Yael Navaro, Devletin Suretleri kitabında 90'lar Türkiyesi'nin antropolojisini okura sunuyor. 90'lar Türkiyesi'nde Refah Partisi'nin yükselişiyle beraber toplumda vuku bulan tartışmaların, sekülarizm ve İslam ekseninde bir "kültür savaşı" ikileminden de öte siyasi alan, coğrafya ve hatta piyasada İslamî yahut seküler metaların alınıp satılmasıyla alakalı olarak inceliyor.
Navaro, "Kültür Politikası" adlı birinci bölümde yabancı bir antropolog olarak İstanbul'da hem seküler hem de muhafazakâr-İslamcı çevrelerde araştırmalarını yürütmüştür. Bir fay hattı misali Türk kültür topografisini ikiye ayıran sekülerizm-İslam kategorilerini benimseyen insanların birbirlerine nasıl yaklaştıklarını, "Türk kültürü" gibi bir kavramı irdeleyerek inceliyor. "Türk kültürü" ifadesinin özsel bir biçimde hem seküler hem de İslamî kesimlerin nasıl kendilerince tanımlayıp içini doldurduklarını farklı perspektiflerden ele alıyor.
İkinci bölümde ise aynı eksen üzerinden devletin Türkiye vatandaşlarınca nasıl kavrandığını, devletin somut bir olgu olarak değil bir "fantazi" olarak inşa edildiğini vurgulayarak anlatıyor. Sivil toplum tartışmalarına değindikten sonra, toplumun geneline yerleşmiş bir "sinizm" tavrının devleti her yeni skandalda yeniden üreten başat tavır olduğunu Susurluk Kazası olayı üzerinden vurguluyor.