Jump to ratings and reviews
Rate this book

Köstebek Yolları

Rate this book
“Herkes neşelendiğinde ben de neşeleniyorum. Sonra neşe pörsüyor. Ne olduğunu bilmiyorum. Ne getirirlerse ben çevresini kuşatıyorum. Tek yapabildiğim kuşatmak. Kuşattıkça, getirdikleri şey, kokular, duygular, sözler koyulaşıyor, yoğunlaşıyor, ağırlaşıyor. Sonra havalandırıyorlar içeriyi toprak kendini hatırlatıyor. Gidemedikleri adımları da getiriyorlar, söyleyemedikleri sözleri de. Onları bende gidiyor, bende söylüyorlar.”

Günay Çetao Kızılırmak’ın öykülerindeki insan, yaşamayı kolaylaştıracağını sezdiği şeyi tam bulacakken kaybediyor. Aşk eski şarkılarda unutulmuş, ormana gitmek “kitabî bir heves”, günün uzun tüneline iki ucundan dalan iki insan birbirine ulaşana kadar yorulup uyuyakalıyor. Derin bir nefes alıp yeniden yola koyulmaktan başka çare yok, ama önümüzde sandığımız, yürüdükçe varacağımızı düşündüğümüz hayat hep geride bir yerde kalıyor. İleriye veya geriye değil, daha derinlere gitmek gerekecek artık, köstebek yolları kazarak...

Köstebek Yolları, şehrin ve yaşamın düğümlerini çözüp insanı bulmaya, görmeye çalışıyor.

87 pages, Paperback

First published August 1, 2022

1 person is currently reading
79 people want to read

About the author

Günay Çetao Kızılırmak

20 books6 followers
Günay Çetao Kızılırmak (1981): 1994’de yerleştiği Rusya’ya bağlı Adigey Cumhuriyeti’nde 13 yıl yaşadı. Burada Rus Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirmesinin ardından öykü ve roman çevirilerine başladı. Puşkin, Gogol, Turgenyev, Dostoyevski, Tolstoy ve Çehov gibi büyük Rus yazarlarının çeşitli eserlerini çevirdi. Çağdaş Rus yazarı Vladimir Makanin’in ve Sovyet yazarı Andrey Platonov’un öykü ve romanlarını dilimize kazandırdı. Çeşitli Rus şairlerinden çeviriler yapıyor. Ankara’da yaşıyor.

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
20 (28%)
4 stars
20 (28%)
3 stars
20 (28%)
2 stars
5 (7%)
1 star
4 (5%)
Displaying 1 - 14 of 14 reviews
Profile Image for emre.
444 reviews348 followers
September 25, 2022
yorumuma "oy" diyerek başlıyorum. "neydi, ne okudum, ne yaşadım" derken kullandığımız cinsten, kitap boyunca -özellikle iki öyküde- sıkça kullandığım bir oy. uzun zamandır anadilimde bu denli lezzetli öyküler okumamıştım, eskiden okuduklarıma dönüp duruyordum bu yüzden. günay çetao kızılırmak, en sevdiğim çevirmenlerden biri; kendisinin verdiği birkaç röportajda okuma şansı bulduğum edebiyata, sanata ve hayata ilişkin fikirleri de onu "radarıma" almama sebep olmuştu, 'köstebek yolları'nı görür görmez sipariş ettim bu yüzden, iyi ki de öyle yapmışım.

öykülerin en sevdiğim yanı, karakterlerin umarsızlığı oldu. umutsuzluk değil, depresiflik de değil; tam olarak umarsızlık; kendini asmayı düşünürken anneyle kurabiye yapmaktaki umarsızlık. sokakta mutsuz mutsuz yürürken bir anda bir şey görmüş/duymuş/anlamış ve hayatın ne kadar kolay/kısa/keyifli olduğunu idrak etmiş hiçbir karakter yoktu, yaşam pratikleri daha çok debelenmeye yakındı.

