La presente podría considerarse una guía de nuestra historia antes de la Historia, caracterizada por la llaneza de su lenguaje. Al mismo tiempo es una obra sólida, nutrida en ese acervo que tantos sabios -particularmente arqueólogos y prehistoriadores- han enriquecido con paciencia a lo largo de los siglos.
Robert J. Braidwood, arkeoloji ve antropoloji alanında kayıtlı bir bilim insanıdır. Özellikle Mezopotamya ve geçmişteki dönemlere dair araştırmalar, insanlığın derinliklerine inme çabamızda önemli bir rol oynamaktadır. Braidwood'un yöntemleri, yalnızca buluntuların incelenmesiyle özetlenen açıklamalarp, aynı zamanda bu buluntuların kültürel ve sosyal yaşam içinde anlamlandırılmasını da içermektedir. Bu bakış açısı, ürünlerinde tarih öncesinde insanların yaşam biçimlerini, toplumsal yapılarını ve çevreleriyle olanların özelliklerini anlamamıza yardımcı oluyor.
Braidwood'un “Tarihöncesi İnsanları” adlı eseri, bu bağlamdaki tarih öncesi dönemdeki insanın birikimini keşfetme arzusunu yansıtır. Kitap, yalnızca arkeolojik buluntuların bir derlemesi değil, aynı zamanda bu buluntuların tarihsel ve kültürel açıdan incelenmesini de sağlar. Bu eser, okuyuculara tarih öncesi ile ilgili geniş bir perspektif sunarken, aynı zamanda Braidwood'un bilim dünyasındaki yeri ve daha yaygın bir şekilde ortaya çıkıyor. -----------------
Bölüm 1: Tarih Öncesi Geçmişimizi Nasıl Öğreniriz?
Özet: Bu bölüm, tarihöncesi, dönemsel olarak ve anlaşılıra dair önemli bilgiler sunmaktadır. Tarih öncesi, yazının icadından önceki zamanları kapsayarak insanlığın %99'unu oluşturmaktadır. İnsanlar yaklaşık 1 milyon yıl önce ortaya çıkmış, ancak yalnızca son 5.000 yıldır kayıt yaptırmışlar. Yazılı eksiklik, bilim insanlarını tarih öncesindeki insanların fiziksel harcamalarını ve çalışmalarını inceleyerek yönlendirmiştir.
Ana Bölümler ve Terimler:
Tarihöncesini Araştıran Bilim İnsanları: Tarihöncesi insanlarının kemik ve diğer kalıntıları incelenen fiziksel antropologlar, fosiller üzerinden insan vücudu hakkında bilgi edinir. Bu özgürleştirici, insanlığın günlük çözümleme çabalarında sıklıkla "insan paleontologları" olarak anılmaktadır.
Arkeologlar, tarihöncesi insanların taş aletleri, seramikleri ve barınaklarını inceleyerek onların yaşam biçimlerine dair ipuçları arar. Prof. Vere Gordon Childe'ın tanımıyla, arkeoloji somut olarak izlenir ve insanlığın kalıntılarının bir araya geldiği ortaya çıkar.
Tarihöncesi insanlarımızı anlamamıza yardımcı olan jeoloji, paleontoloji, paleobotanik ve paleoklimatoloji gibi bilim dalları, fosil kalıntıları ve eski çevre verileriyle tarih öncesinden dönemsel bilgiye katkı sağlar.
Bölüm 2: Tarihöncesi Atalarımızın Yaşadığımız Değişen Dünya
Bu bölüm, tarihin insanlarının dünyası hakkında özet bir bakış sunuyor. Zamanın, olayların değişimlerinin ve insanın uyum yeteneğinin önemi, okuyucunun bu dönemi anlamasını kolaylaştırmaktadır. Ayrıca, besin üretim devriminin güncellik tarihindeki etkileri, insan topluluklarının gelişim bakış açısı kritik bir noktayı işaret ediyor.
