Göl İnsanları'nda yer alan ilk dört öykü önce bir gazetede tefrika edildi. (1940-41), sonra iki kez kitap olarak basıldı (1955-1958). Nazım Hikmet, "Göl İnsanları Türk edebiyatının en güzel dört hikâyesi olarak kalacaktır." derken, kitabın bu ilk haline atıfta bulundu. Tahir Alangu da öyle: "Göl İnsanları'ndaki kişilerin hepsi köylüdür. Kitaptaki dört büyük hikâyeye, kişileri yönünden bir çekicilik veren şey, buradaki köylü tiplerinin, bizdeki magazin edebiyatının bol bol kullandığı klişe olmuş tiplerden çok başka niteliklerle belirlenmiş olmalarıdır. (...) Yazarın, dışardan kolayca görülüp anlaşılamayacak, bütün tarihi oluş ve evrimi, iç yapısı, sorunları, bütün toplum ve moral ilişkileriyle bir kapalı kutu olan köylüyü anlatabilmek için, onların arasında uzun zaman yaşadığı, sabırlı bir gözlem, derleme ve araştırmadan sonra yazdığı anlaşılmaktadır."
Kemal Tahir, dokuz yıl sonra yapılan üçüncü baskıya dört uzun öykü daha ekledi. Ama önceki öykülerin diline hiç dokunmadı. Böylece getirdiği güzel öykülerin yanı sıra yazarın dil alanındaki gelişmelerini de sergileyen ilginç bir yapıt ortaya çıktı.
15 Nisan 1910’da İstanbul’da doğdu. 21 Nisan 1973’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Asıl ismi Kemal Tahir Demir. Deniz yüzbaşı olan babası, Sultan II. Abdulhamid’in yaverlerinden. Babasının görevleri nedeniyle ilk eğitimini Türkiye’nin çeşitli yerlerinde tamamladı. 1923’te İstanbul Kasımpaşa’daki Cezayirli Hasan Paşa Rüştiyesi’nde mezun oldu. Galatasaray Lisesi’nde 10’uncu sınıftayken öğrenimini yarıda bıraktı. Avukat katipliği, Zonguldak Kömür İşletmeleri’nde ambar memurluğu yaptı. İstanbul’da Vakit, Haber, Son Posta gazetelerinde düzeltmenlik, röportaj yazarlığı, çevirmenlik yaptı. Yedigün, Karikatür dergilerinde sayfa sekreteri oldu. Karagöz gazetesinde başyazarlık, Tan gazetesinde yazı işleri müdürlüğü yaptı. 1938’de Nâzım Hikmet’le beraber Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde “askeri isyana teşvik” suçlamasıyla yargılandı. 15 yıl hapse mahkum oldu. Çankırı, Çorum, Kırşehir, Malatya ve Nevşehir cezaevlerinde yattı. 12 yıl sonra 1950’de genel afla özgürlüğüne kavuştu.
İstanbul’a döndükten sonra bir süre İzmir Ticaret gazetesinin İstanbul temsilciliğini görevinde bulundu. “Körduman”, “Bedri Eser”, “Samim Aşkın”, “F. M. İkinci”, “Nurettin Demir”, “Ali Gıcırlı” gibi takma isimlerle gazetelere tefrika aşk ve macera romanları, senaryolar yazdı. Fransızca çeviriler yaptı. 6-7 Eylül olayları sırasında tekrar gözaltına alındı. Harbiye Cezaevi’nde 6 ay yattı. Çıktıktan sonra 14 ay kadar Aziz Nesin‘le birlikte kurdukları Düşün Yayınevi’ni yönetti. Edebiyata şiirle başladı. İlk şiirleri 1931’de “İçtihad” dergisinde yayınlandı. Yeni Kültür, arkadaşlarıya birlikte kurdukları “Geçit”, Var, Ses dergilerinde şiirleri çıktı. İlk önemli eseri olan 4 bölümlük “Göl İnsanları” uzun öyküsü Tan gazetesinde tefrika olarak yayınlandı, 1955’te basıldı. Yine 1955’te basılan “Sağırdere” romanıyla adını duyurdu. İstanbul’u bir çerçeve gibi alıp Türklerin Osmanlılıktan Cumhuriyet’e geçişini incelediği “şehir romanları” dizisinin ilk kitabı “Esir Şehrin İnsanları” 1956’da yayınlandı. Bu kitapta Mütareke dönemi İstanbul’unu anlattı. Dizinin diğer kitabı olan “Esir Şehrin Mahpusu” 1961’de, “Hür Şehrin İnsanları” 1976’da basıldı.
