Paperback. 13,50 / 21,00 cm. In Turkish. 60 p. "Insanoglunun kendi dogasi hakkinda bildigi tek sey degistigidir.Degisim insanda bel baglayabilecegimiz tek özelliktir. Çöken sistemler genelde insan dogasinin gelisimine ve büyümesine degil de süregiden duraganligi üzerine kurulu olanlardir.""Toplum, klasikleri o ülkede sanatin gelisimini kontrol altinda tutmak için kullanir. Klasikleri birer otoriteye indirgerler, güzelligin yeni biçimlerde özgürce ifade edilmesinin önüne geçmek için adeta sopa niyetine kullanirlar.""Gerçek su ki toplumun bilinmeye deger seyler disindaki her seyi bilmek için doymak bilmez bir meraki vardir. Bunun farkinda olan ve tüccarlarin sahip oldugu bazi aliskanliklara sahip olan gazetecilik, bu meraklari giderir.""Bir sanatçi için en uygun iktidar, var olmayan iktidardir. Kendisi ve eseri üzerindeki her türlü otorite gülünçtür.""Her insan bir dostunun hastaligi karsisinda ayni aciyi hissedebilir ama bir dostun basarisina sevinmek gerçekten çok saglam bir kisilik gerektirir."
Oscar Fingal O'Fflahertie Wills Wilde was an Irish poet and playwright. After writing in different forms throughout the 1880s, he became one of the most popular playwrights in London in the early 1890s. He is best remembered for his epigrams and plays, his novel The Picture of Dorian Gray, and his criminal conviction for gross indecency for homosexual acts. Wilde's parents were Anglo-Irish intellectuals in Dublin. In his youth, Wilde learned to speak fluent French and German. At university, he read Greats; he demonstrated himself to be an exceptional classicist, first at Trinity College Dublin, then at Magdalen College, Oxford. He became associated with the emerging philosophy of aestheticism, led by two of his tutors, Walter Pater and John Ruskin. After university, Wilde moved to London into fashionable cultural and social circles. Wilde tried his hand at various literary activities: he wrote a play, published a book of poems, lectured in the United States and Canada on "The English Renaissance" in art and interior decoration, and then returned to London where he lectured on his American travels and wrote reviews for various periodicals. Known for his biting wit, flamboyant dress and glittering conversational skill, Wilde became one of the best-known personalities of his day. At the turn of the 1890s, he refined his ideas about the supremacy of art in a series of dialogues and essays, and incorporated themes of decadence, duplicity, and beauty into what would be his only novel, The Picture of Dorian Gray (1890). Wilde returned to drama, writing Salome (1891) in French while in Paris, but it was refused a licence for England due to an absolute prohibition on the portrayal of Biblical subjects on the English stage. Undiscouraged, Wilde produced four society comedies in the early 1890s, which made him one of the most successful playwrights of late-Victorian London. At the height of his fame and success, while An Ideal Husband (1895) and The Importance of Being Earnest (1895) were still being performed in London, Wilde issued a civil writ against John Sholto Douglas, the 9th Marquess of Queensberry for criminal libel. The Marquess was the father of Wilde's lover, Lord Alfred Douglas. The libel hearings unearthed evidence that caused Wilde to drop his charges and led to his own arrest and criminal prosecution for gross indecency with other males. The jury was unable to reach a verdict and so a retrial was ordered. In the second trial Wilde was convicted and sentenced to two years' hard labour, the maximum penalty, and was jailed from 1895 to 1897. During his last year in prison he wrote De Profundis (published posthumously in abridged form in 1905), a long letter that discusses his spiritual journey through his trials and is a dark counterpoint to his earlier philosophy of pleasure. On the day of his release, he caught the overnight steamer to France, never to return to Britain or Ireland. In France and Italy, he wrote his last work, The Ballad of Reading Gaol (1898), a long poem commemorating the harsh rhythms of prison life.
