'Uzak geçmişten süzülüp gelen 'Neşideler Neşidesi'ydi Gaye. Ben, eski, mutlu bir Amerikan filmi: Kahramanlarının aptallık derecesinde saf ve iyi niyetli oldukları o stüdyo filmlerinin sahte yağmurlu sokakları kadar içli, aşk dışında hiçbir seçeneğe yüz vermeden korkusuzca sigara içen jönleri kadar kararlıydım. Gözü karaydım. Aynaya baktığımda tanınmayacak kadar değişmiş olduğumu gördüm. Gaye bana baktığında ne görüyorsa o olmuştum. Başka insanlarla yaşarken varlığını hissettiğim kuşkulardan örülmüş o şeffaf duvarın eriyip gittiğini hissetmiştim. Kendimi... Şu evrende yapayalnız olmadığımı... Şu anlam veremediğim hayatın içinde zavallı bir nokta olmadığımı... Hissetmiştim.''
Günahlar zamanaşımına uğrar mı? Suçlar belki... ama günahlar? Kendine biçtiği rolü oynadığı mutsuz evliliğini -kendine rağmen sürdüren ve üçlü bir aşk ilişkisinde İzzet ile Gaye'nin yanında geçmişini arayan başarısız bir yazar: Önder; aynı mutsuz evlilikten -geçerli bir yolla olmasa da- sıyrılmaya çalışan Defne; dört kişinin yaşamını değiştiren garip bir intihar. Mahkum edildiğimiz yüzeysel hayatların dibinden akan karanlık suların sesine kulak veren bir psikolojik roman. Türkiye'de, şehirde erkek olmanın alçaklığını ve yüceliğini baba figürüyle hesaplaşarak sorgulayan Murat Gülsoy, sıradan kötülüğün sırlarını arıyor.
1967'de İstanbul'da doğdu. Kabataş Erkek Lisesi'ni bitirdi. Yüksek öğrenimini Boğaziçi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde tamamladı (1989). Aynı üniversitenin Psikoloji Bölümü'nde “Face-Specific Evoked Brain Potentials”(İnsan yüzlerine ilişkin uyarılmış beyin potansiyelleri) başlıklı tezi ile yüksek lisans derecesi aldı. (1992). İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği Biyomedikal Mühendisliği programında doktora yaptı. Beyin cerrahisinde kullanılacak bir cerrahi lazer sistemi üzerinde tez yazarak doktorasını tamamladı.
Öykü, roman, inceleme türlerinde eserler vermiştir. Eserleri Sait Faik Hikâye Armağanı (2001), Yunus Nadi Roman Ödülü (2004), Notre Dame de Sion ödülü (2013), Sedat Simavi Edebiyat Ödüllerine (2014) layık görülmüştür. 2004-2021 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi'nin genel yayın yönetmenliği görevini yapan Gülsoy 2014 yılından beri de Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi müdürlüğü görevini sürdürmektedir.
Kitapları: * Oysa Herkes Kendisiyle Meşgul, 1999, CAN Yayınları, öyküler. * Bu Kitabı Çalın, 2000, CAN Yayınları, öyküler. (2001 Sait Faik Hikâye Armağanı) * Belki de Gerçekten İstiyorsun, 2000, altkitap.com, öyküler. * Alemlerin Sürekliliği ve Diğer Hikâyeler, 2002, CAN Yayınları. * Binbir Gece Mektupları, 2003, CAN Yayınları, öyküler. * Bu Filmin Kötü Adamı Benim, 2004, CAN Yayınları, roman. (2004 Yunus Nadi Ödülü) * Bu An’ı Daha Önce Yaşamıştım, 2004, CAN Yayınları, öyküler. * Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık, 2004, CAN Yayınları, inceleme. * Sevgilinin Geciken Ölümü, 2005, CAN Yayınları, roman. * Kâbuslar, 2006, altkitap.com, öyküler. * İstanbul'da Bir Merhamet Haftası, 2007, CAN Yayınları, roman. * Bize Kuş Dili Öğretildi, 2008, altkitap.com, resimli-roman. * 602. Gece Kendini Fark Eden Hikâye, 2009, CAN Yayınları, inceleme. * Karanlığın Aynasında, 2010, CAN Yayınları, roman. * Tanrı Beni Görüyor mu?, 2010, CAN Yayınları, öyküler. * Baba, Oğul ve Kutsal Roman, 2012, CAN Yayınları, roman.(Notre Dame de Sion Edebiyat Ödülü) * Nisyan, 2013, CAN Yayınları, roman. * Gölgeler ve Hayaller Şehrinde, 2014, CAN Yayınları, roman.(Sedat Simavi Edebiyat Ödülü) * Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet, 2016, CAN Yayınları, roman. * Öyle Güzel Bir Yer ki, 2017, CAN Yayınları, roman. * Ve Ateş Bizi Tüketiyor, 2019, CAN Yayınları, roman. * Belirsiz Bir Anın Kıyısında, 2021, CAN Yayınları, öyküler. * Ressam Vasıf'ın Gizli Aşklar Tarihi, 2023, CAN Yayınları, roman.