Zamanın Önemi: Bu bölüm, insanlığın insanlığında var olduğu süreyi gözlerin önünde seriyor. 3 milyon yıllık bir zaman dilimini günlük yaşam örnekleriyle açıklayarak, okuyucunun tarihöncesi dönemlerle bağ kurmasını sağlıyor. Kuşaklar arasındaki farkın özellikleri, insan yapısının devamlılığı için etkili bir yöntem.
Çevresel Değişimler: İklim değişimi ve faktör faktörleri, tarihöncesi insanlarının yaşamlarını şekillendiren temel unsurlar arasında yer alır. Yazar, Pleistosen döneminin jeolojik özellikleri ve buzul çağlarının devam ettiği detaylı bir şekilde ele alarak, değişimlerin insan toplulukları üzerindeki varlığını anlamamıza yardımcı oluyor.
insanların Uyum Yeteneği: Tarihöncesi insanlarının iklim teknolojisine adaptasyon yeteneği, bölümün önemli bir temasını oluşturur. insanların farklı hayvanları avlayarak veya yeni besin kaynaklarını keşfederek hayatta kalma stratejilerini geliştirdikleri vurgulanıyor; bu da insanın evriminin hem biyolojik hem de kültürel bir süreç olduğunu gösteriyor.
Besin Üretim Devrimi: Bölüm, tarihöncesi dönemde tarımın öğrenilmesi ve hayvanların evcilleştirilmesiyle sosyal yapılarında meydana gelen değişikliklere dikkat çekiyor. Bu gelişim, insanların hayata geçmelerine ve toplumsal yapıların mevcut olanakları tanınmıştır.
Sürekli Değişim: Yazar, tarih araştırmalarının dinamik doğasını hatırlatarak, eski işletmenin sürekli sürdürüldüğünü ve bilgilerin güncellendiğini vurguluyor.
Bölüm 3: Tarihöncesi İnsanları
Bu bölüm, tarih öncesi insanların evrimi ve kökeni hakkında önemli bilgiler sunmaktadır. Evrimsel süreçteki yenilikler, insan ve maymun arasındaki ilişkiler ile Hominidlerin anatomik bozulmaları gibi konular, tarih öncesindeki insanları daha iyi anlamamıza katkı sağlıyor.
Evrimsel Süreç ve Yeni Bilgiler: İnsanın evrimine dair bilgilerin hızla arttığı vurgulanıyor. Fosil buluntularının artması, evrim teorilerinin doğrulanmasına yardımcı oluyor.
İnsan ve Maymun Arasındaki İlişki: İnsanlar ile en yakın akrabaları olan şempanzelerin genetik analizleri, insanların kökeni hakkında daha kesin bilgiler sunuyor. İnsanların gerçek maymunlardan ne zaman ilişkilerinde tartışmalar devam ederken, genetik bilgiler bu bilgilerin 6-10 milyon yıl önce verildiğini gösteriyor.
Hominid Fosilleri ve İlk Türler: İlk Hominid fosillerinin bulunduğu bölge detaylandırılıyor. Australopithecus ve Homo habilis gibi ilk Hominid türlerinin anatomik özellikleri ve evrimsel süreçlerinin yerleri tartışılıyor.
Hominidlerin Anatomik Değişiklikleri: İnsanların evrimi sırasında meydana gelen önemli anatomik değişiklikler, iki ayak üzerinde yürüyebilme, beyin büyümesi ve yüz ile diş yapısındaki değişiklikler gibi unsurlar kapsıyor.
Evrimsel Teorilerinin Gelişimi: Bölüm, evrimsel teorilerin sürekli güncellenerek yenilenen eski bilgilerin geçersiz kılınabileceğini vurguluyor.
Radyoaktivite Tabanlı Yaş Belirleme: Radyoaktif yaş belirleme yöntemleri, tarih öncesindeki insan fosillerinin yaşını belirlemede büyük bir ilerleme sağlayan ve bu, tarih öncesi dönemlerdeki bilgileri uygulamamızı artırıyor.
