İlk baskısı 2018 yılında yapılmış. Elimdeki Kasım 2021’de yapılmış 14. baskı. Genel olarak öğretmenin önemini, nasıl iyi ve kötü bir öğretmen olunacağını anlatan bir kitap. Bitirdiğinizde Cüceloğlu’nun tertipli anlatımı, akıcı dili ve eklediği mektuplarla kafanızda net resimler oluşuyor. Genellikle sınıf öğretmenleri anlatılmış. Korku Kültürü’nde yetişen bir insanın iyi bir öğretmen olamayacağı şeklinde tespitine tam katılamadım. İnsan içine girdiği ortam ve etrafındaki insanlardan da etkilenebilir yani Korku Kültürü’nde de yetişse sınıfta farklı olabilir. Cüceloğlu’nun diğer kitaplarını okuyanlar için bazı kavram ve anlatılar tekrar olacaktır. Öğretmenler kadar eğitim sistemiyle ilgilenen herkesin faydalanabileceği bir kitap.
“Güven içinde olmanın iki yolu vardır: Birincisi; güçlü olmak, böylece karşıdaki kişinin davranışını sürekli denetleyebilmek. İkincisi; karşıdakine güvenmek. Güvenin kaynağı paylaşıla in değerlerdir.” (13)
“Öğretmenin yaşam öyküsü Denetim Odaklı Korku Kültürü içinde oluşmuşsa, otoriteye yaranma ve kendinden aşağıdakileri denetleme tavrı doğal olarak baskın olacaktır. Öğretmenin yaşam öyküsü Gelişim Odaklı Değerler Kültürü’nde oluşmuşsa, öğretmenin gücünün kaynağını şu değerler oluşturacaktır: saygı, sevgi, hakkaniyet, hâlden anlama-empati, sorumluluk, işbirliği, dürüstlük.” (17)
“1. Etki alanım içine giren, benim yapabileceğim şeylerin farkında mıyım?
2. Yapabileceklerim arasında anlamlı olanlar hangileri?
3. Anlamlı olanlar arasında önemli olanlar hangileri?
4. Önemli olanlar arasında en etkili olanlar hangileri?
5. Etkili seçenekler içinde başlaması ve sonuç alması en verimli ve kolay olan hangisi?” (29)
“Öğrenci sınıftaki çocukların sosyal kimliğidir; o kimliğin altında çocuk ya da genç yaşta insan vardır. Ve insan, öğrenci kimliğini aşan ve kapsayan bir varoluşa sahiptir.” (33)
“İnsanın niyeti, onun neyi algılayacağını belirler.” (41)
“Aklın gereksinmeleri vardır; insanlar gereksinmeleriyle doğarlar: merak etmek, kurcalamak, araştırmak, sorgulamak, belirsizi belirgin hâle getirmek gibi. İnsanlar duygusal, gönül gereksinmeleriyle de doğarlar: önem verdiği birinin gözünde var olmak, kabul edilmek, değerli görülmek, güvenilmek, sevmek ve sevilmek, hem birey olarak saygı görmek hem de kendini aynı ekipten görmek gibi.” (43)
“Henüz niyetini keşfedememiş birinin sürekli şikâyet ettiği durumlarda, niyetinin saflığına ulaşmış öğretmen şükür duygusu ile dopdoludur.” (44)
“Denetim Odaklı Korku Kültürü içinde otorite, kişinin makamıyla, yani sosyal kimlikle; Gelişim Odaklı Değerler Kültürü içinde ise otorite, bilgi, beceri, deneyim ve karakteriyle, yani liyakatiyle tanımlanır.” (46)
“Ne sorusu öğretmenin sınıfta öğreteceği içeriği belirler. Nasıl sorusu öğretmenin sınıftaki öğretim tarzını belirler. Niçin sorusu eğitim felsefesiyle, öğretmenin niyetiyle ilgilidir.” (48)
“İnsanların en etkili öğrenmesinin ceza ve ödül ile değil, etkileşim içinde anlama ile oluştuğunu artık bilimsel olarak biliyoruz.” (54)
“… Korku Kültürü içinde yetiştirilmiş biri, ne yazık ki, kendine saygılı biri olarak büyüyemiyor.” (56)
