Charlotte Perkins Gilman, yaşadığı dönemin çok ilerisinde fikirlere sahip ve bu fikirleri eserlerine yüksek empati kabiliyetiyle aktaran, feminist edebiyatın ilk ve önemli isimlerinden. Sarı Duvar Kâğıdı ve Diğer Öyküler yalnızca yazdıklarıyla değil aktivist kimliğiyle de tanınan Gilman’ın yedi öyküsünü bir araya getiriyor.
Çalışmak yok. Sosyalleşmek yok. Yürüyüş yok. Yazmak yok. Sarı duvar kâğıdı var; saatler boyu bakmak serbest. Gilman, kadın hastaları dinlemek yerine ısrarla yatak istirahati öneren, dönemin cinsiyetçi tıp yaklaşımını topa tutuyor. Gilman’ın doğum sonrası deneyimlerinden de yararlanarak kaleme aldığı “Sarı Duvar Kâğıdı”, yeni doğum yapmış bir annenin tedavi adı altında deyim yerindeyse hapsedilerek deliliğe sürüklenişini anlatan, feminist edebiyatın değerli bir örneği.
Charlotte Perkins Gilman (1860-1935), also known as Charlotte Perkins Stetson, was a prominent American sociologist, novelist, writer of short stories, poetry, and nonfiction, and a lecturer for social reform. She was a utopian feminist during a time when her accomplishments were exceptional for women, and she served as a role model for future generations of feminists because of her unorthodox concepts and lifestyle. Her best remembered work today is her semi-autobiographical short story, "The Yellow Wallpaper", which she wrote after a severe bout of post-partum depression.
kitaba dahil edilmiş yedi hikayenin hepsinden keyif aldım, hepsini okurken de charlotte perkins gilman’ın dönem için -hatta belki de günümüz için bile- oldukça ilerici olan düşüncelerine hayran kaldım. feminizm terimsel olarak ortaya atılmadan önce bile kadınların özgürleşmesini savunan ve eril baskıya direnen canım kadınlar, çok seviyorum sizi.
kitaba ismini veren sarı duvar kağıdı hikayesi gerçekten oldukça çarpıcı ve bence çokça da rahatsız ediciydi. postpartum depresyon yaşayan bir kadının histeri bahanesiyle tutsak yaşamına mahkum edilmesi belki de edebiyattaki ilk gaslighting örneklerinden. okurken gilman’ın betimleme gücü beni gerçekten yer yer rahatsız etti, ancak iyi anlamda. ayrıca bu hikayenin, ve aslında kitaptaki hikayelerin birçoğunun, otobiyografik özellikler barındırıyor olması da fazlasıyla üzücü. bunun dışında kulübecik ve geri döndü isimli hikayelere de BAYILDIM!!! özellikle bu iki hikayedeki perspektiflerin birçok kişi tarafından günümüz için bile ilerici görülebileceğini düşünüyorum. son iki hikaye bana kalırsa diğerleri kadar güçlü değildi, yarım puan kırmamın sebebi de bu.
en kısa zamanda feminist bir ütopya olan herland’i de okumayı çok istiyorum, gilman’ın kalemini ve düşüncelerini okumak için sabırsızlanıyorum.
Bayıldım… Kitapta toplumsal dayatmaların, ısrarla yüklenen "görevlerin" kadınları ne tür bir çıkmaza süreklediğini, yeteneklerinin önüne nasıl set çektiğini anlatan birbirinden güzel yedi öykü var. Charlotte Perkins Gilman bu öyküleri 1800'lerin sonunda 1900'lerin başında yazmış, ancak çizdiği tablo güncel. Hala büyük ölçüde ev işleri, çocuk bakımı vb. sadece biz kadınlardan bekleniyor, hala oturup yazmakla, sanatla, iş hayatıyla başkaları tarafından bize biçilen rol arasında sıkışıp kalıyoruz… İlk defa okuduğum Gilman hem anlatımı hem de dönemini aşan duruşu, kavrayışı ile beni etkiledi.
