Bir kadını öldürmeden önceki birkaç saat içinde yemek yemeyin. Aranızda, öldüreceği kadının pişirdiği yemeği yiyenler var ki, siz onlardan olmayın. Midenize fesadı sokmayın. Gazlı içeceklerin kıyısından geçmeyin. Mazallah geğirirsiniz. Zihniniz dağılır. Elinize yüzünüze kan bulaşır. Hatta ve muhtemeldir ki kusabilirsiniz. İz bırakmamak için kusmayın. Hatice Meryem felaketten bir çığlık yaratıyor. Güya kınansa da, “olağan” sayılanın korkunçluğunu, “olağanlığın” vahametini hepimizin yüzüne vuruyor. O “olağanlığın” karanlığına bakma cesaretiyle... Bir Kadını Öldürmeye Nereden Başlamalı? katilin portresini çiziyor: Genç, yaşlı, erkek, zengin, fakir, erkek, iyi, kötü, erkek, evli, bekâr, erkek, taşralı, kentli, erkek, başarılı, işsiz, erkek, uyumlu, asabi, erkek, okumuş, ilkokul terk, erkek, bizim oralı, yabancı, erkek, akraba, komşumuz, erkek.
1968 Kasımı'nda İstanbul'da doğdu. 9 Eylül Üniversitesi İİBF Maliye Bölümü'nden mezun oldu. Üç buçuk yıl bir bankada çalıştı. 1994 yılında mesleğini bırakıp Londra'ya gitti. Orada temizlikçilik, çocuk bakıcılığı, ütücülük, gazete dağıtıcılığı gibi çeşitli işlerde çalıştı. 1996-2001 yılları arasında Öküz dergisinin Genel Yayın Koordinatörlüğü'nü yaptı. 1999 yılında Varlık dergisinin düzenlediği "Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülleri Yarışması"nda "Siftah" adlı öyküsü öykü dalında dikkate değer bulundu. 2000 yılında Siftah adlı öykü kitabı Varlık Yayınları'ndan çıktı. Öyküleri Varlık ve E dergilerinde yayımlandı. "Sinek Kadar Kocam Olsun Başımda Bulunsun" adlı kitabı 2002 yılında yayımlanmış ve Ankara Devlet Tiyatrosu tarafından sahnelenmiştir. 2008 yılında "İnsan Kısım Kısım Yer Damar Damar" adlı romanı yayımlanmıştır. Amatör olarak fotoğrafçılıkla uğraşıyor.
Önce kitabın tanıtım metnini buraya kopyalıyorum ki bu kitapta azıcık zekâ belirtisi görebileceğiniz tek kısım burası:
Bir kadını öldürmeden önceki birkaç saat içinde yemek yemeyin. Aranızda, öldüreceği kadının pişirdiği yemeği yiyenler var ki, siz onlardan olmayın. Midenize fesadı sokmayın. Gazlı içeceklerin kıyısından geçmeyin. Mazallah geğirirsiniz. Zihniniz dağılır. Elinize yüzünüze kan bulaşır. Hatta ve muhtemeldir ki kusabilirsiniz. İz bırakmamak için kusmayın.
Bu kitabın, yazarın Bu Kitabı Neden Yazdım Manifesto'sundan önce gelen kısacık bir bölümü. Kitabın kalanı kadın cinayeti faillerine dair öykülerden oluşuyor. Ne var bunda, diyebilirsiniz. Aslında yazar sonda Bu Kitabı Neden Yazdım başlığını atıp cinayetlerin durdurulması için katillerin psikolojisinin anlaşılması gerektiğini düşündüm diyip önüne ardına da yazdıklarıyla alakası olmayan şeyler sıralamasaydı, yıldızımı (değişmeyecekti, tek yıldız olacaktı) verip geçecektim. Ancak yazarın kitap boyu faille özdeşim kurdurmaya yönelik tavrının hem yayınevi hem yazar tarafından "olağanlığın karanlığına bakma cesareti" olarak pazarlanması o kadar midemi bulandırdı ki gerçekten yazmasam olmazdı.
