Nicolea Jorga Romanya'nın gelmiş geçmiş en büyük tarihçisi sayıldığı gibi, eserleri çeşitli dillerde, Almanya, Fransa İtalya ve ABD'de defalarca basılmış, dünyaca tanınmış bir tarihçidir. Almanca beş ciltlik Osmanlı İmparatorluğu Tarihi (1300-1912), daha önce yazılmış belli başlı genel Osmanlı tarihleri (J. von Hammer ve J.W. Zinkeisen) yanında yeni ve kapsamlı bir yaklaşımı temsil eder. Herşeyden önce Jorga'nın Osmanlı tarihi, önyargılardan oldukça kurtulmuş, belgelerin tanıklığına öncelik veren ciddi bir tarihçinin eseridir. Jorga'ya göre Osmanlı tarihi, "dünya tarihinin parlak bir bölümü"nü temsil eder. Jorga'nın şimdiye dek kullanılmamış kaynaklara dayanan Osmanlı tarihinin orijinalliği, Türkiye'de erkenden takdir edilmiş, ancak Türkçe'ye çevrilmesi gecikmiştir. Soruları ortaya oyan, yaratıcı bir tarihçi olarak Jorga'nın özelliğini en iyi Gh. Bratianu şu sözlerle ifade etmiştir: "Jorga'nın yazdığı her satır bir fikir tohumu taşır; araştırılacak problemler ortaya atar ve okuyanda ilgi uyandırır; bunlar olmadan hiçbir tarih eseri canlı bir bilim dalı olamaz, ölü bir söz olarak kalır".
“Kahvaltıda yürek yemedim ama kendimi bunu okurken buldum.” Diye ilk status’u atıp bir anda başladığım bir serüvenin sonunu gördüm. Serüven, çünkü bildiğiniz İKİ BİN ÜÇ YÜZ ELLİ ALTI SAYFAlık kitap okudum. Daha ne olsun.
Kitaba aslında mart sonlarında başlamıştım, mayısın sonlarına kadarda ısrarlı bir şekilde okuyordum. Sınava son bir ay kala ise elime hiç alamadığım için TBR listeme geri çekmiştim. Sınav bittikten sonra da zaten hızlı bir şekilde okumaya geri döndüm. Ara vermeden önce kitabın %30’unu ancak okumuşum çünkü o zamanlar kitabı okumaktan çok, kitabın beni içene düşürdüğü merak çukurunun içinde debelenip durdum. Gerçekten, çıldırmak üzereydim; gün aşırı yeni bir okuma konusu, bir sürü kitap bulmak... Ara verdikten sonra devam ettiğimde yani bu ay okuduğum kısımda bunu yapmadım. Sorun bunun beni yavaşlatması falan kesinlikle değildi. Sorun kitabın konuları sadece üstünkörü işleyip geçmesi, beni farklı kaynaklar aramak zorunda bırakmasıydı.
Kitaptan beni tatmin etmesine dair ümidimi yitirerek okudum, bitirdim. Aslında üstünkörü işlediği kısım Osmanlı tarihiydi. Çünkü yazar Boğdan olsun Eflak olsun Avrupa’nın diğer ülkelerinin olsun her şeyini anlatıyor da anlatıyor. Kitabı okuma nedenim baştan sona, ayrıntılı bir Osmanlı Devleti okumaktı. Kitabın aslında Osmanlı Devleti zamanında Avrupa’nın durumunu anlatmak gibi bir vasfı olduğunu hiç bilmiyordum. Tatmin olamadım.
Bir dahakine bu kadar kalın bir kitaba başlayacağım zaman daha ayrıntılı araştıracağım. Bu kadar oku oku oku ama sonuç? Hüsrana yakın bir şey. Harcadığım vakit toptan çöpe gitmiş olmasa da hayal kırıklığı bâki.