Jump to ratings and reviews
Rate this book

Jurnal #2

Jurnal Cilt 2

Rate this book
Cemil Meriç'in Jurnal'inin 2. cildi, 1960'lardan '80'lere Meriç'in ruh ve düşünce dünyasındaki dalgalanmaları yansıtıyor. Kitaplarına geçmemiş düşünceleri, notları... Anılarına dönerek çocukluğunu ve gençliğini ele aldığı özyaşam öyküsü değerlendirmeleri... Duygu dünyasını, zaaflarını, tutkularını döktüğü mektuplar... Özellikle yaşatmak-yaratmak ikilemini dorukta yaşadığı aylarda, 'idealar âlemindeki kadın' olarak bağlandığı Lamia Hanım'a yazdığı mektuplar, Jurnal 2'nin en hacimli ve en 'özel' metinleri. "Tekdim ve bütünümle seviyordun, sevmeğe mahkûmdun" diyecek kadar iddialı ve özgüvenli, ama beri yandan anlaşılmamışlıkla, hayal kırıklıklarıyla, zilletlerle yüklü... Kitapta, "düşüncenin bütün huysuzluklarına, bütün hoyratlıklarına, bütün çılgınlıklarına selâm" eden; ama "düşündüklerimizin ne değeri var?" diye de yazabilen Meriç'in duygusal izdüşümü var.

349 pages, Paperback

First published January 1, 1993

4 people are currently reading
197 people want to read

About the author

Cemil Meriç

23 books150 followers
Yazar ve mütercim. 12 Aralık 1916’da Hatay Reyhanlı’da doğdu. Ailesi Balkan Savaşı sırasında Yunanistan’dan göçmüştü. Fransız idaresindeki Hatay’da Fransız eğitim sistemi uygulayan Antakya Sultanisi’nde okudu. Bir süre ilkokul öğretmenliği ve nahiye müdürlüğü, Tercüme kaleminde reis muavinliği yaptı.

1940’da İstanbul Üniversitesi’ne girip Fransız Dili ve Edebiyatı öğrenimi gördü. 1941’den başlayarak İnsan, Yücel, Gün, Ayin Bibliyografyası dergilerinde yazmaya başladı. 1942 ve 45 yılları arasında Elazığ lisesinde, 1952 ve 54 yılları arasında ise İstanbul`da Fransızca öğretmeni olarak çalıştı. Daha sonra İstanbul üniversitesi Edebiyat fakültesinde yabancı diller okutmanlığı görevinde bulundu, Sosyoloji bölümünde dersler verdi. Mükemmel düzeyde Fransızca okuyup yazan Meriç, İngilizceyi anlıyor, Arapçayı, kendi ifadesiyle, “söküyor”du.

1955’de gözlerindeki miyobunun artması sonucu görmez oldu, ama olağan üstü çalışma ve üretme temposu düşmedi. Talebelerinin yardımıyla çalışmalarını ölümüne kadar sürdürdü. 1974 yılında İstanbul üniversitesinden emekli oldu ve yıllarının birikimini ardarda kitaplaştırmaya girişti. 1984’te, önce beyin kanaması, ardından felç geçirdi, 13 Haziran 1987’de vefat etti.