murat belge yazdığı minik ama nefis önsözde oscar wilde'ın bir dandy olarak sosyalizm içindeki bireyci (bizi başkaları için yaşamaktan kurtaracak bir şey olarak sosyalizm) ve özgürlükçü damara ait olduğunu ve insanın reel sosyalizmi görünce bunun nasıl bir ihtiyaç olduğunu idrak ettiğini söylüyor. haklı bence. oscar wilde çok iyi bir yazar, metinde de sosyalizm fikrinin belki de çok işlenmemiş bir yanını, bireysellik dediğimiz şeyin ancak insanlar arası eşitlik olduğu zaman gerçek anlamda yeşereceğini ileri sürüyor. wilde'a göre insan ruhunun meziyetleri, soylu yanları ancak sosyalizmden sonra boy verebilir. bu fikre bizi ikna da ediyor. şahane bir mizahı, okuma zevkini artıran ve insanı bildiğini sandığı şeyleri yeniden düşünmeye sevkeden bir zekası var.
wilde'ın edebiyat ve sanat tartışmasındaki pozisyonu bana çok ilginç gelmedi ama. sanatçının geniş toplumsal kesimlerin beğenilerine teslim olmasıyla öleceği fikrinde bir hakikat var elbette, tıpkı sanatın en yoğun bireysellik formu olduğunu ileri sürmesinde olduğu gibi. ama bu çeşitli haklılıklara rağmen hem marksizm içi hem de marksizm dışı sanatçı dediğimiz figürü ve onun yaptığı işin özgünlüğünün karmaşık doğasını çok daha iyi tartışan metinler okumuştum diye düşündüm wilde'ın bu konuda yazdıklarını okurken. yarı tanrı olarak sanatçı ve onun ürettiği şeyi beğenileriyle yozlaştıran toplumsal kesimler anlatısı bana ikna edici gelmiyor.
oyuncu, neşeli ve zeki bir metin sosyalizm ve insan ruhu. ben metnin roll baskısı'nı okudum, yan sayfaya türlü çeşitli yazarlardan wilde'ın anlattığı hikayelerle ilişkili alıntılar koymuşlar. fikir çok güzel ama uygulamada absürd bir eklektiklik, bazen bu nerden çıktı şimdi hissi yaratmıyor değil.
insan wilde okurken pek çok yerde cidden ya diyor, neden kişisellik, özerklik ve bireysel varoluşu zenginleştirmek gibi şeyler kapitalizmin kültürel evrenine kaldı ki. kalmamalıydı ama kaldı. bazı başka yerlerde de amma zor soruları ya teğet geçmiş ya da cevapları fazla mı kolaylaştırmış diyor. hakkı ama bir yandan da, bir dandy olarak hem insanlar arası eşitliğe hem de bireysel varoluşun biricikliğine inanıyor, en zor sorularla uğraşmasın da bu çok ihmal edilmiş alana baksın. bunun kendisi çok kıymetli zaten.
Oscar Wilde öyküleri olsun romanı olsun yazilari olsun bütünüyle ne yazarsa yazmış olsun sevdiğim yazarlarımdan. Her zaman her söylediğine katılmam.. Karsi çıktığım da olmuştur. Ama çoğunlukla duruşuna ve yazma tarzına hayran olduğum bir yazar. Sosyalizm ve İnsan Ruhu Metis yayınlarından yayımlanmış versiyonunu okuduğum bir kitap. Üzerinde daha doğru yorum yapabilmek için biraz zihnimi toplamam belki tekrar okumam gerekiyor. Sosyalizmi aslında ilginç bir noktadan pek de alisageldigimiz, aşina oldugumuz bir bakış açısının dışından yorumluyor. Kesinlikle ilgisini çekenlerin sevebileceği yorumlar var. Metis bir de sayfanın sol tarafına o sayfada Wilde'ın değindiği konulara yönelik çeşitli yazarlardan parçalar koymus. Geçişli bir okuma deneyimi yaratmış. Ben sevdim (: