Tekneleri ve yıldızları memleketi olarak görenler, ıssız yerlerde kendisi için evren olanlar, beklentisiz ve vaatsiz sevenler, yargılamadan-yadırgamadan dinleyenler, “Seni seviyorum”a karşılık “Ben de seni” demek istemeyip alternatif “Ben de seni”ler üretenler...
Ozan Önen, 17 Şubat 1984’te doğmuştur. Aydın Fen Lisesi’nden mezun olduktan sonra lisans eğitimini Ankara’da, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde sürdürmüştür. ODTÜ Felsefe Bölümü üçüncü sınıf öğrencisiyken Ankara’yı terk etmiştir. İstanbul’da dört yıl yaşayan yazar, Boğaziçi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ndeki Osmanlıca derslerine özel izinle iki dönem boyunca dinleyici olarak katılmıştır. Koç Üniversitesi ve Harvard Üniversitesi iş birliğiyle Ayvalık Cunda Adası’ndaki faâliyetlerini sürdürmekte olan Harvard-Koç Intensive Summer School of Ottoman and Turkish in Turkey isimli okula Ottoman Studies Foundation ve Turkish Cultural Foundation bursuyla kabul edilmiştir: Dünyada “yoğunlaştırılmış Osmanlıca eğitimi veren tek okul” olarak tanınan “Cunda’daki Harvard”ta, Osmanlı Türkçesi metinlerini ve orijinal arşiv belgelerini hem matbû hem de dîvânî, siyâkat ve rik’a gibi üslûplarda okuma ve çevirme konusundaki yeterliliğe dayalı dil eğitimini tamamlamıştır. Aynı okulda, Yunanca alfabeyle yazılan ve Kapadokya Rumlarının Osmanlıcası olarak da tanınan Karamanlıca metinler okumaya ve yazmaya dayalı “paleografik” beceri geliştirmiştir. Osmanlıca ve öz Türkçe arasındaki farklara ve dolayısıyla Farsça ve Arapça unsurlara hâkim olabilmek adına aynı okulda Farsça ve Arapça destek dersleri almıştır. İstanbul Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü’nde lisans öğrencisi olarak devam ettirdiği üniversite hayatını bu kez de İstanbul’da yaşamaktan vazgeçtiği için sürdürmeyerek İstanbul’u terk etmiştir. Ozan Önen, yasal olarak ODTÜ Felsefe Bölümü’ne devam etme hakkı hâlen mevcut olsa da “otodidaktizm”e uygun yaşamakta ve hayatını 2015’ten bu yana Marmaris Bozburun Yarımadası’nın Selimiye, Bozburun ve Söğüt (Saranda) gibi kıyı köylerinde sürdürmektedir. Haftalık mizah dergisi LeMan’da yayımlanan bir yazı, Ozan Önen’in ulusal çaptaki yayınlarda yer alan ilk yazısıdır. Yazarın ilk öyküsü KülÖykü’de, ulusal çapta gerçekleştirdiği ilk röportajsa Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki’nde yayımlanmıştır. Ozan Önen, 2004 yılında ODTÜ Genç Yazarlar Topluluğu’nu kurmuş ve bu topluluğun başkanlığını üç yıl sürdürmüştür. Barbarların Turnusolu isimli bir fanzin yayımlamıştır. ELLE isimli aylık moda dergisinin Türkiye edisyonunda felsefe, edebiyat ve seyâhat yazıları kaleme almıştır. LeMan dergi grubuna bağlı aylık mizah ve hiciv dergisi L-Manyak’taki köşe yazarlığının ardından, 2015 yılından îtibâren her hafta, bağımsız mizah ve hiciv dergisi Penguen’de yazmıştır. Köşe yazarı olduğu Penguen’in yanı sıra OT başta olmak üzere çeşitli kültür, sanat ve edebiyat dergilerinde yazılarıyla yer almıştır. Yazarın edebiyat, felsefe, mitoloji, arkeoloji, sanat tarihi, sembolizm, eski Anadolu medeniyetleri, ekoloji, denizcilik, Ege kültürü, aile ve dostluk gibi temalar ekseninde ilerleyen “deneme” türündeki kitabı Babam Beni Şahdamarımdan Öptü, Temmuz 2017’de yayımlanmıştır. 