Cemil Meriç`in ilk yazısı Hatay`da Yeni Gün Gazetesi`nde çıktı (1928). Sonra Yirminci Asır, Yeni İnsan, Türk Edebiyatı, Yeni Devir, Pınar, Doğuş ve Edebiyat dergilerinde yazılar yazdı. Hisar dergisinde “Fildisi Kuleden” başlığıyla sürekli denemeler yazdı. Meriç, gençlik yıllarında Fransızcadan tercümeye başladı. Hanore de Balzac ve Victor Hugo`dan yaptığı tercümelerle kuvvetli bir mütercim olduğunu gösterdi. Bati medeniyetinin temelini araştırdı. Dil meseleleri üzerinde önemle durdu. Dilin, bir milletin özü olduğunu savundu ve sansüre, anarşik edebiyata şiddetle çattı.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
88 (52%)
4 stars
50 (29%)
3 stars
19 (11%)
2 stars
9 (5%)
1 star
2 (1%)
Displaying 1 - 13 of 13 reviews
Profile Image for Carduelis.
226 reviews
October 13, 2025
Kitabın ilk yarısı, Cemil Meriç'in Lamia Çataloğlu'na yazdığı mektuplardan oluşuyor. Kalan yarısı ise "Diğer" başlığıyla verilmiş; dost mektupları, düşünce yazıları, tenkitler, sert edebiyat eleştirileri ve bir de kendi müdafaanamesi yer alıyor.
Aşk mektupları kısmını bitirinceye kadar akla karayı seçtim. -Mektup okumayı mı sevmiyorum acaba?- diye düşündüm ama öyle değil, bu tarzda okuduğum Sabahattin Ali'nin Canım Aliye, Ruhum Filiz kitabındaki mektupları severek okuduğumu hatırlıyorum. Buradaki "her şeyimsin" edebiyatı bana ağır geldi; fazla sert, öfkeli, kibirli. Gerçi bu dokuz aylık mektup sürecinde Lamia Hanım'ın yazdıklarını bilmiyoruz; belki de böyle cevaplar vermek uygun olmuştur, bilemiyorum ama sevemedim ben. Mektuplara düzenlenirken içlerinden seçilen birkaç kelimeyle başlık verilmiş, onları mektuplardan daha çok sevdim: takvim yapraklarından bize ne / mezar taşı gibi bir sükût / aşkı ıztırabın prizmasından seyretmek. Maalesef "Diğer" kısmı için de aynı durum geçerli. Meriç'ten Bu Ülke ve Jurnaller'i okudum; söyleyebileceğim en net şey, metinlerin çok "dağınık" olduğu. Benim için okunması zor ve yorucuydu. Elimde olmasa, kendisine tekrar dönmezdim sanırım. Ama yıl sonuna kadar kitaplığımdaki "okunmayanlarla savaşımda" kararlıyım; bir kitabında daha kendime şans vereceğim.

Herkese keyifli okumalar.


Fransızlarda, "mezar taşları gibi yalan söylemek" gibi bir tekerleme var. Kendi hayat hikâyesini anlatmak da, buna benzer. Önce, hafızamızın aynasında sadık akisler aramak ve onları infiallerimizin, egoizmimizin eklediği çizgilerden ayırdetmek kabil mi? Başka bir deyişle kendimizi ne kadar tanıyabiliriz? Belki otobiyografik bir roman kaleme almak caiz, ama birkaç sayfada bütün bir ömrün muhasebesini yapmak hem tehlikeli hem abes. Her hal tercümesi bir müdafaanamedir. Kendimizi tanımak irfanın varabileceği en yüksek merhale. Çağdaşlarımızın şahadeti de emin bir kılavuz olmaktan uzak. Topluma yol göstermek gibi küstah bir macera içinde yer alan gafiller ister istemez o toplumun belli fertleri tarafından göklere çıkarılırken, menfaatları zedelenen bir çoklarınca yok farzedilmeğe mahkûmdurlar. Bu yargıların hangilerini ciddiye alacağız?syf347

Bir çağın ideali, idealin kendisi değildir, herhangi bir idealdır. Başka idealler de var. Her çağın, her milletin kendine göre bir güzel anlayışı var. Barbarın, derebeyinin, Ortaçağ şövalyesinin, Türkün, Arabın, Hintlinin.. Bütün bu güzellikleri tatmağa çalışalım. Genişletelim ufkumuzu. Geçen devirlerde yaşamak, yani derinleşmek ve ömrü alabildiğine uzatmak. Başka ülkelerde yaşamak, başka insanlarla acı çekmek, başka insanlarla gülmek. Damlayken denizleşmek. Ve ân'a ebediyeti sığdırmak. Kalbini bütün heyecanlara açmak. Yani sınır taşlarını devirmek, çağların ve politikaların sınır taşlarını. Bütün insanlığı aynı büyük aşk içinde birleştirmek. Sanat, en yüce sanat, bir "communion" değil midir? Sanatçının tek vazifesi vardır bence: insanları birbirine sevdirmek. Iki insanı veya iki milyar insanı. Sanat bir heyecan seyyalesiyle kilometrelerin ve asırların ayırdığı kalpleri birleştiren büyüdür.syf64

