GELECEĞİN KISA TARİHİ, Gelecek İçin Dersler
JACQUES ATTALI, PhD, Prof, Ekonomist, Fransız Bilimler Akademisi Üyesi, Devlet Onursal Danışmanı, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Danışmanı.
-Asya, insanı arzularından kurtarmayı düşünürken, Batı alemi, onları gerçekleştirme özgürlüğünü insana sağlamak dileğindedir.
EVRENSEL 3 DERS:
1) Bir süper güç bir rakibin saldırısına uğradığı zaman, kazanan çoğu kez bir üçüncü güçtür.
2) Yenen çoğu kez yenilenin kültürünü benimser.
3) Belli başlı varsıllıklar hala doğuda kalsa da, yeryüzündeki iktidar batıya doğru yer değiştirmeye devam etmektedir.
-12.yy.da Avrupa'nın en büyük kenti ve Hilafetin başkenti CORDOBA'dır; orada Arapça konuşulur, Yunanca düşünülür ve Latince, Arapça ya da İbranice dua edilir. Buraya dünyanın dört bir yanından varsıllıklar akar: Afrika'nın altını, Asya'nın baharatı, Avrupa'nın buğdayı. Halifenin kitaplığındaki kitapların sayısı, Avrupa'nın tüm kitaplıklarındaki toplam kitap sayısından fazladır.
Cordoba'da, Ömer Hayyam'dan Maymonides'e (İbn-i Meymun), İbn-i Rüşt'e (Averroes) kadar, sıradışı, yaratıcı bir seçkinler kitlesiyle karşılaşılmaktadır.
Cordoba'nın bu en güçlü kent konumu, 1148'de Fas'tan gelerek bölgeyi ele geçiren Muvahhidler'in emirlerinin, katı din inanışıyla, Yunan düşüncesinin araştırılmasını yasaklamasına ve Yahudilerle Hıristiyanları kovmasına kadar sürer. Bilim kapılarını kapatmak suretiyle ticari düzenin yönetimini elde tutma şansını yitirerek inişe geçer.
Bir "ODAK"tan Ötekine:
-Ticari düzen paranın dilini konuşur. Yeni karşısında duyduğu zevk ve keşfetme tutkusuyla kimlikleşen bir yaratıcı sınıfın toplandığı (armatörler, üreticiler, tacirler, teknisyenler, finansçılar) tek bir merkez, tek bir "odak" etrafında örgütlenmekte ve rekabet etmektedir. Taklit, katılık, kuvvet, yönlendirmecilik, korumacılık, kambiyo denetimi onların silahlarıdır. Bir kriz veya savaş bir "odağın" yerine bir başkasını geçirene kadar.
Bugüne dek ticari düzen dokuz ardışık biçim geçirdi:
1) Brugge (1200-1350) Ticari Düzenin Öncülleri (Kıç Dümeni),
2) Venedik (1350-1500) Doğu'nun Fethi (Karavel Gemisi),
3) Anvers (Antwerp) (1500-1560) Matbaanın Zamanı (Basım),
4) Cenova (1560-1620) Vurgun Sanatı (Muhasebe),
5) Amsterdam (1620-1788) Filinta Tekne Sanatı (Filinta Gemisi),
6) Londra (1788-1890) Buharın Gücü (Buharlı Makine),
7) Boston (1890-1929) Makinelerin İstilası (Pistonlu Makine),
8) New York (1929-1980) Elektriğin Zaferi (Elektrikli Makine),
9) Los Angeles (1980- ? ) Kaliforniya Göçerkonarlığı (Mikroçip).
1) Brugge (1200-1350) Ticari Düzenin Öncülleri (Kıç Dümeni):
12.yy. sonunda, mola veren tacirler, başkaldırmış köleler ve topraklarından kovulmuş serfler, kıtanın en mükemmel tarım arazilerine sahip olan bu yörede toplanır. Feodalizmin dışında kalan bu bölgede, üretim fazlasına el koyan bir monark yoktur; kölelik, emek gücünün tamamını eline almamıştır; yeni bir yaratıcı sınıf, burjuvazi, karları sahiplenmek üzere, emekten tasarruf eden yeni bir bilinci ve tekniği hayata geçirir. Topraktan birden fazla ürün alma, yük hayvanlarını omuzdan koşumlama, su değirmeni, çamaşır tokaçlamayı mekanikleştirme gibi teknik gelişmeler, gıda üretiminin sanayileşmeye başlamasına imkan verir.
