1918 yılının Temmuz ayını kapsayan günlük hatıra defterleri, M. Kemal'in Karlsbad'da "Geçen Günlerim" başlığı altında altı deftere yazdığı hatıralarıdır, yalnız 6. defter Karlsbad'dan Viyana'ya geldiği gün bir sayfa olarak yazılmıştır. Diğer sayfalar boş kalmıştır. Eski harflerle yazılmış bu beş defterde has isimler ve bazı deyimler fransızca olarak kaydedilmiştir. İki günlük yazılarda tamamen fransızcadır. (Önsözden)
Keşke daha fazla günlükleri olsa keşke daha fazla okuyabilsek... Her satırda daha çok tanıma şansınız olacak. Mutlaka okunmalılar listenize almalısınız. Bilmem kaç bin liraya satılıp, özel bilmem ne bilmem nesinden yapılmış ama içi en az yazarı kadar bom boş olan, yanmaz kefen satan hocalardan farksız, fırsatçı, saygısız ve daha bir çok şeyi hakeden insanımsıları okumak yerine, Mustafa Kemal Atatürk’ü önce kendisinden okuyun, kendisinden anlayın.
Atatürk'ün 1918 yılı savaş sonrası yazında yaptığı bu avrupa seyahati sırasında fikirlerinin bir ülke ideali konusunda aslında ne kadar hazır ve olgunlaşmış olduğunu farkediyorsunuz. Kadınların haklarından bahsediyor, cemiyet hayatından, sosyeteden bahsediyor, devrimlerin metodolojisinden bahsediyor, hepsini o günlerde bile kafasında tasarlamış, tasarlamakta.
37 yaşında general olmuş, her yıl başka bir cephede savaşmış bir Osmanlı Subayı, inanılmaz hatıralarından bahsediyor. Mesela ilk defa duyduğum Muş ve Bitlis savunmasında uyguladığı ricat (geri çekilme) sayesinde nasıl o şehirleri düşman işgalinden kurtardığı. Tıpkı Sakarya Savaşı'nın provası gibi.
Atatürk'ün Fransızcası fevkaladenin de fevkinde, Karlsbad'da ise Almanca öğrenmeye çalışıyor, güzel bir "bir aylık seyahat günlükleri" şeklinde, bir günde bitirilebilen bir kitap. Tavsiye olunur.
Müalicəsi üçün 1918-cil ildə indiki Çexiyanın qərbində yerləşən Karlsbad’a/ Karlovy Vary gedən Atatürkün burda olduğu müddətdə yazdığı gündəliyidir.
Gündəliyin əksəriyyət hissəsi fransızca qələmə alınmış, müalicəsi əsnasında gündəlik həyatını, fikirlərini, oxuduğu kitablardan bəyəndiyi hissələri özündə əks etdirir.
Atatürkün özü tərəfindən qələmə alınan bu əsərindən/gündəliyindən də mütaliəyə nə qədər vaxt ayırdığı, gələcək addımlarını nə qədər düşünüb saf-çürük etdiyinin şahidi oluruq.
Ən maraqlısı da odur ki, gündəliyə qeyd edib ki, bütün fikirlərini, xatirələrini nə bura, nə də hər-hansı yerə qeyd etmək istəmir, həm buna etibar etmir və ümumiyyətlə uzun-uzun yazmağ vaxtı yoxdur, ölməmişdən öncə yandırmaq imkanı olub-olmayacağını bilmir, həm də yaddaşı güclüdür, hadisələr rahatlıqla yadında qalır, yalnız illər və adları xatırlamağa çətinlik çəkir, amma bunun da bir üsulunu tapacağına inanır.
O zaman Atatürkün qaldığı yer, indiki Carlsbad Plaza Hotel-dir. Hətta oteldə Atatürkün burada qaldığına dair lövhə asılıdır.
Atatürk Karlsbaddan həm Vahdəddin taxta çıxdığı, həm də 1.ci Dünya Müharibəsi yekunlaşmaq üzrə olduğu üçün müalicəsini tamamlamadan qayıdır.
Əsər 1931-ci ildə Çankayada köhnə köşkün kitabxanasında tapılıb, və Atatürk gələcəkdə nəşr etmək üçün mənəvi qızı Ayşe Afetinana vermişdir.
