Jump to ratings and reviews
Rate this book

Spinoza'nın Sevinci Nereden Geliyor?: Reddedilemeyecek Bir Felsefi Teklif

Rate this book
“Spinoza’nın Sevinci Nerden Geliyor? felsefenin tam da yaşamın içinden konuştuğu bir kitap. İnanılmaz sadeliğiyle berrak bir aklın zarafeti. Açıkçası Spinoza’nın bu kadar güzel anlatıldığı bir kitap okumamıştım. Gerçekten çok güzel.” (Dr. Saffet Murat Tura, Psikiyatrist)

“Psikoterapiler alanında popüler hale gelen türlü çeşitli kognitif terapilerin dayandıkları insan kuramındaki entelektüel fukaralık öteden beri dikkatimi çekmekteydi. Spinoza'nın Sevinci Nereden Geliyor? adlı bu kitapta ustalıkla yapılan çözümlemelerden anlıyoruz ki insan zihninin arıtılması ve sağaltılması "gizli varsayımlarla belirlenen hüzünlü ve kederli ruh hallerimizden" kurtulmakla mümkündür. Spinoza bizlere öyle muhteşem bir zihin felsefesi sunuyor ki kognitif ve rasyonel emotif terapilerin başkaca kuramsal temellere ihtiyaç duymasına gerek bile kalmıyor.” (Prof. Dr. Cengiz Güleç, Psikiyatrist)

“Balanuye, kaçtığımız tarafa davet ediyor bizi: Hüzne aşık bir iklimde sevinci yüceltiyor. Bu tuhaf konuyu düşünmek ve sevinci çoğaltmak için muhakkak okumamız, üzerine düşünmemiz gereken bir kitap...” (Doç. Dr. Selçuk Şirin, Eğitim Uzmanı-Psikolog)

“Çetin Balanuye, Spinoza’nın Sevinci Nereden Geliyor?’da, hüzünlere hapsedildiğimiz bir dünyada, Spinoza’nın rehberliğinde hakiki bir sevinci nasıl yaratabileceğimizi, "sevince dönüşme"yi nasıl başarabileceğimizi sorguluyor. Bilim, sanat ve siyaset arasındaki sınırları zorlayarak, en gündelik deneyimlerimize dokunarak, herkes için felsefe yapıyor.” (Dr. Eylem Canaslan, Felsefeci)

“Çetin Balanuye popüler bir dille, Baruch Spinoza’nın ‘sevinç’ kavramını ele alıyor ve tıpkı bir hastanın ilaca ihtiyacı olduğu gibi, eğer ilaç alınmazsa hasta olarak kalacağı ve hatta hayata gözlerini yumacağı iddiasından yola çıkarak sevince ve neşeye ne kadar ihtiyacımız olduğunu söylüyor. Bu şekilde anlama gücümüzün kesinliğe varacağını, pozitif ve sonsuzluk içeren fikirleri mutlak veya türeyen bir şekilde, sadece süreye bağlı değil ama sonsuz ve ebedi olarak algılayacağımızı ve neşe sayesinde karman çorman fikirlerden kurtulup, kendi gücümüzün artacağını anlatıyor. Bir anlamda sevinç sayesinde akla ulaşacağımızı gösteriyor. O halde ‘nasıl yaşamalıyız?’ sorusu buradan mı geçmektedir?” (Prof. Dr. Ali Akay, Sosyolog)

“Çetin Balanuye, Spinoza gibi büyük bir filozofu yetkin ve özgün bir biçimde yorumlayarak, yaşamın, nasıl basit tüyolarla sevince ve mutluluğa dönüşebileceğini anlatmaktadır. Yazar, felsefenin çetin meselelerini günlük dille, sokaktaki insana anlatmaktadır. Mutluluk kaygısı olan her bireyin okuması gereken mükemmel bir kitap.” (Prof. Dr. Yasin Ceylan, Felsefeci)

160 pages, Paperback

Published January 1, 2017

39 people are currently reading
472 people want to read

About the author

Çetin Balanuye

8 books71 followers
Çetin Balanuye is a Turkish continental European philosopher and academic.

