NEL CUORE DELLA PREISTORIA Gobekli Tepe: una straordinaria scoperta archeologica che rivoluziona le nostre conoscenze sul remoto passato dell'uomo e getta una nuova luce sulle antiche tradizioni che hanno originato il racconto biblico della Genesi. Klaus Schmidt, l'archeologo scopritore del primo complesso templare dell'umanità, con questo libro ci conduce per mano dentro l'enigma che attanaglia da sempre gli studiosi della preistoria: donde veniamo e come siamo arrivati fin qui? Davanti a questa domanda cruciale, l'autore non si tira indietro ed avanza ipotesi narrando, in modo coinvolgente, il suo primo impatto con la misteriosa collina di Sanliurfa, nella Turchia orientale, e con i successivi eccezionali ritrovamenti, per poi descrivere con rigore la struttura dell'insediamento neolitico, cercando di interpretare il significato dei colossali pilastri a T disposti a cerchio ed istoriati con straordinari bassorilievi naturalistici o con simboli ancora tutti da decifrare. Il tutto 7000 anni prima delle grandi piramidi egizie e in tempi ancor più remoti rispetto all'innalzamento del primo megalite di Stonehenge. Il sito di Gobekli Tepe, con le sue meraviglie provenienti direttamente dall'era glaciale e con quelle che giacciono misteriosamente ancora sotto il manto di terra, è destinato a cambiare radicalmente la comprensione delle tappe dell'avventura umana. 'La scoperta degli antichissimi templi di Gobekli Tepe (X millennio a.C.) permette per la prima volta di comprendere, con chiarezza senza uguali, come cacciatori e raccoglitori abbiano dato origine alla cultura degli agricoltori sedentari. Un libro affascinante sugli inizi della rivoluzione neolitica.' (Prof. Dr. Friedemann Schrenk, Direttore della sezione paleoantropologica del Senckenberg Museum di Francoforte) 'Questa è la storia della scoperta di un santuario monumentale che, a rigor di logica, non dovrebbe nemmeno esistere.
Klaus Schmidt was a German archaeologist and pre-historian who led the excavations at Göbekli Tepe from 1996 to 2014. Klaus Schmidt studied pre- and protohistory, as well as classical archaeology and geology at the universities of Erlangen and Heidelberg.
Gerçekten inanılmaz! kitabın yazarı Göbekli Tepe nin keşfinde büyük katkı sağlamış ve birkaç yıl önce hayatını kaybetmiş Alman bir arkeolog. Kitap ilk kazı ve buluntulardan bahsettiği için daha sonrasındaki keşifleri içermiyor olabilir ama ilk kazıları anlatması açısından sizi de o keşfe ortak ediyor ki bu da harika bir deneyim.
"Taş Çağı avcılarının kutsal dağında bundan sonra yapılacak çalışmaların, dönem hakkında bilgi dağarcığımızı geliştirmekte önemli bir rol oynayacağı kesindir." (s.285)
Göbekli Tepe ve Göbekli Tepe ve Tanrıların Doğuşu'den sonra bu kitapla Göbeki Tepe okumalarımı tamamlamış bulunmaktayım. Geçtiğimiz haftalarda bizzat giderek yerinde de gördükten sonra kafamda pek çok şey oturdu. Bu okuma sırasını hedefleyen diğer meraklılara da tavsiyem, yalnızca Klaus Schmidt'in kitabını okumaları, diğer iki kitap ile zaman kaybetmemeleridir. Sebebini merak edenler diğer iki kitaba yazdığım yorumları okuyabilir.
Klaus Schmidt gerçek bir bilim insanı. Kitabın her satırında bu kanaatım güçlendi. Diğer kitaplardaki gibi masalları kaynak edinip kafasında kurduğu fantazmaları okura dayatmamış. Ne gördüyse, ne bulduysa onu anlatmış. Yer yer görsel tasvirler kafanızda canlanmadıysa da kitaba eklenen canlı, renkli fotoğraflar bu eksiği kapatmış.