ilk öykü 'uzak', yas sürecini anlatması sebebiyle çok ayrı bir yerde benim için. o kaybolmuşluk, -daha önce de var olduğundan pek emin olamadığı- yerini yitirmişlik hissini çok güzel aktarıyordu. 'ev' bir ailenin yaşadıklarını evlerinin gözünden anlatan, mizah dozu diğer öykülere nazaran yüksek bir öyküydü. 'neydi?' öyküsü, her melankoliğin defalarca deneyimlediği o "bu sefer buldum galiba! yok, bu da değilmiş" döngüsünden sesleniyordu. yitirdiğinin ne olduğunu hatırlayamadan onu yitiriş sürecine anlam katmaya çabalamayı anlatıyordu, demeliyim belki. ve 'sigara', defalarca okuduğum, satırlarında dönüp durduğum öykü. kediye anlatılan, anlatılırken anlaşılan bir öykü. "hiç değilse yalnızlık vardı, kesindi ve bitmek zorunda değildi" diye biten. anlatacak kimsemizin olmadığı bir şeyi hiç olmazsa hatırımızda tutarak korumak isteriz ya bazen, işte bunun öyküsüydü sanki. 'her şeyin tam tersi' ise -bana göre- kitabın tadını ve dokusunu oluşturan umarsızlığın en yoğun hissedildiği öyküydü, müthişti. diğer öyküler de çok etkileyiciydi ama bende özellikle yeri olanlardan bahsetmek istedim. kitabın son öyküsü 'kırmızı balık'ın başarısız bir öykü yazarı olan karakteri, "günün birinde sımsıkı kuşandığını sandığı kabuğu bir nedenden kırılmış, ışığın sığınağında kalakalmış birinin halini anlatabilmek isterdim" diye bir cümle kuruyor. günay hanım o insanı, insanları anlatmış işte bence.
Profile Image for Banu Yıldıran Genç.
Author 2 books1,487 followers
Read
February 28, 2026
günay çetao kızılırmak’ın romanı çıkınca amanınnn daha ilk kitabını okumadım paniğiyle hemen ne zamandır aklımda olan “köstebek yolları”nı okudum.
hani kitaplarda ilk öykü en güçlüsüdür ya, ben bu kitapla en çok sona doğru kaynaştım. ilk öykülerde hep aynı ben anlatıcı, hep aynı geride kalmış, depresif, yorgun kişi sürgit anlatıyor gibi geldi. aralarında “ev”, anlatıcının ev olması fikriyle yaratıcı ve dikkat çekiciydi.
fakat şunu mutlaka belirtmeliyim günay hanımın atmosfer yaratma ve yansıtma becerisi çok acayip, zaten çevirmenliğinden ötürü güçlü türkçesini, kelime dağarcığını biliyoruz ama onun dışında nasıl da o kasabalara, evlere yolculuk ediyoruz okurken ve o detaylarla var oluyoruz onlarla birlikte…
kitap ilerlerken en çok sevdiğim öyküyle karşılaştım: “doktor ve ben”. işte mesela buradaki savaş atmosferi, zamanın ve mekanın belirsizliği, ama bu belirsizliğin bilerek ve isteyerek yaratılmış olmasıyla önemli. önce çocuğunu sonra kendini doğurmayı planlayan anlatıcının yaşadıklarını basitçe anlatması, hafızası, bazen ağlamasının bile insanı hüzünlendiren inceliği ama dilinden hiç bırakmadığı neşesiyle çok sevdim.