2021 yaz mevsiminde yaşanan Büyük Marmaris Yangını sürmekteyken Kaplumbağa Kurtarma Timi isimli “gönüllü sivil toplum örgütü”nü kurarak bini aşkın kara kaplumbağasının yangın bölgelerinden güvenli alanlara tahliye edilmeleri için çalışan sanatçı, İstanbul merkezli Minoa Kitabevi tarafından yayımlanmakta olan Bir Minoa Gazetesi: Iskarta’da yazmaya devam etmektedir. Ozan Önen’in ilk kitabı Babam Beni Şahdamarımdan Öptü, “etik veganizm”e aykırı anlatı ögelerinden tamamen arındırılarak genişletilmiş, gözden geçirilmiş ve kitap haritalı yeni edisyonuyla 2025 Haziran ayından bu yana İnkılâp Kitabevi etiketiyle yayımlanmaktadır. Ozan Önen, yazdıkça Ege’nin dışındaki dünyayı gezer. Başıbozuktur.
Bir Egeli olarak daha da ruhuma dokunan, Akdeniz ışığını denizden kalbime sayfalar aşarak ulaştıran bu kitabı bitirdiğimde... edebiyat, mitoloji, anılar, ve kitaba adını veren yazının ağırlığı beraberce, kardeş olup koltukta yanıma oturdular. Usulca girdiler söze, bir gün o yazarla Ege sahillerinden birinde bir rakı masasında karşılaşırsan ona de ki: "İyi ki yazıyorsun, iyi ki tekneler ve yıldızlar memleketin, o memleketten cümlelerin döndü dolaştı, ulaştı yerine, yerime. Teşekkür ederim. Merhaba."
Kıymetli bir öğrencimin giderayak koltuğumun altına sıkıştırmasıyla, masamda uzun süredir beklettiğim bu kitabı ara ara deneme tadından başlıklara ayırarak sonlandırmış bulunuyorum.
Yazarı hiç tanımadığım için kitap ve kendisi hakkında uç cümleler kurmayacağım. Biraz Coğrafya Edebiyatı tadında olmuş. Çok güzel ara metinler ve çıkarımlar yapılabiliyor. Altı çizilebilecek yerlerin sayısı fazla gibi duruyor fakat kitabın geneli bu minvalde ilerlediği için bir süre sonra tekrara ve aynı hissiyata dönüşen yapılarla karşılaşıyorsunuz. Deneme turu sevenler için çok iyi okunabilecek bir kitap deyip sonlandırayım. Saygılar.
İçimi ısıtan, içimi umutla dolduran, Ege'nin ruhunu pek güzel yansıtan tüm hikayelerini keyifle okudum. Özellikle Babam Beni Şahdamarımdan Öptü ile de hıçkıra hıçkıra ağlatan bu güzel kitap için Ozan Önen'e teşekkürü bir borç bilirim.
Okuduğum bir çok kitaptan etkilendim, ama bu başka geldi. Bilmiyorum belki de yazar @ozanonen ile ortak payda da buluştuğum içinde olabilir. Kitaplarımı genelde toplu taşıma araçlarında okurum. Bu kitap ile de ani duygular arası geçiş yaşarken, yeri geldi gözlerimden yaşlar süzüldü, gizlemeye çalıştım yeri geldi kendimi tutamayacak kadar olan kahkahalarımı gizlemeye çalıştım. 😊 ben tavsiye üzerine okudum, başucu kitaplarım listesinde yerini aldı, sizlere de tavsiyemdir 👍
Öncelikle kitap tarih, mitoloji, sanat, edebiyat ve arkeoloji alanlarında bilgi ve alıntılar sunuyor,bir sürü şey öğrendim. Kendisinin bilgi birikimine de hayran kalınası. Aylardır ara ara açıp okuyorum çok samimi geldi bana tebessümle okudum hep..yalan hep değil son bölüme kadar ;) Kitabın bir çok yeri de post-itli şu an, kısaca çok sevdim.
