İstanbul'da mütevazi bir ahşap evde başlayıp Hürriyet Kahramanlığı'na ve imparatorluğun en güçlü adamlığına uzanan ama ardından idam mahkûmluğuna ve sürgünlere kadar giden, 1922'de uzak diyarların haritalarda bile yeralmayan ücra bir tepesinde Rus süvarisinin namlusundan çıkan domdom kurşunu ile noktalanan 41 senelik macera dolu bir hayat…
Enver Paşa Türkçü-Turancı mı, yoksa İslâmcı mı idi? İstiklâl Harbi yıllarında neler yapmıştı? Mustafa Kemal ile mektuplaşmaları… Sıkıntılar ve hayallerle dolu sürgün seneleri… Orta Asya'daki esareti ve uğradığı mağlûbiyet… Hanımı, büyük aşkı Naciye Sultan'a hasret satırları…
Murat Bardakçı'nın, Paşa'nın ailesi tarafından doksan küsur sene boyunca muhafaza edilen ve şimdiye kadar yayınlanmamış özel evrakı ile sivil ve askerî arşiv belgelerine dayanarak kaleme aldığı Enver, tarihimizin bu çok önemli ismini her yönü ile ortaya koyarken, onun hakkında yanlış bilinen birçok konunun gerçeğini de gözler önüne seriyor.
Murat Gökhan Bardakçı, a Turkish journalist and columnist in Gazete HaberTürk, has two TV shows on HaberTürk TV called Tarihin Arka Odası (Presenting with Pelin Batu and Erhan Afyoncu and special guests on the topic of the day) and Teke Teke Özel (with Fatih Altaylı). His books primarily consist on the history of Ottoman Empire and Turkish music. His bachelor graduate degree is on economics in Istanbul University.
“Trabzon’daki Müdaafaa-i Hukuk Cemiyeti, daha önce Küçük Talât Bey ile diğer İttihadçılar’ın faaliyetleri neticesinde Enverci olmuştu ve Şark Ordusu Kumandanı Kâzım Karabekir ile çevredeki diğer askerî makamların dikkati bu yüzden Trabzon’un üzerindeydi.
Kayıkçılar kâhyası ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin de üyesi olan Yahya, Kâzım Karabekir’in 1921 Ekim’inde Trabzon’daki 13. Fırka’nın kumandanlığına tayin ettiği Miralay Sami Sabir Bey’in ifadesine göre Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ne yaslanarak güç kazanmış, bir iskele hükümeti kurup ihracattan vergi toplamaya başlamış, zorla tahliye ettirdiği mahkûmlar ile firarî askerlerden meydana gelen ve mevcudu bin kişiden fazla olan silâhlı bir de tabur kurmuştu ve Enver’in Anadolu’daki ilk silâhlı gücünü Yahya Kâhya ile bu tabur teşkil ediyordu.”(s.255)
Sürekli Mustafa Kemal tarafından okuduğumuz savaş ve milli mücadele yıllarını bir de başarısızlıklarıyla geri planda kalmış ittihatçılar açısından okumak için bizzat Enver Paşanın metrukesinden faydalanılarak yazılmış bir kitap. Dipnotları ve ekleri göz alıcı zenginlikte, arşivciliğini zaten iyi bildiğimiz yazarın takdire şayan çalışması.
türk tarihinin en ilginç isimlerinden birini anlatan tamamiyle belgelere dayalı harika bir biyografi. murat bardakçı kendi özel arşivi ve enver paşanın çocuklarından aldığı mektupları belgeleri fotoğrafları kullanarak nefis bir eser hazırlamış. her seferinde tarihçi değilim demesine rağmen çoğu tarihçiye taş çıkaracak bir kitap. kitabın içeriğine geçecek olursak 6asırlık dev imparatorluğun son dönemine damgasını vurmuş daha sonra da yapayalnız orta asya bozkırlarında şehit düşerek noktalanan inanılmaz bir hayatı tüm detayları ile öğrenmek için fazlasıyla yeterli bir kaynak. döneme dair de inanılmaz bilgiler detaylar öğreneceksiniz.