Dünyanın kaybettiği büyük bir biliminsanı olduğuna inandığım Klaus Schmidt'in bu kitabını, konuya amatör veya profesyönel olarak ilgi duyan herkesin okuyabileceğini düşünüyorum. Zaten kitap da özellikle çok bilgiyi kısa zamanda vermek üzere yazılmış.
Arkeoloji alanında yazılmış, arkeolojiyi, Göbeklitepe'yi tanıtan sevdiren çok değerli bir eser!
Girizgæh çok sağlam bir temel üzerine kurulmuş. Göbeklitepe'den önce ÇatalHöyük, Nevali Cori ve Gürcü Tepe hakkında detaylı bir bilgi verilmiş, zira Göbekli Tepe'yi ve geçmişini anlayabilmek için önce buralarda yapılmış çalışmalar hakkında bilgi sahibi olmak şart.
Eserde dikkatimi çekenlerden biri de arkeolojik baskı ile ilgili satırlardı. "... İncil arkeolojisinde bir taraftan yazılı belgelerle arkeolojik buluntuların birbiriyle ilişkilendirilmesinin ama, diğer taraftan da bu durumun İncil metinleriyle arkeolojik buluntular arasında karşılaştırma yapma zorunluluğunun arkeolologlar üzerinde bir baskı oluşturduğunu görmekteyiz. İşte bu nedenle arkeologların beklentileri ve İncil senaryolarına uymayan bazı buluntular konusunda hiç de azımmsanamayacak şekilde eksik gözlemler yapıldığına şahit olmaktayız.Örneğin Kudüs'teki arkeolojik araştırma tarihi bu tür amaç ve hatalı yorumlar doludur."
Sayfa 62'de hayvanların evcilleştirilmesi ile ilgili verdiği bilgiler çok detaylı ve arkeolojiye farklı bir açıdan bakmamı sağladı. Arkeolojinin çalışma disiplini içinde etkileşim içinde olduğu diğer bilim dallarını tanımak da güzeldi.
Sayfa 65'te Mellaart'ın çalışmalarının durdurulma sebebi de çok ilginçti bu konuyu ayrıca araştırmak lazım. #KendimeNot
Sayfa 73 hoca Nevali Çori çalışmalarında aldığı görevleri yazmış: önce arazi sorumlusu sonra küçük buluntu belgelenmesi ile uğraşmış. Bu bile Göbekli Tepe öncesinde alana ve alandaki olaylara ne kadar aşina olduğun gösteriyor.
Sayfa 77 Kazı alanında yaşananlara dair çok güzel örnekler var.
Sayfa 85 Gürcütepe ile ilgili anlatılar var... Hala Göbekli Tepe'ye dair bir anlatı yok. DEtaylarla ön hazırlık doyucu demiştim ya o işte...
Ara Not: Bölüm sonlarına eklenmiş görseller çok doyurucu. Gitmiş görmüş gibi oluyorsunuz.
Sayfa 104 "... Çünkü arkeolojik kazı yapmak aynı zamanda, buluntu ve yapıların içinde bulunduğu konteksin açılarak, geri dönüşü olmayan bir şekilde tahrip edilmesidir. Elde edilen bilginin sınanması için deneyin tekrarlanma olasılığı olan doğa bilimi çalışmalarının tersine, arkeolojide bir kazının yeniden yapılması imkânı yoktur. Buluntu bağlamında incelenemeyen ve belgelenemeyenler kaybolup gitmektedir. Kazı tekniği hataları sonradan düzeltilemez. Arkeolojik kalıntı dikkatsizliği affetmez!.."
Sayfa 112 Arkeolojik kazı alanındaki materyallerle dünya çapındaki diğer kazı alanlarındaki materyallerin yapılma ihtimallerinin karşılaştırılmasını anlatan süreç çok öğreticiydi.
Sayfa 117 Bulunan materyallerin neyi anlattığı sorgulanıyor... Ve yapılan yorumlar değişme, yanlış olma ihtimaline karşı son derece temkinli ve dürüst.