bu kitapla ilgili hislerim cok karisik. ama bi yerden anlatmaya baslamaliyim!
oncelikle sunu kesinlikle soyleyebilirim ki tam bir murat gulsoy kitabi! diger kitaplarini okurken hissettigim ne varsa benzer sekilde hissettim, ayni murat gulsoy evrenine cekildim diyebilirim:) ama bu sefer minik bir parca daha karanlik veya daha rahatsiz edici buldum sanki. bu kismi benim okumami cok genis bir zaman dilimine yaymis olmamdan da kaynaklaniyor olabilir emin degilim. ama onder’den sebep de olma ihtimali yuksek! onder mi? kitaptaki ana karakterimiz onder; bir roman, ayni zamanda senaryo yazari. ozguveni olmayan ama sansin ve biraz da yaptiklarinin sonucu olarak birseyler basarmis, basardiklarini hazmetmek veya kaybetmek arasinda bocalayan biri onder. ayni zamanda ruhunda bir cok insanin icindeki karanlik yonleri barindiran birisi.
onder bir roman yaziyor ve kitabindaki karakterin adi da onder. ve ben biraz okuduktan sonra farkinda olmadan kendimi iki turlu de dusunuyor buldum okurken. yani soyle ki ya romandaki onder gercek olsaydi ve biz diger kisimlari roman icinde roman seklinde okuyor olsaydik? bilemiyorum, bildigim su ki murat gulsoy bu oyun icinde oyun, takip ediliyormus-izleniyormus hissi, guvensizlik tekinsizlik karamsarlik hislerini muthis iyi veriyor. onder uzun zamandir belki de en kizdigim roman karakteri oldu ama bir yanim da kizamadi. cok ama cok gercek bir karakterdi. rahatsiz olarak, sinirlerim bozularak ama yine cok severek yaptigim bir okuma oldu.
Kitabın en beğendiğim kısmı kapağı. Çok güzel kurgulanmış. İsmi de ilgi çekici ve anlatımla uyumlu.
Karakterlerle bağ kuramadım. Kahramanımız gelişime çok açık bir karakter olabilecekken, bir dönüşüm içine giremedi. Hikayesi güzel ve zamansız, bunun yanında karakerlerle bütünleşememesi, kurguyu da zayıflatıyor. Az önce kitabı bitirdim, Önder, İzzet, Gaye hala zihnimde var ama etke kemiğe bürünmediler. Şöyle bir olayda Önder bu tepkiyi verir diyemiyorum. Daha çok karakterlerin hisleri üzerinden bir anlatı vardı.
Yunus Nadi roman ödülü almış olması da benim beklentimi yükseltti tabi.
Murat Gülsoy gibi edebiyatın pek çok alanında üretken bir ismi okuduğum için mutluyum. Başka eserlerini de okumaya devam edeceğim.
"Yazar kendi yaşamından sıyrılabildiği ölçüde hikayesine yaklaşabilir. Yazarın yazdığı dünyaya karışması gerekir."
"Kahramanlarının içine üfleyeceği ruh ancak kendi göğüs boşluğundan çıkacaktır."
"Durmaksızın kendime birşeyler söyleyip duruyordum...Bugün herşeyi içimden yapmaya kararlıydım."
"İçinden yaşamak sadece bana özgü bir özellik değildi kuşkusuz."
"Özgürsün, içinden istediğini düşünebilirsin."
"Bir zamanlar duygusal birikimlerimi kimi şiirlere yatırmıştım. Ama zaman içinde, yatırım yaptığım şiirler serbest piyasa kurallarına uygun olarak hızla değer kaybetti."