Dolaplı Kıç Dümeni buluşu, gemilerin kolay yönlendirilmesini sağlar. Gücün yerini para, PARA, köleliğin yerini ücret, anıtsal inşaatların yerini yatırımlar, zabıtanın yerini ticaret alır. Dokuma makineleri, kentli nüfusun artışı, kredi ihtiyacı ve bankacılık sistemleri ortaya çıkar. Brugge, 35.000 nüfusuna rağmen, en dinamik liman ve kapitalizmin ilk biçiminin odağı haline gelir. Veba salgınının (1348) Avrupa'nın 1/3'ünü yok etmesi ve Brugge'ün kumlar tarafından istilası, odağın Venedik'e geçmesinin yolunu açar.
2) Venedik (1350-1500) Doğu'nun Fethi (Karavel Gemisi):
Brugge gibi Venedik'in gücü de yokluktan doğar; itibarını meydan okuyuşundan sağlar; şatafatı küstahlığından peydahlanır. Haçlı seferleri sırasında (11.yy) çaldığı Yahudi paraları ve Almanya'da çıkarılan gümüşün gelişini kolaylaştıran bir yol, 300 tonluk son derece güvenilir gemilerini (karavel) inşa etmesini ve silahlandırmasını sağlar. Avrupa'nın yüzyıl savaşlarıyla ve veba ile tükenmesi sırasında ticaret, sanat ve eğlence merkezi olmaya başlar; buradaki yaşam düzeyi Paris ve Londra'dakinin 15 katıdır. Avrupa'nın ticaretine ve parasına hakim olan kentin hizmetindeki "kılıcın ucundaki uygarlaştırıcılar" olan denizciler, kaşifler, araştırmacılar için dünya, bir serüven alanı haline gelir.
Diğer odaklar gibi Venedik de teknolojik yeniliklerin merkezi değildir. "Odak icat etmez, saptar, kopya eder, başkalarının fikirlerini hayata geçirir."
1450 sonrasında, nüfusu kalabalıklaşan, fazlasıyla zenginleşen, eğlenceye düşüp hantallaşan Venedik, gümüşün azalması ve Türk baskısı altında bunalmaya başlar.
[Sevilla 3.Odak olmaya aday durumda olmasına rağmen, Amerika'dan çaldıklarını tembelce tüketmesi, daha da beteri Yahudileri ve Kuzey Afrikalıları, yani yaratıcı sınıflarını kovması nedeniyle bu fırsatı kaçırmıştır.
Gelecek için Ders-1: Yabancı seçkinlere açılmak başarının koşullarından biridir.]
3) Anvers (Antwerp) (1500-1560) Matbaanın zamanı (Basım):
Anvers, 1450 sonrasında, Doğu'dan gelen baharat ve Avrupa malları ticaretinin en önemli limanlardan biridir; borsa, sigorta, finans alt yapısı bulunmaktadır.
Gelecek için Ders-2: Sıkı sıkıya bağlı olan finans ve sigortacılık, ticari gücün başlıca boyutunu oluşturur.
Aynı zamanda Almanya'da 1455'de yeniden keşfedilen (ilki Çin'de) hareketli matbaa harflerinin ilk sınai kullanıcısıdır. Kitap, seri halde üretilen ilk gezgin nesne haline gelir. Yeni yönetici sınıflar bu keşfin kolaylaştırdığı ifade özgürlüğüne, bireyciliğin ve aklın gelişimine, Yahudi-Yunan idealinin yaygınlaşmasına ihtiyaç duyduğu ölçüde, matbaa da baş döndürücü bir başarıya ulaşır (1500'de Avrupa'da 20 milyon basılmıştır).
Bu gelişme, kilise tarafından sansürlenen Yahudi-Yunan-Arap mirasının öğrenilmesini, rahiplerin söylediklerini Kutsal Kitap'ın tastamam içermediğinin anlaşılmasını, bilginin o güne kadar kendilerinden özenle gizlendiğinin keşfedilmesini sağlar. Kutsal kitabın yerel dillere çevirileri ile Kilise'nin Latince hegemonyası yıkılır.