”Karlsbad’da gecen günlerimin hatıratını tümüyle ve olduğu gibi bu defterlere yazamadım. Bunun iki nedeni var. Birincisi; gereği kadar yazı yazmak için yeterli zamanım olmadı. İkincisi; her düşündüğümü, her yaptığımı, yani bütün gizli düşüncelerimi (esrarı fikriyemi) ve hayatımı bu defterlere nasıl emanet edebilirdim. Hatta bu yazdıklarımı bile bir gün, ihtimal pek yakın bir günde mahvetmeyecek miyim… Şimdiye kadar hep böyle olduğu içindir ki yazılmış (mazbût) toplu bir hatıratım (hatırayı-mecmuam) yoktur”.
Atamın en etkilendiğim yönü, stratejik soğukkanlılığıdır. Kötü koşulları değerlendirip, iyileşme için doğru olduğuna inandığı şeyi, sonuçları ne olursa olsun yapmasındaki beceri ve kararlılığıdır. Etrafındakiler aynı fikirde olmayabilir; bazıları incinir, bazıları kırılır, sinirlenir, hatta kimileri onu yok etmek isteyebilir. Farketmez.
Bu kitap, Atatürk’ü bir insan olarak daha yakından tanıma fırsatı sunuyor. Onun zihin berraklığını daha iyi kavramak açısından güzel bir kaynak. pınardan şifalı su içiyor, otelini beğenmiyor, subay olarak flörtleşiyor vs. Okuması çok zevkli bir eser.
Tüm günlüklerin muzdarip olduğu aşil tendonu olan "bir başkası okursa" ihtimali hissediliyor—ki kendisi de bundan bahsediyor. Bu yüzden %100 içini dökememiş, ama özellikle eğitimli ve eğitimsiz sınıflar arasındaki farklara dair realist tespitleri, hâlâ bugün okunduğunda insana taze bir bahar rüzgarı gibi geliyor.
Ne hayatı dramatize ediyor, ne de dertleri büyütüyor—görüyor, anlıyor, değerlendiriyor. Dönemin militarist ve uluslarası ortamı günlüğe bir parça roman havası bile vermiş. Savaş günlüklerine biraz düşkünlüğüm bu yüzden.
Atatürk’ün yapacağı devrimleri daha yıllar öncesinden düşünüp kurguladığını ve bunları çevresindekilerle paylaşması çok ilgimi çekti. 1.Dünya Savaşı ve öncesinde katıldığı muharebelerde ordunun durumunun nasıl düzeltilmesi ve Osmanlı Devleti’nin toprak kaybetmesinin nasıl önüne geçileceğini uzun süre kafa yormuş. Bunları raporlamış ve üstlerine bildirmiş fakat bunlar dinlenmemiş. Şu sözleri hoşuma gitti:
'Muvaffakiyetlerde gururu yenmek, felaketlerde ümitsizliğe mukavemet etmek lazımdır.'' ''Bir insan hayatında büyük bir muvaffakiyet kazanabilir, fakat yalnız onunla övünerek kalmak isterse, o muvaffakiyet de unutulmaya mahkûmdur. Onun için çalışmak ve daima muvaffakiyet aramak, herkes için esas olmalıdır.''
"Kumandanların en büyük cesareti sorumluluktan korkmamalarıdır. Gerçekte sorumluluğun ağırlığını ben kendi özümde denedim. Namuslu ve izzetinefis sahibi bir kumandan için ölüm hiçbir vakit hatıra gelmez, onu düşündüren, yapılanların isabet ve de isabetsizliğidir. Tersine bir ricat manevrası için kumandanın da kararlarında pek büyük bir isabet ve derin görüş olması gerekmektedir. Bizim ordumuzu felaketlere sürükleyen çoğunlukla ricat manevrası için azim ve karar sahibi kumandanlarımızın yokluğu olmuştur. Üstün düşman taarruzu karşısında çoğunlukla kumandanlar, askerin kendi kendine yerlerini bıraktıkları zamana kadar karar vermekten korkarlar ve sonra da ricati kabahat ve askeri kabahatli görürler."
çok kısa bir sesli kitap, 1,5 saat kadar. üşenmeyin, mutlaka dinleyin derim.
benim için en çarpıcı kısmı Atatürk'ün kadınlar ve kadınların eğitimi ile ilgili düşünceleriydi. bir kısmında, bir anne Atatürk'e diyor ki, kızlarımızı ev hanımı olarak eğitmeliyiz, kızım benden daha eğitimli olunca beni beğenmez oldu. Bunun üzerine Atatürk'ün cevabı, eğitimi asla kusur olarak görmemesi gerektiğini, hatta annenin de kızının seviyesine erişmeyi heveslenmesinin ülke ve kadınların statüsü için ne kadar önemli olduğuydu. (başka sözlerle ama aynı mantıkta)... 1918'de, daha Avrupa'da bile kadınlara seçme-seçilme hakkı verilmeyen bir dönemde, kadın-erkek eşitliğini savunması ve kadınları toplumun değerli bireyleri gibi görmesi (ve bunu kendi kaleminden okumak) beni aşırı duygulandırdı. şaka maka gözlerim doldu hahahhahha. aynı zamanda, Karlsbad'da kaldığı 1 sene içerisinde her gün mutlaka kitap okuyup, Almanca öğrenmesi de ayrı bir konu.
