"Annemden hiç bahsetmedim. Mercek altına almadığım tek kişi o.
Peki neden şimdi? Çünkü yaşlandım. Gangsterler son vurgunlarının ardından daima annelerine sığınırlar." Sf:9
"Benim için bir çocuğun başına gelebilecek en kötü şey, annesini kaybetmekti. Babası o kadar mühim değildi." Sf:44
"Annem Saint-Joseph Enstitüsü'ne telefonla haber verdi. Fournierlerin çocukları bugün okula gelemeyecek, babaları aniden beyin kanamasından öldü.
Annem ahizeyi yerine koyarken, telefonda ders zilinin çalışını duyduğumu hatırlıyorum.
Keyfimiz yerindeydi, bir gün izinliydik." Sf:77
"Bir gece ışık yüzünden apar topar uyandım. Annem mantosunu giymiş, başucumda duruyordu.
Bana vedaya gelmiş, görüşürüz demeye değil.
Anlayamıyordum, tam olarak uyanamamıştım.
Annem bana artık sonun geldiğini anlattı. Ölmeye gidiyordu. Annemin bir haftadır beyninde bir tümör olduğundan bahsettiğini o zaman hatırladım. Ne cevap vereceğimi bilemiyordum, teselli edecek bir söz bulamıyordum. Sonunda sordum: 'Neden burada ölmüyorsun anne?'
O zaman şöyle nazik bir cevap verdi: 'Hayır, başka bir yerde ölmeyi tercih ederim, sizi rahatsız etmek istemiyorum...'
Sesleri duyan cici anne sabahlığıyla geldi. Kızının üstünde manto olduğunu fark etti, onu tekrar yatmaya ikna etti, 'Acelesi yok, daha sonra ölürsün, bu arada onun da uyuması lazım, yarın okulu var.'
Biraz bocalayan annem odasına döndü. Ben anında yeniden uykuya daldım.
Güzel rüyalar görmeye çalıştım." Sf:87
"Benim adıma fedakarlık yapılmasından bıktım usandım, daha önce İsa yapmıştı bunu. Bizim günahlarımızı üstlenmek için. İsa'dan hiçbir şey istememiştik ki biz. Günahlarımızı üstlenmek istediyse, bu onun bileceği iş." Sf:92
"Bizim evin karşısındaki valiliğin eski bahçe duvarı duruyor, babamızın arabasından çıkamayıp pek çok geceyi üstünde horlayarak geçirdiği bir duvar.
Annem suskundu. Hayatının en zor on yılını burada yaşamıştı, babamın son on yılını.
Arabayı park ettim, evi yakından görmek için çıktım. Annem inmek istemedi, arabada kaldı, dalgındı.
Yeterince görmüştü." Sf:131
"Annem seksen yaşında, artık korkmuyor, her halükarda korkunun sözünü etmiyor.
Kırk yıl önce tetanos olmaktan, beynindeki tümörlerden, veremden, her nevi hayali hastalıktan huzursuz olurdu. Şimdi haklı olarak endişelenmesi gerekirken endişelenmiyor. Kalça ameliyatı olacak.
Oraya tek başına gitti. Küçük bir asker gibi. Tıpkı suni deriden valiziyle doğum yapmaya gidişi gibi.
Babam onunla beraber gitmemişti. Bu defa iyi bir mazereti vardı, ölmüştü." Sf:135
"Kız kardeşimin kocası bana haber verdiğinde, annemin acı çekip çekmediğini sordum.
Acı çekmemiş.
Acı çekecek olan bizlerdik." Sf:143