Young Randolph has two favorite pastimes — hockey and collecting. He collects both the ordinary (beer bottle caps) and the esoteric (new words). After his father loses his job, Randolph is horrified to learn the family must take in Mr. Karp, a boarder. Even worse, Mr. Karp is a collector too. He receives large wooden crates marked “Fragile” and “Perishable” and subscribes to a curious newsletter called The Drip. As it happens, Mr. Karp collects water — he keeps samples in glass containers, each carefully labeled: "Pitcher used by Benito Mussolini to throw water in face of army private during tantrum, 1941." Randolph is astonished to learn there are many other water collectors, with websites, conventions, and a central association that oversees the authenticity of samples. This hobby, Randolph discovers, is so cut-throat that Mr. Karp will do anything to beat out a rival named Mr. Ravelson for a unique sample of melted snow taken from the upturned hat of Napoleon during the Russian Campaign. What will happen if Mr. Karp doesn’t get his precious sample? Even Randolph is surprised at the consequences! Fagan’s wonderfully whimsical prose and Selçuk Demirel’s breezy line drawings make Mr. Karp's Last Glass — now in paperback — an unforgettable read.
Cary Fagan has written numerous books for children, including What Are You Doing, Benny?, Little Blue Chair and Mr. Zinger's Hat, which was awarded the Marilyn Baillie Picture Book Award and the IODE Jean Throop Award. He has also won the Vicky Metcalf Award for Literature for Young People for his body of work. Cary was born and raised in Toronto, where he continues to live with his family.
"Canının sıkılması doğal. Sanıyorum bu, koleksiyonerlerin sıkça hissettiği bir duygu. Elimizdekilerle uzun süre yetinmeyi bilmiyoruz. Yeni bulduğumuz bir parça, aklımızı başımızdan alıyor ama bu bile çok kısa sürüyor, sonra da yeni bir şeyin arayışına başlıyoruz. Bu nahoş bir duygu… Hiç durmadan midemizi kemiren bir parazit gibi.
Bazı çocuk kitapları oluyor ki, nice yetişkin kitabının anlatmaya çabalayıp da başaramadığı şeyi, su gibi duru halde anlatıveriyor. İşte bu, tam da o kitaplardan biri.
Tüketimin, sahip olma dürtüsünün, sonunda bize sahip olmaya başlayan şeylerin, takıntıların ve tüm hayatı tek bir şeye odaklamanın yanlışlarını anlatan, duygu yüklü bir kitap, Şapkada Eriyen Bay Karp.
Bay Karp, Randolph'un çocukluğunun gizli ve aleni kahramanı. Randolph da, hepimizin küçüklüğünden bir anı parçası aslında. Nasıl ki bizim de, hayatımızın bir dönemine girip çıkan gizemli arkadaşlarımız olmuşsa illâ ki, Bay Karp da onda aynı etkiyi yaratıyor. Randolph belki o çocuk haliyle bunun kıymetini o anda anlamıyor, ama biz anlıyoruz.
Yalnızca Cary Fagan'ın seçtiği konu değil harika olan şey; üslup da öykünün kendisi gibi duru ve sade. Tam da bu yüzden vermek istediği naif duyguyu iliklerinden akıtıyor. Sadece olanları gözlemleyip yorumlayarak aktaran bir anlatıcı -büyük Randolph- var karşımızda ve bu yüzden, yaşanan her şey hem nesnel hem öznel.
Kesinlikle her yaştan okurun çok seveceği bir kitap.
Bugüne kadar bir sürü şahane kitap okudum! Bu da onlardan birisi, kesin ve net! Ahh ah Bay Karp! Seyahatinin bir gününü bize ayır gel beraber su içelim :)
Kitap öncelikle radarıma kapakta çizimleri görünen Selçuk Demirel vesilesiyle girdi. Sonrasında konuyla da kendimi bağdaştırdım tabi. Fakat daha bol resimli, illüstrasyonlu bir çocuk kitabıyla karşılaşmayı umuyordum. Oysa sadece birkaç sayfada Selçuk Demirel’in resimleri vardı. Bu açıdan beklentilerimi karşılamadı.
Bir çocuk kitabı olmakla beraber her yaştan okura hitap edebilecek kısa bir öykü. Koleksiyon yapmaya meraklı Randolph orta direk bir ailenin dört çocuğundan biridir. Bir gün ailenin işleri yolunda gitmez ve evlerinin son katını kiralamak zorunda kalırlar. Yeni kiracı Bay Karp, nevi şahsına münhasır, eski toprak denebilecek sessiz sakin bir adamdır ve o da ciddi bir koleksiyoncudur. Hikaye böyle başlar.
Kitabın net bir önermesi var mı bilemedim. Okur çocuklara güzel mesajlar barındırdığı kesin (sabır ve özenin önemi, bir yabancı ile görüşmeden ebeveynden izin almak gibi). Bir önerme mevcutsa da katıldığıma emin değilim. Aslında sevmemekle beraber tam benim gibi iki kutuplu bir final yazılmış ve bende iki kutba tutundum, net bir sonuca varamadım.
