Rumeli'den Anadolu'ya göç eden bir ailenin hikayesi.
" Bu bereketli topraklarda hep iyi bakıldı bana. Sen gelmeden önce de vardım, sen gidince de olacağım, kocamış gövdemde uzun bir hikaye saklı... Yeşil sıvımla seni zengin ederim, meyvemle yedi sülaleni beslerim. Bana itina etmelerini öğütlersen çocuklarına, nesiller boyu korurum aileni. Yeter ki barış olsun, insanlar beni terk etmek zorunda bırakılmasın, şaşarsın cömertliğime."
Zeytinin cömertliğiyle hayatlarına yeniden yön vermek durumunda kalan bir ailenin, bir gün umarım bir senaryo ile sinemaya da yansıtılır diye düşündüğüm serüveni.
Cumhuriyetin ilk yıllarında başlayan öykü, halkın içinden geçtiği çalkantılı dönemin aile üzerindeki yansımalarını, değişen Türkiye'nin sancılarını, aile içinde yetişen yeni nesil ile eski kuşak arasındaki çatışmalara rağmen görüşlere saygıyı su gibi akan bir dille anlatıyor. Karakterlerin her biri kendine münhasır, çarpıcı. İçinde bir sır barındıran hikaye içinde hikaye anlatan bir roman.
2019 Yunus Nadi Edebiyat Ödülü'nün sahibi, gazeteci Zeynep Göğüş'ün ilk romanı ödülü hakeden bir eser.