Kâğıt deniz gibi kaypak ve hain, insanlar kadar. Yazarken Satırların birbirine sarıldığını hissediyorum. Zaten eriyorum kelimelerde; ilk defa seni seviyorum diye haykırmak ve yazamamak. Kim olursa olsun bir başkasına ihtiyaç duymak. Okuyorum, diyorsun, seziyorsun, hissediyorsun belki. Biz bütün bir kainatın önünde de çırılçıplak birbirimiziniz, canım benim.
Kitapların yazmadığı bir aşk bu, şarkıların söylemediği bir ask. Çok daha genç olmak isterdim... Niçin? Genç değil miyim? Romeo benim kadar çılgın mıydı? Çok daha güzel olmak isterdim... Hayır, hiçbirini istemem bunların, yalnız senin yanında olmak isterim, sesimi duyuyorsun değil mi canım benim, bütün sıcaklığıyla duyuyor musun? Bütün ürpertisi, bütün büyüsü, bütün vecdiyle? Yanında olmak, ellerini, saçlarını okşamak, sana şarkı söylemek isterdim, dünyanın en güzel şarkılarını. Dün akşam sesin çok uzaktan geliyordu ve bütün değildi.
Bir rüyanın, yani hayatın içinden geliyordu ve kırıkdı, sonra kesildi, kayboldun. Bu kadar sevmekden korkuyorum, insanın sınırlarını aşan bir şey bu. Bu kadar sevilmekten korku-yorum, layık mıyım, diyorum, aldatıyor muyum, diyorum, ben'de bir hayali mi seviyor, diyorum. Dün sesin uzaklardan geliyordu. Neden? Sen bir heceye bütün musikileri sığdıran kadınsın. Benimle beraberken kabuğuna çekilme, sesinde alevleş, sesinde yan.syf127
Profile Image for Sezgi.
431 reviews70 followers
December 14, 2016
Cemil Meriç senden hiç haz etmiyorum. Nedenlerini sıralayacağım.
Jurnal’e büyük hevesle başladım. Çok övgüler okumuştum ama sonuç: Kocaman bir hayal kırıklığı.
Lamia Hanım’a mektuplarla başlıyor kitap. Ortalara kadar cıvık cıvık aşk muhabbetleri var. Bir insan neden özel mektuplarını kitap yapar çok ilginç geldi bana. Yanlış anlamadıysam bunları yazarken zaten evliymiş. Ama buraya bir yanılma payı bırakıyorum.
Bu mektuplar sizi kusacak hale getirdiğinde şöyle bir geri dönüp kitaba bakıyorsunuz. Sürekli yabancılardan örnekler, ağlak bir aşk edebiyatı. Cüretkar kelimeler. ‘’Muhammed , Haticekübra ile geçirdiği yılların acısını torunu yaşındaki Ayşe’nin kollarında çıkardı’’ diye bir tabir var. Ben rahatsız oldum açıkçası. Yahu Sezgi yobaz mısın denilebilir şöyle söyleyeyim bu lafları söyleyen bir insan neden Erbakan’a, Necip Fazıl’a yağ çekerek mektup yazar? Ne çelişki Ya Rabbi!
Herkese ayrı ayrı mektuplar yazmış yağ çekmiş kısacası. Yani bir kitabı Türkeş’e, Mısıroğlu’na ordan Atilla İlhan’a, Demirel’e, Necip Fazıl’a… herkese, her cepheden insana yanaşmış. Sonra da yakınıyor ‘’Neden Atilla İlhan okunuyor da ben okunmuyorum?’’ diye. Bu yüzden. Hangi bayrağa selam durduğun belli olmadığından. Tarafsızlık namussuzluktur dedikten sonra bir taraf seçmemek… Ne bileyim…