“Ayıplama, utandırma, azarlama ve korkutmayla yetiştirilenlerin iç çocuğu kendini değersiz, güvenilmez, sevilmeye layık olmayan, ötekileştirilmiş biri olarak görür. Elinde olmadan herkese, her şeye ve hayata öfkelidir. Bu kişi maskeli, sahte, yapmacık, haset dolu, her şeyi eleştiren biri olarak hayatını sürdürecektir. İç çocuğu utanca boğulmuş kişinin sevgisi koşulludur; duygularını inkâr eder ve saklar. Ya saldırgan ya da pasif davranır.” (57)
“… Kendisinden güçlü, çekindiği biriyle etkileşim içinde olan ve sevilmediğini hisseden çocuğun hipotalamusu alarm durumuna geçip tehlike işaretleri veriyor. Bu durum, kortizol hormonu salgılanmasına yol açıyor. Kortizol hormonu tüm sistemi savunma hâline sokuyor. Savunma hâline gelen organizmada stres oluşuyor ve kaçmaya ya da saldırma hazırlığına giriyor.” (66)
“Babanın erkek çocuğunu muhallebi çocuğu olarak yetiştirmeme tavrıyla annenin, çocuğunun sağlıklı bir insan olarak gelişmesine odaklanması önemli bir konudur.” (68)
“Yaşam bir ekip işidir. … Yaşam, ilişkiler içinde oluşur ve gelişir.” (78)
“Emek ve zamanının YÜZ kalıplamaya mı harcıyor, CAN geliştirmeye mi?” (78)
“Çocukların potansiyeli CAN’da gizli olarak vardır.” (78)
“Türk eğitim sistemiyle ilgilenen herkesin okumasında yarar gördüğüm bir kitap: Eğitimde Finlandiya Modeli.” (79)
“… öğretmen iyi bir insandan daha fazlası olmak durumunda.” (84)
“… öğretmen tanıklığı ile öğrencisinin özünü ya zayıflatıp cılız ve güçsüz bırakır ya da besleyip güçlendirerek geliştirir.” (86)
“Değer veren, hâlden anlar. Hâlden anlayanla gönül bağı kurulur. Gönül bağı kurduğunu seversin ve ondan öğrenmeye açık hâle gelirsin. İşte öğretmenin gücünün sırrı.” (94)
“Çocuk, öğrenme hevesiyle doğar. Öğrenme süreci içine giren herkes gibi çocuk da öğrenirken hata yapar. … Hata yapmak doğaldır;…” (97)
“Çocuk sürekli olarak bir önceki hâliyle, yani kendisiyle yarışma hâlindedir; bir başkasıyla değil. Yola böyle başlar.” (97)
“Kendisiyle yarış hâlinde olmasını önemsemeyen ve onu sürekli diğer çocuklarla kıyaslayan bir aile ortamında büyüyen bir çocuk, daha küçükken kendini diğerleriyle kıyaslayarak ne kadar başarılı olduğuna karar vermeye başlar. Bu yolla şöyle bir kanı çocuğun içine yerleşir: “Başarılı olup olmadığım konusunda ben karar veremem, beni diğerleriyle kıyaslayan annem babam karar verir.” (98)
“… Benimle birlikte sınıfta değerli olduklarını hissettiler ve diğerlerine de hissettirdiler. Bu tür öğretmenlerin çoğunlukta olduğu bir toplumda terör olmaz. Ötekileştirme olmaz. BİZ’im temelinde değerler vardır: saygı, hâlden anlama, iş birliği, sorumluluk duygusu ve dürüstlük.” (107)
“Evde anası babası, sınıfta öğretmeni tarafından dinlenilmeyen çocuk, zihinsel ve duygusal olarak gelişemez. Çocuklarla ilişki içindeyken en güçlü etkileşim ânı, onların dinlenildiği andır.” (109)
“Gelişmiş insanın en temel özelliği, bilinçli seçimleriyle kendisi için anlamlı bir gelecek inşa edebilme çabası içinde olmasıdır. Kendisi için anlamlı bir gelecek inşa etme çabasının temelinde bireyin kendi değerleriyle uyum içinde seçimler yapması bulunur.” (125)