Gelecek için Ders-3: Merkezileştirici olduğu sanılan yeni bir iletişim teknolojisi, yerleşik iktidarların acımasız düşmanı olarak belirir.
Luther, Kutsal Kitap çevrisini kendi çevresine okutur, Papalığın yozlaşmışlığına başkaldırır ve Kilise ve Roma-Cermen imparatoruna karşı Alman prenslerle ile ittifak kurar; Protestanlık böylece milliyetçiliğin hizmetine girerek ulusların çağını başlatır.
Başlıca Alman bankerlerin Anvers'e yerleşmesi, Amerika'dan gemiler dolusu gümüşün gelmesi, kentin odak haline gelmesini pekiştirir.
Zamanla gümüşün aşırı bollaşmasıyla değerinin azalması ve Hollanda ile İspanya arasında gelişen din savaşları, deniz ticaretini sekteye uğratarak kentin önemini azaltır; daha pahalı ve çekici hale gelen altın ticaretinin ve finansın merkezi Cenova odak haline gelir.
4) Cenova (1560-1620) Vurgun Sanatı (Muhasebe):
Anvers için matbaa, Venedik için gemiler ne idiyse, Cenova için de muhasebe odur. Ekonomi düzeni için bir devrim olan kar-zarar muhasebesini icat ederler ve güçleri buradan kaynaklanır. Foloransa'nın ticaret ve dokumasını finanse eden ve bir kısmı Yahudi kökenli olan Cenovalı bankerler, altın piyasasının efendileridir ve Avrupa krallarını ve prenslerinin askeri operasyonlarının borç kaynağıdırlar.
Atlantik'i kontrol eden İspanya'nın büyük armadasının yenilmesi ve Amerika'dan gelen altın yollarını yeniden Hollandalıların kontrollerine almasıyla, odak bir daha geri dönmemecisine Akdeniz'den uzaklaşır ve Atlantik'e, ilk önce de Amsterdam'a geçer. Bu dönemde müthiş ilerleme kaydetmiş olan Hollanda'nın elindeki Birleşik Eyaletler kentlerindeki yaşam düzeyi artık Fransa, İspanya ve İngiltere'dekinin 5 katına ulaşmıştır.
5) Amsterdam (1620-1788) Filinta Tekne Sanatı:
Avrupa giysi imalatının ve kumaş boyamacılığının merkezi durumuna yükselmiş olan kentte icat edilen ve seri imalatla üretilmeye başlanan ve beşte bir mürettebatla idare edilebilen Filinta Gemisi, Amsterdam'ı beşinci odak haline getirdi. Son derece iyi silahlandırılmış gemiler, deniz kuvvetlerini diğer ülkelerle kıyaslanamayacak bir boyuta getirir; filo, Avrupa'nın tamamının 6 kat büyüklükte yük taşıyarak Baltık'tan Latin Amerika'ya kadar, denizlerdeki denetimi ele alır. Sonrasında geliştirilen Hindistan Kumpanyası, borsa ve Amsterdam Bankası, deniz gücünü mali, ticari ve sınai hakimiyete dönüştürür.
İspanya'dan kovulan Yahudiler gibi çok sayıda yabancıya kucak açılarak entelektüel ve kamusal yaşam geliştirilir; 300.000 nüfusa ulaşan bölgede kişi başı gelir Paris'in 4 katı iken, Fransa'daki kıyım sonrası kaçıp gelen Protestan Hugenotlar ile bu fark daha da büyür. Protestanlığın özgür düşüncesi, Erasmus ve Spinoza, dönemin sembolleridir.
Gelişen Fransız donanması, gemi inşasında kullanılan ağacın tükenmesi, pahalılık nedeniyle ücretlerin yükselmesi toplumsal çatışmaları büyütür ve armatörlerin ve finansçıların daha dinamik ve güvenli hale gelen Londra'ya geçmesine neden olur.
Gelecek için Ders-4: Hiçbir imparatorluk, ebedi gibi görünse bile, sonsuza kadar süremez.