Çocukluk çağından itibaren ben de koleksiyona meraklıydım. Ailemin de tecrübeleri vardı. Koleksiyoner arkadaşlarım da… Fakat iyi bir koleksiyon yapmak için gerekli ortamdan ve her şeyden öte “kaynak”tan uzaktım. Hala kıymet verdiğim şeyleri biriktirmeyi seviyorum ama tam bir koleksiyoner sayılmam. Ortada bir yerlerde duruyorum.
“… ve artık özgürüm, Randolph. Bunca yıldan sonra özgürüm. Kişisel eşyalarımın da hepsini sattım. Biliyor musun, özgür olmak biraz ürkütücü. Ve aynı zamanda heyecan verici. Seyahat edeceğim. Bir şeylere sahip olmak yerine, bir şeyler göreceğim ve bir şeyler yapacağım. Nereye gideceğimi ya da kimlere rastlayacağım bilmiyorum ama bunun bir macera olacağından eminim. Beni anlıyor musun Randolph? Artık gerçekten yaşayacağım.”
“Artık gerçekten yaşayacağım.” çok iddialı değil mi? Bir çocuk kitabı üzerine fazla mı düşünüyorum? Son yıllarda kişisel kanaatim şu oldu; deneyimlemek, deneyim kazanmak, anı ve tecrübe biriktirmek, karşılaştırıldığında, bir şeylere “sahip olmak”tan daha üstün. Bunlar birbirinin ikamesi şeyler değil aslında. İfrat ve tefrite kaçmadan ikisi de götürülebilir. Ama bazen elde olmayan sebeplerle deneyim kazanmak kolay olmayabiliyor. Hareket etmek, seyahat etmek, bir aksiyon planlamak için gerekli enerjin olmayabiliyor; zamanın ve paran olmayabiliyor; (kişisel veya kitlesel) sağlık sorunları dahi mani olabiliyor… Her gün ciddi saatler köle gibi mesai yapıp, haftasonu rutin işler, dinlenme ve yakınlarının sosyal ihtiyaçları arasında “yaşamak” kolay mı? Fazla mı dramatize ediyorum? Böyle zamanlarda “sahip olmak”, “satın almak”, “biriktirmek” haz duyma ihtiyacımızı karşılıyor gibi geliyor. Keşke hep maceradan maceraya koşabilsek… Bazen mecbur kalırsın, bazen de sakin liman ararsın. O zaman sahip olmak, biriktirmek, tasnif etmek keyfin olur.
Aslına bakarsanız “her kapı hiç kapı, bir kapı her kapı” düsturuna atıfla, obsesyon olmamış bir koleksiyon da insana deryaları açar. Bir obje peşinden, tarihi, coğrafyayı, ekonomiyi, sosyolojiyi, sanatı, tasarımı farkında olmadan kovalar insan (bkz. Pamuk İmparatorluğu Bir Meta İle Kapitalizmin Küresel Tarihi / bkz. Yedi Ucuz Şey Üzerinden Dünya Tarihi / Bunlar aklıma geliverenler. Dikey öğrenme böyle bir şey. Tıp çalışırken kendinizi bir şiir dizesinde buluverebilirsiniz). Bir obje peşinden yollara düşebilir, ortak paydada buluşulan (dünyanın dört bir yanından) insanlarla tanışabilir…
İki kutuplu demiştik… Randolph da Bay Karp’ın terki sonrası, onun şişesine suyunu doldurup etiketleyerek ucu açık neticelendirdi hikayeyi. Güzel deneyimler, güzel seyahatler ve güzel koleksiyonlar birlikte mümkün. Nice güzellerine :)
It happened to be a delightful read! The plot is simple but I think the message that it tries to tell us is quite difficult to understand. In my opinion, the book wants us to question our lives, what our bare necessities are, and live the simple way of lives as they go. We don’t really need to worry much about fame and success. And after all, ultimate success is you loving who you truly are. Be yourself. Be cool. That’s the message the book has told me.
Gözünü hırs bürüyüp kendini bir şeye fazlasıyla kaptırmanın yıpratıcılığını, bir şeylere sahip olmanın değil bir şeyler yapmaya çalışmanın önemini sıra dışı bir kurguyla anlatan, hoş bir hikaye. Selçuk Demirel’in çizimleriyle.
Duru ve naif anlatımıyla yaş aralığı olmayan harika bir kitap.Çocukluğunuzda bir parça koleksiyon yaptıysanız ya da yeni başlayan bir çocuksanız bu kitap sizin için:)
I feel that this really light weight book that wants to be somewhat deep and enlightening. The pacing is off -- for such a short book, the author would spend almost entire pages to just LIST things that do not advance the storyline at all. And then tehre's the "message" of collecting worldly goods. The idea of water collecting for their historical significance is so cool -- but then it was dismissed as an insensible and burdensome hobby. It's so disappointing and for what? For the author to push some life-changing message? Then, why would the end illustration show the boy to become a collector himself?
Also -- the illustrations... they simply don't fit the slightly melancholy tone of the text.
Very simple and very touching little story. It says that the consumption culture owns us, and it says this, in a very delicate way. Not teaching, not dictating but cleverly.
quick, easy read about a young boy who collects things, and a tenant named Mr. Karp moves in who has a strange collection too. This story is about their friendship and bonding.
Just another in a long list of books that I had never heard of that the previous librarian purchased before leaving simply because they were on sale. Ugh.