Hatta kısa bir özet de yapayım bazı hikâyelerle ilgili. Mesela bir tanesinde hayatından bunalmış, tek başına tatil yapmak isteyen ancak yapamayan "aile babamız", eşinin babası ölüm döşeğine düşünce planladığı kafa iznini yapmak yerine onunla birlikte memlekete gitmek zorunda kaldığı için ve bu arada eşi durmaksızın "dırdır ettiği" için eşini öldürüyor. Ve biz sayfalar boyunca adamın ne kadar bunaldığını, yorulduğunu, bıktığını, tatile ne kadar ihtiyacı olduğunu okuyoruz. Sonra kaç tane olduğunu bilmediğimiz eşlerinin yanına ucuz bulup bir Suriyeli çocuk gelin alan bir adam var, ve öykü boyunca adam aşırı merhametli gösteriliyor. Yok işte kız başkasını sevdiğini ima edince kızı satın aldığı kişiye söylüyor, yok kızı zorlamıyor, kız intihar edince arkasından bir de aslında intihar etmeseydi, adam da zamanla ona alışsaydı, huyunu sevseydi ailesine de yardım edeceğini okuyoruz. Şaka yapmıyorum. Hatice Meryem'e göre kendisi katillerin psikolojisini anlatıyor, bana göre ve kitabı benimle birlikte okuyan iki kadın bir erkeğe göre katille empati kurduruyor, mağdur suçlayıcılığı yapıyor. Böyle bir kitabın bu şekilde pazarlandığına, İletişim gibi bir yayınevinin bu saçmalığı bir de böyle provokatif bir başlıkla basmasına akıl sır erdiremedim. Bütün bu sıkıntıların yanında kitabın edebi açıdan da oldukça zayıf olduğunu belirtmem lazım. Her haliyle bir saçmalık. Tek tesellim başlığına rağmen gerçekten ilgi çekememiş ve satamamış olması. 0/5
kadın cinayetlerini konu alan bir kitap yazabilirsiniz Hatice Hanım. Kadın cinayetlerinin faillerini, toplumsal duyarlılıkla, ferah ve feminist bir bakış açısıyla ele alabilirsin, neden şiddete başvurduklarını, neden öldürdüklerini anlatabilirsin, bunun en nihayetinde ataerkil toplumun sonucu olduğunu söyleyebilirsin, kadınsın sen, türkiyede yaşayan bir kadınsın, faillerle ilgili en çok sen biliyorsun, yanlış anlama sarkastik yaklaşmıyorum, türkiyede yaşayan sanatçı bir kadınsın, en çok sen biliyorsun lütfen, lütfen anlat. Sadece, kusura bakma ama birkaç soru. Faillere seslenerek anlattığın hikayelerin çoğunda failin ne kadar sıkıldığını, bunaldığını, karısının onu ne kadar sinir ettiğini anlatmak zorunda mıydın? Çünkü hani, bu, ÇOK SAÇMA YA HANİ.
hedef kitlene bak lütfen hatice hanım. Sence bu kitabı kim satın alıp okudu? ve sen bu kitapta ne anlattın?
erkekler tarafından farklı sebeplerle farklı şekillerde öldürülen kadınlardan başka ne anlattın, ne kattın kadınlara bu kitapta? failin gözünden anlattığın hikayelerde failleri anladın mı gerçekten? Çünkü ben anlayamadım. Sen anladın mı? Yoksa sadece deli manyak erkekler yazarak eğlendin mi? Sence erkekler deli oldukları için mi kadınları öldürüyorlar, kitabının son bölümüne göre, o yüzden öldürüyorlar çünkü.
(bu arada kitabı neden yazdığını anlattığın bir bölüm eklediğin için teşekkür ederim. ben anlayamamıştım çünkü)
bu kitapta bir sürü kurgusal kadın öldürdün. teşekkür ederiz, kadınlar olarak. kadınların erkekler tarafından öldürülmesine hiç alışık değildik. çok sağ ol. nane yemişiz gibi ferah ve hafif ayrıldık kitabın başından. evet, belki kitaptaki her kadını var oldukları için suçlayıcı bir dil kullandın ve onlara hiçbir karakter, anlayış ya da hayat vermedin ama bunların hepsi bizim hikayeyi failin gözünden gördüğümüz içind-pardon yani, faile hitap edildiği içindi. anladım ben merak etme. hepsini bile bile yaptın, çünkü doğru erkekler sadece deli oldukları için kadınları öldürüyorlar yoksa başka bir nedeni yok.