His main field of study is the idea of immanence in philosophy, immanence in the philosophies of Spinoza, Nietzsche and Deleuze, and its ethical-political consequences. He is a professor at Akdeniz University, Department of Philosophy.

He has many academic and popular published works focusing on a minor tradition that developed with Spinoza - Nietzsche - Deleuze, especially within the framework of the idea of immanence. Published in 2012, Spinoza: Bir Hakikat İfadesi is the first Turkish copyrighted work in which Spinoza's three main works are explained together systematically.

If Balanuye is known to a wide readership, it's largely because Spinoza'nın Sevinci Nereden Geliyor? [Where Does Spinoza's Joy Come from?], a book published in 2017. Adhering strictly to Spinoza's teaching but enriched with creative prose pieces selected from everyday life, the book soon went through numerous editions and contributed to the adoption of Spinoza's teaching by outside readers as well as philosophers in Turkey. The book argues that as or more than the fleeting manifestations of the concept of joy, it is also possible for joy to turn into an established disposition, and that there is an inseparable relationship between such joy and the power to exist. We have certain assumptions that block this possibility, and these assumptions are deeply rooted, hidden and decisive. These assumptions (transcendence, free will, and teleology), each based largely on our illusions, have not only been weakened by Spinoza, but have shown that these assumptions can be abandoned, at least to some extent. And, when this is achieved the highly liberating ethical and political implications of a new notion of "power" will possibly follow.

Balanuye published the first book of the Naturans series, which he planned as a trilogy, in 2020 with the name Naturans I: Towards a New Ontology. In this book, it is said that the aim is to organize a new idea of ontology, known as the power ontology, which satisfies the five conditions, all in harmony with Spinozism: Monism, non-antropocentrism, immanence, expressionism and anti-essentialist interactivism.

Balanuye, along with many other contemporary philosophers, issued a statement against the Russian invasion of Ukraine on February 24, 2022. [ https://philosophersforukraine.com.ua... ]

Ratings & Reviews

What do you think?
Rate this book

Friends & Following

Create a free account to discover what your friends think of this book!

Community Reviews

5 stars
307 (53%)
4 stars
197 (34%)
3 stars
60 (10%)
2 stars
8 (1%)
1 star
2 (<1%)
Displaying 1 - 30 of 68 reviews
Profile Image for Yakup Öner.
181 reviews113 followers
March 25, 2019
Ülkemizde genç felsefe hocalarımızdan Çetin Balanuye’yi ağır olmayan, sade felsefe dili ve anlatımı ile okumak ve Spinoza gibi meşakkatli bir filozof dair bir şeyler öğrenmek gerçekten keyifli olduğunu söyleyebilirim. Fakat bu kitabın Spinoza’ya giriş niteliğinden bir kitap olduğunu söylemekten ziyade bu Filozofun felsefesine bir dokunuş olabileceğini belirtmek isterim. Keyifle okudum.
Profile Image for Gülüzar - Ertl.
105 reviews31 followers
May 26, 2019
Beni Spinoza okumaya Kapitalizm, Arzu ve Kölelik: Marx ve Spinoza'nın İşbirliği kitabı getirdi. Zira adı geçen kitapta kapitalizmin motorunu çalıştıran şeyin ne olduğunu sadece Marks ile açıklayamadığımızı, bu soruya verilecek Spinozacı cevabın duygular olduğunu söylerken, arzunun nasıl yönetildiğinden bahsediyordu. Yazarın Marks'tan çok Spinozacı bir bakış ile bu hususu anlatması beni Çetin Balanuye'nin kitabına getirdi.

