Yıllar önce artık rutin haline gelmiş kitap alışverişlerimden birini yaparken karşıma çıktı Manken. Nasıl olsa bir gün mutlaka okurum deyip aldım, kitaplığıma yerleştirdim kitabı. Aradan yıllar geçti, o gün nihayet geldi ve kitabı kitaplığımdaki yerinden alıp okumaya başladım. Kitap biraz elimde süründü doğru, benimle oraya buraya gitti, iki gün okuduysam beş gün okumadım, karakterleri, olayları oturtana kadar sayfaların arasında dönüp durdum, en sonunda haydi artık bitsin de gidelim modunda okudum kitabı. Okuması zor, dili ağır değil ama tuhaf, karakterleri çok değil ama karışık, olayları bitmek bilmeyen türden değil ama sonuçsuz, kısacası acayip bir kitaptı Manken. Tamam şimdi ne olacak, bir okuyayım da bakayım diyordunuz ama hiçbir şey olmuyordu. Kapitalizm, güzellik standartları, tüketim toplumu, ruh sağlığı bozuk insanlar gibi pek çok kez işlenmiş konuları ele alan yazar sürükleyici ve farklı bir kitap yazayım diye düşünmüş belli ki fakat üzgünüm soğuk ve anlamsız bir kitap olmuş.
Her neyse, sonuç da yazana da yazılana da saygı duyuyor, kitap okuma yolculuğunun hayat boyu sürecek bir yol olduğunu ve bu yolda bazen böyle duraklarda da durulduğunu bildiğimden kitap ilgili yorumumu burada sonlandırıyor, bu kitabı okuyacak olanlara sabır diliyorum.