Jump to ratings and reviews
Rate this book

Adalet Cimcoz: Bir Yaşamöyküsü Denemesi

Rate this book
Türk sinemasının yıldızlarının sesiydi o. Buğulu, hafif burundan gelen, ama pırıl pırıl bir Türkçe ile Filiz Akın'dan Türkan Şoray'a kadar beyaz perdenin büyük yıldızlarını konuşmuştu, onların gönüllerde kurdukları tahtlarda payı vardı. Lorel Hardy'ye -ikisine de- sesiyle hayat veren dublaj sanatçısı Ferdi Tayfur'un kız kardeşiydi. İki kardeş mucizevi bir şekilde dublaj yaparlardı. Kısa sürede Adalet Cimcoz'un adı "Dublaj Kraliçesi"ne çıktı. Türkiye'nin ilk özel sanat galerisini açmıştı. Maya'yı. Dönemin bütün sanatçıları ve yazarları Maya'da buluştular, tartıştılar, soluklandılar. Adalet Cimcoz bu galeriyi beş yıl boyunca yürüttü. Sanatçı değildi ama sanat dünyasında etkindi, karizmatikti. Sabahattin Eyüboğlu'dan Sabahattin Ali'ye, Ahmet Hamdi Tanpınar'dan, Aloş'a, Kuzgun Acar'dan Azra Erhat'a kadar geniş bir arkadaş çevresi vardı. Dönemin plastik sanatları onun da içinde bulunduğu bu bir grup sanatçı tarafından yönlendirildi. Maya herkesin hayatına girdi. Yazar değildi ama çok iyi bir çevirmendi. Kafka'dan yaptığı Milena'ya Mektuplar çevirisiyle en iyi çevirmen ödülü aldı. Brecht'in Sezuan'ın İyi İnsanı onun çevirisiyle sahneye taşındı, çok başarılı oldu. Onun çevirdiği oyunların sahnelenişini gördükten sonra, birçok eleştirmen oyunun oyuncusunu ya da yönetmenini yerse de, Adalet'in çevirisini övmekten kendini alamıyordu. Tibor Dery'den B. Traven'e kadar birçok ünlü yazarı Türkçeye o kazandırdı. Bütün bunların dışında dostlarının "Ada" dediği Adalet Cimcoz, Türkiye'nin ilk dedikodu yazarlarındandı. Bu tür yazıları için kullandığı takma adı da kendi gibi iddialıydı: Fitne Fücur. Hafta, Salon, Tasvir, Aydede, Tef gibi dergilerde rüküş olanla, görgüsüz, biçimsiz, zevksiz ve adi olanla dilini hiç sakınmadan dalga geçti, zaman zaman açıkça alay etti, hatta aşağıladı. Ama öyle çekici bir kadındı ki, kim kiminle nerede ne yaptıysa duyuyor ve yazıyor; ama yazdığı şahıslardan birçoğu ona kızmıyorlardı. Bir köpek delisiydi. En uzun birlikte olduğu köpeği Zibidi en az kendi kadar ünlüydü. Diğer köpekleri Tommy ve Hayta da öyle. Bir dönemin ünlü milletvekillerinden Selah Cimcoz'un yeğeni Mehmet Ali Cimcoz'la evliydi. İyi bir karı koca, iyi birer arkadaştılar birbirleri için. Hiç çocukları olmadı. Adalet Cimcoz 60 yaşında kanserden öldüğünde radyodan sesi kadınlara öğüt veriyordu. Ölümünün ardından hayatı dağıldı, savruldu. Özenle sakladığı fotoğrafları sahafların raflarına düştü. Gazeteci Mine Söğüt, bütün bu dağılmış yapraklardan ulaşabildiklerini topladı, derledi ve bu çekici kadının, melek mi şeytan mı olduğu kestirilemeyen, kimilerine göre melek kimilerine göre şeytan, kimi zaman melek kimi zaman şeytan olan, çekici bir hale ile çevrelenmiş muhteşem kadının yaşamöyküsünü yazdı. Sahaflardan toplanan yüzlerce fotoğrafın eşlik ettiği bu yaşamöyküsü denemesi, Türkiye'nin üstünde çok konuşulmamış yüzüne de bir ayna.

236 pages, Paperback

First published July 1, 2000

6 people are currently reading
128 people want to read

About the author

Mine Söğüt

27 books367 followers
Mine Söğüt (1968, İstanbul), Türk gazeteci, yazar.

