Psikoloji dediğimizde aklımıza delilik, TV dizileri, evlilik programları, sabah şovları, kişisel gelişim kitapları, iyi anne baba olma yolları geliyor artık son zamanlarda. Psikolojinin popüler kültüre yansıması bunlar olsa da, bu kitapta ne bunları ne de anaakım psikolojik bilgiyi bulacaksınız. Eleştirel Psikoloji kitabının editör ve yazarlarından biri olan Dennis Fox’un ifade ettiği gibi, “Uğraşması en zor olan şeylerden biri de, çoğu psikologun, çalışmasının apolitik olduğuna dair inancıdır. Çoğu psikolog insanlara sadece yardım ettiğini düşünüyor. Aslına bakılırsa her ne kadar insanlara yardım etmeye çalışıyor olsalar da, yaptıkları çalışmalar çoğu zaman farkında olmadıkları varsayımları taşır”.Eleştirel psikoloji, psikolojiye başka bir yerden bakıyor; insanı içinde yaşadığı toplumsal bağlamda anlamaya ve insanı toplumdan etkilendiği kadar onu etkileyebilme potansiyeline sahip bir özne olarak ele almaya çalışıyor. “Eleştirel psikoloji, eşitsiz olan, politik, ekonomik ve diğer toplumsal yapıların sürdürülmesini destekleyen anaakım psikolojinin içindeki kuvvetlere karşı çıkma çabasıdır.”Aslında bu kitap, topluma psikoloji ile yeniden bakmak ve psikolojinin toplumsal değişimde nasıl bir rol oynayabileceğini görmek isteyenler için iyi bir kaynak. Üstelik, psikolojiye meraklı herkes okuyabilsin diye, her bölümde, önemli kavramları açıklayan bir sözlükçe, bir okuma listesi, faydalı olabilecek internet sitelerinin adresleri ve tartışma soruları yer alıyor.
Elimde Psikoloji bilimiyle ne yapacağıma dair bir fikrim yokken ve öyle fikirsizce, avanak avanak elimde onu büyütürken, bu kitap bana elimdeki şey ile neler yapabileceğime dair güzel fikirler verdi. Kitabın konuları bölüm bölüm ele alması ve her bölüm sonunda o bölümle ilgili bilgisini genişletmek isteyenlere okuma önerileri ve internet sayfaları vermesi, her bölümü cevap vererek değil de, sorular sorarak bitirmesi de ayrı güzel. Kitabın düşündürmek istedigi sey şu: Psikologların insanları uyumlu hale getirmeye çalıştıkları dünya, gerçekten de uyulması gereken bir dünya mı acaba ? İnsanları uyumlu hale getirmek yerine, uyumsuz hale getirsek daha mı iyi ki acaba? Bunu nasıl yaparız acaba?
Kitaba ocak ayında başlamışım, ancak psikolojiye giriş derslerini vermemden hemen sonra bitmiş oldu. Kabaca üç aylık bir sürece yayarak okumuşum. Beni eleştirel psikolojiyle tanıştırdı, psikolojide güncel konularla ilgili bir sürü yeni şey öğretti (bazı yerlerde kitabın görüşlerine katılsam, bazı yerlerde de anaakım psikolojiye fazla haksızlık ettiğini düşünsem de) ve hatta bu dönem aldığım sosyoloji dersiyle bile paralel giden konuları vardı. Ancak bölümler kendi içlerinde bile oldukça kopuk, ve kitap ne yazık ki hiç akıcı değil. Ayrıca paragraf içi kaynak gösterme yöntemini kullanmaları da sanki okumayı zorlaştırmanın tuzu biberi olmuş gibi.
Anaakım psikolojiye eleştirel bir yaklaşım. Çok kapsamlı bir kitap ama bir o kadar da göz korkutmayacak kadar yalın bir anlatımı var. Anaakım psikolojinin özellikle içine düşebildiği normatif bakış açısını farklı düzlemlerde eleştiren bu kitapta, bireysel çalışmanın, kişinin kendi üstüne çalışmasının, terapi süreçlerinin toplumsal eleştiriden kopuk şekilde ele alındığında nasıl eksik ve yetersiz kaldığı ayrıntılı olarak işleniyor. Toplumsal normları sorgusuz sualsiz doğru kabul etme hatasına düşen bir terapistin mesela şiddet gören bir kadına yardımcı olamayacağını örnekliyor. Ya da toplumsal cinsiyeti heteronormatif bir bakışla yorumlayan, farklılıklara kapalı bir psikolojinin düşeceği zaafları, sosyopolitik ve ekonomik koşulları göz önünde bulundurmayan bir psikoloğun yoksulluk nedeniyle depresyona girmiş bir danışana ne ölçüde yardımcı olabileceğini tartışmaya açıyor. Kitap boyunca sürekli eleştirel ve politik bakışı canlı tutmanın, toplumsal eşitsizliğin farkında olmanın, Batı merkezli bakış açısıyla farklı kültürlerde bireyin psikolojisini de o kültür ışığında değerlendirmenin öneminden söz ediliyor. Başka bir kültürün içindeki bireyi, kendi kültürel kodlarıyla değerlendirmenin vereceği zarar ve psikologun kendine karşı da sürekli eleştirel bir farkındalığı olması gerektiği vurgulanıyor. Özellikle psikoloji alanında çalışan/çalışmaya aday herkesin okuması gereken bir kitap. Terapistin bir otoriteye dönüşme riski üzerine daha derinlemesine yazılar da olsaydı tadından yenmezdi. #psikoloji #psikolojiokumaları #eleştirelpsikoloji #okudumbitti #okumaköşesi #okumaönerisi #bookstagram #book #kitap #kitapönerisi #kitapokuyorum #inzivadayımokuyorum #ayrintiyayinlari
Society defines what is considered to be "normal" and "acceptable", these definitions depend on time, place, and the ideas of a particular social group.
Belki genel olarak okumalarımda sorgulayan ve eleştirel yaklaşan bir psikoloji öğrencisi olduğum için kitapta yeni bir eleştiriyle pek karşılaşmadım. Fakat ana akım psikolojiye bugüne kadar eleştirel bir gözle yaklaşmamış ya da alanla yeni haşır neşir olmaya başlayan kişiler için çok önemli bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Özellikle toplumsal cinsiyete dair yazılanların çok kıymetli olduğunu düşünüyorum.
Dominant institutions redirect efforts to live a fulfilling life and foster oppression and dominance, both of which are psychology salient. Mainstream psychology is not neutral or obective, but operates in service to the status quo, because of a variety of factors ranging from the lenses of the people who developed it, the types of research which are funded and supported, and thehyperspecialization of practitioners which limit exposure to critical perspectives. Additionally, it is overly individual in outlook. These factors create a psychology which is harmful to marginalized and oppressed people regardless of the individual intent of the practitioner. Human behavior is more complex than mainstream psychology would posit and must be viewed via a socio-political lens. Community change must be the outgrowth of any functional critical psychology, and of any psychology interested in promoting mental health in general.