(Beş ay öncesinde okumuştum. Ancak, kendimde yazacak gücü zor bulabildiğim için, incelememi paylaşması bu zamanlara kısmetmiş.)
İnsan. Bir yolun yolcusu, o yolun yaratıcısı ve yolun kendisi. Aynı zamanda bir köprü. Özüne, insana ulaşabilmek için, insanlığını geçiş olarak kullandığı... Bir amaç, yaşama nedenini bulmaya çalışan. Bir arayış, bilinmezliklerin dehlizlerinde gezinen. Bir düşüş, dipsiz kuyuların içine ilerleyen. Bir yükseliş, zirvenin de zirvesini gören. Bir varlık, hiçlikte dahi var oluşunu sürdüren. Bir durak, gerektiği yerde dinlenmesini bilen. Bir düşünüş, eylemlerini, davranışlarını tasarlayan. Bir kayboluş, ruhunun ve zihninin derinliklerinde. Bir sorgulayış, vicdanının ve aklının her bir köşesinde kendi mahkemesini yaratan.
Bu eşsiz ve özel yapıtın temel direkleri, olmazsa olmazları, en önemli yapıtaşları Kinyas ve Kayra...
Araftı. İç içe geçmişlikti. Kaçıştı. Cüretkârlıktı. Sınırsızlıktı. Ateşti. Tutkuydu. Delilikti. Çığlıktı. Heyecandı. Geceydi. Karanlıktı. Siyahtı. Kırmızıydı. Sonsuzluktu. Korkuydu. Yokluktu. Varoluştu. Ürpertilikti. Durgunluktu. Canlılıktı. Asilikti. Aykırılıktı. Savaştı. İyilikti. Kötülüktü. Melekti. Şeytandı. Zamansızlıktı. Umarsızlıktı. Uykusuzluktu. Tuhaflıktı. Ölümdü. Doğumdu. Yaşamaktı. Azaptı. Azlıktı. Çokluktu. Ve daha nicesiydi.
Hakan Günday ve Kinyas ve Kayra’sı...
Yazarın, ilk yazdığı roman olarak biliniyor edebiyat dünyası içerisinde. Tür bakımından yeraltı edebiyatının özelliklerini barındıran bu güçlü yapıt, okurunu en öncelikle ikiye bölünme durumuna götürüyor. İç dünyamızda her daim barındırmakta olduğumuz öteki yanımızı çıkartıyor ortaya. Sessiz, isyankar çığlıklarımıza daha çok kulak verirken buluyoruz kendimizi. Çünkü bu sonsuz satırların dehlizlerinde gezindikçe, o çığlıklar daha bir artar hâle gelmeye başlıyor. Ruhumuzda, asla dinmek bilmeyen delilik ateşi de körüklendikçe körükleniyor doğal olarak.
Okuduklarım, okurken yaşadıklarım, Kinyas ve Kayra’nın yolculuğu, hayatla kavgası, mücadelesi değildi sadece. Benim de mücadelemdi, çığlıklarımdı, deliliğimdi. Asiliğimdi, yaşamımda hâlen de sürdürmekte olduğum dövüştü. Bu dünyanın cennetini, cehennemini; bilhassa cehennem yanını bir kez daha gördüm onunla -onlarla-. Gelgitlerim, buhranlarım, tarumarlıklarım daha bir gösterdi kendisini. Özetle özümü, içimi, benliğimi gördüm. “Ben”i okudum.
Sevgili Kinyas ve Kayra.
Seni -sizleri-, yollarımızı kesiştiren yazarı ve haykırışlarını, Gecenin Sonuna Yolculuk ile buluşmamı sağlamanı, Bardamu’ya götürüşünü ve içimdekileri daha çok uyandırdığın için, seni asla unutmayacağım.