Siyaset bilimi profesörü, sosyolog, yemek ve mutfak kültürü araştırmacısı, gurme Artun Ünsal’ın, geniş ve disiplinlerarası birikimiyle, yaklaşık 10 yıllık bir çalışma sonucunda ortaya koyduğu İktidarların Sofrası gerek hacmi gerek içeriğiyle bir başyapıt.
Yemek ve siyaset ilişkisini Sümerlerden Antik Yunan medeniyetine, Roma İmparatorluğu’ndan Orta Asya Türklerine, Moğollardan Osmanlı Devleti’ne uzanan geniş bir coğrafya ve tarihsel dizge içinde her yönüyle ele alan kitap, yemek ve sofra kültürünün siyasete etkilerini ekonomik, kültürel, sosyolojik, antropolojik, iletişimsel ve simgesel boyutlarıyla inceliyor.
Uygarlık tarihi boyunca yinelenerek süren çeşitli ritüellerin, alışkanlıkların, geleneklerin, sofra düzenlerinin, armağan-ikram-bölüşüm-paylaşım ilişkilerinin geniş, simgesel alanını ayrıntılı bir biçimde çözümleyen araştırma, yeme-içme kültürünün çok eski çağlardan günümüze, görkemli saray davetlerinden alçakgönüllü ev sofralarına kadar her alanı nasıl belirlediğini, yönettiğini, anlamlandırdığını zengin ve akıcı bir dille gözler önüne seriyor. İktidarların Sofrası kültür tarihi, siyaset ve gastronomi meraklıları için vazgeçilmez bir başucu kitabı.
1966’da, Siyasal İncelemeler Enstitüsü’nü (Sciences-Po) 1967’de bitirdi. Gene Paris Hukuk Fakültesi’nde 1970’te Siyasal Bilim doktorasını tamamladı. 1970-1973 yılları arasında Hacettepe Üniversitesi’nde, 1975-1982 yılları arasında Ankara Üniversitesi SBF’de çalıştı. 1982 sonunda istifa edip Hürriyet gazetesine girdi: 1986-1992 yılları arasında bu gazetenin Paris temsilciliğini yürüttü. Bir dönem (1972-1986) Le Monde ve Journal de Genève gazetelerinin Türkiye temsilciliklerini yaptı. 1994’te Galatasaray Üniversitesi öğretim üyeliğine atanan ve Boğaziçi Üniversitesi’nde de dersler veren Prof. Dr. Artun Ünsal’ın Siyaset ve Anayasa Mahkemesi (1980), Kent ve Siyasal Şiddet (1982; Ruşen Keleş’le birlikte), Benim Lokantalarım (YKY, 1996), Süt Uyuyunca – Türkiye Peynirleri (YKY, 1997), Ölmez Ağacın Peşinde – Türkiye’de Zeytin ve Zeytinyağı (YKY, 2000), Nimet Geldi Ekine – Türkiye’nin Ekmeklerinin Öyküsü (YKY, 2001), Umuttan Yalnızlığa 1962-1971 Türkiye İşçi Partisi Tarihi (2004), Tribün Cemaatinin Öfkesi (2005), “Silivrim Kaymak!” – Türkiye’nin Yoğurtları (YKY, 2007), Bezgin Martı ve Çılgın Kelebek (YKY, 2009) ve İstanbul’un Lezzet Tarihi (NTV Yayınları, 2011) başlıklı kitapları yayımlandı. Fransa’da yayımlanan çalışmalarından biri Istanbul la Magnifique’tir (Beyhan Ünsal’la birlikte); Türkçeleri de yayımlanan öbür ikisiyse, Chronique d’une Famille Anatolienne (1989; Türkçesi: Kâmil ile Meryem’e Dair, Afa, 1991; YKY, 1996) ve La Vendetta’dır (1990; Türkçesi: Anadolu’da Kan Davası, YKY, 1995, 2003). Hürriyet ve daha sonra Posta gazetelerinde haftalık lokanta eleştirileri yazmayı sürdüren Artun Ünsal’ın, Osmanlı mutfak kültürü üzerine yaptığı incelemeler çeşitli dergilerde yayımlandı. Geleneksel Türk mutfağı konusunda yurtiçi ve yurtdışında çeşitli toplantılara konuşmacı olarak katılan Ünsal, TRT 1’de “Damak Tadı”ndan sonra, NTV’de “Life Style” programında danışman-sunuculuk yaptı. NTV’de yayınlanan “Altın Sıvının Öyküsü” ve “Süt Uyuyunca” belgesellerini ve “Artun Ünsal’la İftar Sofraları” programını (2013) hazırlayan Ünsal, Türkiye’nin yerel, kültürel değerlerinin ve ürünlerinin bilinmesi ve korunmasının günümüzün globalleşen dünyasında giderek daha da önem kazandığı inancıyla, Anadolu yolculuklarını heyecanla sürdürüyor.
Gastronomi alanında akademik bir yönde ilerlemek istiyorsanız okumanız gereken kitap bu. Kaynakçadan da anlayabileceğiniz gibi çok geniş bir okumanın ve deneyimin ürünü. Kitapları, bize kazandırdıklarıyla değil de kazandırma potansiyelleriyle de değerlendiren biriyim ve kitabın anlattıkları, anlatabileceklerinden çok daha az. Bu açıdan kitabın kaynakçası en az kitap kadar değerli. Akademik bir çalışma yapıyorsanız bilirsiniz ki kitabın kaynakçası kitaptan daha önemli olabilir. Kitap size bir kapıyı açarken, kaynakça bir sürü kapı açar. Bu kadar geniş bir bilgi havuzunda gezen bu kitap da yalnızca taradığı literatür sayesinde bile başucu niteliği taşıyan bir kitaptır bana göre. Bu kadar geniş bir literatürü, disiplinler arası bir çalışmada, kitabın ana sorunlarından sapmayacak bir şekilde anlatmak ise büyük bir tecrübe ve çaba ister. Türkçe gastronomi literatüründe neredeyse hiçbir kaynak yoktur ve bazı yazarlarda bu boşluktan yararlanıp niteliği şaibeli eserler ortaya koyarlar. Artun Ünsal hocam ise seviyeyi almış ve arşa çıkarmış. Bunu yalnızca kitabın kapağındaki özenden bile hissedebiliyorsunuz.
Kitabı okurken hocamın birazcık deli olduğunu düşündüm, bildiğim kadarıyla kitabın yazılması çok uzun süren bir emeğin ürünü. 10 yıldan daha fazla. Gastronomiyle yalnızca magazinsel bir düzeyde ilgilenen, akademik çalışmaların hak getire olduğu ülkemizde, muhtemelen üç beş kişinin okuyacağı bu kitabı yazmak için gereken motivasyon ya da güdü ancak bir delide olabilir çünkü. Muhtemelen sadece benim yazdığım ve benim okuduğum bu yazıyı olur da bir gün hocam okursa diye bu deliliğinden dolayı teşekkür etmek isterim.
Kitap; yemek ve iktidar arasındaki gizli ilişkiyi müthiş bir şekilde gözler önüne seriyor. Yemeğin tarih boyunca sadece bir ihtiyaç değil, bir güç aracı olduğunu öğrenmek gerçekten etkileyiciydi.
Tarih, kültür ve yemek meraklılarına şiddetle tavsiye ederim! 🌼 🍽️ 🍷