Gelgelelim bir felsefe kitabı için yorum yazmak güç iş. Lakin Spinoza okumaya böylesine güzel teşvik edecek bir başka kitap var mı bilemem.

Spinoza'nın Sevinci Nereden Geliyor?:Reddedilemeyecek Bir Felsefi Teklif; Spinoza'nın, "tek tek her şeyin varolduğu sürece kendi varlığını sürdürme" çabası olarak tanımladığı Conatus ve Doğa/Tanrı kavramını ele alışına iyi bir başlangıç yapıyor. Ama bu okuma burada bırakıldığında ya da buradan Spinozanın Doğa/Tanrı ve özgürlük/determinizm problemi üzerine devam edilmediğinde, evrendeki her şeyin “ekmeğinin peşinde” olduğu sonucunun çıkarılması mümkün. Bununla birlikte Conatus’un karşısında özgürlüğü nereye koyuyoruz, yaşamda nesne değil özne olmak üzerine okumalara götürürse tadından yenmez.

Kozmik bir festivalde yer almanın, tek başına muazzam bir sevinç kaynağı olduğunu söylediğinde, ara sıra sebepsiz duyduğumuz sevincin nedenini hatırladım. Sevinç ve arzu conatus’u çoğaltırken kedere bu kadar paye vermek, özellikle dünyayı değiştirme arzusunu kederli bir romantizme dönüştürmenin oksimoronluğunu apaçık ortaya koyuyor.

İnsanda kişisel gelişim kitabı okuma hissi yaratsa da bu bir kişisel gelişim kitabı değil ya da en azından her kitap kadar kişisel gelişim kitabı.

Spinoza'nın dünyasına giriş için ideal olabilir. Ben sevdim sizlere de iyi okumalar!
Profile Image for Evren Bay.
66 reviews11 followers
September 9, 2025
Kendisi Sevince Dönüşen Kitap

- Spinoza’yı okumak isteyip de okuyamayanlar
- Felsefe kitabı okurken kederlenenler
- Kederden kurtulup sevinçle dolmak ve hatta sevince dönüşmek isteyenler
buradaysa başlayabiliriz.

Çetin Balanuye ODTÜ psikoloji mezunu, felsefe alanında doktora yapmış, çeşitli alanlarda çeşitli dereceleri olan bir yazar. Fakat onu diğer meslektaşlarından ayıran en önemli özelliği, bizden biri olması. Bizim kültürümüzün içinden çıkmış, memleketi iyi tanıyan, yereli bilen, 'yerli' bir filozof.

"Canlı cansız hepimiz aynı tözün özüyüz" dese de, bölümlere giriş için seçtiği anekdotları okurken yaşadığım tanıdıklık beni konuya çok iyi bağladı. Spinoza'da geçen kavramları gündelik dille, samimi ve mizahi bir şekilde anlatması sayesinde okurken yüzümden gülümseme hiç eksik olmadı.

