Altan Öymen, anılarının ilk cildi bir dönem birçocuk kitabında, kendi çocukluğuyla birlikte, 1930'lar ve 1940'lar dönemindeki Türkiye'nin ve dünyanın hikayesini anlatmıştı. Bu ikinci kitaptaysa o dönemi izleyen "değişim yılları"nı anlatıyor.
1947, 1948, 1949, 1950, 1951... Yani, İkinci Dünya Savaş'nın ardından "soğuk dünya"nın başladığı yıllar... Türkiye, o "iki bloklu dünya"nın, hatta bir anlamda "iki dünyalı dünya"nın oluşturduğu yıllar...
Kişi olarak ilginizi çekmese bile Türkiye tarihini takip etmek, 40'lardan itibaren ülkede neler söz konusu olmuş, tartışılmış, ne kadar çok şey değişirken aslında ne kadar çok tartışılanlar aynı kalmış, görmek için harika bir kitap. Özellikle hiç merak edip doğru düzgün okumadığım Kore Savaşı mevzusuna dair çok şey öğrendim kısaca. Bunun gibi büyük olaylar gibi ufak tefek detaylarıyla da dönemleri anlamak açısından çok kıymetli bir eser bence.
"Maratonun, atletizm dalları arasındaki destanımsı yerini o zaman öğrenmiştik. "Maraton", malum Eski Yunan'da Atinalıların Perslere karşı büyük bir zafer kazandığı ovanın adı... Bu zaferi Atina'ya bildirmek için yola çıkan haberci hiç durmadan koşmuş... Atina'ya varıp haberi ulaştırmış ama, orada yorgunluktan ölüvermiş... Sonradan yapılan hesaba göre koştuğu yol 42 kilometreymiş. Maraton koşusu bundan doğmuş." Bu ve bunun gibi birçok ilginç bilgi için okunur. Truman'la MacArthur'un ego savaşlarının anlatıldığı kısım çok ilginçti. Tek partili dönemden çok partili döneme geçişte verilen tavizleri çok güzel anlatmış.
Türkiye'nin tuzunun henüz kokmadığı günler. Henüz kokmadığı ama bugün okurken şimdiki çöküntünün köklerinin çok net göründüğü günler. Sınav kağıdının yanıt anahtarı gibi kitaplar yazıyor Altan Öymen. Umarım 70-80'leri de ve hatta 90'ları da yazar.
Çok keyifli bir okumaydı. Dönemi tüm yönleriyle; sosyal hayatıyla, edebiyatıyla, dış gelişmeleriyle aktarıyor ve bunu yaşayarak ve olayların içinden birisi olarak başarıyor. Okuduğum en bilgilendirici ve ilgi çekici anılardan birisi diyebilirim.