Sansasyonel, cesur ve dehşete düşürücü birbirinden farklı hikayelerle dolu bu kitabı yazma cesaretini gösterdiği için yazarı tebrik etmek gerekiyor. Bu kadar yoğun hassasiyetler içinde boğulan Türkiye’nin böyle bir kitaba hazır olduğunu sanmıyorum. Bu sebeple de yazarın fazlasıyla taşlanmış olmasını ve yanlış anlaşılmasını anlayabiliyorum doğrusu. Kanayan yaramız kadın cinayetlerinin erkeklerin gözünden yazılmış hali bu kitap. Öykülerin her birinde sonunda öldürülecek kadınlar var ve bu bekleyiş bile yeterince ürkütücü. Öyküleri okurken yazarın erkekleri haklı çıkarmaya çalıştığını düşünenler olmuş ama aslında verilmeye çalışılan mesaj çok açık: bizi öldürenler psikopat, kronik katil, hiç tanımadığımız ruh hastaları değil bizi seven, değer veren, yanımızda olan, güvendiğimiz bildiğimiz insanlar. Bu insanlar özünde kötü olmayabilir, hiç beklemediğimiz bir anda bir kıskançlık krizi, bir ego savaşı, bir özgüven bunalımıyla ölümünüze yol açabilir çünkü “erklik” çok uzun zamandır onların elinde ve bizim özgürlük mücadelemiz uzun yılların iktidarını elinden almaya çalıştığımız erkekler için hızlıca kabul edilebilecek bir durum değil görünen o ki. Yazar kitabın sonuna “ben bu kitabı neden yazdım?” mesajını da eklemiş, eklemesi de gerekiyordu yoksa kitabın basılması bile bir mucize olurdu herhalde. Yanlış anlaşılmaya fazlasıyla müsait ciddi bir problemi bambaşka bir bakış açısıyla ele alıp devrim niteliğinde bir eser ortaya koyduğu için bile alkışlıyorum. Kesinlikle okunmalı.
Farklı katil profilleri üzerine kurulu öyküler her an öldürülebiliriz kaygısını, hele de Türkiye’de kadın olmanın zorluğunu hissettiren anlatıma sahipti. Bunca kısalığına karşın yoğun ve vurucu olduğu gerçeğinin altını çizmeliyim.
*Durup düşünüyorum, tek suçumuz cidden kadın olmak mı? Neden son nefesimmiş gibi yaşamak zorunda bırakılıyorum?
Kaç yıldız vereceğimi açıkcası bilemedim. Edebi olarak haz vermedi kitap bana ama Yazarın vermek istediği mesaja saygımdan 4 yıldız verdim. Hatice Meryem, kitabın sonunda ayırdığı bölümde bu kitabı niye yazdığını, mesajını açık açık yazmış. Öyküler ürkütücü. Tüm erkeklerden korkuyorsun. Yanıbaşındakı eşin, kardeşin, dayın heran, herşey yapabilir çünkü erkeklik başlıbaşına bir deli olma hali. Kitap kadın cinayetlerinden öte erkek olmaya karşı. Kitabı verdiği mesajla şöyle bitirmiş Hatice Meryem . 'Ey erkekler, mevki, makam ve koltuklarınızı derhal en yakınınızdaki kadına terk ediniz. Eğitimli, eğitimsiz, donanımlı, donanımsız diye ayırt etmeyiniz. Düşünsenize kadınlar dünyayı hasret kaldığı düzene kavuşturamaz mı? Önce şöyle dünyanın bir ucundan diğer ucuna sıkı bir temizlik operasyonu yaparlar herhalde. Okyanusta biriken çöp dağlarına girişeceklerinden, çocukların temiz hava soluyup temiz su içmesi için gereken herneyse yerine getireceklerinden eminim.'
Eee doğruya doğru...kadının doğası yaşatmaktan, erkeğinki öldürmekten yana :( işte bunu çok sert birşekilde yüzünüze vuruyor Hatice Meryem.