Genetik Araştırmaların Önemi: İnsan ve şempanze arasındaki genetik benzerlikler, evrim tartışmalarına önemli katkılar sağlıyor ve insanlığın evrimsel geçmişini anlamamıza yardımcı oluyor.
Anatomik Özelliklerin Gelişimi: İki ayak üzerinde yürüyebilme ve beyin büyümesi gibi anatomik değişiklikler, insan evrimi açısından kritik bir yapıya sahiptir. Bu özelliklerin evrimsel süreci gelişimi, insanın neden bu kadar zeki ve sosyal bir tür haline geldiğini açıklayabilir.
Hominid Fosillerinin Rolü: Hominid fosillerinin bulunduğu, insan evriminin geçmişi ve süreçlerinin aydınlanması için büyük bir tanesine sahiptir.
Bölüm 4: Kültürün Başlangıcı
Kültür Nedir? Kültür, insan topluluklarının kullanabileceği düşünceleri, inanç ve yaşam biçimlerinin yanı sıra araçları ve davranış biçimlerini içerir. Antropologlar, kültürün geleneksel parçaların örgütlenmiş hali olarak değerlendiriyor.
Kültürün Sürekliliği: Kültür, yaşamla sınırlı değildir; insanlar varoldukça kültür devam ediyor. Kültürün değiştirilebilen ama temel öğeleri süreklilik gösterir.
Yazılı Belgelerin Yokluğu: Tarih öncesi dönemler, kültürler yazılı belgelerle tanımlanamaz. Bu nedenle arkeologlar, kalıntıları kültür ve buluntuları inceleyerek bunlar hakkında bilgi edinmeye çalışır.
Kültürel Değişimler: Kültür, sosyal ve değişimlerin dağılımının evrimini geçirir. Dönemlerin değişimiyle insan toplumları farklı kültürel özellikler geliştirmiştir.
Bölüm 5: İlk Çağdaşlar
Bu bölüm, yaklaşık 40.000 yıl önce Eski Dünya'daki arkeolojik buluntulardan elde edilen kesin tarihlerle başlar. Bu dönem, radyokarbon tarihleme yöntemlerinin etkin olarak kullanılabilmesi ve Avrupa-Akdeniz bölgesinin iklimsel değişimlerinin daha iyi anlaşılması açısından önemlidir. Bu bilgiler, belirli buluntu yerlerinin daha önce veya daha sonra ortaya çıktığını gösteren göreli tarihleme ile desteklenmektedir.
Dilgi Aletler: Yeni Bir Alet Üretme Tekniğinin Ortaya Çıkışı Yaklaşık 40.000 yıl önce Avrupa-Akdeniz bölgesinde dilgi alet hazırlama tekniği yaygınlaşmaya başladı. Dilgi, ince, uzun bir yonga olup, keskin kenarları sayesinde işlevsel bir bıçak işlevi görüyordu. Bu aletlerin yapımında çakmaktaşı ve obsidyen gibi özel malzemelere ihtiyaç vardı ve belirli teknik bilgilerin uygulanması gerekiyordu. Libya'daki Haua Fteah mağarasında bulunan en eski dilgi aletleri, Son Buzul Çağı'nın sonuna tarihlenmektedir. Yakındoğu'daki diğer buluntular da bu aletlere dair bilgiler sunmaktadır; ancak bu teknikler bazen kesintiye uğramış ve yeniden ortaya çıkmıştır.
Dilgi Alet Endüstrileri ve Bölgesel Farklılıklar Avrupa'daki dilgi alet endüstrileri hakkında kapsamlı bilgi mevcuttur. Mağara buluntularından ve açık hava yerleşimlerinden elde edilen veriler, bu aletlerin yapımındaki çeşitliliği ve işçilik kalitesini ortaya koymaktadır. Özellikle Fransa'nın Dordogne bölgesi, dilgi alet endüstrileri açısından önemli bir örnek teşkil etmektedir. Dordogne silsilesi, 35.000 yıl öncesine kadar uzanan arkeolojik buluntuları ve kültürel toplulukları içeren bir dizi alandır. Bu bölge, alet yapma gelenekleri ile taş, kemik ve boynuz endüstrileri açısından oldukça zengindir. Alet yapma gelenekleri arasında Perigord, Aurignac ve Magdalen gibi isimler öne çıkmaktadır.