"Kitap okuyan insanın bir rüyanın içindeymiş gibi yarı bilinç durumunda yaptığı hareketler öyle saf ve güzeldir ki: başka bir dünyayı anlayabilmek için dikkatini toplayışı, zaman zaman kaşlarının arasındaki çizgiyi derinleştirerek üzülmesi; bazen sayfayı heyecanla ve hoyratça, bazen de hayalini izlediği kahramanı incitmekten çekinerek usulca çevirmesi, o sırada öne düşen perçemini farkında olmadan düzeltmesi..."
"Kısacık bir an için dahi olsa kendimden memnun olmuşsam telaşla duruma el koyar, göz açıp kapayıncaya kadar kendimi haksız çıkarmanın yollarını ararım."
"Öylesine tek bir noktada teğetim ki dünyaya, her an düşebilirim baba."
"Az konuşmasının nedeni sözlerinin ağırlığını korumaktı kuşkusuz."
"Eğer önce sonuç akla gelir ve sonra da buna uygun nedenler bulunursa ortaya çıkan düşünce yaratıcı bir düşünce oluyordu."
"İçimde beni doğru yola çağıracak kimse kalmamış olmalıydı."
"Henüz tanımakta olduğunuz birisine ikinci soruyu soramazsınız."
"Ben kimi kitapları okurken, yazarın bana - doğrudan bana - seslendiğini hissettiğim bölümlerde müthiş bir zevk alıyorum."
"Çünkü nedensiz kötülüğün varlığını kabul etmek çok zordur. Eğer nedensiz kötülük diye birşey varsa, bir gün ben de o rastlantısal kötülüğün kurbanı olabilirim diye düşünür insan."
"Vicdan gibi bir kavrama o kadar yabancılaşmıştı ki onu babasının hayaleti sanıyordu."
"İnsan yalnızken ne yaparsa yapsın delirmiş olmaz. Delilik başkalarına karşı verdiğimiz bir sınavdır."
"Bu kitabı neden yazıyorsun?"
"Her şeyin bir nedeni vardır. Bu nedeni bilmediğin sürece yazmanın da yaşamanın da anlamı yok."
"...aşka sahip olamazsın. Kimse olamaz. Bunu anlamıyor musun? O bizim üzerimizden geçer gider. Ne kadar şiddetliyse, geride bıraktığı enkaz o kadar büyük oluyor."
"Günahlar zaman aşımına uğrar mı?"
"Yaşlı bir kızılderilinin dediği gibi aşk bekletilince zehre dönüşüyor."
This entire review has been hidden because of spoilers.
Murat Gülsoy'un ilk romanı isminin hakkını verecek cinsten. Kitaplarında psikolojik çözümlemelere doyamayan yazar, kötü sayılabilecek davranışları, karakterle okuyucuyu özdeşleşmesini sağlayarak, normalleştirme yoluna gidiyor. Aslında bir çoğumuzun içinden gelen hisler ile yaptığımız ufak yanlışların dışarıdan ne denli büyük sorunlar olduğunu görmemizi sağlıyor. Önder karakteri, karanlık gibi gözükse de umutları olan bir karakter. Geçmişe saplantılı gibi gösterilmesine rağmen aslında yaptığı yanlışların bahanesini geçmişe atacak kadar vurdumduymaz bir yapıya sahip. Onun dışında da senden, benden bir karakter. İstekleri, arzuları ve davranışları mükemmel değil. Olmadığının farkında olup hep bir şeyleri değiştirme içerisinde. Karşısındakini değiştirmeden önce kendisine bakması gerektiğini idrak edemiyor. Kitap sürpriz olaylara da gebe ayrıca. Bu yapısıyla klasik bir Murat Gülsoy kitabı olarak göze çarpıyor. Eğer Gülsoy kitaplarına başlamak istiyorsanız iyi tercihlerden biri olabilir bu kitap. Akıcı da sayılır.
"Günahlar zamanaşımına uğrar mı" En gerçekçi yargılama insanın kendi zihninde olan, kimi zaman kendince anlamaya çalışırken bile kelimelere dökemediği,karanlık aydınlık hesaplaşmalarla dolu; varolma, varoluşuna anlam yükleme çabası değil mi?
