Yan Lianke’nin Babamın Kuşağı ve Ben kitabını kaleme alış hikâyesi, amcasının cenazesinde ablasının ona dönüp, “Her şeyi yazıyorsun Lianke, peki neden bizim ailemizden hiç bahsetmiyorsun?” demesiyle başlıyor.
Yan Lianke, tüm eserlerine sinen; bir mısır fidesi kadar ince, bir buğday tanesi kadar yalnız kimliğiyle, yoksulluğun ve kalabalık ailesinin içinde ayakta kalma mücadelesini anlatıyor. Babasını genç yaşta kaybedişi, ablasının sağlık sorunları, annesinin bitmeyen çabası ve tüm yokluklara rağmen yoksul öğrencilere el uzatma gayreti, amcalarının kimi zaman koruyucu bir baba figürü, kimi zaman ise güç ve zorbalığın temsilcisi oluşu bu anlatının temel taşlarını oluşturuyor.
Kısacası Lianke, bugün onu büyük bir yazar olarak tanımamızı sağlayan hayatının kapısını aralıyor; okurunu, eserlerinin beslendiği o yoksul, sert ama bir o kadar da insani dünyaya davet ediyor.
Lianke’ye hep pozitif ayrımcılık yapıyorum; 🌟🌟🌟🌟🌟