David Mitchell'in Bulut Atlası kitabında, farklı dönemlerde ve farklı yerlerde yaşamış, fakat zaman ve mekânın ötesinde birbiriyle bağlantılı altı karakterin benzer özelliklerinden, benzer yaşamlarından bahsedilir. Bambaşka ortamlarda, bambaşka hikayelerin içinde de olsalar, bu karakterlerin ortak bir "öz"ün varyasyonları olduğunu görebilirsiniz. Öncesinde de vardır muhakkak, fakat 17. yüzyılda Spinoza'yla eşleştirebileceğimiz bir "öz" varsa, şahsen tanımıyorum ama, "kendisi sevince dönüşen kitap" yazmış biri olarak Çetin Balanuye'nin de bu özün günümüz varyasyonlarından biri olduğunu hissediyorum. Diğer kitaplarını okumak için sabırsızlanıyorum.
Profile Image for Yasemin Ugur.
164 reviews14 followers
August 20, 2019
Hayatın olağan akışında, yaşadıklarının kapsamının ve baktığın pencerenin renginin belirsiz olması körlükten ziyade, orada olmandan kaynaklanıyor. Ama Spinoza bana penceremin rengini ve kapsamını sundu. Hayatımın felsefi düzlemdeki anlamına vardım diyebilirim. Aydınlanma yaşatan kitap! O kadar mutluyum ki; öylesine bağırasım geliyor avaz avaz: “Bu kitabı bulduğuma şükürler olsun🙏😇” diyerek...
.
.
“Tanrı kendi kendinin nedeni olandır.”/causa sui
“Tanrı zorunlu karşılaşmaların gerçekleştiği sonsuz gerçekliğin kendisidir.”
“Conatus: var kalma çabası, yaşama ısrarı.”
“Sevmek ondandır, sevilen odur.”
“İnsan herşeyin ölçüsüdür.”
“Töz tektir, bu teklikten türeme tüm varlıklar arasında hiçbir hiyerarşi olamayacak şekilde aynı tözün özünü ifade eder.”
“İnsan modusu, yalnızca kendine yarayana yaklaşmaya; yaramayandan uzaklaşmaya çalışmakta..”
“İnsan zihni ve insan bedeni iki ayrı töz değildir.”
“İnsanlar doğduklarında aptal değil cahillerdir, gördükleri eğitimin etkisiyle aptallaşırlar.”
“Güçlü olduğumuz ölçüde sevinçli; sevinçli olduğumuz ölçüde güçlüyüz.”
“Hayat, kederin yenilgiyi peşine taktığı bir çarpışmadır.”
“Ben nerede biter, dışarısı nerede başlar?”
“Bir elmanın sizi kullandığını düşündünüz mü hiç?”
“Var kalma çabasının gücü, çeşitliliği ya da yaratıcılığı ölçüsünde var kalır.”
“Dostlarım ölüm yok, sahiden! Yalnızca hayat var!”
“Kaynağı ben olacak etkileri çoğaltmak..”
Profile Image for Benan.
230 reviews30 followers
October 2, 2019
Şeyh ve Arzu'yu okurken "aşkın" kavramı üzerine oldukça kafa yormuş, az çok fikir edinmiştim ancak "içkinlik" üzerine yazılanlar bana daha uzak gelmişti. Spinoza'nın Sevinci Nereden Geliyor bu anlamda tamamlayıcı oldu benim için. "İçkin" kavramı da artık çok daha belirgin geliyor bana.

Anladığım kadarıyla, yazara göre içkin ve aşkın olanın Tanrısı birbirinden farklı. İnsanın hayata bakış açısı da Tanrısına göre değişiklik gösteriyor. Aşkın bir âlemin Tanrısına inanan insanlar öte dünyayı önceleyerek bu dünyada yaşamanın tadına varamıyor. Günahlar, sevaplar üzerine kurulu bir yaşamın sevinci de olmuyor. Çevre sorunları da insanların aşkına olan inancından kaynaklanıyor bir bakıma. Çünkü yazara göre aşkıncı düşünüş her zaman varlıklar arasında bir hiyerarşi varsayıyor: Tanrı en üsttedir ve onun altında da tanrı tarafından tanınmış özel bir ayrıcalığı olan insan vardır. İnsanın ayrıcalığı da düşünen bir varlık olmasından kaynaklandığına göre aydınlanma ve dinin beden, arzu ve haz konusunda ortak tavır takınması daha anlaşılır oluyor. Akıllı olan insan diğer tüm canlılara hükmetmeyi kendine hak görüyor. Aşkın düşüncenin Tanrısının neden kötü olduğunu çok daha iyi anlıyor insan okuyunca. Bu noktada Nietzsche'ye de bir parça daha yaklaşıyor.

