"Cesetlerin fotoğrafını çekerken ilginç olduğumu söylüyorlardı. Artık yaşayanlarla ilgilendiğim için "sıradan" olduğumu söylüyorlar."
Grafik roman türünün en önemli isimlerinden Manu Larcenet'e, 2004 yılında Angoulême ödülünü kazandıran "Sıradan Zaferler", bu türle tanışmak adına en doğru ve güzel seçim olabilecek bir eser.
"Hayat bize çok şey verir. Bunu bir türlü anlayamayız. Çünkü inatla azla yetinmeyi öğrenmişizdir."
Aile ilişkilerinden sosyal sınıflara, siyasetten psikolojiye hayatımızın içinde yer etmiş tüm evrensel ve sıradan kavramlar bu eserde kendine yer buluyor. Metinsel tatmin, ustaca bir görsel anlatımla (özellikle siyah beyaz çizimler çok etkileyici) pekişerek unutulmaz hale geliyor.
"Eğer sadece sonucun önemli olduğunu düşünüyorsan, süreci umursamıyorsun demektir… Ama medeniyet dediğin şeyi o süreç oluşturur."
"Hepimizin acıya, kedere ve eksik kaldığımız şeylere verdiğimiz tepkiler farklıdır. Bazı insanlar bu boşluğu doldurmak için uzun uzun konuşur, tartışır ya da çeşitli teoriler üretir. Kimileri ise tam tersine, çalışkan bir çocuğun matematik problemine odaklanışı gibi sessiz kalır. Bende ise, yoğun acılar uyuşturucu etkisi yapıyor. Konuşsam da sessiz de kalsam bir tarafım boş kalıyor. duygularımın aniden yok oluşu, sanırım kişisel olarak geliştirdiğim bir tür savunma mekanizması. Bu şekilde hayata devam edebiliyorum. Bir yanım diğer insanlarla kaynaşıp, ilişkiye girip hayatın rutin akışına devam ederken diğer yanım seyircilerden uzak bir şekilde gizli gizli kendi cehennemini yaşıyor."
Olağanüstü ve epik olaylardan ziyade hepimizin gündelik hayatında karşılaştığı sorunlar ve mücadeleler etrafında şekillenen bu kitabın orijinal adı "Le Combat Ordinaire", yani "Sıradan Mücadele".
Yaşantılarımız da zafer kazanmaktan ziyade süregelen bir mücadeleden sağlam çıkmak ve bundan memnun olmayı öğrenmek etrafında biçimleniyor.
Nihayetinde, varoluş, aile olmak ve aile kurmaya dair kaygılarımız, her gün yeniden ayağa kalkıp devam etmemiz, büyüdükçe eksilmemiz ve eksildikçe büyümemiz... Bunlar hepimizin sıradan zaferleri.
Bu açıdan bakıldığında eser, yalın ve gerçekçi anlatımıyla, ziyadesiyle özdeşlik kurulabilir ve erişilebilir bir okuma deneyimi sunuyor.
"Yaptığım her şeyin babamdan izler taşıması rahatlatıcı ya da tam tersine dehşet verici olabilir. Bana öğrettikleri sadece yapmak ve olmakla açıklanamaz. Kesinlikle onun bir parçasıyım. Kendimi ondan kurtardığıma inandığım zamanlar, geçici olarak sevinçten havalara uçuyorum. Ama kesinlikle uzun sürmüyor. Daha iyi veya daha kötü bir şekilde yüzeye çıkması bir saat bile sürmüyor. Birbirimizden ayrı insanlar olduğumuza bir türlü ikna olamıyorum.
Ben onun içindeyim, o da benim içimde.
Ben ölüyüm, o hayatta...
Bu bir gizem. Doğal olarak kendimi anlayabilmem onun kim olduğunu anlamama bağlı."
"Suçluluk, kim olduğunuz gerçeği karşısında duyduğunuz korkudur."
Daha önce bu türde bir eser okumamış olabilirsiniz ama bu kitap özelinde bir önemi yok. Gerek çizimleri gerekse öykü ve anlatımının yalın derinliğiyle grafik romanın gerçekten dokuzuncu sanat olduğunu ispat eden bu esere, tüm yetişkin okurların mutlaka bir şans vermesini öneririm.