Babası bir deniz subayı olan Mine Söğüt, ortaöğrenimini Kadıköy Kız Lisesi’inde tamamladığı 1985 yılında babasını kaybetti. Aynı yıl İstanbul Üniversitesi Latin Dili ve Edebiyatı bölümünde girdi.

Gazeteciliğe 1990 yılında Güneş Gazetesi’nde başladı, İnsan Hakları Servisi’nde muhabirlik yaptı. Güneş Gazetesi’nin kapanmasından sonra Tempo Dergisi ve Yeni Yüzyıl gazetesinde çalıştı.

1993 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin düzenlediği yarışmada, Haber dalında mansiyon aldı. 1996-2000 yılları arasında Haberci adlı televizyon belgeselinin metin yazarlığını yaptı. 1999-2001 yıllarında Öküz dergisinde yazdığı yazılarla tanındı. Profesyonel gazeteciliği bırakan Söğüt, 2001-2005 yılları arasında Cihangir Postası adlı yerel bir gazetenin gönüllü editörlüğünü yaptı.

Karikatürist Bahadır Baruter ile evlidir.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
24 (21%)
4 stars
41 (36%)
3 stars
37 (33%)
2 stars
6 (5%)
1 star
4 (3%)
Displaying 1 - 20 of 20 reviews
Profile Image for Burçak Sultan.
615 reviews83 followers
June 19, 2020
Bu ara sağlık probleminden kitap okumaya fırsat bulamıyorum. Ben de storytel den müsait oldukça dinledim. Hiç bilmiyordum Adelet Cimcoz'u. Mine Söğüt vasıtasıyla tanımış oldum. Sırf Mine Söğüt kitabı diye dinledim. Storytel de dinlemediğim iki kitabından biriydi yazarın :) Yoksa sevmem ben aslında yaşam öyküsü falan. Mine Söğüt'ün akıcı anlatım tarzı, ve Adalet Cimcoz (nam-ı değer Ada'nın) renkli yaşantısı sayesinde sıkılmadan merak ederek dinledim. Sadece Ada'nın değil dönemin ünlü sanatçıLarı Ahmet Hamdi, Sabahattin Eyüboğlu, Nazım, Sabahattin Ali gibi isimleri de Ada'nın yakın arkadaşları olması sayesinde farklı yönleriyle de dinlemiş oldum :)
Profile Image for Josefina Wagner.
612 reviews
January 2, 2023
https://edebiyatdanostalji.blogspot.c...

Yıllardır adını duyduğum ve hakkında oldukça fazla söylenti duyduğum dolaysıyla oldukça merak ettiğim; Adalet Cimcoz'u nihayet sıradışı yazarımız Mine Söğüt'ün bir yaşam öyküsünü yazması sayesinde okudum. Kitabı storytel'den sesli kitap olarak dinledim fakat çok beğendiğim için kitap olarak da alıp kitaplığımda bulunduracağım.

Aslında burda anlatılan sadece Adalet Cimcoz değil 19.yy başları ve ortalarının İstanbul'u, sanat alemi , basın yayın grubunun çalışmaları. Edebiyat ve güzel sanatlarla ayrıca azınlık dahi olsa onların daha güçlü olduğu kalburüstü takımının yaşamlarında.....
Profile Image for Gulum Dagli.
71 reviews78 followers
August 16, 2019
Cumhuriyet döneminin çok merak ettiğim bir ismiydi Adalet Cimcoz. Hangi yazarın günlüğünü, hatıralarını, mektuplarını okusam onun adına rastlardım. Bu kitap Adalet Cimcoz (namı diğer Ada) hakkında elimizde olan tek biyografi. Bu açıdan Mine Söğüt'ü kutlamak gerek. Bütün kaynakları sonuna kadar kullanmaya çalışmış, herkese ulaşmayı denemiş. Kiminde başarılı olmuş, kiminde eksik kalmış. Ama sevgiyle yapıldığı her halinden belli olan bir çalışma ortaya koymuş.

Kitabın bir yerinde Yıldız Moran'ın çektiği 500'e yakın Adalet Cimcoz fotoğrafını gördüğünü ve bunları YKY kütüphanesine bağışladığını söylüyor Mine Söğüt. YKY acaba bunları sergilemeyi düşünüyor mu? Görmeyi çok isterim. Zaten Adalet Cimcoz'un görebildiğimiz fotoğrafı iki elin parmaklarını geçmiyor. Ben de araştırdım ve özel bir kareyi, SALT'ın web arşivinde buldum. Çok hoşuma gitti. Umarım YKY elindeki fotoğrafları görme şansımız da olur.

