Hakikatin çoğullaştığının söylendiği, öte yandan çoğullaşırken değerini yitirdiği ve üzerinde tepinildiği “tuhaf” zamanlarda yaşıyoruz. “Tarih nedir?” sorusunu sormaktan vazgeçmeyeceksek, tarih-hakikat ilişkisi üzerine düşünmeye devam etmeliyiz. Ferdan Ergut, Tarihin Hakikatleri’nde tarih tartışmasını edebiyat ve felsefeyi de yardıma çağırarak “yöntem” üzerinden kurguluyor. Hakikati bir mutlaklık olarak değil, “kolektif bir diyalog zemini” olarak kavrayan eser, böylelikle tarihin sosyal bilimselleşmesine, aynı zamanda sosyal bilimlerin de tarihselleşmesine katkı sunuyor ve böylece, hem tarih öğrencileri hem de sosyal bilimler ile meşgul olanlar için “başka bir tarih”in mümkün olduğunu göstererek yurttaşlık bilincinin ortak yaşamımıza yapacağı katkı üzerine de düşünmeyi öneriyor.
Türkiye’de akademik olarak ya da sadece meraktan da olsa tarihle ilgilenen herkesin mutlaka okuması gereken bir çalışma olmuş. Tarihçiliğe giriş için ders kitabı olarak da okutulabilir, çeviri kitap çok ama doğrudan Türkçe yazılmış ve bize daha tanıdık örnekler üzerinden metodoloji konularını irdeleyen harika bir alternatif olmuş bu. Ferdan hocaya emekleri için teşekkürler.