Eveeet... @ozanonen #babambenisahdamarimdanoptu'de tüm bildiğini, bütün derdini kustuysa artık yalın bir roman yazabilir bence. 368 sayfalık kitapta 2000 sayfalık bilgi var. O nedenle "bir oturuşta okudum bitirdim kitabı" kesinlikle değil. Üslubunun ve anlatım tarzının alakası olmasa da, okurken bende Sunay Akın etkisi yarattı. Sunay Akın kitaplarını da öyle bir seferde okuyamam çünkü. Yavaş yavaş, sindire sindire. Bu kitaptan çok şey öğrendim, unuttuklarımı hatırladım. Al başucu kitabı yap, aklına takıldıkça oku oku rahatla. Öyle bir kitap yazmış. Redaksiyon hatası yok denecek kadar az, olan da sonraki baskılarda düzeltilmiş. Yazar çok tatlı, sosyal medya bildirimlerinize hemen cevap veriyor. Takip edebildiğim kadarıyla yaklaşık bir ayda 15. basıma ulaştı. Bu da Türkiye koşullarında ilk kitap için çok büyük bir başarı. Yolu açık olsun, kalemine/klavyesine zeval gelmesin. Kitabı bebemle ilgili muhtelif sağlık problemlerinden dolayı 500 günde okumam da benim eksiğim olsun artık. Totem yapmıştım, kitap bitince her şey geçecekti. Kitap bitti, bakalım totem tutacak mı? Bir de Ege'ye mi göçsek acaba? 😊P.S. 1) Bu kitabı anlayabilmenin yolu mor Afrika menekşesini bilmekten geçiyor. Afrika menekşesi önemli. 2) Anneler de çocuklarını öper, hem de kimsenin bilmediği yerlerinden. 😉4/5 #neokudum #neokumali #kitap #okuyanpenguen #okuyanana #readingpenguin #kitapeniyiarkadastir #readmore #bookstagram #instabook #instakitap #kitapyorumu
Bitmemesi için ilmek ilmek okuduğum kitap. Çok sevdiğim bir arkadaşım "denize karşı okunacak bir kitap" diye nitelemişti bu kitabı. Ben de şöyle niteliyorum "şayet mümkünse sadece rüzgârlı gecelerde okunacak bir kitap". Kitabı ise iki kelime ile özetleyeyim kendim için: Ünsiyet ve Nisyan. (Hatırlayış ve Unutuş)
Aslında çok güzeldi, yazıları, konuları, yazarın kalemini hepsini sevdim ama çok zor bitirdim kitabı. Köşe veya blog yazılarından toplanan kitapları okumakta çok zorlanıyorum genel olarak sanırım bu sebeple hakkıyla beğenemedim.
Bazı insanlar sürekli yazmalı çünkü bakıp göremediklerimizi aklımıza kazıyor kelimeleriyle.Ozan Önen bu yazarların başında olanlardan. İlk kitabında okudugunuz çoğu cümle o kadar zihninize iz bırakıyor ki, mutsuzca uyandırıdıgınızda , iskeleye çıplak ayakla bastıgınızda , mezarlıktan geçtiğinizde , bahar aylarına özlem duydugunuzda ve KuzeyEge den karşıya baktıgınızda “babam beni şah damarımdan öptü” kitabından bi alıntıyı hatırlayıp başka duygu ile o anın tadına varıyorsunuz. İyi kilerimin arasında bir kitap ve yazar ...