Kitabın sonuna kadar yazar resmen ağlamış ve başkalarına saldırmış. Neden kitaplarım okunmuyordan girmiş, Ziya Gökalp kötü, Akçura iğrenç, İsmet Özel derslerimi anlamadı, şu iyi yazamıyor, bunun Fransızca’sı yok. Kendisine dönüp bakma zahmetine bile girmeden yukardan yukardan laflar. Bir de sürekli Cumhuriyet’e atıflar, beğenmemeler. Haspam sanırsın cephede savaşan kendisiydi. Böyle insanlara gerçekten tahammül edemiyorum.
Daha yazardım da neyse okuyacaklara sabır diliyorum. ^^
41 reviews
February 11, 2025
Cemil Meriç gibilerini kimse sevmez. Biraz dik duruşlarından, biraz da hem nalına hem mıhına, seçmeden vuruşlarından. Bu hiçbir şeyi beğenmeyen tayfanın ekserisi kendisi hiçbir şey yapmadan başkalarına laf yetiştirir. Cemil Meriç öyle değil. Cemil Meriç kuruyor, yapıyor, üretiyor. Alabildiğine dobra, alabildiğine içten, sevabını günahı açıktan yaşamış, ne kadar göremediyse o kadar görülmeye adanmış bir insan. İlk ciltten daha keyifle okudum ama okuma zamanlarım arasında da bir on yıl var hani.
Profile Image for Ferhat Elmas.
896 reviews23 followers
December 31, 2017
Mektuplar idare eder. Digerlerinin arasinda zaman zaman verdigi degerli mesajlar olsa da genel olarak pek isinamadim cunku bahsi gecenler hakkinda bilgim sinirli veya hic yok ya da cok detay ve gereksiz oldugunu dusunuyorum.
3 reviews
February 2, 2020
o zamanın istanbuluna götürüyor. yaşıyor insan adeta. sanki eminönünde bi dükkandan çıkıyor da haliçte yürüyormuşsun gibi... çok güzeldi.
Profile Image for Suat Aydin.
97 reviews3 followers
April 26, 2023
Cemil Meriç'i okumaya not ve mektuplarıyla başlamak oldukça iyi bir tercih oldu. Yazarı, içine sokulduğu çerçevenin dışında görebildim.
Profile Image for Ubeyd Memis.
6 reviews
November 2, 2013
Özellikle mektupları ilgimi çekti:
"Vahadan sonra çöl. Gül bahçesinden sonra bozkır. Sana susuzum. Eskisinden çok fazla susuzum. Sesine, saçlarına, eline. Belki fizik değil bu susuzluk, belki fizik. Senin dünyan var, mevsimlerin var, herşey sizin. ilk Ankara ayrılışı yine böyleydim, huzur daha önceye, senin olmadığım bir tarih öncesine dönüş. İstemiyorum böyle huzuru. Şuur ırmağı bulanık akıyor. Durulur elbet."
Profile Image for Serdar.
36 reviews
October 4, 2015
Yeni bir insan olmaya devşirilen yolda uğranması gereken duraklardan.
Profile Image for Sema Dural.
401 reviews11 followers
Read
April 7, 2018
"mektuplarını üzülerek okudum. sen ki son liman, son ümit, son dost, ilk ve son sevgilisin. sen ki yıldızım, sen ki annem, sen ki çocuğumsun. acılarımla hırçınlaştığına üzüldüm. ıstıraplarım çok mu çirkin, çok mu çocukça? onları senden mi gizleyeceğim? sahneye maskeyle çıkmak! ben aktör değilim. sesinin tonunda minnacık bir soğuyuş hissettiğim an yokum.