6) Londra (1788-1890) Buharın Gücü (Buharlı Makine):
İlk deniz kronometresini icat edip, gemilerinin okyanuslarda konumlarını daha iyi belirleyebilen, yolculuk süresini kısaltan ve deniz hakimiyetini artıran İngiliz donanmasının başta Doğu-Hindistan Kumpanyası olmak üzere sömürgelerinden elde ettiği çok ucuz hammaddeleri (Hindistan'da yeni bulunan pamuk en önemlisi) işleyip pahalı ürün olarak satması, Londra'nın 6.odak olmaya yükselmesinin ana nedenidir. Avrupa'nın savaşlarla kan ve ateş içine düşmesi, oradan kaçanların A.Smith ve J.Locke'nin piyasa demokrasisinin temellerini attığı Londra'ya gelmesiyle, bu kentin iktidarı ele almasına yol açar.
Yeni enerji arayışındaki topraktan henüz azadeleşip ticarete atılmış olan yeni İngiliz burjuvazisi Fransız D.Papin'in icat ettiği buhar makinasına yönelir ve makinayı geliştiren J.Watt, kömürün bu makine ile çıkarılmasına ve sonrasında pamuk ipliği üretiminin 10 kat artmasına öncülük eder.
Deniz gücüyle gelişen ülke, G.Stephenson'un icat ettiği Buharlı Lokomotif ile kara taşımacılığında da devrim yapar.
Fransa bu dönemde dünyaya özgürlüklerden söz ederken, etkili bir deniz gücüne, önemli bir limana, yabancı seçkinlere karşı açlığa ve sanayi makinelerine yönelik bir meraka sahip değildir.
Gelecek için Ders-5: Yeni zenginlik aramaya zorlayan şey yokluktur. Az bulunurluk, hırslı kişiler için bir lütuftur.
Gelecek için Ders-6: Bir teknolojinin kimin tarafından icat edildiği değildir, önemli olan onu işler hale getirecek -kültürel ve siyasi- konumda bulunmaktır.
İngiltere'de 1825'de tarım katma değerini aşan sınai üretim, aynı niteliğe Prusya'da 1865'de, A.B.D.'de 1869'da, Fransa'da ise 1895'de ulaşabilecektir.
İngiltere'nin demokrasisi de piyasası ile birlikte gelişir: Oy verme hakkına sahip olan burjuvaların sayısı yavaş yavaş artar.
İlk kez bir ticari odağın imparatorluğun odağı haline gelmesi, Dickens, Marx, Darwin ve Turner, dönemin sembolleridir.
Gelecek için Ders-7: Buyurgan devlet piyasayı yaratır, piyasa da demokrasiyi.
Prusya, Fransa ve A.B.D'nin rekabetinin baskısı ve borsa vurgunu (şişme-balon) banka iflaslarına yol açar ve Londra odak olma vasfını, tamamen tacirlerin belirlediği bir piyasa olan, milyonlarca belleksiz mülteciye kapılarını açan ve Kaliforniya altınlarıyla zenginleşen A.B.D.'ye devreder.
Gelecek için Ders-8: Bir kez daha, egemen finans merkezinin iflası bir "odak"ın sonunu onaylamıştır.
7) Boston (1890-1929) Makinelerin İstilası (Pistonlu Makine):
Yeni enerji kaynağı petrol ve pistonlu-patlamalı motor temelinde üretilen otomobil, odak hakimiyetini Boston'a verir. Yine bu icadı yapan Fransızlar (A.B. de Roshas), tren ulaşımına geçmiş olmalarının yavaşlığı içinde, trenden uzak A.B.D.'nin otomobile açlığının yol açtığı üretim talebinin ve Ford'un geliştirdiği seri üretim sisteminin gerisinde kalırlar.
Ekonomik durgunluk ve savaşlar nedeniyle Avrupa'nın üçte birinin (özellikle Püriten protestanların) göçüyle Boston'da oluşmuş olan süratli ticaret ve rekabet ortamı, burayı A.B.D.'nin ilk önemli ihracat limanı haline getirmiştir.
1928 yılında, "yedi kız kardeş" diye anılan petrol şirketlerinin oluşturdukları kartelin benzin fiyatlarını artırması, otomobil üretimini çökertir; 1929 "büyük kriz"ini başlatır ve yükselişe geçmiş olan 8.odak'ın yolunu açar.