Babam Beni Şahdamarımdan Öptü, Ozan Önen’in ilk kitabı. Kendisi hakkında pek bir bilgim yok ama bana Ozan Önen kimdir diye sorsalar sanırım cevabım maviye ve felsefeye âşık birisi derim. Mitoloji de var tabi.
‘Çürümenin zirve yaptığı yerde, faşizmin doruklarda keyif çattığı zamandasın.’
İlk olarak biraz kitabın içeriği hakkında yazmak istiyorum. Kitap bölümlere ayrılmış ve bu bölümler birçok konuya değiniyor. Kimi zaman eleştiri, kimi zaman olumlu - olumsuz yorum, kimi zaman Ozan Önen’in anılarını, kimi zamanda felsefe ve mitoloji okuyoruz. Kitabın dili konuşma havasında yazılmış. Bu dil, kimi bölüme çok iyi yakışmışken bazı bölümlerde okumamı zorlaştırdı, o yüzden birçok bölümü okurken yorulduğumu söylemek durumundayım.
‘Yalnızlık ne çok kötülendi.’
Mitoloji alanına dair bilmiyorsanız çok fazla yabancı terim sizi karşılar. Bu felsefe için de geçerli. Ege kıyıların ilgilisi değilseniz okurken çok yabancı kalıyorsunuz. Açıkçası bu durum beni okurken biraz sıktı. Kitabın çoğu bölümü de Coğrafya Edebiyatı tadı vermiş. Tabi ki deniz, tarih, felsefe, mitoloji, Ege ve Akdeniz güzel de oraların duygusunu hissettirmek yerine çok coğrafik yazılmış.
‘Kafayı dış görünümle bozmuş bu devlet faşizminin orta yerinde, vicdanen ve ruhen hayatta kalabilmek içi gerekli olan can simidinin, edebiyata kalpten bağlı her okur gibi- kitap okumak olduğunu çok iyi biliyor.’
Okurken altını çizmek isteyeceğiniz veya mutlaka katıldığınız bölümler, satırlar mutlaka olacak ancak bir sürü sonra bu satırlar tekrara düşmüş. Kitabın yarısından sonra sıkılmaya başlamıştım, bu noktada şunu önermek istiyorum eğer kitabı başucu kitabı yapar her gün yatmadan önce azar azar tadımlık okursanız belki biraz daha iyi gider yani öyle umuyorum. Aşağıya kitabı okurken gerçekten sevdiğim bölümlerin listesini bırakacağım, umarım aynı satırlarda buluşuruz.
• Seni hala ‘O kişi’ Sanmaları • ‘Olsun’ Makamı • Anlamlı Ortalar • Bir Gece Yarısı Demlemeye Karar Verdiğin Çay • Sen Kimsin (Açık ara farkla en en sevdiğim) • Yerini Sevdi • Kendime Ait Bir Odadan Bildiriyorum (2. açık ara farkla en sevdiğim ) • Yan Menekşe, Yan • Çiçekli Bulut • Kek Yerken Ağlıyorum (3. açık ara farkla en sevdiğim) • Köpeklere Fısıldayan Adam • Kaplumbağa Devrimi • Bülbülü Öldürmek • Bir Avuç Deli • Hayret Çağı
Ozan Önen 1984 doğumlu genç sayılabilecek bir yazar. Penguen, Ot gibi dergilerde yıllarca yazmış bir isim. Babam Beni Şahdamarımdan Öptü yazarın ilk kitabı ve denemelerden oluşuyor.
Kitap geçen sene yayımlandığında İnstagram’da sık sık karşıma çıkıyordu. Genellikle olumlu yorumlar okumuştum ama hem yazarın genç olması hem de çok övülen günümüz kitaplarının birçoğundan ağzımın yanması sebebiyle kitaba temkinli yaklaştım. Beklentimi düşük tutarak başladım. Belki bu sebeple beklediğimden daha iyi bir kitapla karşılaştım.