“Değerler insanın yaşamının büyük resim içinde anlamlı olabilmesi için neyin “iyi”, hangi davranışın “doğru” ve hangi ilişkinin “adil” olduğunu ifade eden inançlardır. Şimdi-burada bilinciyle yapılan seçimler, değerlerin yaşandığı anlardır.” (128)
“… bireyin, ailenin, toplumun yaşadığı ve yaşattığı değerler.” (130)
“Kıyaslamanın hiçbir eğitici tarafı yoktur. İnsan ancak kendisiyle kıyaslanmalıdır; diğer tüm kıyaslamalar zehirleyicidir.” (132)
“Eğitim insanın içini doldurmalı, boşaltmamalı! İçinde koca bir boşluk olan insanın hayatı anlamlı, coşkulu ve güçlü olamaz.” (135)
“Sigara içenlerin sayısı artıyor, yaşları küçülüyor. Öyle anlaşılıyor ki toplumun, sağlığı bir değer olarak yaşatmasında yetersizlikler var. Eksikler, hastalık istatistikleri olarak karşımıza çıkıyor.” (146)
“İnsan kızınca küfretme olasılığı artar, ama her insan kızınca otomatik olarak küfretmez. Küfretme ya da küfretmeme bir seçimdir ve bazı insanlar kızınca küfretme yerine sessiz kalıp “Beni kızdıran söz, olay veya tavır neden beni kızdırıyor? sorusunu sorabilir.
… Geçmişin deneyimlerinden elde ettiği alışkanlıkları otomatik olarak şimdi-burada yapacak mı, yoksa düşünüp taşınıp bilinçli olarak bir seçim mi yapacak? Küfrettiği zaman küfrünü yönelttiği kişi ile ilişkisi belirli bir yönde gelişecek, küfretmeyip sessiz kaldığı zaman başka bir yönde gelişecektir. Peki, şimdi-burada seçimini yaparken ne türden bir gelecek istediğinin farkında mıdır? Duygusal zekâ burada devreye giriyor ve her alandaki başarının temelinde bulunuyor.” (149)
“… onları ait oldukları geleceğe taşıma yolunda…” (152)
“Unutmayalım ki bilginin kaynağı geçmiş, coşkunun kaynağı gelecektir. Öğrencisinin coşkusunu ayakta tutmak isteyen öğretmen, onun gönlünün muradını keşfetmesine yardımcı olur.” (152)
“Güven konusunun altında gerçeğe saygı, hakkaniyet ve dürüstlüğü kök değerler olarak gördüğünü ifade etmek isterim.” (154)!
“İç disiplin, özdenetim, kişinin kendine tanıklığının önemli olduğu bir yaşam anlayışı içinde gelişir. Bu yaşam anlayışı bireyin değerli olduğu, bir’in değerinin yaşandığ�� aile ve sınıf ortamlarında gelişir.” (160)
“Öğretmen geliştiren, usta bir öğretmen de olsa; ehliyetsiz, beceriksiz biri de olsa, içinde yer aldığı ilişkiler matrisinden dolayı güçlü biridir.” (165-166)
“Öğretmen konuyla ilgili ne, niçin ve nasıl sorularının cevabını, öğrencinin gözünden, öğrencinin yaşam deneyimleri çerçevesinde anlatırsa o ders zevkli geçer ve öğrencinin ilgisini çeker. Öğrencinin yaşam öyküsü içinde anlam bulan bilgi, öğrencinin ilgisini çeker ve öğrenciyi geliştirir.” (171)
“Kanımca anne babaların en önemli hedefi, kendine tanıklığını önemseyen çocuklar yetiştirmek olmalıdır. Yine kanımca eğitim sisteminin ve öğretmenlerin temel hedefi, öğrencilerinin kendine tanıklıklarının önemini keşfetmelerini sağlamak olmalıdır. Kendi yaşamının en önemli tanığı olduğunu ve değerlerini keşfetmiş bir insan, iyi, doğru ve adili bilmeye ve yapmaya özen gösteren bir vatandaş olur.” (174)
“Yeniden söylemek istiyorum: Tüm eğitim sisteminin varoluş amacı, öğretmeni ustalaştırmak ve usta öğretmene hizmet etmek olmalıdır. Eğitim sistemi öğretmen, öğretmen de öğrenci için vardır.” (187)