Sayfa 283-284 Avcı topluluk Göbekli Tepe'yi neden terk etti... (Cevabı çok etkileyici ve tatmin edici)
Son bölümde temel ve açıklayıcı kaynakça var, kullanılan görsellerin bile kaynakçası ayrıca belirtilmiş, sözlükçenin ardından kişi adları dizini geliyor. Yer ve yerleşim adları dizini, konu dizini, ve harita ile kitabın son sayfasına geliyoruz. Bu eserin ne kadar titiz bir çalışmanın sonucu olduğu sondaki kaynakçalardan bile belli oluyor.
Okuması kolay, akılda kalıcı, ve insana arkeolojiyi sevdiren bir kitap mı arıyorsunuz? O zaman bir an önce Göbekli Tepe'ye başlamalısınız!..
È un libro piuttosto strano. Interessante, perché racconta in dettaglio la storia della scoperta di Göbekli Tepe e il significato dei reperimenti archeologici, con rigore scientifico. Dall'altro lato, una lettura difficile perché il libro è scritto in maniera poco sistematica, spesso salta di palo in frasca ed è poco chiaro su alcuni punti e prolisso su altri. Lettura a tratti entusiasmante, ma non semplice.
Harika bir kitap. Yazar doğrudan kendi saha çalışmalarını anlatıyor. Zaman zaman oldukça teknik gözlemler içeriyor ama metin yeterince fotoğrafla desteklendiği için, alandan olmayan biri için bile büyük ölçüde anlaşılır hale geliyor. En azından benim için öyleydi.
En çok beğendiğim yönü ise yazarın tavrı. Dini ya da mitolojik yorumlara olabildiğince mesafeli bir duruşu var. Gerçekten kazıda bulduğu şeyleri tanımlamaya, veriye dayanarak anlamlandırmaya çalışıyor. Sembolik ya da “gizemli” anlamlar peşinde koşmuyor.
Bu yaklaşımı iki cümlesinde çok net şekilde görülüyor:
“Bir kültürü sadece arkeolojik kalıntılardan yola çıkarak, o kültürle ilgili yazılı belgelere sahipmişçesine, o dönemde yaşamış birinin bakış açısıyla açıklar gibi anlatmak imkansızdır.” (s. 45)
“Bu yorumun çok spekülatif olduğu kesin, bu nedenle gizbilinci (ezoterikçi) olmadığım için bundan sonra böyle yorum denemelerine girişmeyeceğim.” (s. 119)
Gerçekten arkeolojik gözleme dayanan, spekülasyondan uzak bir metin. Göbeklitepe hakkında yazılmış benim okuduğum en güvenilir ve en sağlıklı kaynak.
Ottimo saggio molto dettagliato e forse non molto divulgativo. L'argomento e' interessantissimo: i lavori di scavo in un sito, Gobekli Tepe (odierna Turchia), che rivelano una superba struttura cultuale megalitica risalente al tardo paleolitico-basso neolitico. Di fatto vengono messi in discussione alcuni caposaldi scientifici rispetto alla cronologia evolutiva umana, ad esempio il presupposto che solo l'invenzione dell'agricoltura abbia permesso la specializzazione, la sedentarizzazione e quindi la costruzione di determinate strutture. Questi cacciatori basso-neolitici la pensavano diversamente. Nota di demerito per i testi. Non si capisce bene se a causa dell'autore o del traduttore, ma la sintassi e' abbastanza ardua.
L'unico vero libro di archeologia aperto al pubblico dei non addetti ai lavori. Racconto delle campagne di scavo di uno dei più importanti siti al mondo Gobekli Tepe. La narrazione è avvincente e brillante senza scadere in sensazionalismi da programmi come Mistero e Voyager, ma ricca di nozioni scientifiche che non annoiano mai. L'autore guida il lettore alla compresione del lavoro archeologica con dedizione e pazienza in modo da essere il più chiaro possibile. Perla rara in una comunità scientifica come quella degli archeologi, autoreferenziale e senza grandi spinte editoriali che siano aperte al pubblico ( da studioso di archeologia lo posso ben confermare).
Sanctuaries built 12,000 years ago. "Zero point in time!"