Öyküler ve hele ki zamanına göre düşünülürse feminist bakış açısı çok güzel. Ama dil olarak sevemedim, akıcı gelmedi. Sarı Duvar Kağıdı çok etkileyiciydi. Keşke Erkek Olsaydım öyküsünü de özellikle sevdim.
Julia dibe vurmaya evdekilerin tahmin ettiğinden çok daha yakındı. Koşullar oldukça basit, oldukça sıradan, oldukça kaçınılmazdı.
Sarı duvar kağıdı öyküsü oldukça ilgi çekici ve hatta gerilimi hissettiğim bir öyküydü çok sevdim ama kitapta yer alan diğer öyküler beni içine alamadı
7 kısa öyküden oluşan bir kitap. Yazarın okuduğum ilk eseri ve okuması çok keyifli. Evlilik, çocuk ve ev hayatı içerisinde sıkıştırılan, kendinden daima ödün vermesi beklenen, hobilerini, yaşamını, mesleğini bir kenara koyması gerektiği söylenen ve bunun "doğal" olduğunu savunan düşünceye karşı kadın dayanışmasını yükseltmek, kadının tekrar kendisi olabilmesini sağlamak. Aynı zamanda yazar bunları çoklu bir bakış açısı ile ele alıyor ve bunu en net son hikayede görüyoruz. Okuyun mutlaka
aylak damla'nın önermesiyle aldığım kısa öykü kitabı..kitap, özellikle şu öyküyü beğendim diye seçim yapamayacağım birbirinden güzel 7 öyküyü barındırıyor. Yazar, ataerkil düzende kadınların yerini, düşüncelerini çok sade ve etkili bir şekilde aktarmış. Aynı zamanda "Bay Peeblis'in Kalbi" başlığındaki öyküde bu düzenin erkekler için de pek yaşanılası olmadığını da çok zekice anlatmış. Velhasıl iyi ki bu kitapla tanımışım.
all her stories on the book (except the yellow wallpaper) left me smiling to the pages. she made all things seem so easy and pretty. some may say her stories and views of feminism come from a highly privileged perspective but i actually did not care. if her stories are still relevant and exciting to a 19 year old un-american girl, then there is nothing to say.
Bu öyküleri gerçekten severek okudum. Yazarın bakış açısı ve bunları yazıya geçirme kabiliyetini çok sevdim. Her öyküsünde cinsiyet rollerine büyük bir önem göstermiş. Öykülerinde sürekli aynı konuya odaklanmamış ve devamlı olarak başka bir sorunu ele almış. Eğer çerezlik ama yine de sizi düşündürecek bir şey istiyorsanız bu kitabı okuyabilirsiniz.
Yazarı sevdim, fakat son iyi öyküden aldığım tat başkaydı. "Keşke Erkek Olsaydım" ve "Bay Pebbles'ın Kalbi"ni (hele de bu sonuncuyu, çünkü insanın içini aydınlatan o bireysel/ilişkisel uyanışı pek sevdim) ara ara açıp okuyacağımı sanıyorum.
Tek kelimeyle HARİKA zaten yazarın Kadınlar ülkesi kitabınada bayılıyorum bu kitabıda gerçekten beğendim .ilk hikayeyi okurken sonunda bayağı şaşırdım .Feminist edebiyatta okunmasını şiddetle tavsiye ettiğim bir kitap.
19.yüzyılda yazılmış fakat bulunduğumuz dönemde yazılmış havası veren oldukça başarılı bir feminist öykü derlemesi olmuş Sarı Duvar Kağıdı ve Diğer Öyküler. Her öykü ayrı düşündürücü ve anlamlı.
kadinlar ulkesini okumadan once yazara giris olarak okudum kisa diye O KADAR IYIYDI KI yazim tarzi betimlemeleri falan bayyildim yani feminist tarzda okumayi sevin sevmeyin (ki niye sevmiyosunuz cok sacma) gidin alin okuyun!!