iki kız çocuğunun arkadaşlığıyla ve ölüm sonrası sahteliğiyle yine çok gerçekçi bir biçimde yüzleşen “ölenin ardından” da güzeldi.
peş peşe 4 öyküyü çok sevmişim. yine hemen sonraki, kitaba adını veren “köstebek yolları” günay çetao’nun 3. tekil kişiyle de çok sağlam yazabildiğini gösteriyor. muharrem’in çıkışsızlığı, yaşanan garip ev ve bir arada olanlar, monologların da diyalogların da mizahı, doğallığı keşke bitmese dedirtti bana. muharrem’in yemeğini de, çamaşır sulu eşofmanını da, atletinden fırlamış memesini de öyle net gördüm ki detaylarla atmosfer yaratmanın dersi gibi bu öykü.
ve son olarak “munise”… yine nefis bir 3. tekil kişi anlatımı. başka bir yazarın elinde ajitasyonun dibi olabilecek, arabeskliği ve kader kurbanlığı piyonuyla oyunlar kazanabilecek bir öykü. oysa günay çetao hayatta her şeyin insanlar için olduğunu gözümüze öyle bir sokuyor ki, savaşta da, depresyonda da, en iyi gününüzde de kalkıp yaşayıveriyorsunuz işte. munise bir karar vermek zorundaydı, verdi, bitti. “mutfak masasının üzerindeki kör bıçağı bileğine saplamak ve saplamamak arasında gidip geldi - saplamadı.”
bence günay çetao’nun öyküleri işte en çok ikinciyi seçenlerin, saplamayanların öyküleri. en berbat ruh halinde bile bir biçimde yaşamayı bilen, kendiyle dalga geçen, kendini sağaltabilenlerin hikayeleri.
126 reviews5 followers
September 6, 2022
İşte müthiş bir ilk kitap.
2022 içinde yuvarlanıp giden Türkçe edebiyata ferah bir soluk.
Çok farklı bir dil, şeylere değişik bir bakış, büyüleyici bir üslup.
Uzun süre Rusya'da yaşayan yazarın kaleminde elbette Rus edebiyatının etkisi var; ancak bu Kızılırmak'ın kendine özgü bir yazar olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Çok etkilendiğimi söylemeliyim.
Bir ödüle layık görülür mü bilemem ama mutlaka okunması gereken bir öykü kitabı.
Öncelikli tavsiye.
Profile Image for özge.
30 reviews2 followers
February 18, 2023
günlerdir yıkım görüntüleri izlemenin verdiği hüzünden sanırım "ev" benim en sevdiğim hikaye oldu ❤️‍🩹
Profile Image for Murat.
86 reviews
December 29, 2022
Günay Çetao Kızılırmak'ı Platonov çevirilerinden tanıyoruz. Farklı arkadaş gruplarımda casually Platonov övüyoruz. Ayrıca, "Can" romanında Türkçeye çevrilmeden kullanılan "perekati pole", hem ufaktan parçası olduğum bir podcast'e hem de bir whatsapp grubuma isim analığı ediyor. Haliyle çevirmen Çetao'nun öykülerini duyunca listeme aldım ve gökş sağ olsun yılın son günlerinde okuma fırsatım oldu.

