2003 yılında bütün yapıtlarıyla YKY’ye geçen Vüs’at O. Bener’in öykü kitapları Mızıkalı Yürüyüş ve Kara Tren tek ciltte biraya geldi. Dost – Yaşamasız, Bay Muannit Sahtegi’nin Notları ve Siyah-Beyaz’dan sonra, Mızıkalı Yürüyüş – Kara Tren ile Vüs’at O. Bener serisi sürüyor.
Tam adı, Vüs'at Orhan Bener'dir. 1922'de Samsun’da doğdu. İlk, orta öğrenimini Anadolu'nun çeşitli kentlerinde tamamladı. 1941'de Harbiye Mektebi'ni, 1957'de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ticaret Bakanlığı'nda raportör, Karayolları Genel Müdürlüğü'nde hukuk müşaviri olarak çalıştı. Ayşe Bener'le evlendi. Bir sendikanın danışmanlığını yürüttü. Emekliye ayrılıp yazarlıkla geçindi. 1950'de New York Herald Tribune gazetesi ile Yeni İstanbul gazetesinin birlikte düzenlediği öykü yarışmasında "Dost" isimli öyküsüyle üçüncülük kazandı. Bu başarı tanınmasını sağladı. Seçilmiş Hikayeler, Varlık, Yeditepe dergilerinde yayınlanan şiir ve öyküleriyle dikkat çekti. 1 haziran 2005 tarihinde yaşamını yitirdi.
Vüs'at O. Bener, eserleri içinde daha çok özyaşamöyküsel nitelik taşıyan öyküleriyle bilinir. Bener, ham gerçekliği edebi bir temele oturtarak ele almıştır. Gündelik olaylarla, bilinçaltında birikmiş yaşam parçalarını birleştirip sürekli yeni anlatım biçimleri arayan yazar; bu yönüyle zaman zaman şematizme düşmekle, dış gerçekleri yanlış yerlere koymakla, hatta bozmakla eleştirilmiştir. Bener'in eserlerinde ölüm izleği önemli bir yer tutar. Bunda yazarın genç yaşta doğum sırasında kaybettiği ilk eşi ve doğumdan sonra yaşatılamayan çocuğunun da etkisi vardır. Okurdan çaba isteyen, ayrıksı bir dili olan Bener'in kişilerinin gündelik hayatın ikiyüzlülüklerini dışavuran bilinçakışlarını, Virgül dergisindeki yazısında, Orhan Koçak "iç konferans tekniği" olarak adlandırmıştır. Öykülerinin yanı sıra Bener'in şiirleri, kısa dizelerden oluşan, esprili, ironik ve şaşırtıcıdır.
Bayılıyorum. Bu kitabı ilk yazdığınız kitap olarak bir yayınevine götürseniz, alacağınız yanıt, "Çok otobiyagrafik olmuş," olur. Bu tip kitapları bastırabilmeniz için Türkiye'de önce isim yapmanız gerekiyor ki artık her yazdığı basılabilen sorgusuz bir edebiyat peygamberi olabilesiniz.
Hoş, ben bu kitabı severim, ama Türkiye edebiyatının ikiyüzlülüğünü gösteren ayrı ve özel bir örnek olarak da hiç unutmam.
Geçmişini, şimdisine katmış başlamış anlatmaya. Tüm zamanlar iç içe öyle güzel aktı ki. Ben, yaşam hikayeleri içeren kitapları okurken yazarın benle sohbet ettiğini varsayıyorum. Belki de o yüzden böyle sıcak hissettirdi anlatım. Keyifli bir okumaydı.