Bu kitaptan sonra bir müddet İstiklal Caddesi'nde yürürken belirgin bir üzüntü hissetmeye başladığımı da söylemeliyim. Ada ve Mehmet Ali'nin Rus Konsolosluğu'na bakan pencerelerini seyrettim. Zamanında bütün entelijansiyanın buluştuğu Maya Galeri'nin Kallavi Sokak 20 numaradaki binaya üzüntüyle baktım. Narmanlı Han zaten bambaşka bir yer olmuş durumda. Lebon'un eski halinden eser yok. Ne Ada'dan ne de o güzel cemiyet hayatından böyle hoş anektodlardan başka bir şey kalmamış elimizde. Yazık. İnsan gerçekten tahammül etmekte zorlanıyor.
Profile Image for Fulya.
548 reviews201 followers
October 31, 2019
Mine Söğüt'ü ilk okuyuşum, daha önceden yazdığı kurgu eserler olduğunu biliyorum ama bu kitabın varlığını öğrenene kadar ilgimi çekmemişti. Adalet Cimcoz'a karşı özel bir ilgim yok ancak onun yaşadığı dönemdeki edebi ve sanata dair figürler oldukça ilgimi çekiyor. Söğüt de oldukça derin ve ayrıntılı bir araştırma yapmış. Okuyucu sadece Adalet.Cimcoz'la tanışmıyor aynı zamanda Sabahattin Eyüboğlu ve Ahmet Hamdi gibi figürlerin de bilmediği yönlerini öğreniyor. Istanbul, yetmişlere kadar yaşanan dönem, sanat ve edebiyat camiasıyla ilgili iseniz okumalısınız. Söğüt, Cimcoz'un hakkını vermiş.
Profile Image for Özgün Onat.
437 reviews6 followers
March 11, 2021
Geçmişin sislerinde kaybolmuş, adı unutulmuş, döneminin ilklerine imza atmış, değişik lakapları olan, dostlarının ona “Ada” dediği bir kadın: Adalet Cimcoz.
Adını daha önce duymuştum, yakın tarihle ilgili okuduğum kitapların çoğunda adı geçiyordu. Ama doğrudan onunla ilgili bir kitap okumamıştım, o yüzden bu kitabı görür görmez okumaya karar verdim, iyi de ettim. Adalet Cimcoz öldükten sonra bıraktıkları dağılmış. Mine Söğüt de uzun araştırmalardan sonra dağılmışlardan bulabildiklerini toparlayarak Cimcoz’un yaşam öyküsünü deneme türü olarak yazmış. Daha önce Mine Söğüt’ün ‘Deli Kadın Hikâyeleri’ni hayran kalarak okumuştum. Cimcoz-Söğüt ikilisi olunca bu kitabı okumamak olmazdı.
“Biliyordu hastalığını, kurtuluşu olmadığını, hastaneye yattığı güne kadar mikrofon başında idi. Hastanede bir yandan serum takılırken öte yandan ikinci baskıya girecek olan kitabın tashihlerini yapıyordu. 13 Mart 1970 günü öldü. İki gün sonra toprağa verilirken radyodan hâlâ sesi geliyordu.” Ölüm psikolojisi nasıl bir şeydir? Hepimiz bir gün öleceğimizi biliyoruz ama nerede, nasıl ve ne zaman olacağını bilmiyoruz. Bir hasta olarak tedaviniz olmadığını, sonun yaklaştığını, sürenin azaldığını bilirseniz ne yaparsınız? Kalan süreyi nasıl değerlendirirsiniz? Bunun cevabı kişiden kişiye değişir tabii. Biz Ada’nın yaptıklarına bakalım. Radyoda seslendirmeye devam ediyor, kolunda serum takılıyken baskıya girecek kitabın düzeltmelerini yapıyor. Neden? Öldükten sonra yaptıklarıyla bir eser bırakmak için mi? Ölürken ardında yarım kalmış işler bırakmamak çabası mı?
“Yazılarını okurken sanki onun, kadınların genelde aptal olduğunu düşündüğünü hissediyorum. Bir yandan güzelliklerini överken bir yandan da süse, giyime, makyaja olan tutkularını küçümser gibi. Kadınlar için yazıyor ama kadınları sevmiyor sanki. Bu yüzden çoğu kez onları acımasızca alay konusu yapıyor, yanlışlarını en sivri kelimelerle yazıp onları yerden yere vuruyor. Aslında kendisi de giyime, güzelliğe çok düşkün ama belli ki bu zaafın zekâyla desteklenmesinden yana. Çevresindeki dostlarının çoğu güzel kadınlar. Sanırım onları kadın olmaktan öte, insan olarak var olmanın savaşını veren özel kişilikler olarak görüyordu. Belli ki Ada’nın tüm itirazı, beyinlerinin küçüklüğünü tüylerle süslü şapkaların ardına saklayan kadınlara yönelikti…” Yazarın düşüncesi, ben katılmıyorum, onun hakkında okuduğum diğer yazılardan sonra farklı düşünceler uyandırdı. Kıskançlık, aşağılık alınganlığın getirdiği davranışlar, diğer kadınların açığını arayıp bunları alayla yazması. Güzel kadınlarla gezmesine gelince onlar güzel ama ben akıllıyım, her konuda onlarla yarışır, geçerim gösterisi yaptığı. Bu kadar değişik konularda ilkleri yapması sadece yetenek mi yoksa azim ve kazanma hırsının sonucu mu?