Kitapta yazarın farklı yıllarda yazdığı yazıları var. Her yazının başında ne zaman yazdığını belirtmesi hoşuma gitti. Kitapta edebiyat tarihinden birçok ünlü ismin güzel alıntılarının olduğu kadar yazarın altı çizilesi cümleleri de vardı. Hatta bir yazısı internette Can Yücel ve Tolstoy adıyla dolaşıyormuş.
Her yazısını aynı oranda beğenmesem de çok severek okudum birçoğunu. Özellikle kitabın başları çok akıcı ve sürükleyiciydi, sonlara doğru biraz sıkıldım. Bu bölümleri doğa meraklıları sıkılmadan okuyacaktır.
Kitabın son yazısında yazar babasıyla olan ilişkisini ve babasının ölümünü yazmış. Kitabın adı bu yazıdan geliyor. Babasını kaybetmiş kişilerin duygulanmadan okuması mümkün değil.
Deneme türünü sevenlere, genç ve gelecek vaat eden bir yazarla tanışmak isteyenlere Ozan Önen’i öneriyorum.
O kadar çok altını çizdiğim, bu konuyu araştırmalıyım dediğim husus çıktı ki, uzun zamandır kendimi böyle cahil hissetmemiştim ve bundan büyük zevk aldım. Ne çok şey öğrendim, nasıl tatmin oldum anlatamam. Ve bir diğer sevdiğim yanı, pozitif oluşu. İnsanı hayallere daldırıyor, uçup götürüyor. Zira son zamanlarda bütün kitaplar ilginçlik adına cinayetler, istismarlar, çileler ile dolu nedense, belki de bana onlar denk geldi. Bu tarz içerikli okuduğum birkaç kitaptan sonra Babam Beni Şahdamarımdan Öptü’yü okuyunca içimde güneşler açtı, kanıma yakamozlar saçtı. Çok teşekkür ederim.
Muazzamdı. Zevkle yaya yaya 1 ay gibi bir sürede okudum. Bazen günde 1 deneme bazen 7 deneme okudum ama inanılmaz bir zevk aldım.Ben deneme okumayı seven bir insan değilim. Hatta bu kitabı alırken teredütte kalmıştım ama iyi ki almışım. Bayılarak okudum. Ozan Önen inanılmaz bir adam. Kendi fikrini öyle bir şekilde belirtiyo ki sizinle fikri tersse bile bu konuda haklı diyorsunuz,aaa öyle mi diyosunuz. İyi ki okumuşum. Sen hep yaz Ozan Önen. Kalemin hiç susmasın.
Bir yaz günü karşılaştım kendisiyle. Sıcaklığıyla ferahlatıyor insanı, öyle bir kitap. Aslına bakarsanız yalnızca kitap olmayan kitaplardan, en güzel kitaplardan, yol arkadaşı olanlardan. Okurken keşfedilecek ne çok şey olduğunu anlıyorsunuz, yazarının öyle derin bir bilgisi var ki. Sizi araştırmaya, öğrenmeye, öğrendiklerinizi takdir etmeye ve tadını çıkarmaya itiyor. Dili de kitabın taşıdığı isimden anlaşıldığı üzere oldukça zarif. Benim güzel başucu kitabım.
Türkiye'de böyle bir yazarın varlığını keşfetmek bile benim için umut verici oldu. Tatlı tatlı okunan, herkesin kendinden bir şey bulduğu hiper akıcı bir kitap... Keşke daha çok böyle yazarımız olsa!
“Artık iyi biliyorsun ki bütün babalar ölüyor. Biliyorsun ki bütün babalar, evlatlarıyla ister küs olsunlar, isterse de dost; evlatlarını hep şahdamarlarından öpüyorlar: İster bir heykelle olsun, isterse de bir cümleyle; bütün babalar, çocuklarının kaderini ve kararlarını, yani hayatlarını, bembeyaz sayfaya koydukları bir küçük kara noktayla bile değiştirebiliyorlar. Tüm babalar şahdamarlarından öpüyorlar evlatlarını…”