acılarımın kaynağı sensin, evet ama hayatımın kaynağı da sensin. senin için ve seninle yaşıyorum. sen uçuruma yuvarlanırken tutunulan dal, sen vaha, sen bütün hayal kırıklıklarımın dudaklarında ümidleştiği kadın. iki yıl önce bu akşam bir rüyaydınız, bilinmeyendiniz. sen bütün kitaplardan daha derinsin. sana yazdığım mektuplardan utanıyorum, kendi kendini oku. muhammed'e nasıl iman ettiklerini anlıyorum. tek mucize kelam. kelam, yani sen."
Profile Image for Zeynep Tekin.
4 reviews
July 8, 2018
"O kadar ıstırap çektim ki! Coğrafi kader, siyasi kader, biyolojik kader.Karanliklarıma alışmıştım.Neden karsıma çıktınız?" der. Sonrasında da " Sana dogru söyleyen bir ayna uzattı, bir ayna, yani gönlünü. "
O gonlun yukunu kelimelere muazzam bir sekilde döküşünü hayranlıkla okudum.
Profile Image for Ece.
6 reviews1 follower
Read
October 31, 2018
Sen bir davettin my darling/günaha ve meçhule/sesin alev alevdi/rüyaların çiçek açtı dallarında/adın şehvetti.
"Yara henüz taze, kanıyor. Kapanmasını da istemiyorum.İstersen çabucak kapanır." İstersen kapanır.. Ne kadarını feda ediyoruz? Ne kadarından vazgeçmeyi göze alıyoruz? Unutmayı kabul ettirmeyen şeye mi aşk diyorduk? His ki geride bırakamadığın parçanın adıdır.
"Facia şurada, ya acıdan kurtulmak, ki bu kurtuluş ikimizin ölümü bir parça, yahut acıya katlanmak". Seni öldürürken kendinde keşfettiğin parçanla vedalaşmak. "Ne zamana kadar?" Oysa yüzyıllardır aynı kainatın altında insanlar, yıldızları seyrederken "aşk ıstıraplarıyla büyüktür" ü ezberlemişti. Senin büyüttüğün gibi. Oysa sen vazgeçmekten bahsederken "rüsvalığı göze almayan sevmemeli" de diyebilmiştin. "Güller dikenli"ydi biliyorduk. "Ama yaşamak yaralanmaktan korkmamaktır" ı manifesto bilip sen yine Lamia'ya mektuplar yazmıştın. "Sevgin kahramanlıştıracak"tı seni.
"Başını başına dayayarak ağlayacak dostu ilk defa bulduğun" o kadına- olmayan o kadına-zaten hiç olmamış o kadına- yazdıklarından utanmıştın. Ve kelimelerin her nasılsa o kağıtları yakmamıştı.
"Geçen günler, beraberinde en küçük bir zafer veya fetih" getirmemişken neden vazgeçemedin? Görmedin. Bİliyordun. "Tanrıyı görsek, aşkı görsek, ne kadar küçülürlerdi. Gönül büyüktü arştan. Gözler minnacıktı. Görmek taşlaştırırdı, katılaştırırdı. Görülen yaşamazdı. Hatıra olurdu. Resim olurdu."
Vazgeçmedin. Vazgeçmedikçe yazdın. Bİzatihi ona yazdın Gıyabında yazdın, yazamadığında başkalarına anlattın. Herkes, her şey ondan haberdar olsun istedin. Hiçbiri seni kahramanlaştırmadığı halde ucuz bir yalancıyı, bir inkarcıyı oynamak yerine zaferlere, fetihlere karşı yenilgiyi sahiplendin. "Realite o kadar çirkin ve sen o kadar yaralıydın" ki rüyanı gerçek bildin. "Sahneye maskeyle çıkanlar"dan değildin. Anlattın, çoğalttın, ona anlattın, fırsat buldukça başkalarına. Lamia çok güzeldi, evet. Anlattıklarınla da güzelleşti. Peki, Lamia bunlardan habersiz bilemedikleriyle de güzel miydi?
Displaying 1 - 13 of 13 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.