Anlatımı akıcı, kurgusuyla öne çıkan bir kitap. Roman içinde roman yazan bir karakterin düşüncelerini, duygularını izlemek okuyucuyu kitabın içine çekiyor.
Kitabın arkasında "psikolojik roman" yazıyordu. Hakikaten kitap; Önder'in ağzından, onun hayatı ve yazdığı kitabın kahramanı olan İzzet'in hayatını anlatan,
İzzet'in Gaye ile, Ömer'in Defne ile ilişkisini anlatan,
Kimi zaman bu ilişkilerin, yani gerçek hayatla kitaptaki kurgu hayatın birbirine karıştığı,
Önder'in İzzet, İzzet'in Önder olduğu,
Pek çok psikolojik çözümlemeye ve kendi kendine konuşmaya yer veren bir kitap... . Karmaşık mı geldi?? 😄
İnanın değil. Bu da yazarın zekasını gösteriyor... Ha bir de inanılmaz tanımlamalar ve kelime oyunları var kitapta. Tek kelimeyle Çarpıcı...🖒
Roman roman içinde. Okurken hem okur, hem yazar, hem romanın kahramanı olabildiğiniz nadir kitaplardan.
'Eski dizi senaristi yeni roman yazarı önder, romanını yazarken hem romanın kahramanlarıyla hem kendi içiyle hem de dünyanın düzeniyle hesaplaşıyor. Bir açıda defneyi eleştirirken diğer yanda gaye karakterini analiz edip onu yaratması sonrasında ise herşeyi bozup yeniden yeniden yazmak istemesi, kendini görünmez kılma çabası aslında hepimizin içinden geçen seçmediğimiz diğer yollardan yürüseydik ne olurdu sorularının cevaplarını kucağımıza koyuyor.'
This entire review has been hidden because of spoilers.
Murat Gülsoy un insanı yormayan derin bir anlatımı var. Bu kitabında da bunu açıkça görmek mümkün. Roman içinde roman okutmuş yazar bize. Bağlılık aşk iki arada kalmayı ve aidiyet duygusunu sorgulamış. ve Romanın temeline Günahlar zaman aşımına uğrar mı? sorusunu oturtmuş. Güzeldi.
Çarpıcı, sarsıcı bir roman... Kurgusal ve psikolojik olarak okuyanı sarmalamasından ileri gelen bir (hatta iki) yapıya sahip olması dolayısıyla şaşırtıcı derecede akıcı olması da Murat Gülsoy’un özelliği... Bu okuduğum ikinci M. Gülsoy kitabı. Devamı da gelecek
Öncelikle söylemek istediğim ; Murat Gülsoy okumaya neden bu kadar geç kalmış ,kitabı neden aylardır kitaplıkta tutmuşum. Romanı okuduğumdan bu yana kendıme kızıp duruyorum.
Kurgu içerisinde kurgu,roman içerisinde romandı okuduğum . Kitabın kahramanı hem senarist hem de yazar olan Önder… Önder yazmaya çalıştığı romana da Önder ismini verip bize kendi karanlık düşüncelerini,arayışını,tutunma çabalarını okutuyor. Okurken Önder’den bazen nefret ettim bazen ona acıdım derken tüm kitap boyunca Önder’i yargılayıp durdum.En sonunda Önder’in herkesten biraz olduğuna karar verdim.
Murat Gülsoy ile tanışma kitabım onun yazdığı ilk roman oldu.kalemini sevmedım,bayıldım ..Şimdi tüm kitaplarını okuyasım var ve ben ilk fırsatta tüm eserlerini alıp okuyacağım .
Ne kadar uzun sürdü bitirmem ne kadar sıkıldım. Murat Gülsoy u seviyorum aslında. Özellikle “Ressam Vasıf” ı da çok sevmiştim fakat bu kitap olmamış. Bir türlü anlaşamadık ne ana karakter ile ne yan karakterle ne de kurgu ile. Öncelikle “roman içinde roman” okumaya bayılırım. Bu konuda hiç sorun yok. Yine öyle bir şey okuyacağım diye başladım. Yazar da öyle bir şey yazmış zaten ama o kadar sıkıcı ki aynı şeyleri tekrar tekrar okuyoruz hissine kapıldım hatta yan karakterler da o kadar benzer ki onları da birbirine karıştırdım. Hiçbir şekilde odaklanamadığım bir roman oldu. Bitince rahatladım nerdeyse.