Daha önce okuduğum dönem kitaplarında Cimcozlardan çok bahsedildiğini söylemiştim. Bu kitaplardan biri de Osman Balcıgil kitabı “Yeşil Mürekkep”. Balcıgil kitaplarını yazarken çok araştırma yapıyor, sonra tarihî gerçekleri yan karakterlerle kurgulayarak yazıyor. Yeşil Mürekkep’te de Cimcozların ajanlığından bahsediliyor. Bu kitapta da: “Maya müdavimlerinin çoğunun cebi delik. Burada yapılan toplantılarda devamlı ülke kurtarılıyor, edebiyatın binbir dalı fethediliyor, her an yeni manevî zaferler kazanılıyor. Ve Maya’nın adı polis dosyalarında ‘solcuların buluşma yeri’ olarak geçiyor…” denilmiş. Yine aynı yere geldik. İstihbarat dosyalarına adı geçmiş, “solcuların buluşma yeri” diye mimlenmiş, solcuların avukatı Mehmet Ali Cimcoz ve eşi Adalet Cimcoz. Avukatlığını yaptığı Sabahattin Ali, Nazım Hikmet, Mehmet Ali Aybar gibi isimler hep tutuklanıp yargılanırken Cimcozlar değil tutuklanmak, gözaltı ya da sorgulamaya dahi alınmıyorlar. Yoksa Sabahattin Ali (1979, Filiz Ali), Filiz Hiç Üzülmesin (Filiz Ali) ve Yeşil Mürekkep kitaplarındaki iddialar, iddianın ötesinde mi?
‘Kuzgun’dan söz ederken “çocuğum” diyor. Kuzgun’u gerçekten çocuğu gibi seviyor, hatta belki de doğurmadığı ya da doğuramadığı gerçek evlâdının yerine koyuyor. Diğer kadınları kıskanması, aşağılaması, kompleksli olması için bir sebep daha. Kuzgun’un babası galeriye gelip: ”Bu haylaz oğlanla ne uğraşıyorsunuz anlamıyorum. Bırakın bu saçma işlerle uğraşmasına destek vermeyi, cesaretlendirmeyi. Hazır meslek lisesini bitirmişken onu bir tamircinin yanına vereyim de bari iş öğrensin serseri.” (Adam haklı, daha öncede bahsedildiği gibi sanatçılar parasız.) dediğinde adamı kovuyor. O günden sonra Kuzgun eve gitmiyor, Maya’da ya da Ada’nın evinde kalıyor. Ama içki sorunu var. Ada çok çabalasa da söz geçiremiyor. İmkânsızı başarmakta usta olan Ada, bu defa hüsrana uğruyor. Tek yenilgisi ama bu konuda haklı mı? (İçki müdahalesi değil bahsettiğim.) Kendi istedi diye bir başkasının hayatına müdahale etmek, olmayacak bir şey için desteklemek… İyi niyetle olsa da yardım edeceğim derken altüst ettiği hayatlar, aile ne olacak? Sahiplendiği Kuzgun yetim, kimsesiz değil ki…
“Dil yalnız anlaşma değil, düşünce aracıdır da. Kişi konuştuğu dil ile düşünür.” demiş bir eleştiri yazısında Ada. Ortaokulda İngilizce öğrenmeye başladığımızda öğretmenimiz de hemen hemen aynı şeyi söylemişti: “İngilizce düşünün, öyle konuşun, cevap verin. Türkçe’ye çevirirseniz, Türkçe düşünürseniz hata yaparsınız.”
Birkaç ilginç bilgi vardı:
*Bülent Ecevit’in Ankara’da gazetecilik yaparken Ulus gazetesinde Maya Sanat Galerisi için yazdığı makale.
*Sabahattin Eyüpoğlu’nun “Cim-Dal” adı ile gazetede eleştiri ve makale yazdığı. Bundan hiç kimsenin haberi yok, öyle ki Bedri Rahmi bile bilmiyor.
*Mehmet Ali Cimcoz da Ada’nın güzel bir kadın olmadığını yazıyor. Herkes sözleşmiş gibi “Güzel bir kadın değildi ama öylesine …” diye başlayan cümleler kuruyor.
*Yazar değildi ama Kafka’dan Milena’ya Mektuplar çevirisi ile1962 yılında Türk Dil Kurumu Çeviri Ödülü’nü kazandı.
