Bu tuhaf bir atılımla size ulaşan betik, dingin bir günbatımı kızıllığında ve insansız bir yerde okunmalıdır. Elinize geçtiğinde bu ortamın koşulları bütünlenmemişse beklenmeli: betik, geçen anlar süresince ve dilenen alanın yaratımı sürecinde farklanmayacak, hep aynı kalacaktır. Kuşku duyulmasın hiç!
1958 yılında İstanbul'da doğdu. Ortaokul ve liseyi Kadıköy Maarif Koleji ve Anadolu Lisesi'nde bitirip, yüksek öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü'nde tamamladı. Sylvia Plath üzerine incelemeler yaptı. Plath'ın bireyin yalnızlığına ve varoluş sorununa bakışı genç şairi etkiledi. Nilgün Marmara, şiirlerinde çoğunlukla, 1. tekil kişinin düşle gerçek arasında gidip gelen, kırılgan izleklerini kullandı. Çeşitli dergilerde şiirleri yayımlandı. Küçük İskender, Lale Müldür, Orhan Alkaya, Cezmi Ersöz, Ece Ayhan, Gülseli İnal, Onur Göknil ve Serdar Aydın gibi şairleri derinden etkiledi. Sylvia Plath sevgisi, Marmara'yı ölümde de sevdiği şairin yazgısıyla birleştirdi. 13 Ekim 1987'de henüz 29 yaşındayken "yaşama karşı ölüm" dedi ve intihar etti. Kırmızı Kahverengi Defter adıyla yayınlanan günlüğünde "hayatın neresinden dönülse kârdır" ifadesi yer almaktadır.
"Sarkıyorum tavandan (bir tavan varmışçasına) yeryüzünün (varolduğunu umarak) renklerini bilmeme karşın – lal rengi, çivit mavisi ve sarı – ve onların yalanlamalarını – tutku, dinginlik ve ölüm – kendimle işaretliyorum yanı, yöreyi – bir aşağı bir yukarı, bir yukarı bir aşağı, sağ sol, sağ sol. Yönlerin bulanıklığında bir sorumluluk bu! Uluma geri tepiliyor böylece, bana doğru gelene karşı! Bir iskeletler zinciri tutuyor beni havada, uzay konusunda bir unutkanlık yüklemeye ve devindiğim cılız önlemleri yıkmaya çalışarak. Soğukkanlı bir çaba! Ben, kusursuz bir porte olmayı yeğlerdim, oysa."
Zorlayıcı bir üslup. Sakin, kafan rahat ve bir çok şeyi halletmiş olarak okumak, anlamak İçin daha faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Bu tür yazıları seviyorum ama gerçekten Nilgün Marmara’da zorlandım. Sonra hayatını okudum... intihara meyilli insanların kitaplarının ortak noktası bu yazım şekli diye düşünmeye başladım... karmaşık düşünce yapıları var sanki! Bu kitap hep belirli aralıklarla alıp okunacaktır benim tarafımdan.
Gerek kadın şairlerimizin sayılı olması, gerek de intihar etmiş olması nedeniyle Nilgün Marmara'yı uzun bir süredir okumak istiyordum. Bu okuduğum ilk kitabı, bu sene diğerlerini de okurum. Aynı şekilde Sylvia Plath ı da bu sene okumak istiyorum.
Şiirler hem anlatım hem biçim olarak deneysel. Bu da okunmasını oldukça zorlaştırıyor. Okuduğum her kelime türkçe ama cümleyi anlamak için oldukça düşünmem gerekti. Bu şekildeki anlatımları sevmiyorum. 2* bu yüzden. Ancak bütün kitaplarını okuduktan sonra bu kitabı tekrar okumayı planlıyorum.
Belki metni şiire dönüştürmek yerine doğrudan metin yazsaydı okura daha çok ulaşabilirdi..