8) New York (1929-1980) Elektriğin Zaferi (Elektrikli Makine):
Yaklaşık elli yıldır gelişmekte olan elektrik motoru (1889-NicolaTesla-Avrupa) ve elektrikli ev araçları üretimlerinin patlaması New York'un öncü olmasını başlatır; seri üretim herkesin satın alabileceği bir ticareti hayata geçirir (1930'da Amerikan konutlarının %80'inde elektrik vardır).
Gelecek için Ders-9: Toplumsal açıdan zorunlu olsa bile, bir yeniliği genelleşmesinden ayıran süreç her zaman yarım yüzyıl çevresinde dolaşmaktadır
Elektrikli araçların gelişmesi bir çok alanda çalışan insanların yerini almaya başlar ve işsizlerin sayısı artar. Bu yeni üretim sistemi Avrupa'ya geçerek rekabeti artırarak yayılır.
Faşizmin yükseldiği dönemde sanayi üretiminde A.B.D., İngiltere ve Fransa'dan belirgin şekilde önde olan Almanya emek gücüne, hammadde, petrol ve toprağa her zamankinden daha fazla gereksinim duymakta ve Kafkasya'daki petrol kaynaklarına ulaşmak için savaşı kaçınılmaz olarak görmektedir. 2.Dünya Savaşı, A.B.D.'nin üretim ve teknolojiye hakim olmasının önünü açar.
Savaş sonrasında gelişen radyo ve taşınabilir müzik aletleri, gençlere ebeveynlerinden uzakta eğlenme ve cinsel özgürleşme şansı sağlar; bu bir devrimdir: Rock ve Caz, genç insanların tüketim, arzu ve başkaldırı evrenine girişlerinin haberini verir.
Gelecek için Ders-10: Teknoloji ve cinsellik arasındaki bağ, ticari düzenin dinamizmini yapılandırır.
Tüketime yönelik kurumların (banka, sigorta, reklam, pazarlama) sayısı hızla artar ve 20 yıl (1954-73) içinde alınan krediler 5 katına çıkar.
Üstünlüğü korumak için askeri, gettolarla baş etmek için polisiye harcamalar çok yükselir; sermayenin verimliliği azalmaya başlar ve üretim öncülüğü yitirilir. Üretimde öncü duruma gelen Tokyo'nun odak olması, dünya seçkinlerini kendisine çekememesi ve bireyciliği desteklememesi nedeniyle gerçekleşmez.
Kaliforniya'da yükselen yeni teknolojik dalga (Silikon Vadisi: Mikroçip), kitlesel otomatikleşmenin ve Los Angeles'in önünü açar.
9) Los Angeles (1980-?) Kaliforniya Göçerkonarlığı (Mikroçip):
Yeni odak, Los Angeles ile San Fransisco arasında uzanan, 35 milyon kişinin yaşadığı, mikroçip, cep telefonu, bilgisayar, otomatizasyon, yazılım ve enformasyonun, yani göçerkonar nesne ve insanların merkezi Kaliforniya'dır (bağımsız devlet olsaydı dünya ekonomisinin 6.ülkesi olacaktı). A.B.D.'deki bilim ve mühendislik alanında diploma sahibi olanların 2/3'ü Asya kökenli kişilerdir ve Asya odak olmaya yaklaşmaktadır.
SONUN BAŞLANGIÇLARI
9.odak'ın sonu şimdiden görülmektedir: çok daha az kişisel tasarruf yapılabilmekte (1980'de %10, 2006'da %0.2), ücretliler giderek daha fazla borçlanmakta, kredi borcunu ödeyemeyenler artmakta, eşitsizlikler derinleşmekte, ücretliler Avrupalıların yarısı kadar izin kullanırken yılda 6 hafta fazla çalışmakta, beş çocuktan biri yoksulluk sınırını altında yaşamakta, milyonlarca insan sigortasız yaşamakta ve üretimlerinin ana eksenini oluşturan internet ürünleri giderek daha fazla bedelsiz olarak mübadele edilmektedir.