Kimi onun pek öyle anlatıldığı gibi “mükemmel” bir kadın olmadığını düşünüyor. Yani sadece göz boyadığını. Hatta Ada’yı biraz basit ve kültürsüz buluyorlar. Hatta terbiyesiz, hatta belki de şirret. Kimileri de onu zeki ama çok sorunlu bir kişilik olarak anımsıyor. Bir şeytan tüyü olduğunu yadsımıyor; neşesi, zekâsı ve dinamizmiyle herkesi etkilediğini kabul ediyor ama temkinli yaklaşıyorlar. Ada, çevresindeki herkesi avcunun içine almayı seven, olayların, ilişkilerin denetimi dışında gelişmesinden asla hoşlanmayan ve öyle durumlarda “kötü” olabilen biraz garip, biraz da tehlikeli bir dost, deniliyor ilk bölümde. O oyuncu değil ama “Dublaj Kraliçesi” idi; o yazar olmadan çeviri ödülü sahibi oldu; o gazeteci değil ama ilk dedikodu yazarlarından; o ilk sanat galerisi sahibi; o sanatçı değildi ama plastik sanatlar bir dönem onunla anıldı; o tiyatrocu değildi ama Brecht’in Sezuan’ın İyi İnsanı oyununu çevirdi. Aslında Adalet, annesi sayesinde Almanca biliyordu, Paşazade sülaleye gelin oluncaya kadar da toplumla ve sanatla ilgili değildi. Dublaj çalışmalarına da ağabeyi Ferdi Tayfur sayesinde girmişti. Bu yaptığı işlerin hiçbiri ile ilgili akademik eğitimi yoktu, aslında diploması yoktu. O hep sahnedeydi ama yıldız değildi; yine de spotlar hep üzerindeydi, kameraların önündeydi. Bana göre o kendi değildi, kendine bir rol seçmiş ve evlendikten sonra o rolü oynayarak yaşadı; paragrafın başında onu tanıyan, gerçek yüzünü gören ya da hissedenler gibi düşünüyorum. Alman bir anneye rağmen Toprak Mahsulleri gibi bir kamu kurumunda çalışması da, istihbarat dosyalarına girmesine rağmen dokunulmaz olması da hakkındaki iddiaları doğrular nitelikte.
Bugün adı tarihin tozlu sayfalarında sararmaya yüz tutsa da, ışığı gerçek olmasa da yaşadığı döneme damga vurmuş, ilklerin kadını Adalet Cimcoz 51. ölüm yıl dönümünde anılmayı hak ediyor. Kitap ise okunması gereken emek sarf edilmiş bir eser...
Profile Image for Tuğba Bayar.
47 reviews2 followers
June 29, 2019
Adalet Cimcoz'u sadece seslendirme (dublaj) sanatçısı olarak, onu da Jeyan Tözüm'ün verdiği mülakatlardan işittiğim kadarı ile, tanırdım.
Mine Söğüt çok meakkatli bir işe girişip, 30 sene önce vefat eden Cimcoz'un biyografisi için elinden geldiğince bilgiler toplamış. Bu süreçte harcadığı emek takdire şayan. Ortaya koyduğu biyografi de oldukça objektif. Güçlü bir kadın karakterin hayat hikayesini erişebildiği bilgiler ışığında tüm yönleriyle yansıtmaya çalışmış: iş ilişkileri, birliktelikleri, cemiyetteki yeri, yakın arkadaşlıkları, iş disiplini, ev sahibeliği gibi pek çok değişik yönünü gözler önüne seriyor. Kendinizi kimi zaman Cimcoz'a kızarken, kimi zamansa onu kendinizle kıyaslarken bulabiliyorsunuz.
Lisana olan düşkünlüğü, anadilini arındırma çabası, yaptığı çeviriler, yazdığı sanat eleştirileri, "Maya" sanat galerisini açması, çok kuvvetli bir sosyal figür olması ve gücünü etrafındakilerin iş-güç bulması, çevre edinmesi gibi amaçlarla kullanması, öte yandan "fitne fücur" mahlası ile dergilerde yazdığı ve sivri dilini esirgemediği dedikodu sütunları; üstelik sivri dilinin hedefinin ağırlıklı olarak kadınlar olması; Orhan Veli, Nazım, Sabahattin Ali, Bedri Rahmi gibi edebiyatçılarla olan dostlukları hepsi çok ilgi çekici ayrıntılar olmuş ve bir biyografik çalışma için bekleneni bol bol vermiş.
Profile Image for Pinar.
531 reviews34 followers
September 30, 2018
Malesef bu kitap hiç beklentilerimi karşılamadı. Doğrusu hani fazla bir beklentim de yoktu ama. Yine de böyle bir gazetenin magazin eki tadında onlarca kez aynı şeylerin tekrarı ile yazılmış. Enteresan olarak belki bir sayfayı doldurabilecek, hoş kısımlarının daha çok başka kitaplardan alıntı olduğu bir çalışma olmuş. Googe’dan “Adalet Cimcoz” yazıp okusanız aynı bilgilere ulaşırsınız. Yani sonuçta yazar bütün bu çalışmasının pek de bişeye benzemediğini sonunda kendince itiraf ediyor. Akıcı, kolay okunur, bol tekrarla, gerçekliği oldukça şüpheli Adalet hanım hakkında yazarın bir takım fikirleriyle dolu, biyografik olarak sıkıcı ve gereksiz bir kitap.