En son bolum olmasa, ya da en son bölümün son paragrafı olmasa, arkadaşlarıma hediye ederdim, o derece etkilenmiştim. Amma velakin o son paragtaftaki dünyayi bir günlüğüne kadınlar yönetse yok barış olurdu hele de yok okyanusları temizliğe girişirlerdi kısmı çok hayal kırıklığına uğrattı, öyle ki bir yıldızı düşürmek zorunda hissettim.
Son bölüme kadar yaşanan Türkiye gerçeklikleri sergileniyor ama son bölüme gelince şaşırmadım desem doğru olmaz.
Hatice Meryem feminizmi hatalı anlamış olabilir mi? Feminizim erkek düşmanlığı demek değildir. Yaşanan kadın şiddetini bu kadar açık ve umarsızca yazmasını çok takdir etmekle birlikte, erkek cinayet masası olsun vs algısını çok yadırgadım. İnsan, insan olduğu için değerli, kadın yada erkek olduğu için değil. Güzel olan her şeyi kadına bırakalım algısı da fazla ütopik, biraz ayağı yere basar mihvalde yazılabilirmiş.
kitap edebiyata orijinal bir soluk getirmek için yazılmış bir eser değil zaten, öyle değerlendirmek lazım. yine de bir kadın olarak okurken çok fazla gelmemesi için ara vermem ve kendimi toplamam gerekti. sanki üst üste öldürülmekte olan benmişim gibi hissettim. bana bazı kitaplarda edebi değer aranması garip geliyor. daha çok bir manifesto gibi okumak daha doğru olur çünkü yazarın oluşturduğu kurgu tamamen anlatmak istediğini örneklemek için yazılmış. kendisinin de dediği gibi bu kitap bir çığlık şeklinde yazılmış. her şeyiyle çok iyi kurgulanmış bir kitap, hele son 2 yazı *chefs kiss* 10 numara 5 yıldız.
Kitapla ilgili sevdiğim tek şey yazarın anlatım tarzıydı bu nedenle iki yıldız verdim. Ancak içeriğe gelince oldukça dehşete düşüren bir kitap olduğunu söylemeliyim. İçerisinde yer alan hikayelerin çoğuna maalesef haberlerden aşinayız. Yazarımız farklı bir yaklaşım yaparak olayları bize zanlılar tarafından anlatmış. Her satırı zanlıları haklı çıkarmaya ve olayları bir sebebe bağlamaya çalışan sözlerler dolu. Sanırım bu nedenle de yazarımız son bir söz yazarak kitabın asıl amacını anlatma gereği duymuş? Kaş yapayım derken göz çıkarmak bu olsa gerek...
Hatice Meryem'i severdim, ancak, edebî yaratıcılığı bir fecaatmiş. Bazı kısımları ortaokul öğrencisi yazmış gibi. Sondaki kitabı neden yazdığına dair kısım fena değil, o da zaten kurgu değil. Cinayetlere katil erkekler perspektifinden bakması güzel fikir bence; ama keşke daha incelikli bir dili olabilseymiş.
Katillere, tecavüzcülere kısacası eril tahakkümle edilen gasplara öyküler yazmak yeni bir şey değil. Tahakkümün kendisi zaten bunu yapabiliyor. Bu yeni bir şey değil ama bunu feminizme yedirmeye çalışmak Hatice Hanım'ın yeni bir şey bulduğunu sanmasına sebep olmuş sanırım.
Gün gelecek, biz kadınların öyküsünü okuyacaksınız. Erk sahiplerininkini değil.
Hatice Meryem 'le ilişkim dalgalı. Bilemiyorum. Kafam karışık. Hislerim ve düşüncelerimle ilgili net olamıyorum. Son bölüm kendini iyi açıklamış diyecek oluyorum ama orada da öfkesinden yanlış sözler savurmuş birini görüyorum... Hikayeler iyi mi emin olamıyorum... Fazla ajite geliyor ama öyle desem de sanki dünya görüşümle çelişirim gibi... Bilemedim bu kitabı... Belki benim için zamanı doğru seçilmemişti.