Şevket Süreyya Aydemir’in Enver Paşa biyografisini okuyan kişinin bu kitaptan öğrenebileceklerinin, bir miktar Enver’in iç dünyasına bakış, Basmacı isyanı esnasında Enver’in rolünü biraz daha derinlemesine anlayış, bolca da dedikodudan ibaret olacağını düşünüyorum. Paşa’nın film sahnelerini aratmayan maceraları daha bir leziz anlatılmış ki dönemin ruhunu anlayabilmek adına bende kimi ufukları açtı. Bardakçı’nın eseri Enver’i anlamak için tek başına yetersiz kalacak, ancak yardımcı kaynak anlamında oldukça faydalı olabilecek bir yapıt...
Hiç kolay olmadı ama bitirdim... Kolay olmadı çünkü yanında taşıyamıyorsun çünkü kalın, ders kitabı gibi olduğu için ya da bana öyle geldiği için konsantre olmak gerekiyor. Ama güzel bir kitaptı, severek okudum...
Tamamen belgelere dayanan bir eser. Biraz eski Türkçeden kelimelerin kullanılmasından ötürü dili biraz yabancı gelebilir. Ama tarih meraklısı herkes için net tavsiye edebileceğim kitap. Müthiş bir belge zenginliğine sahip.
Enver Paşa çevresinde ortaya çıkan çeşitli sorular ve sorunları biz okuyuculara sunan bu çalışma, içerisinde değerli vesikaları barındırması hasebiyle diğer E.P. kitapları arasından sıyrılarak ön plandadır. Bunda elbette M.Bardakçı'nın popülerliği rol oynamış "ulaşılamayan" pek çok vesikaya "ulaşılmış" ve bu kapsamlı eser ortaya çıkmıştır. Lakin Bardakçı'nın bir tarihçi olmamasının getirdiği bir takım noktalar eseri akademik boyuttan çıkartıp çalışmasını klasik biyografik eser kategorisine sokmuş demek isterim. Okunabilir lakin "bir takım noktalara" dikkat edilmelidir. Gören gözler için bu noktaları tespit kolay olacaktır.
Murat Bardakçı öyle bir yazmışki. Sanki okurken soracağım soruları, kafama takılacak yerleri, satırlarının veya hikayenin oluşturacağı soru işaretlerini biliyormuş gibi. Bir cümle sonrasında hep soru işaretini gidererek, yahu bunu herkes bilir demeden. TV’de dinlerkenki o bilmiş umursamaz tavrından çok uzakta bir öğretme, küçümsemeden yetiştirme aşkıyla. Ellerine sağlık. Enver’in 3 hayatlık başarısızlık hikayesini çok da öyle aman aman yazılacak bir şey yok denip geçilebilecekken ortalama kalınlıkta bir kitap haline getirmiş. Tekrara düşmeden, laf salatası da yapmadan.
murat bardakçı'nın belgelere dayanan eseri yalnız daha önceki kitaplarında olduğu gibi kitaoda sadece Enver Paşa okumak ile kalmıyorsunuz, imparatorluğun son dönemi yıkılış ittihat ve Terakki cemiyetini de gibi başka konularada değiniyor.
Türk tarihinde önemli bir yer edinmiş Enver Paşa hakkında mutlaka okunması gereken eserlerden bir tanesi,Murat Bardakçı olayları objektif ve arşiv belgelerine dayalı bir şekilde okuyucusuna sunmuş bu sebeple çok değerli bir kaynak olduğunu düşünüyorum.
Arşiv bilgilerinin sunulması açısından zengin olsada, hikayelerin anlatımı, sunumu aşırı sıkıcı, editoryal açıdan son derece kötü hazırlanmış adeta okuyucuya işkence eden bir kitap olmuş.. Eski Türkçe kelimelerin çokluğu dikkat dağıtıcı olmuş, kitabı bitirmekle bitirmemek arasında kararsızım..
Enver Paşa'nın biyografisi doğumundan, Osmanlı Orduları komutanlığına yükselişi, savaşın kaybedilmesiyle birlikte ülkeyi terkederek bambaşka bir coğrafyaya savruluşu ve ölümü mektuplarla ve dönemin tanıkları ile anlatılmış. Eski Osmanlıca dilinde anlatılması da güzel bir ayrıntı olmuş.
40 yaşına sığdırılmış, ayakları yere basmayan, maceraperest bir ittihatçının yine nevi şahsına münhasır hazin sonu! Bardakçı iyi yazmış. Şevket Süreyya’nın biyografik eseri de okunmalı elbet. Hâlâ aşılamadığı söylenir. Bardakçı orijinal belgelere ulaşabilmiş yine. O açıdan kitabın değeri bir hayli artmış.