Profile Image for Beyza A. .
103 reviews1 follower
May 13, 2025
Romanlarını çok sevdiğim Mine Söğüt’ün dublaj sanatçısı olarak tanıdığımız Adalet Cimcoz’un hayat hikâyesini anlattığı kitabı. Yeşilçam filmlerine çocukluğumdan beri bağımlıyımdır, Adalet Cimcoz’un adını da bu filmleri izlerken annem sayesinde duymuş, Türkan Şoray’ın, Filiz Akın’ın sesinin sahibini ismen de olsa tanımıştım. Ülkemizde 50’li yıllarda kültür ve sanat dünyasına yön veren kadınların hikâyeleri de hep ilgimi çekiyor. Bu kadınların kısıtlı imkanlarla neler neler başarmış olduğunu görmek duygulandırıyor beni. Adalet Cimcoz da açtığı sanat galerisi ve yaptığı çevirilerle bu dünyaya yön verenlerden olmuş. Evine girip çıkan arkadaşları hep tanıdık isimler. Ancak bu kitabın sıkıntısı Mine Söğüt’ün de ara ara ve son sözde belirttiği gibi bilgi ve belge yetersizliği olmuş. Kitap daha çok Adalet Cimcoz’un dedikodu köşesi için yazdığı yazılar ile diğer gazete yazılarından ilerliyor. Eldeki fotoğraflar yorumlanıyor, arkadaşların bazen birbiriyle çelişen hatıralarına yer veriliyor. Bazı kilit isimler ise asla konuşmak istemedikleri için Cimcoz’un hatıraları eksik kalıyor. Doyurucu bir hayat hikâyesi değil elimizdeki ama Mine Söğüt de bunun farkında, Cimcoz’un fotoğraflarından, gazete yazılarından ve bölük pörçük anılardan bir karakter analizi yapmaya çalışmış. Benim çıkardığım sonuç ise hırslı ve zeki bir kadın olan Cimcoz’un etrafı insanlarla çevrili olsa da içten içe yalnız olduğu ve bu yalnızlıktan hep korktuğu oldu.
Profile Image for Zehra Nur.
4 reviews
January 28, 2024
Adını dahi duymadığım, biraz nostalji yaşamak için açıp izlediğim Yeşilçam filmlerinde sesini duyup yüzünü bilmediğim bir kadının hayatına dair ne bulabildiyse toparlamış Mİne Söğüt. Kitap fuarına binbir heyecanla okuyacak yeni kitaplarını bulmak için gitmiştim ki bu biyografi denemesi dışında hiçbir kitabı kalmamıştı. Biraz hüzünlenmedim değil, bu tarz kitapları pek okumazdım. Ancak Mine Söğüt fikrimi değiştirdi. Sırlarla dolu, ardında ne kadar çok eser bıraktıysa o kadar da iz kalmamış Ada Hanımın bu eğlenceli, hareketli ama zaman zaman kötü evrelerden geçtiği hayatına bir perde aralıyor. Kendisinin yalnızca altmış senelik kısa bir ömrü olsa da o kadar çok arkadaşlık, iyilik ve fedakarlık biriktirmiş ki insan kendini okumaktan alıkoyamıyor. Bazı kısımlarda Mine Söğüt bir ipucu bulmakta zorlansa da kendini güzel bulmayan, çevresinin de bunu kabul ettiği ama etrafa yaydığı enerjisiyle bambaşka olan Ada hanımın belki de hiç görülmemiş fotoğraflarıyla kitabın sayfalarını süslemiş. Özellikle de eşi Mehmet Ali Cimcoz bey'in balkonda votkalı ekmekleri unutup güvercinleri sarhoş ettiği anısını hala düşünür tebessüm ederim. Mine Söğüt bu kadar az bilgi ve bulguya rağmen harika bir iş çıkarmış.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Ezgi Karataş .
82 reviews5 followers
November 10, 2024
Çevirmen olarak bildiğim Adalet Cimcoz'un bambaşka bir yüzüyle 1952'de Hafta dergisinde yayınladığı "İstanbul'un 10 Enteresan Kadını" başlıklı dizisindeki Peride Celal röportajı vesilesiyle tanışmış oldum. Sonra Cimcoz'un ismini nette tarayınca aslında bu delişmen kadına haksızlık ettiğimi de anlamış oldum. Memleketin ilk dedikodu yazarı, şahane Yeşilçam yıldızlarına ses veren o bildiğim sesin sahibi " dublaj kraliçesi" ve Türkiye'ye ilk sanat galerisi Maya'yı kazandıran dostlarının Ada'sı...