Burada hunharca övüldüğü kadar uzay öyküler okuduğumu söylersem yalan olur ancak genel olarak beğendim. Öykülerde ele alınan temaların karakterlerce yarım yamalak yaşanışı, daha doğrusu bir türlü tamamına erememesi dikkat çekiyor ve öykü formatına çok yakışıyor. Ne kitabına uygun yaşanan ne de sönümlenen bir yas, tam ele gelecekken araziye terfi eden ve gölgesi kalan bir hayat maymuncuğu, ne idüğü belirsiz evlilik hayatları, sündüre sündüre zeminini kaybeden güvencesiz öğrencilik ve iş hayatları... Anlatıcının ciddi ciddi bir ev olduğu ikinci öykü, kitaptaki diğer tüm öykülerden kurulum itibariyle farklı bir yerde duran ve sanki bir iki kat daha çıkılsa daha iyi olur hissine kapıldığım "Doktor ve ben", ölenin ardından aynen devam eden gündelik hayat donukluğunu çok iyi yansıtan sondan dördüncü öykü sevdiklerim arasında. "Neydi?" ise kitabın kesinlikle hit parçası ve bir öyküden çok daha fazlası.

Yazar, birinci tekil anlatıcıyı daha çok başka bir karakterin gözlemcisi statüsünde kullandığında daha iyi öyküler çıkarıyor gibi geldi bana. Bu öyküler genellikle okuyucuya spesifik bir zaman-mekan imlemiyor. Birinci tekil anlatıcının kendine döndüğü veya tanrı anlatıcının kullanıldığı durumlarda ise tadım kaçtı ve bunun nedeni üzerine düşündüm. Sanıyorum, 2000’ler Türkiyesi’ni birlikte deneyimlediğimizi kuvvetle hissettiren üslup ile çaresiz ama haklı olduğuna inanan ruh halini edebiyatta görmekten hoşlanmıyorum. Çetao’da neyse ki bu kadarı mevcut değil, bazıları gayet sıradan müşterek deneyimimizi çok özel buluyor; öyküleri, romanları bu dramda boğuluyor. Aksi bir örnek olarak aklıma öykülerinin her satırından kendini silmek için azami çaba harcayan Kadire Bozkurt geliyor ❤ Bu arada yerli edebiyatta objelerin faydasız ama ballandıra ballandıra sıralanması hastalığı ne zaman bitecek? Örnek: “halanın bir duvarı kuştan vitrininde kuş ve melek bibloları, lepiska saçlı kız desenli fincanları…. Beyaz ahşapla çerçevelenmiş fıstık yeşili koltuk takımı, dev paşa kılıcı, köşede örgü sepeti, yünleri, her numara şiş…” Günay Hanım’ın bunlara ihtiyacı yok gibi geliyor bana, hatta sanki kendi bile sıkılıp yarıda kesmiş. Bir de “afili filintalar”ı çağrıştıran yumurcak, köksüz benzetmelerin birkaç öyküdeki bağıran varlığı benim için şaşırtıcı oldu :/

Son olarak, meraklısına Behçet Çelik'in incelemesinin linkini bırakıyorum. Tatlı tatlı ne güzel övmüş 😊 https://t24.com.tr/k24/yazi/gunay-cet...
Profile Image for Nihan Ugun.
114 reviews9 followers
August 28, 2023
87 sayfa bir kitap nasıl bitmez yani ne olabilir ki? Bir havalimanında yanımda tek kitapla mahsur kalmasaydım muhtemelen hiçbir zaman bitmeyecekti. Her öyküden sonra bir durdum düşündüm ne anlatmak istedi ve bende ne tortu bıraktı diye. Bulamadım. Belki de benim ayıbımdır.
Profile Image for melis.
291 reviews145 followers
November 22, 2022
günay çetao'nun türkçesi mest ediyor beni. belli anları, hisleri de çok iyi anlattığını düşünüyorum ama öykülerin kısalığı bana göre değildi pek. tam içine girdim derken bitti çoğu.
Profile Image for dantelk.
230 reviews23 followers
June 17, 2023
Goodreads'teki "Emre" sayesinde okudum. Ne zamandır edebiyat okumamışım, iyi geldi. Teşekkürler "Emre". :)

Kendime not: Doğankent'te okudum ben bunu. Yağmurlu bir yaz günü. Şu an çay yapıyorum. Bizikiler yolda. Bakalım bu andan neler hatırlayacağım.
Profile Image for Göksu.
3 reviews4 followers
December 29, 2022
Okurken hiç yorulmadığım ve keyif aldığım bir kitap oldu. Benim için tek negatif noktası öykülerin kısalığıydı. Yine de çok sevdim.
Profile Image for Arzu Onuklu.
1,014 reviews9 followers
March 2, 2024
Köstebek yolları gerçekten beni yoran bir kitap oldu öyküler oldukça depresifti kaybeden,yolunu bulmaya çalışan insanların öyküleriydi. İç hesaplaşmalar,kırgınlıklar vs... Munise öyküsü beni cidden üzdü. Ev hikayesi bambaşkaydı şahsen kötüleyemem ama beni cidden çok yordu
Profile Image for Secil.
39 reviews1 follower
December 17, 2022
Nefis öykülerle dolu, soluksuz okuduğum bir kitaptı. Öykülerde kullanılan anlatım ve duygu durumunun akışı asla yormuyor. Çok doyurucu bir okuma oldu. Oh be!
149 reviews5 followers
Read
December 25, 2022
Günümüz Türkçe öykülerinin arasından sıyrılıyor kesinlikle.
Profile Image for Elif Sargin.
79 reviews
March 15, 2024
Writer, who is also a translator, never disappoints with her command of the language. The stories are sometimes hopeful, sometimes heartbreaking, but always very humane and rich.
Profile Image for hümeyra .
241 reviews3 followers
March 29, 2024
3.5
yolda kusmamak icin dinledim yeterliydi kusmadim ve kadinsal varolussal sıkıntılar yasadim evrenin alma ve verme dengesi yeterlidir
Displaying 1 - 14 of 14 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.