Yanlış anlamadıysam, Spinoza'ya göre;
özgür irademizin olduğuna inanmamızın bir yanılsama olduğunu fark edip kabul ettiğimiz zaman özgürleşiriz. Yapamayacağımız şeyleri neden yapamayacağımızı anladığımız zaman o şeyi yapmak arzusundan bağımsız kalırız. Mümkün olmayan bir şeyi istemekten vazgeçerek özgürleşiriz. ANCAK BUNUN BİR KOŞULU VAR; YAPAMAYACAĞIMIZ BU ŞEYLERİN DOĞAYA AYKIRI OLMASI. Böylece, istediğimiz her şeye kavuşmamızı sağlayabilecek özgür iradeye sahip, ayrıcalıklı varlık olduğumuz iddiasını terk edip kibrimizden de kurtulmuş oluruz.

Anladığım kadarıyla bahsi geçen ve Spinoza'nın büyük emek vererek ulaştığı sevinç

1) planlayan, isteyen ve buna uygun yaratan bir aşkın Varlık yani Tanrı fikrine bağlanmamaktan ve insanın kendisini Tanrı tarafından ayrıcalıklı olarak yaratılmış bir varlık saymamasından,

2) ayrıcalıklı olma fikrini benimsemediği için gerçek bir özgür irade sahibi olduğunu iddia etmemesinden,

3) ne evrenin ne de evrimin önceden belirlenmiş bir amaca hizmet etmediğini kabullenmekten

geçer.

Kendisini patron zanneden insan, arzusunun her nesnesi tarafından yönlendirilmektedir aslında.

Yazar Spinoza'nın düşünce dünyasını açıklamaya çalışırken filozofun neredeyse sadece Ethica isimli eserine sık sık gönderme yapıyor. Bu kitap için bir çeşit "Ethica okuma" rehberi bile diyebilirim. Yalom'u okurken sorduğum soruyu tekrar yokladım: Doğa/Tanrı'nın nedensellik ağını sadece akıl ile çözmeye çalışacaksam akıl, sanki buna karşıymış gibi görünen bu filozof tarafından da yüceleştirilmiş olmuyor mu? Balanuye sayesinde Yalom’u yanlış anlamış olabileceğimi düşündüm. Bir yandan da Yalom’un, Spinoza’nın akla tutku derecesinde bağlı olması sebebiyle paradoks içinde olduğunu söylediğini hatırlayınca onun da Spinoza’yı yanlış değerlendirmiş olma ihtimalini düşünmedim değil.

Bana göre Spinoza, aklı, yüceltmekten çok sadece diğer canlı cansız varlıklardan farklı olarak insan türünün var olma çabasını çok daha fazla çeşitlendirebilmesini sağlayabilecek bir araç olarak görmüştü. İnsanın doğanın en güçlüsü olduğu yanılsamasını yaratan da bu çeşitlilik sanırım. Tutku ile duygulanım yanlış değildi ona göre, önemli olan pek çok şeyin olduğu gibi duygulanımların da nedenlerini tutkuyla aramaktı.

Bu kitabı okurken "Şeyh ve Arzu" dışında en çok andığım diğer kitaplar "Biricik ve Mülkiyeti" ve "Spinoza Problemi" oldu. Biricik ve Mülkiyeti ile ilgili notlarıma baktığımda o zaman yazmadığımı şimdi fark ettiğim ancak çok net hatırladığım bir gerçek var ki, o da, bu kitapta aklın bile yüceltilmesine edilen itiraz karşısında yaşadığım şaşkınlıktı. Şaşkınlığımın sebebinin o zamana kadar benim de aklı fazla yüceltmiş olmamdı sanırım. Bu, saşırtıcı ve sarsıcı bir farkındalık olmuştu benim için. Bir yandan da sürekli ve uzun ömürlü olan şeylere fazla değer verirken güzel ama geçici olan şeylerin değerini küçümsediğimi fark edip üzülmüştüm. Balanuye'yi okuyunca bunun sebebini de az çok anladım sanırım: ölümü kabul edememek, bedenin geçici varlığını hor görüp ancak akıl ve duygularla yaratılacak ve geride bırakılacak her şeyin ölümsüz olacağına inanmak. Oysa ömrümüz yüzlerce kısa ama güzel anların toplamından başka nedir ki?