Mine Söğüt'ün bu yaşantı çalışmasıyla hem bu özgün karaketerle tanışmış hem de bir arşiv yolculuğunun izini sürmüş oldum. Söğüt merakla Ada'nin hikayesinin peşine düşmüş ve bunu da pek tatlı anlatmış. Kitaptan çokça isim, çokça anı öğrendim. Bana sevdiğim zamanları anlatacak bir dolu okuma kapısı açtığı için sevgili Mine Söğüt'e pek çok teşekkür.
Profile Image for Şehriban Kaya.
410 reviews19 followers
April 8, 2020
Bir solukta okudum, Mine Söğüt'ün bir dedektif gibi iz sürerek yazdığı Adalet Cimcoz'un yaşam öyküsünü. Dublaj sanatçısı olduğunu biliyordum ama 40ların 50lerin gazetelerinde fitnefücür isimli bir köşede dedikodular yazdığını bilmiyordum, sert bir sanat eleştirmeni olduğunu da. 50lerde hayata geçirdiği Maya sanat galerisi ise tamamen apayrı bir çalışma alanı modern sanat tarihi açısıdan sanırım. Dost oldukları kişiler ise Türkiye'nin sanat ve entelektüel dünyasının temel taşları, Nazım'dan Altan Erbulak'a, Bedri Rahmi Eyüboğlu'ndan Kuzgun Acar'a Azra Erhat'tan Nedred Güvenç'e Sabahattin Ali'den Ahmet Hamdi Tanpınar'a inanılmaz devasa dostlukların sahibi kadın. Mine Söğüt tanımadığım bilmediğim bir kalem ama beğendim anlatım dilini.
Profile Image for Ceren S..
312 reviews3 followers
January 3, 2024
Kendi de bir yerde yazmış: "Ada, bir melek mi yoksa bir şeytan mı emin olamıyorum" diye... Bu kitabın özeti bu bence. Aslında Söğüt'ü Ada'ya çeken, beni de bu kitaba çeken hep aynı tema: karşıt kavramların birlikteliği.
Adalet Cimcoz ya da sevenlerinin kendisini çağırdığı adıyla "Ada" ve "Maya Galeri" ile Türkiye'de resim galerisi fikrinin temelleri, gelişimi, siyaset, seslendirme sanatçısı, çevirmen ve dedikodu yazarı olarak Ada; bu kitabın ana konusu ama yakın tarihimize, sağımıza solumuza ve de insanlığımıza dair güzel ayrıntılar da içeriyor bu yaşam öyküsü "denemesi"..
Alıntılar:
"Ya insanlar Ada'yı görmek istedikleri gibi görüyorlar.Ya da Ada istediği insanın üzerinde istediği etkiyi bırakmakta çok usta."
"Üstelik çevresi fazla kalabalık olanların yalnızlığından kuşkulanmak gerekir (mi)?"
"Gelen itirazlar dedikoduları daha da inanılır kılıyor olmalı."
Profile Image for Gigi.
51 reviews19 followers
March 4, 2020
Mine Söğüt’ün anlatım tarzını beğensem de malesef Adalet Cimcoz’un renkli yaşamını son derece yüzeysel ve tekrarlarla dolu bir ifade şekliyle anlatmış. Belki de Ada’nın kendisi ve hayatı hakkında bizi onun yaşamına dahil edecek daha fazla ipucu içeren bilgilere ulaşamadığından ya da her şeyi yalnızca duyduğu kadarıyla yazdığından... Kitabın sonlarındaki Adalet Cimcoz’a ait köşe yazılarına ise bayıldım. Dönemin içine tam olarak girebildiğim, sıradan bir günün sıradan bi pastane buluşmasını anlatırken, masada oturan herkesi şapkasına kadar tarif etmesiyle Lebon’a beş çayına gitmişim gibi hissettirdiği üslubu çok tatlı.
Profile Image for Ece Ozan .
23 reviews9 followers
April 11, 2020
Sıra dışı bir kadın Adalet, Ada...
Onu sadece Türkiye'nin ilk özel sanat galerisi Maya'nın (aslında ilk olmayan) kurucusu olarak ismen bilirken, birçok alanda yetenekli majestik bir kadınla karşılaştım.
Galerist, dublaj sanatçısı, çevirmen, gazeteci yazar..
Bütün bu yaratıcı süreçlerle birlikte, ayrıcalıklı dostları çevresinde biriktirebilmiş;
Sabahattin Ali, Aliye Berger, Özdemir Asaf, Yıldız Moran, Sabahattin Eyüboğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar ve birçok değerli isme dair ilişkileri, sohbetleri kitapta görmek heyecanlandırıyor.