An amazing book for archeology and art lovers: Göbekli Tepe by Klaus Schmidt
"It is the complex story of the earliest large, settled communities, their extensive networking, and their communal understanding of their world, perhaps even the first organized religions and their symbolic representations of the cosmos." Klaus Schmidt, Archaeologist and pre-historian who led the excavations at Göbekli Tepe
~~~ Arkeoloji ve sanat severler için muhteşem bir kitap: Göbekli Tepe, Klaus Schmidt
12.000 yıl önce kurulan kutsal tapınaklar.
Arkeoloji tarihine sayısız buluşlarıyla ismini yazan Klaus Schmidt 61 yaşındayken 2014 yılında kalp kriziyle aramızdan ayrıldı. Bıraktığı eserler 12 bin yıl öncesine ilk ışıkları tutuyor. Anadolu'da yaptığı araştırmalar ve kazıları okursanız ne büyük bir özveriyle çalıştığını görebilirsiniz. Göbekli Tepe'den önce, Atatürk Baraj Gülü sularının altında yok olacak Nevalı Çori höyüğünü bulduklarında iki ay kadar zamanları vardı. Kaldıkları kentten kazı yapılacak höyüğe ilk dört hafta sabah 4'te dikenli bir patika yoldan tam bir saat yürümeleri gerekti. Her gün akşam 8'e kadar toprak kazdılar. Sonraki dört hafta çadır ve erzakların gelmesiyle höyük yanında kamp kurarak çalıştılar. Sekizinci haftanın sonunda Klaus Schmidt çalışma ekibinin tamamının mağara adamlarına benzediğini söylüyor, çünkü baraj sularının yükselmesi an meselesiydi ve traş olacak bile zamanları yoktu. Nevali Çori şu anda sular altında kaybolmuş durumda. Fakat arkeologların oradaki buluşları hala geçmiş ve geleceğe ışık tutmakta.
Klaus Schmidt, Almanya, Yunanistan, Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün’de çeşitli arkeoloji projelerinde yer aldı. Almanya Heidelberg Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. Kazandığı araştırma bursuyla geldiği Şanlıurfa'da 20 yıl boyunca Göbekli Tepe kazılarının başkanlığını yaptı.
Yaklaşık 12.000 yıl önce, Fırat ve Dicle Nehirleri arasında kalan bölgede, insanlık tarihinin en önemli değişimlerinden biri yaşanmaktaydı. İnsanoğlu avcı-toplayıcı bir yaşam tarzından, yerleşik hayata, çiftçi-üretici düzene geçmek üzereydi. 12.000 yıl öncesinin avci toplayıcılarının bu geçiş döneminde, sandığımız gibi mütevazi ve basit bir yaşam tarzıyla yetinmemiş olduklarını, aksine, görkemli bir evre yaşadıklarını, Göbekli Tepe’de bize bıraktıkları izlerde görebiliyoruz. Göbekli Tepe’nin etkileyici anıtsal buluntuları yetkin bir taş işçiliğini yansıtmakta, taş üzerinde kabartma tekniğiyle yapılarak aktarılan motiflerin içerik zenginliği ise karmaşık bir düşünsel düzeye ulaşıldığını göstermektedir. Tüm bu bulguların yanında, eserlerin nitelik ve nicelikleri gözlemlendiğinde, raslantısal değil düzenli bir tekrarlama şeklinde saptanabilen büyük boyutluluk, anıtsallık ve sayısal yoğunluk, arka planda olması gereken gelişkin sosyal düzenin, organizasyon ve koordinasyon kabiliyetinin ipuçlarını vermektedir. 12.000 yıl öncesinden günümüze ilettiği bu kapsamlı bilgi hazinesi ile, geçmişimizin önemli bir zaman dilimi hakkında daha önce düşünmemizin dahi mümkün olmadığı soruları üretebilmemizi sağlayan Göbekli Tepe, emsalsizliği ile biz bilim insanlarını olduğu kadar, belki daha da fazla, bulunduğu toprakların insanlarını etkileyen, haklı olarak gururlandıran eşsiz bir değerdir.