Benim okuduğum kaptan kitaptan çıkan birinci dünya savaşındaki günlüğüyle birleştirilmiş versiyonuydu. İlk kısmın çevirisi baya kötüydü devamında epey dizgi hatası vardı ama bunlara rağmen ilginç bir okuma tecrübesiydi. İster istemez insancıl özelliklerinden sıyrılarak anlatılan bir liderin gündelik kaygılarını minik notlarını okumak, yaverine sinirlenmesine gülmek, cephedeyken okuduğu romantik bir romanın eleştirisini dinlemek falan. Bu şekilde başka anı defterleri tutsa da hepsini yok ettiği kalanlarınsa tamamen şansla bugüne geldiğini okumuştum keşke daha fazlası o şansa tabi olsaymış. Bu tat yüzünden daha fazla anı okumam gerektiğini kendime sık sık hatırlatmam gerekecek.
Güzeldi. Mustafa Kemal Paşanın karakterini, mizacını ve şahsiyetinin çizgileriyle tanışmak açısından harika bir kaynak. Ama kısa olması ve bazı konularda detaylara girilmemesi üzücü. Kendisinin de sonda belirttiği gibi fikirlerini açık açık paylaşmak için bir deftere güvenemezdi. Dili biraz zor olsa da tadı güzeldi 😊
Gazi Mustafa Kemal'in tedavi olmak için gittiği Karlsbad ve Viyana'da ''Geçen Günlerim'' başlığı altında 30 Haziran 1918 Pazar gününden 28 Temmuz Pazar gününe kadar altı deftere yazdığı anıları..
Kitabın 3'te 1 lik ilk kısmı, Gazinin "meslek ve fikir" hayatının özeti. Sonrasında Afet İnan, bu 6 defterden ve kapsamından, içeriğinden bahsediliyor ve Mustafa Kemal'in günlüklerini kendi kaleminden okuyoruz. Paşa, dinlenmesi gereken bu bir ay boyunca dahi her boşluktan faydalanarak çok çeşitli okumalar yapıyor, özel dersler alarak Fransızca ve Almancasını ilerletmeye çalışıyor.
Cemiyet hayatı/cemiyet hayatında Türk kadınını tasavvur ettiği yer konusunda çağının ötesinde görüşlerini okumak ve bu görüşlerini temellendirmekteki sistematiğine hayran kalmamak elde değil.
Günlüklerde yer yer hafif bir melankoli hissedilse de; kendi yetenek ve limitlerini, dünyayı, şartları okumakta mahir, akıl çerçevesinde elinden geleni yapmakta ısrarcı disiplinli bir insan görülüyor.
Kitaptan bazı pasajlar:
" Dedim ki ben her vakit söylerim, burada da bu vesile ile belirteyim. Benim elime büyük salâhiyet ve kudret geçerse ben sosyal yaşamımızda istenilen devrimi bir anda bir "Coup" ile uygulayabileceğimi sanıyorum. Zira ben bazıları gibi halk anlayışını bilenlerin kavrayışlarını yavaş yavaş benim anlayışımın ölçüsünde düşünme ve tasarlamaya alıştırmak suretiyle, bu işin yapılabileceğini kabul etmiyor ve böyle harekete karsı ruhum isyan ediyor. Neden bu kadar yıllık bir yükseköğretim gördükten, uygar yaşamı ve toplumu inceledikten ve özgürlüğünü elde etmek için hayatı ve yılları harcadıktan sonra neden cahiller derecesine ineyim? Onları kendi dereceme çıkarırım. Ben onlar gibi değil, onlar benim gibi olsunlar. Bununla birlikte bu konuda incelenmesi gereken bazı noktalar var, bunları iyice değerlendirip kararlaştırmadan ise başlamak hata olur"
...