Bu güçlü ve farklı olma cesaretini gösterebilen sivri dilli kadının ardında o kadar çok gizem var ki, sanki bitmemiş ve bitmeyecek bir öykü Ada'nın...
Profile Image for Emine.
45 reviews1 follower
Read
June 2, 2020
Adalet cimcoz Tanpınar'in günlüğünde ismi sıkça geçen biri idi bu hayatını merak etmemde etkili oldu. Ama ya hayatı hakkında çok bilgi yoktu ya da mine söğüt çok çalışmamış. Hakikaten biyografi denemesi olmuş. Kitap fazla tekrar ve fazlaca mine söğüt ün romantik söylemlerini içeriyordu. sonuna da adalet cimcoz'un yazılarından derleme eklemişti, zaten de kitabın içerisinde gereksiz yere onları bol bol vermişti. O yüzden az bir kısmı kalsa da bıraktım.
Profile Image for Serkan Yilmaz.
60 reviews
January 27, 2024
Kitabın kapağında yazdığı gibi “bir yaşamöyküsü denemesi”, yaşamöyküsü olma iddiası yok Mine Söğüt’ün de başında ve sonunda yazdığı gibi…Çok özel bir kadının hayatından belli başlı kesitler yazar tarafından yorumlanmış…
Profile Image for Esra Sumter.
6 reviews
February 14, 2020
Adalet Cimcoz’un renkli yaşamının yanısıra Cumhuriyet dönemine ve o dönemdeki sanat camiasının hayatına, ilişkilere dair keyifli bir anlatım.
Profile Image for Suzan.
99 reviews
March 13, 2024
Biyografisini öğrenince sevilmeyen ilk insan. Bence de mit ajanıydı.
Profile Image for Dilek.
749 reviews
August 16, 2024
Edebiyat çevrelerini toplayan dublör ve çevirmenlik yapan Adalet Cimcoz'un biyografik öyküsü.
1 review
March 8, 2024
Ada'yı hep kesit kesit parça parça anlatmış. Yürüdüğü yollar, dokunduğu yerler, oturduğu kafeler, çevresindeki insanlar hep parçalı, zihnimde canlanmıyor. Daha farklı anlatılabilirdi
Displaying 1 - 20 of 20 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.