S7 "Bir kelebeğin insanlara çok doğal görünmesine karşın, doğanın onu o denli uyumlu yaratabilmek için belki de düşlenemeyecek nicelikte zorlukları göğüslemişliği."
Var olan çok yok olan ise az gelen. hep bir özlem ve anlam arayışı içinde. Sadece soyutları değil somut şeyleri de anlamlandırma çabasında ve bundan büyük acı duyuyor gibi. Tam bir sıfat cümbüşü ve anlam veremesem de bazı hisleri uyandıran bir eserdi.
Nilgün Marmara okumaya başlamadan önce onu araştırmayanlar çok güçlük çekmiştir eminim. Araştırdıktan ve böylesine karmaşık olan bir insanı tanıma isteğini bulduktan sonra, heyecanla başladım okumaya ve okuduğum ilk kitabı "Metinler" oldu. İyi bir başlangıç olduğunu düşünüyorum.
Dili, metinleri okurken kendi kendime tonlamaya çalışmam ve kimi zaman bir satırı üç defa okumamdan dolayı başlangıç sayfalarında alışması zor geldi ancak birkaç sayfa içinde alıştıktan sonra hiç karmaşık gelmemeye başladı. Aksine bir metni okuduğumda o metinin nasıl bir ruh hali içerisinde ortaya çıktığını hayal etmekte hiç zorlanmadım. Öncesinde araştırdığım ve beğendiğim için taraflı mı yaklaştım bilmiyorum ancak metinleri oldukça beğendim. Tek eksi yanı fazla hızlı tüketmiş olmamdı. Alıp okuyacağım ikinci kitabını büyük heyecanla bekliyorum.
Kitabı metroda okumaya yeltendim ancak arka kapağında “insansız bir yerde okunmalıdır” ibaresini görünce vazgeçtim. Kitap kapağındaki taşların ne olduğunu anlamamıştım. Nilgün Marmara’nın evinde sakladığı göztaşlarını temsil etsin istemişler. Baya hoşuma gitti. Artık tam Nilgün Marmara’nın yazışına alıştım diyordumki bu kısacık kitap beni şoke etti.
“Borçluyuz daha çok yaşamaya!”
“Burada daha ne kadar öleceğim?”
Bu iki cümlede Nilgün Marmara’ya ait, ikisi de bu kitapta var. Aralarında sadece 3-5 sayfa var üstelik. Borçluyuz ile başlayan cümleyi okuduğumda Nilgün Marmara değildir bu diyecek kadar kendimden emindim aslında. İkinci cümle ise tam Nilgün Marmara kokuyordu. Ama bu ikililik bu iki farklı düşünce tarzı beni çok rahatsız etti. Nilgün Marmara’yı anlamaya çalışırken yapamıyormuşum gibi hissediyorum. Bu inat neden bilmiyorum.
“Biz güven çağına gelmiş olmalıydık, artık.”
This entire review has been hidden because of spoilers.
"Üzgünüm aşağıladınız demekten, hüznümü silebilecek birkaç sözcüğü nasıl da esirgediniz diye sormaktan, bu bilinçli ya da bilinçsiz seçiminizin suskunluğu hızlandırıcı ve bütünleyiciliğinin bana umulmaz rahatsızlıklar verdiğini yadsıyamamaktan üzgünüm!”
“Borçluyuz daha çok yaşamaya!”
“Burada daha ne kadar öleceğim? Yeryüzüyle gökyüzünün aracısı olarak bulutu haraca kestiğiniz yerde? Ben size alışamam. "
“Delilik sevgilim, bir sözcük üzerine kurulmuyor, var olanı dürtüyor, eşeliyor, o bölgede yer ediniyor. Bir sabah, bedenimin tüm hücrelerini ele geçirmiş bir acıyla uyanıyorum, bundan böyle, nereye baktığı bilinmeyen gözlerinizle her karşılaştığımda katlanacak bir acıyla.”