" Ecdadımızın, Osmanlı dilaverlerinin izdivaç usulü mağrur erkeklerin tercih edeceği bir tarzdır. Bir Osmanlı için, o da her emir ve işaretine amade yalnız kendine hasr-ı vücut etmiş veya etmeye mecbur kalmış bir veya daha ziyade kadın vardır. Koca yiğit, bunlarla ancak zamanında meşgul olur. Sonra atı vardır, silahları vardır. At ve silah ile icra ettiği askerlik sanat ve muzafferiyet ve ganaimi kendince eğlendirmeye kâfidir. ................ Fakat zannediyorum, artık bugün kadınları büyük babalarımızın müthiş nazarları altında sinmiş olduğu gibi bulunduramayacağız. ................ Velhasıl netice: Bu kadın meselesinde cesur olalım. Vesveseyi bırakalım... Açılsınlar onların dimağlarını ciddi ulûm ve fünûn ile tezyin edelim. İffeti, fenni sıhhi surette izah edelim. Şeref ve haysiyet sahibi olmalarına birinci derecede ehemmiyet verelim. Sonra sahsı irtibata gelince, tabiat ve ahlakımıza muvafık karı arayalım ve onunla surût-i izdivaciyemizi açık ve kati kararlaştıralım. Ona, riayette kusur edince, onun icabatını yapalım. Kadın da böyle hareket etsin!.."
....
" Ben de genç iken mutlaka, Avrupalı bir kızla izdivaç edeceğim diyordum. Bizim kızlarımız hatırıma bile gelmiyordu. Onları, tahsil ve terbiyeleri ve itiyad-i ictimaiyeleri itibariyle gayr-ı kabil-i refakat bulurdum. Fakat izdivaçta hüsn-i imtizacın kabil-i teessüs ve devam olabilmesi için mevcut olması lazım gelen Sartlar tetkik ve tefehhüm edildikten sonra, dini, milliyeti, hüsn-i muhiti terbiyesi, ahlakı, adatı muhtelif iki insanın ittihadlarındaki garabet kadar nazar-ı calib bir şey olmadığı suhuletle anlaşılıyor.."
Kitab çox maraqlı olduğundan, bitirdikdən sonra yenidən başladım və bir də bitirdim. Qısa və axıcı dillə yazılmışdır. Kitab, günlük tutmağın nə qədər önəmli olduğunu bir daha göstərdi. Mustafa Kamalın istər ətrafı müşahidə etməyi, istər digər şəxslərlə fikir mübadiləsi, istərsə də oxuduğu kitablardan götürdüyü qeydlər Paşanı daha da yaxından tanımağa imkan verir. Bu fikirləri və beyni anlamaq çox önəmlidir çünki, Cümhuriyyətin yaradılışı heç də uzaqda deyildir.
Atatürk'ün yazmayı, okumayı, kendisini geliştirmeyi, yeni şeyler öğrenmeyi ne kadar sevdiğini bu kitapla daha iyi anladım. Okuması kolay ve akıcı bir eser. Atatürk'ün günlükleri kaynak olduğu için yazılanlar doğrudan bilgi niteliğinde. Bu yönü açısından çok önemli bir eser.
atatürk hakkında bilgi edinmek için kendi günlüklerinin en iyi kaynak olacağını düşünmüştüm ancak bu kitapta fazla bilgi yok. tedavi görmek için kaldığı otelde günlük hayatının nasıl geçtiğini, hastayken bile almanca ve fransızcasını (zaten iyi olmasına rağmen) geliştirmeye çalıştığını, her gün kitap okuduğunu ve daha milli mücadele başlamadan memleket meselelerine bol bol kafa yorduğunu görüyoruz. politikadan bahsettiği bölümlerde biraz sıkıldığımı itiraf etmeliyim. son birkaç aydır ülke gündemine aşırı odaklı olmak beni kötü etkiledi sanırım. artık politikayla ve bilimum ciddi meselelerle ilgili şeyler duymak beni yoruyor. :(
Eser, Mustafa Kemal Atatürk'ün tedavi için gittiği Karlsbad hatıralarından oluşuyor ancak günü gününe tutulmuş bir günlük değil. Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili çeşitli bilgiler içeren bu günlükten, onun kişiliğine yönelik bazı bilgileri yakalamak çok hoşuma gitti. Anladığım kadarıyla, kendine has bir tarzı olan, detaylara, kişisel bakımına önem veren, çok titiz, kibar, cesur, inandıklarını açıkça ifade eden, Türk milletine sonsuz güveni olan bir kişiliği var. Sürekli okuyor ve sürekli çalışıyor. En çok dikkatimi çeken şey herkese umut olabilmesi, karşısındakinin cesaretini ateşleyebilmesi oldu sanırım. Keşke uzun uzun günlüklerini okuyabilseydik, öğrenecek çok şeyimiz var.