Dordogne silsilesinin sunduğu alet çeşitliliği, Paleolitik dönemdeki insan topluluklarının kültürel ve teknolojik gelişimini anlamada kritik bir öneme sahiptir. Bu aletlerin özellikleri, farklı işlevleri ve kullanım alanları ile dönemin insanlarının yaşam şekillerine dair önemli ipuçları sunmaktadır. Örneğin, dilgiler, çeşitli formları ve işlevleriyle avcılıktan günlük yaşamın gereksinimlerine kadar geniş bir yelpazeye hitap etmiştir. Ayrıca, bu dönemlerde kemik ve boynuzdan yapılan aletler, özellikle mızrak ve kargı atıcıları gibi işlevsel araçların gelişimine katkı sağlamıştır.
Sanatın Başlangıcı: Taşınabilir Sanat Yapıtları ve Mağara Resimleri Sanatın başlangıcı da bu dönemle yakından ilişkilidir. Taşınabilir sanat yapıtları ve mağara resimleri, insanlığın kendini ifade etme biçimlerini yansıtan iki ana grup olarak ortaya çıkmıştır. Özellikle kadın figürleri (Venüs heykelcikleri), doğurganlık ve yaşamın simgeleri olarak önem taşırken, mağara sanatında büyük hayvanların resimleri, avcılıkla ilişkili ritüellerin bir parçası olarak görülmektedir. Bu dönemde avcılık ve toplayıcılık yaşamın ana unsurlarını oluşturmuştur.
Mikrolitler ve Alet Yapma Geleneği Buzul Çağı'nın son dönemlerinde, mikrolitler olarak bilinen küçük ve geometrik formlarda aletler yapma geleneği ortaya çıkmıştır. Bu aletler, özellikle ok ve yay sistemlerinde kullanılarak avcılığın etkinliğini artırmıştır. Avrupa, Afrika ve Yakın Doğu'da yaygın olarak bulunan bu aletler, farklı bölgelerde benzer tekniklerin kullanıldığına dair kanıtlar sunmaktadır.
Uzakdoğu ve Yeni Dünya'ya Yerleşim İnsanlar, yaklaşık 30.000 yıl önce Bering Boğazı üzerinden Amerika'ya geçmeye başlamışlardır. Bu geçiş, kültürel ve teknolojik etkileşimleri zenginleştirmiştir. Sibirya'da yaşayan insanların aletleri, Avrupa ile benzerlik göstermekte ve Japonya'da bulunan dilgi aletleri, bu bağlantıyı güçlendirmektedir.
Bölüm 6: Son ve Başlangıç Buzul Çağı'nın sona ermesiyle, iklimsel, coğrafi ve kültürel değişimler gözlemlenmiştir. Bu geçiş döneminde, tarih öncesi insan topluluklarının yaşam tarzları üzerine önemli bilgiler sunulmaktadır. Avcı-toplayıcı yaşam tarzından tarıma geçiş, insanlığın sosyal ve ekonomik yapısında köklü değişimlere yol açmıştır. Braidwood, bu geçişin ani bir olay olmadığını, aksine uzun bir süreç içinde meydana geldiğini vurgular.
Bölüm 7: İlk Devrim Bölüm, tarım ve yerleşik yaşamın gelişiminin tarih öncesi insanlık üzerindeki etkilerini kapsamlı bir şekilde ele alır. Evcilleştirme süreci ve bu süreçteki sosyal dönüşümler, insanlık tarihinin en büyük geçişlerinden birini oluşturur. Avcı-toplayıcı yaşam tarzının zorlukları, tarıma geçişle birlikte insanların kalıcı yerleşim alanları oluşturmasına olanak tanımıştır.