Kemal Tahirİlk kitaplarında daha çok köy ve köylü sorunlarına eğildi. Daha sonra Türk tarihinin ve özellikle yakın tarihin olaylarını ele aldı. “Devlet Ana“da, kuruluş sürecindeki Osmanlı toplumu ve yönetim sistemini, “Kurt Kanunu”da Atatürk’e karşı düzenlenmek istenen İzmir suikastini, “Rahmet Yolları Kesti” ve “Yedi Çınar Yaylası”nda ağalık kurumu ve eşkıyalık olgusunu inceledi. “Yorgun Savaşçı”da Anadolu’daki başsız, öndersiz ulusal güçlerin birleşip Ulusal Kurtuluş Savaşı’na başlamasına kadar geçen dönemi anlattı. “Bozkırdaki Çekirdek”te de köy enstitüleri üzerinde durdu. Kemal Tahir’in düşüncelerindeki çıkış noktası Marksist görüş ile Türkiye gerçeği arasındaki bağlantı sorunuydu. Siyasi eylemlere de katılmış bir yazar olarak, Türkiye’de kendi algıladığı siyasal, sosyal, kültürel yapı ile Marksist görüşün sunduğu çözüm arasında bir çelişki görüyordu. Türk toplum yaşamına uymadığına inandığı Batılılaşmaya ilişkin yargısı da bu Marksist çözümü yetersiz bulmasına bağlıydı. Çünkü Marksizim, “Türkiye’de 2’nci Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinin siyasal ve kültürel uygulamalarını bir ticaret burjuvazisi devriminin sonucu” olarak değerlendiriyordu. Kemal Tahir ise böyle bir sınıfın varlığından kuşkuluydu. Böylece hem Marksist görüşün, hem de Batılılaşmanın ürünü olan Cumhuriyet dönemi resmi tarih görüşünün aşılması düşüncelerini belirleyen temel nokta oldu.
“Devlet Ana”da Osmanlı toplumunun kölecilik ve feodalizmden çok farklı ve insancıl bir temel üzerine kurulduğunu anlatmayı amaçladı. Diğer romanlarında da “Türk insanı ve Türkiye özeli” olgusunu ortaya çıkarmaya çalıştı. Toplumsal gerçekçi çizgide sürdürdüğü yazarlık yaşamında eserlerinde yalın bir dil kullandı. Diyaloglarla zengileştirdi, karizmatik karakterler yarattı. En üretken romancılarımızdan biri oldu.
Kitabın "Kondurma Siyaseti" adlı 6. öyküsünde hikaye edilen 1931 Dersim aşiretleri sürgünü anlatısı herhalde edebiyatımızda bu olayı konu edinen yegane edebi eser. Mükemmel bir kritik. Diğer öyküler de güzel ama bence kitabın zirvesi bu bölüm.
Kemal Tahir’in daha önce birkaç romanını okudum hikayelerini ilk kez okuyorum. Az sayıdaki hikaye kitaplarından Göl İnsanları yazarın gazetede tefrika edilen 4 hikayesi ve daha sonra bunlara eklediği dördüyle daha birleştirilerek basılmış. Tefrika edilenlerle daha sonra eklenenler arasında biraz fark var gibi geldi bana. İlk hikayelerde bile Kemal Tahir’in kuvvetli dili hemen belli oluyor. Daha ilk yazdıklarıyla gürül gürül bir yazarın geldiği o kadar belli ki. Kitabın önsözünde yer verilen detayda Nazım Hikmet’in de böyle düşündüğü ve yazar için inanılmaz derecede heyecanlandığını okuyoruz. Bu yıl Kemal Tahir külliyatını okuduklarımı da tekrar okuyarak tamamlamak istiyorum. Bu uzun ve heyecanlı yolculuğa başlayalım bakalım.
Bu öykü kitabı Kemal Tahir üstadın 1930’ların sonlarıyla 1950 başları arasında yazdığı 8 öyküden oluşuyor. Üstadın öykülerini ilk kez okudum, beğendim. Bu erken dönem işlerinde yazarın özgün diyaloglarını, tabirlerini sık göremiyoruz ancak bir büyük yazarın nasıl ortaya çıktığını sezebiliyoruz. Kondurma Siyaseti isimli öykü başta olmak üzere hepsini beğendim öykülerin, ustanın sevenlerine öneririm.
Bir iki tanesi haricinde çok beğendiğim öyküler. Özellikle Kondurma Siyaseti öyküsü cesur, cesur olduğu kadar da başarılı. Kemal Tahir severler ve öykü severlerin mutlaka okuması gerek diye düşünüyorum.
Kemal Tahir’in hikâye kitabı (1955) • Kitabın ilk ve ikinci (1958) baskısında konularını Çankırı ve dolaylarından alan dört uzun hikâye vardı. Kemal Tahir, kitabın üçüncü baskısına (1969) dört hikâye daha ekledi.