“…saydam mavi kavanozlarda deniz kabukları biriktirmek sanki… Bir dilek, bir dilek: Gölgede kalan her kıpırtı gerçeğe bir adım, güne uymaya başkaldıran bir adım olsun! Giderlerse – gideriz!"
"Delilik sevgilim, bir sözcük üzerine kurulmuyor, var olanı dürtüyor, eşeliyor, o bölgede yer ediniyor. Bir sabah, bedenimin tüm hücrelerini ele geçirmiş bir acıyla uyanıyorum, bundan böyle, nereye baktığı bilinmeyen gözlerinizle her karşılaştığımda katlanacak bir acıyla."
Slyvia Plath'ten sonra kendisini okumak büyük bir haz verdi. Metinler, kolay okunamayacak ama okudukça düşüncelere sürükleyecek çok kısa düşünceler dizilerinden oluşuyor.
Çok beğendim.
Diğer kitaplarını da okumayı dileyerek gidiyorum buradan.
"Burada daha ne kadar öleceğim?
Yeryüzüyle gökyüzünün aracısı olarak bulutu haraca kestiğiniz yerde?
“Hiç bitebilir bir acı değil, düşsel uçurtmaların zamandışı boşluklarda salınmasını beklemek...” “Ayrıyken bile birlikte, birbirine karışmış, evrende birbirine yansıya bağlı sürdüren nesneler dizisi gibi...” •Onu sürükleyeceğim. Sürükleyeceğim ki, açığa çıkarılamayacak, tanımlanabilir gün ve gecelere mal edilemeyecek bir sevi karabasanından aldığım pay, saygısını bulsun içkin dünyasında belirsiz “Ben”in. Yaslı yüreğimin utangaç itirafı: “Sizi sevmekte ölüyorum.”
This entire review has been hidden because of spoilers.
sayfa sayısının azlığından dolayı herhangi bir yerde çabucak bitirilebilecek bir kitap olarak düşünülebilir ama arka kapakta da belirtildiği gibi “insansız bir yerde okunmalı” kesinlikle. hele ki nilgün marmara’nın üslubuna alışık olmayan biri için uygun bir başlangıç olmayabilir bu kitap.
ben kendisine ve kalemine karşı duygusal bir yakınlık hissettiğim için okumaktan zevk aldım. zaten kendisini nedense hep yaz mevsimlerinde okumam gerekiyormuş gibi hissediyordum, güzel denk geldi o yüzden.
“Eskiden yaşansa 9 köyü ateşe vereceğini düşündüğün şeylere tepki bile vermiyorsun,tahammül ve sabrı öğreniyorsun. Her değişikliğe de ayak uydurup şaşırmıyorsun. İşte o zaman büyüdüğünü anlıyorsun.” Nilgün Marmara.
Sonunda bitirdim fakat hala tam olarak Nilgün Marmara'nın ne anlatmak istediğini anladığımı düşünmüyorum, bundan dolayı her sene kalbim ve mantığım onay verene kadar bu kitabı bitireceğim. Yine de az anlasam da bu kadının hayat öyküsünü merak etmeme engel olamadı... Kesinlikle araştıracağım.
"Oysa ne kadar emin kendinden gece! Gören bir yetişkin... Sürekli yenileyen ve yenilenen, ölümü unutmadan yaşama tutkun dinginliğini genleştirerek her an duyumsatan..."
yazarin okudugum ilk kitabi olusundan olsa gerek sindiremedim bi kulagimdan girdi digerinden cikti misali lakin tum eserlerini kesinlikle okumak istiyorum. sory lady marmara im not enough 4u yet😔
Ey, içine bakan gözlerimin yoksul gölgesinde kendini açıklayan gerçeklik! Her kopuşla adını yineleten umut! Bir serin yaşlı-bahar özlemi, acı kar fırtınaları beklentisi kışlarda ve alıcısı olmayan iki mevsime, zamanın kapanabilmeso devrimi!