Bu kitabın üzerine Göbekli Tepe'ye dair çok fazla yazıldı, yeni yapılan kazılarda da çokça şey bulundu. Zaman zaman Klaus Schmidt burayı bir ritüel alanı olarak tanımladığı için insanlar hristiyanlık propagandası yaptığını söyleseler de güncel bilgiler yeniden onun söylediklerini doğruladı. Kitabın o kadar çok not alınacak sayfası vardı ki, detaylı bir okuma yapacağım güne değin kitaplığımdaki nadide kitaplar arasında bekleteceğim bu kitabı da. Fotoğraflarla ve açık anlatım tarzıyla hafirin düşüncelerini nasıl geliştirdiğini, neyi nasıl düşündüğünü bu şekilde popüler bir dille açıklaması , okurken bana sürekli "keşke başka kazı başkanlarımız da buldukları yerler hakkında bunun gibi kitaplar çıkartsalar" dedirtti. Alanla ilgilenen herkese önereceğim -şimdilik- tek kitaptır. Özellikle sembolizmi okuduğu kısımlardan çok etkilendiğimi hatırlıyorum.
This book, in which Klaus Schmidt presents his first observations and findings, contains many details about Göbekli Tepe. Regarded as a beginning and a turning point in human history, the site is examined through interpretations of its architectural and technical features.
Considering that there have long been few truly solid source books on Göbekli Tepe, it is remarkable that this work was written both by the archaeologist who first excavated the site and by a strong academic reader. I will most likely read this book several more times.
The fact that it was published 19 years ago, and that many of its findings have since been interpreted more accurately, makes it even more impressive. Given that a large part of the site has now been excavated, we can say that, even in the early stages, Schmidt was able to define and understand the site to a great extent.
Klaus Schmidt hocamız, Anadolu'nun bir köşesinden 12 bin yıllık tarihi yeryüzüne fışkırtarak insanlık tarihini, yazının ve paranın tarihini, dinler tarihini kökünden değiştiren Göbeklitepe mirasını bize hediye ettin.. İnsanoğlu belki de tüm bilgilerini senin açtığın yoldan güncellemek zorunda kaldı... Tarih seni unutmayacak; ışıklar içinde uyu...
Eger Gobeklitepe’yle ilgili okumak istiyorsaniz okumanizi onerecegim kitap budur. Bana kalirsa Gobeklitepe’yle ilgili yazanlarin cogu da yazdiklarini Schmidt’ten ogrenmislerdir. Hem Gobeklitepe’yle ilgili bircok bilgi veriyor hem de bir bilim olarak arkeolojinin islevi ve sinirlariyla ilgili titizlik ve ozeni ogretiyor. Minnet duyulasi bir arastirmaci ve yazar
Klaus Schmidt, Göbekli Tepe’yi anlatmadan önce bölge ve Taş Çağı ile ilgili harika ön bilgiler vermiş, sonrasında da kazılarındaki bulguları özenle ve çok dikkatlice aktarmış. Ders niteliğinde harika bir eser. Keşke çalışmalarına devam edebilseydi.
Göbeklitepe kazı başkanı Klaus Schmidt'in kitabı mutlaka okunmalı ama daha önce de dediğim gibi bu kadar kıymetli bir kitap daha iyi bir çeviriyi hak ediyor.
One of the best science books I’ve read. Schmidt does great justice to the findings from Gobeklitepe and presents the latest evidence and their interpretations with the perfect level of scientific objectiveness. I really appreciated that the author didn’t fill the book with speculations, gave sufficient background context and clearly explained the limitations of the conclusions. Very accessible and interesting read about an important archaeological site at the threshold of the Neolithic Revolution.
Note- Later excavations in nearby areas did refute some of the conclusions from this book (see wiki page for Gobeklitepe). Regardless, still a great read.
LA storia dell'Uomo molto più articolata di quanto si possa pensare, attraverso il riesame critico di molti dei ritrovamenti che in Asia Minore negli ultimi venti anni stanno riscrivendo rapidamente il nostro comune passato. Molto interessante!!
"Reducing the Neolithic world of symbols to the principles of female, male, life, death is perhaps too simple. Should we not believe that the humans of the post-glacial period were capable of more?" (p52) Worth struggling with the clunky translation, as the contents are so crucial.