M. Kemal'in kendi anı defterlerinde, Türkiye'nin geleceğine yön veren fikirlerin altyapısına ve gelişme aşamalarına dair küçük ip uçları yakalamak mümkün. Eserin ilk bölümünde genel olarak kısa hayat hikayesi veriliyor. Sonrasında imha etmediği ve 1931 de kütüphanesinde bulunan anı defterleri hakkında bilgiler veriliyor. Ana metinde ise, kadın hakları ve kadın erkek ilişkileri üzerine düşünceleri oldukça dikkat çekici ve zamanının ne kadar ötesinde düşünebildiğinin bir kanıtı gibi... Okurken hüzünleniyorsunuz...
Ataturk’un 1918 yilinda bukunku Cek Cumhuriyetinde yer alan Karlovy Vary sehrinde gecirdigi gunlerde tuttugu gunluk 1931 yilinda Afet Inan tarafindan Ataturk’un kutuphanesine bulunur…
Cumhuriyetin 100.yili sebebiyle 2023 yilinda yeniden basilsa bile maalesef Turk Tarih Kurumu eseri gunumuz Turkcesine cevirmeye gerek gormedigi icin okumasi zor.
Yine de Ataturk’un 1918 gibi erken bir tarihte, henuz bir Osmanli generali iken kadinin toplumdaki yerine kafa yormasi ve bu konudaki ileri goruslulugunu gostermesi bakimindan degerli.
Mustafa Kemal’in 1918 yılında Karlsbad’da tuttuğu notlar, Cumhuriyet’in kurucu kadrosunun entelektüel arka planını ve okuma dünyasını yansıtması açısından değerlidir. Henüz Milli Mücadele başlamadan önce kafasında şekillenen devrimci fikirlerin, Fransız Aydınlanması ve Batı düşüncesiyle olan bağını gösterir. Kişisel gözlemlerin ötesinde, çökmekte olan bir imparatorluğun subayının modern bir toplum inşası üzerine yaptığı zihinsel egzersizleri içerir. Tarihsel biyografi çalışmalarında, liderin ideolojik formasyonunu anlamak için birincil elden bir kaynaktır.
“Velhasıl netice: Bu kadın meselesinde cesur olalım. Vesveseyi bırakalım... Açılsınlar onların dimağlarını ciddi ulûm ve fünûn ile tezyin edelim. İffeti, fenni sıhhi surette izah edelim. Şeref ve haysiyet sahibi olmalarına birinci derecede ehemmiyet verelim. Sonra şahsi irtibata gelince, tabiat ve ahlakımıza muvafık karı arayalım ve onunla şurût-i izdivaciyemizi açık ve kati kararlaştıralım. Ona, riayette kusur edince, onun icabatını yapalım. Kadın da böyle hareket etsin!..”
Kitabı okurken, bir seneden az süre sonra Samsun’a çıkıp bir bağımsızlık mücadelesi gösteren bu devrimci insanın nasıl bir psikoloji ve ruh halinde olduğunu keyifle gözlemledim. Atatürk’ün kadın hakları ve daha birçok konuda çağın ne kadar ilerisinde olduğunu ve en önemlisi kendi iç çelişkilerinden kaçınmadan her şeyi sorgulama yeteneğini hayranlıkla okudum.
1918 yılı tedavi için gittiği Karlsbad şehrinde tuttuğu günlükler .Dönemin siyasi hayatı,kadının toplumdaki yeri ,Fransızca okuma serüveni,evlilikle ilgili fikirlerine yer verdiği bir eser.Okumaya doyamadım.Keşke daha çok yazsaydı
"Neden bu kadar yıllık bir yükseköğretim gördükten, uygar yaşamı ve toplumu inceledikten ve özgürlüğünü elde etmek için hayatı ve yılları harcadıktan sonra, cahiller derecesine ineyim? Onları kendi dereceme çıkarırım. Ben onlar gibi değil, onlar benim gibi olsunlar."
Atam aslında günlük tutmuş sadece, eğitici bilgiler aktarmıyor, anılarını paylaşıyor. Yine de bu büyük insanın her saniyesini okuyup özümsemek isterim. Kitap çok güzeldi.
Kitap, milli mücadelenin hemen öncesinde 1918 sensinde Mustafa Kemal'in kaleminden (Afet İnan el yazılarını derleyip kitap haline getirmiş) çeşitli konularla ilgili düşüncelerini ve yaklaşımlarını birinici elden anlatıldığı için özellikle ilgimi çekmişti. Atatürk'ün kişiliğini de merak edenler için çok değerli bir kaynak olduğunu düşünüyorum. Keşke günümüze birinci elden daha çok böyle anı yazısı kalsaymış dedirtti.