Bedeni bütün görünümleriyle incelemeyi amaçlayan üç ciltlik kolektif bir yapıt olan Bedenin Tarihi, gezegenlerin, gizli güçlerin, muskaların, değerli nesnelerin etkisinden bağımsız olarak tasavvur edilmiş, Rönesans'ın ateşlediği kültürel çatışmanın içinde kendine has özellikleriyle sivrilen bir bedenin tarihini, "modern" bedenin doğuşunu ele alıyor.
İkinci ciltte Alain Corbin, Olivier Faure, Henri Zerner, Ségolène Le Men, Henri-Jacques Stiker, Richard Holt, Georges Vigarello gibi araştırmacılar ve tarihçiler, 19. yüzyıldaki yeni tıbbi buluşlar ve hastalıklar eşliğinde, Hıristiyan geleneğinden yakasını kurtarmaya çalışan bir beden kavramının işkence (Fransız Devrimi ve sonrasında yaşananlar), haz (erotik yazının kışkırttığı resimler), temizlik (bedenin suyla ilişkisi) ve spor (bedene biçim verme arzusu) bağlamlarında yaşadığı dönüşümleri inceliyor.
Alain Corbin is a French historian, specialist of the 19th century in France.
Trained in the Annales School, Corbin's work has moved away from the large-scale collective structures studied by Fernand Braudel towards a history of sensibilities which is closer to Lucien Febvre's history of mentalités. His books have explored the histories of such subjects as male desire and prostitution, sensory experience of smell and sound, and the 1870 burning of a young nobleman in a Dordogne village.
Randımanı aldım serinin okuma temposuna alıştım Mart ayında son cildi tamamlıyorum. Gelsin sonra Özel Hayatın Tarihi:) Bu ciltte yine hekimlerin bakışından dinin etkisinden olabildiğince söz etmiş. Benim kendimden geçercesine okuduğum bölüm ise Sanatçıların Bakışını anlattığı bölüm oldu. Edebi anlatılardan, dinsel dogmalara, sanatsal bakıştan, bedene yönelik yaptırımların, derinlemesine incelemenin gerçekleştirildiği tıbbi ve siyasi alana kadar toplumun her katmanında Beden algısını, değişen toplumsal kültürel yapıda bakışın, algının, duyumsamanın konumunu anlatıyor. Daha yorucu ve bir o kadar da doyurucu bir okuma deneyimi oldu benim için. Bu üç cilt tahmin edilebileceği üzere çoğu konuyu, önemli referans kaynaklar vererek değinerek yol alıyor. Çünkü her bir başlık altındaki konu başlı başlına bir araştırma nesnesi durumunda. İdam cezaları ve toplumsal bakış örneğin. Ya da tecavüz olgusu ve kadın bedeni üzerindeki toplumsal tahakküm. Sakatlık çalışmaları zaten başlı başına başka bir bölüm olabilecek derinliğe sahip. Sözün özü belirli dönemselleştirmeler çerçevesinde bedenin toplumla dinle kültürle tarihle ekonomiyle çok yönlü bir ilişkisi var. Fransız Devrimiyle Birinci Dünya Savaşı arasındaki dönemi bu bağlamda ele alıyor. Kitabın tek eksiği -belki Yapı Kredi Yayınları baskısında vardı bilemiyorum- fotoğraflar. Fotoğraflarla desteklenebilecek bir çalışma. Tuttuğum not defterine yapıştırmak için sadece kitabın içinde değindiklerinden bir fotoğraf çıktısı aldım iki yüz üç yüz fotoğraf etti :) Zorlu bir okuma. Dingin sakin bir zihin ve odaklanma talep eden eserlerden biri.