isminden çok etkilenerek okumak istedim. yazarın bundan hemen önce okuduğum tek kitabı sinek kadar kocam olsun başımda bulunsun'du. açıkçası bu kitabı ondan daha çok sevdim. özellikle yazarın son sayfalardaki itirafları ve bu kitabı neden yazdığına dair açıklaması beni kitabın tamamından daha çok etkiledi. erkeklerin kafasının içinden bir kadını nasıl öldürmeye karar verdiklerini ve bu eylemi yaparken nasıl "soğukkanlı" kalabildiğini çoğu ne yazık ki gerçekten esinlenilmiş kurgusal yazılarda okumak beni çok üzdü ve ürküttü. bir insan öldürmek ve bir kadın öldürmek arasındaki farkı bence etkili bir şekilde işlemiş. dili sinek kadar kocam olsun başımda bulunsun'dan daha güzel ve temiz. okuma kalitemi bozmadı. bu şekilde kıyaslama yapınca dilinin daha kaliteli olduğunu fark ediyorum açıkçası. herkese önermem ama feminist okuma yapmak isteyenler için güzel bir tercih olabilir. özellikle -yine- kitabın sonunda "bir kadın öldürecek erkeğe tavsiyeler" isimli satir gerçekten çok başarılıydı bence. kitabın her sayfasının çok özenle kurgulanmış olduğunu söylemesem de hem sondaki satirin kalitesi hem de kitapta her yaş grubundan erkeğe ve kadına yer verilmiş olması kitabı başarılı ve değerli kılıyor diye düşünüyorum.
" Kitabın erkekleri rahatlıkla cinayete sevk eden sebeplerin akıl almazlığını vurgulamak istemesini anlıyorum, fakat bu amaca binaen bütün öykülerin cinayete giden sürecin ve cinayet anının anlatımı ile sınırlı kalması teknik anlamda bir tekdüzeliğe sebep olduğu gibi (aynı anlatı şablonunun farklı sosyo-psikolojik durumlara uygulanması), girişilen analizi derinleştirme babında da bir fırsatın tepilmesiyle sonuçlanmış gibi görünüyor."
Kadın cinayetlerine dikkat çekmek amaçlı yazılan bu kitabı okurken cidden çok rahatsız oldum ki bence yazar da bunu istemiş. Çünkü yazarımız, kendini katilin tarafından düşünmeye zorlamış ve ilginç nedenlerle işlenen kadın cinayetlerinden oluşan birkaç öykü yazmış. Anlatım tekniği güçlü, bir yandan da hikayelerde şaşırtması; acaba bu sefer ne çıkacak diye gerilirken okuduğum bir kitap oldu. Sonunda neden yazdığını da Türkiye'de yaşayan bir kadın olarak çok güzel ifade ediyor. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ama çok beğendim.
çok beklentilerle alıp 4. hikayeden sonrası okumadığım ama okumuş gibi yapacağım bir kitap. çünkü yani cidden bir(1) arkimin de dediği gibi 2019 yılında böyle bi kitap yazmaya gerek var mıydı? sanmıyorum. iki yıldız verdim çünkü ben iyi bir insanım
Bir Kadını Öldürmeye Nereden Başlamalı/ Hatice Meryem
Psikolojik öldürme yöntemleri:
Eve kapama, göz hapsine alma, tahakküm kurma Yokmuş gibi davranma Ona değersiz olduğunu hissettirme. Mesala unutkanlığını abartın, sakarlığıyla alay edin eşin dostun içinde Ona bir hiç olduğunu sık sık hatırlatın Iki ileri bir geri adım atın. Onu sersemletin Sistematik olarak onu orospulukla suçlayın. Intihara sürükleyin. Geçmişte yaptığı bir hatayı defalarca yüzüne vurmaktan çekinmeyin Annesi veya kız kardeşleri hakkındaki şüphelerinizi zaman zaman dile getirin Mümkünse hızla doğurtun Kalabalık şehirde yaşanmaz deyip ıssız yerlere götürün. Toplumdan izole etmek iyi ve yaygın bir öldürme metodudur Onu iyi anne olmamakla suçlayın. Sütü az geldiği için, şişmanladığı için, çocuk hasta olduğu için suçlayın, Arkadaşlarını küçümseyin Onu öldürdükten sonra oturun ağlayın.