Çelişkiler dünya ölçeğinde de giderek aşırı düzeylere varmaktadır: İnsanlığın yarısı yoksul ve günde 2 dolardan az gelirle hayatta kalmaya çalışmakta ve temiz içme suyuna, eğitime, krediye ve konuta ulaşamamaktadır. Dünyada 250 milyon çocuk yasadışı olarak çalıştırılarak sömürülmekte, 10 milyonuna fahişelik-kölelik yaptırılmaktadır.
Kadınların durumu da çoğu yerde sefalet boyutundadır.
Halk hareketleri ve göçler hızlanmaktadır.
Dinsel düşmanlıklar, milliyetçi akımlar ve güvenlik harcamaları artmaktadır.
Yeni "odak", sarsıntılar sonrasında ortaya çıkabilir; bu kısa tarih, geleceğin çerçevesini çizmeye ve olası felaketlere karşı alınabilecek önlemleri saptamaya yardım edecektir.
Ortada öylesine besbelli bir istikrarsızlık, öylesine aşırı bir karşılıklı bağımlılık var ki her başkaldırı, her yeni fikir, her türlü teknik gelişme, her bilimsel keşif dünyanın yönünü değiştirebilir; sorunlar öylesine öngörülemezdir ki mümkün olan geleceklerin sayısı neredeyse sonsuzdur.
Demokrasi ile piyasanın ortaya çıkmasından beri, gelişme tek bir yönde ilerlemektedir: Yüzyıldan yüzyıla, siyasi özgürlük yaygınlaşmakta, arzular ticari ifadelerin mecrasına sokulmakta, köylüler kentlere yönelmekte ve piyasa demokrasilerinin tamamı, geçici bir "odak" etrafında giderek daha genişleyen ve bütünleşen bir pazar halinde toplanmaktadır.
Yakın gelecekte, iş bulmada ve iş yapmada rekabet çok daha sertleşecek, insanlar kendilerini sürekli yenilemek ve yer değiştirmek zorunda kalacak; orta sınıf yeniden proletarya kırılganlığına ulaşacak ve örgütlenecek; daha iyi yaşama sanayisi başlıca sanayi haline gelecek; çalışma-tüketme-eğlenme arasında ayrım yapabilme zorlaşacak; tüketici borçlanmaları artacak; kent merkezlerinden uzaklaşarak yaşama zorunluluğu artacak; geçici eş ve yalnızlaşma konumları artacak; kentin tamamı internet alanı haline gelecek; kitaplar üç boyutlu görüntülerle anlatılacak-dinlenebilecek; müzik giderek daha fazla teselli aracı haline gelecek; uzaktan üç boyutlu konuşulacak; hizmetçi robotlar yaygınlaşacak; başka kıtadan sağlık, eğitim ve eğlence hizmetleri alınabilecek; göçerkonarlık-heryerdelik-sanal cemaat halleri yaygınlaşacak; yaşlanma, zorunlu ve gönüllü göçler artacak (25 yılda 1 milyar insan); mega kentler artacak ve belirleyici hale gelecek; sürücüsüz ve kolektif mülkiyetli taşıtlar yaygınlaşacak; çok ucuz ürünler üretilerek en yoksul kesimler de piyasa ekonomisine sokulacak ve tüm ticari sektörler koruma ve eğlendirme çevresinde örgütlenecektir.
Bugün İngilizce konuşulan bir Amerikan sömürgesi olan "7.kıta: İnternet", bir gün meydan okuyarak özerkliğine kavuşacaktır.
Bu hızla tüketmemiz halinde 40 yıl sonra, Avrupa ve Kuzey Amerika dışında orman kalmayacaktır; 2030'da bile bugünün 2 katı karbon salınacak olması ve buna paralel küresel ısınma ve buzulların erimesi insanlığı bekleyen en büyük tehlikedir. Aynı sürede kişi başına düşen su miktarı yarıya inecektir.
Yakın gelecekte (2025), Washington siyasi başkent, New York finansal metropol olmayı sürdürürken, Kaliforniya da ülkenin kültürel-teknolojik-sınai merkezi, "odak" olmayı sürdürecek ve sonrasında belki de "odak" gerekliliği ortadan kalkacak ve ticaret "odak"sız işleyecektir