Cihan Harbi ertesi Cumhuriyet Türkiyesi Batı’ya yönelmiş, “yeni hayat” özlemiyle yaşam tarzında köklü dönüşümlere gitmişti. Reform kaygıları, seküler yaşam özlemi, Osmanlı kültür kodlarının sorgulanışı, nesiller arası uyumsuzluklar yoksul ülkenin insanlarını her geçen gün çözümsüzlüğe yöneltmişti. Türkiye, 1930’lu yıllarda “ideal”lerle donatılmış kendi “yeni insan”ına ulaşıncaya kadar, giriştiği inkılaplarla toplumsal travmayı birlikte yaşayacaktı.
Türkiye’de Yeni Hayat çağdaş yaşam özleminin toplumsal travmaya dönüşümünün öyküsü. Nüfus sorunu başta olmak üzere, kadının, gençliğin, çocuğun erken Cumhuriyet döneminde karşılaştığı sorunları ele alan Zafer Toprak, uzun savaş yıllarının yol açtığı bunalımı, yoksulluğun neden olduğu fuhuşu, intiharlarla sonuçlanan umutsuzluğu dönemin kaynaklarına başvurarak gün ışığına çıkarıyor.
1946 yılında doğdu. 1969 yılında Ankara Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü bitirdi. 1971’de Londra Üniversitesi’nde ‘Alan Araştırmaları’ konusunda yüksek lisansını tamamladı. 1981 yılında Londra Üniversitesi’nde ekonomi doktorasını verdi. Boğaziçi Üniversitesi’nde Ekonomi ve Toplum Tarihi profesörü olarak görev yaptı. Tarih Vakfı’nın başkan yardımcısı ve Boğaziçi Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü’nün kurucu başkanıdır.
Zafer Toprak kemalist tarih yazımının en okunabilir tarihçilerinden biri. Yaklaşımları, yorumları taraflı hatta gizleme gereği de duymuyor. Bunlara rağmen değerli bir tarihçi. Ele aldığı konuların verilerini öne çıkarma konusunda hassas bir yaklaşımı var. Benim için okunması gereken sınıfına sokan da bu. Kitap Türkiye’nin geçiş sürecindeki gündelik hayatına yöneliyor. Tarih anlatılarında göz ardı edilen kadını ön plana çıkarıyor. Anlatımında sorunlar var, haddinden fazla tekrara düşüyor. Evlilik ve kürtaj birden fazla bölümde aynı şekilde anlatılıyor. Bugünden bakınca özellikle kadınların hoşuna gitmeyecek muhafazakarlıkta düşünceleri de var. Bunun yanında okurken İstanbul Ankara ikiliği kurup hep bunun üzerinden saptamalar yapması hoşuma gitmemişti. Fakat ülke coğrafyası hakkında sunduğu veriler hayli ilginç. 20. yüzyılın başında Anadolu’da yaşam süresi beklentisi 30 yıl. Bu denli kaderine terk edilen, yaşam mücadelesi veren ve donup kalmış bir coğrafyanın gündelik hayatı hakkında konuşacak pek bir şey olmuyor. Osmanlı’nın neredeyse reform hareketlerinin hepsi başkenti kapsadığı için haliyle Toprak da tüm değişimlerin merkezi İstanbul’a gözünü çeviriyor. Bolşevik devrimden kaçan Rusların çeşitli etkilerinden bahsediyor. Feminizmle tanışan ve kamusal alana girmeye çalışan kadınların mücadelesini detaylıca anlatıyor. Evlilik, eğlence hayatı, moda gibi konularda da birçok gazete kupürü sunmuş. Osmanlı’nın modernleşme uğruna tüm dejenere unsurları kabul ettiği gibi genel bir düşüncesi var. Kitabın katılmadığım tonla yaklaşımı var. Kadıköy, Şişli kadını gibi çeşitli sınıflandırmaları gösterip ideali Ankara kadını gibi çağdışı düşünce aklıma ilk gelen örnek oldu. Kemalizmin kazanımları dışında başka bir etkisinden söz etmemesi de hoşlanmadığım bir durum. Osmanlı’nın toplumsal değişimlerde ne denli sınırlı olduğunu görebilmek açısından iyi bir okumaydı.
Zafer Toprak yakın dönemi çalışanlar için resmen sürekli el altında tutulması gereken bir kitap yazmış. Alınsın okunsun tekrar tekrar başvurulsun o derece yararlı bir kitap.
Yazarı araştırma konusunda gerçekten tebrik etmek gerekiyor. Kitapta yer alan mecmua araştırma ve çevirileri oldukça fazla. Ancak kitabın bu kadar olumlu yanlarının aksine sürekli tekrar cümlelerinin oluşu biraz gereksiz olmuş. Aynı cümleleri defalarca tekrar okumak çok da şık olmuyor. Anlatılmak istenen 400 sayfa da değil de az sayfada anlatılabilirdi.
Zafer Toprak gibi insanlara hayran olmamak elden gelmiyor. Müthiş bir azimle içine girdikleri dönemin bütün dehlizlerinde, ayrıntılarında dolaşmayı seviyorlar. Daha önce pekçok kitabını okuduğum bu ismin Yeni Hayat kitabı 1908-1928 arası dönemin hayat sahnesindeki ayrıntıları ciddi bir emeğin mahsülu olarak okuyucusuna sunuyor. Sadece dönemi aydınlatmakla kalmıyor, bugüne de ışık tutuyor. Beni en çok etkileyen kısmı Amerika'da yapılan YMCA anketi oldu. Gençliğin değer yönelimlerine dönük anketin sonuçları bugün için de çok anlamı veriler sunuyor bize. Gerçekten başucu eserlerinden olabilecek bir kitap...
Balkan Savaşlarıyla başlayan ve Milli Mücadeleyle sona eren bu 10 yıllık zor serüvenin Türk Milleti üzerinde bıraktığı sosyal,psikolojik,iktisadi ve benzeri bir çok etkiler dönemin dünya tarihiyle de bağdaştırılarak okuyucuya sunulmuştur. Ayrıca kitapta, tarih kitaplarındaki bir çok olayın,durumun ve kararının altında yatan bazı gerçekleri bu kitap bize açık bir şekilde göstermektedir. Bu dönemdeki Türk insanını tanımada önemli bir kaynaktır.
Kitabın en büyük -ve belki de göze takılan tek- olumsuz yanı çok fazla tekrara düşmesi olmuş. Onun dışında Zafer Toprak'ın dönemin basını ve edebiyatına hakimiyeti müthiş bir kavrama ve aktarma kabiliyeti ortaya çıkarmış. 20li yılların ruhunu anlamak için bir rehber ortaya çıkmış.