiniz kadar duygu yüklü bir eser. “Bu gece gözlerinin göğünden, Şiirime yıldız yağıyor.”
Seçki şiir kitabı teoride kulağa hoş gelse de pratikte yapay bir tat bırakıyor. Şairin tek bir şiir kitabını okuduğumda yazarın o dönemini onunla beraber yaşıyorum. Biraz zaman alsa da empati yapmaya başlıyorum. Ancak seçki kitaplarda bu yoğunlaşma deneyimi ortadan kalkıyor. Şairin 20 yaşında körkütük aşıkken yazdığı bir şiiri okuduktan sonra başka bir sayfayı açtığımda yaşama veda ederken bıraktığı bir şiiri okumak deneyimi allak bullak ediyor. Bu yüzden çok keyifle okuduğumu söyleyemem. Tabii ki bunun Furuğ ve onun şiiriyle bir ilgisi yok. Ara ara açıp rastgele şiirlerini okumaya devam edeceğim.
Türkçe çevirisi ile bu kadar etkileyici olan şiirler, kendi dili Farsça ile kim bilir nasıldır... Farsça bilip okuyabilmeyi çok isterdim. Tekrar tekrar okumalık bir şiir kitabı. Furuğ'un acı ve mücadele dolu hayat hikayesini şiirlerinin hepsinde görmek mümkün. Kalemi, hissiyatı Didem Madak'ı anımsattı. Her iki şairin de genç yaşta ölmesi üzücü. Keşke daha çok yazabilselerdi de ve biz de okuyabilseydik diyor insan...
Furuğ bir Kadın hemde şair hemde İranda yaşıyor. Bütün bunlar onu yüreklendirmiş olacak ki dünyanın en özgün en mazbut şiirlerinin yazmış. Her söyleyecek sözü olan Kadın gibi.