Sonuna kadar dinlemeli... Bu kitap erkeklerin kadın cinayetlerini her türlü alet edavat ve her türlü sebep ile öldürdüğünün bir kanıtı olsun diye onların kafasında hikaye nasıl gelişiyor görülsün diye yazılmış. Yazar temelde bunun tek başına Zihin Avcısı’ndaki seri katillerin incelendiği gibi bir konu olarak incelenmesi gerektiğini savunuyor. Çünkü Türkiye’de 1 yılda öldürülen kadın sayısı terörden ölenlerin sayısından fazla...
Okurken psikolojik olarak zorlandım, kadınların başına gelenleri, her an yaşamamız "mümkün" halleri anlatışı sert geldi. Ortadaki "erkeklik sorununu" üzerinde durmuş yazar. Her bireyin okuması gerekli, yazarın edebi anlamda aman aman çaba sarf etmediğini de belirtmek gerek.
baya rahatsız edici bence. rahatsız edebildiği için de alkışı hak ediyor. yorumlarda mağdur suçlayıcı, saldırganla empati yapan bir yönü var gibi şeyler gördüm. bana hiç öyle gelmedi, aksine gibi ironik bir anlatım olduğunu düşünüyorum. Bu da epey huzursuz ediyor doğrusu, başarılı anlamda yani. son bölüme bayılmadım, lüzumsuz bence. bir de
This entire review has been hidden because of spoilers.
Kaç yıldız vermeliyim diye uzunca düşündüm açıkçası..ya da birilerine önermeli miyim önermemeli miyim. Adından da anlaşılacağı üzerine son derece tartışmalı son derece vurucu bir kitap bu. Okurken sizi katilin yerine koyarak anlatıyor hikayeleri. Başlarda yazma amacına dair epey bocalasam da bitirmeye zorladım kendimi. Yazarın sondaki açıklamasını değerli bulmamın yanı sıra biraz da bölük pörçük buldum açıkçası. Kendini bu şekilde mi anlatmalıydı emin değilim. Çünkü konu bakımından kimin eline geçtiğine göre her tarafa çekilebilecek bir kitap olduğunu düşünmekle birlikte türk edebiyatında cesur bir hamle olduğunu da düşünmekteyim. Yine de tavsiyem midir, pek sanmıyorum. bunları konuşmak ve yazmak zorunda olmadığımız bir dünyaya diyelim...
Kadın cinayetleri... Ülkemizin ve tüm dünyanın hiçbir zaman çözüme kavuşturamadığı yegane sorun ve bu kitabın da konusu... Kitap, katil bir koca, abi, baba, tanımadığımız ama üstümüzde hak iddia eden milyonlarca vahşi ve hasta zihniyetli erkeğin kafasından yazılmış. Öldürmeye mecbur oluşlarını nasıl mantıklı(!) kılıflara sokmaya çalıştıklarını, nasıl yüce ve öldürmeye hazır olduklarını, karşılarında nasıl saygıyla eğilip(!) onlara itaat etmemiz gerektiğini bize bir bir anlatmışlar. Yazar da kitabını farkındalık yaratmak için yazmış. Neden morgların en yakınları ya da reddettikleri erkekler tarafından öldürülen kadınlarla dolu olduğunu sormak için yazmış.
Bu öyküleri empatik bulanların okuduğunu anlama problemi olduğunu düşünüyorum. Bu konuda tarafsız olmadığım için söz hakkı doğduğunu düşünüyorum, bu bir meşrulaştırma çabası değil, aksine tam da olması gereken şekilde faillerin aslında güvendiğimiz, bildiğimiz insanlar olması gerçeğini Türkiye'nin hassas koşullarında cesurca dile getirmesinin tad kaçırıcılığı ve huzursuz ediciliği. Mindhunter izlerken okey ama Hatice Meryem okurken mi, katillerin içsel motivasyonu sizi rahatsız etti.
rahatsız edici olan konu muydu yoksa yazarın basitleştiren dili miydi bilmiyorum ama okuması ağır, mide bulandırıcı bir kitap. belki ben bu kitapta hikayeleştirilerek anlatılan gerekçeleri kaldıracak mideye sahip değilimdir belki de böyle anlatılması gerekiyordur bilmiyorum. tavsiye kısmı aşırı rahatsız ediciydi. hiçbir kitaptan bu kadar tetiklendiğimi alıp duvara çarpmak istediğimi hatırlamıyorum. bitti iyi ki bitti.