Bölüm 8: Uygarlığın Ütüsü Uygarlık tanımı, kentleşme, resmi siyasal düzen ve yeni bir ahlak düzeninin ortaya çıkması ile şekillenmiştir. Mezopotamya ve Mısır, ilk uygarlıkların doğduğu yerler olarak öne çıkmaktadır. Tarımsal üretimin artması, nüfusun büyümesine ve daha karmaşık sosyal yapılar ile yönetim biçimlerinin ortaya çıkmasına yol açmıştır.
Sonuç Bu bölümler, tarih öncesi insan topluluklarının kültürel ve teknolojik gelişimini anlamada kritik bir öneme sahiptir. Buzul Çağı'nın sona ermesiyle başlayan değişimler, insanların yaşam biçimlerinde köklü değişiklikler yaratmış ve tarıma geçişle birlikte uygarlığın temellerinin atılmasına zemin hazırlamıştır. Arkeolojik buluntular ve sanat eserleri, bu süreçte insanlığın nasıl evrildiğine dair önemli ipuçları sunmaktadır. --------------------
Robert J. Braidwood’un “Tarihöncesi İnsanları” eseri, tarih öncesi dönemin derinliklerine inerek insanlık tarihine dair çok değerli bilgiler sunuyor. Bu eser, yalnızca geçmişteki insanların yaşam biçimlerini ve kültürel yapılarını anlamamıza yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda bu bilgilerin günümüzdeki toplumsal yapılarımıza ve insanlığın evrimsel süreçlerine nasıl yansıdığını gözler önüne serer. Tarih öncesi dönemler, insanlığın köklerini, çevreyle olan ilişkisini ve adaptasyon yeteneğini anlamamıza olanak tanırken, Braidwood’un kapsamlı yaklaşımı, geçmiş ile bugün arasında bir köprü kurduruyor. Sonuç olarak, tarih öncesi insanlar ve onların bıraktığı miras, sadece arkeologlar ve antropologlar için değil, tüm insanlık için anlamlı dersler içermekte; bu dersler, gelecekteki toplumların nasıl şekilleneceği konusunda da önemli ipuçları sunmaktadır. “İlk insan, ayaklarıyla yürürken, düşünceleriyle gökyüzüne dokunmuştu; varoluşun sırlarını ararken, hayatın özünü keşfetmekteydi.”
Very sad to think about how much of prehistoric sites are being destroyed during this war on Palestina. Ironically, learning from the past becomes impossible.
I never realized that humans only started creating art of human faces when we stopped being hunter gatherers! I suppose idolization of our fellow men hadn't occurred because we, ourselves were living as animals. We were humble. The start of civilization must have been an interesting time to live in.
One day I hope to visit the fertile cresent to connect with our ancestors. I can only hope that the Israeli state hasn't destroyed it all. Perhaps the next step will come soon. I sure hope it will.
Have you ever wondered what happened before history? What were our ancestors like and where did they come from? If you were ever interested in any of these questions, this book is a great read for you. The book is easy to read to a person with no formal education in prehistory since the book introduces all new terms and concepts. Though beware that this is an older book about a field of science that is constantly making new discoveries, so some of these concepts might be outdated.
somewhat outdated, but surprisingly not that bad for the age. coming at history from an art background is great because it gives me a kind of benchmark for differntiating eras, thank you to my art history professor for making me remember all those names and dates. So many of these ancient sites are in Palestine, it's sad to think how many undiscovered parts of human history have likely been destroyed by israel.
Cons: - the book had a narrow scope - it was mostly focused on different types of humanoid species and kinds of prehistoric tools - slightly outdated information
From the glory days of archeology and anthropology. Very useful if you want to know some of the details about how early man lived, what tools he used, how he was dispersed into numerous cultures across the globe, and how archeologists discovered all of this information.