Yaşama sevinci eksikliğinin insanın bu dünyada sonlu bir varlık olduğunu kabul edememesinden kaynaklandığının uzun zamandır farkındayım. Ancak, bunun dayanaklarının bana bu kadar net görünmesini en az Yalom kadar Balanuye'ye de borçluyum. Yazarın şimdiye kadar karşılaştığım en somut en net felsefeci olduğunu söyleyebilirim. Biraz da Alain de Botton'u hatırlattı bana. Felsefenin tesellisi kadar tekliflerine de her zaman açığım. Bu sebeple Balanuye'nin kitabının alt başlığında belirttiği, reddedilemeyecek teklifi anlamak için elimden geleni yaptım bir okur olarak.

Ölümle mümkün olduğunca erken yüzleşmenin, bu yüzleşmenin en yakınımızı kaybetme ya da kaybetme olasılığı ile karşılaşmadan veya ölümün kendi kapımızı çalmasından çok önce gerçekleşmesinin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha anlıyor insan. Yaşama sevincini içimizde gerçekten hissetmek istiyorsak bu şart gibi geliyor bana. Varoluşçu psikoterapinin bu konuya yaklaşımının hoşuma gittiğini hatırlıyorum. Irvin Yalom'un "Güneşe Bakmak, Ölümle Yüzleşmek" isimli kitabını da bu noktada anmadan geçmeyeyim.

Bu arada, ölümü çocuklara anlatırken takındığımız tutumun da aşkıncı yaklaşımların nesilden nesile aktarılmasındaki rolü açısından sorgulanması gerekmez mi acaba diye soruyor insan.

Ethica'yı niyetlendiğim gibi okurken Çetin Balanuye'nin bu rehberliğine ara ara başvuracakmışım gibi geliyor bana.

Okunacaklar :

Eşeklerin Bilgeliği, Andy Merrifield
Çarklar Arasında, Hermann Hess
Zorba, Nikos Kazancakis
Lazarus Güldü, Eugene O'Neill
Subliminal:Bilinçdışınız Davranışlarınızı Nasıl Yönetir?, Leonard Mlodinow
Arzunun Botaniği, Michael Pollan
Hayat İyi Hoş Da, Sonunda Hepimiz Öleceğiz!, David Shields

Profile Image for Baris Ozyurt.
926 reviews31 followers
June 21, 2018
“Güç kavramını bu türden bir kanıksanmış tarzın egemenliğinden kurtarma yolunda kanımca en yaratıcı fikirlerden biri ise, geçtiğimiz yıllarda yayınladığı Arzu’nun Botaniği adlı kitabıyla Michael Pollan’dan geldi (Pollan, M, 2001). Pollan, kitabına seçtiği alt başlıkta bizi bir soruyla karşılıyor: ‘Bir elmanın sizi kullandığını düşündünüz mü hiç?’ Büyük olasılıkla düşünmemişsinizdir! Tersine, yukarıda değindiğim erekselci varsayımlarımız nedeniyle, elmayı yetiştirip çoğaltmaya özgürce karar verip bu kararı hayata geçirenlerin insanlar olduğundan o kadar eminizdir ki, eğer biri diğerini kullanıyorsa kullanan kesin insan, kullanılansa zavallı elma olmalıdır. Pollan bu ilişkiye bir de şöyle bakmamızı öneriyor: Elma, şekli, lezzeti ya da besin değeri sayesinde insan denen türün arzusunun nesnesi olmayı başarmıştır. Bir başka deyişle, tam da var-kalma çabası göstermek bakımından o denli başarılı olmuştur ki, kendi başına saçabileceği tohumlardan çok daha fazlasını biz insanları kullanarak her yere saçmayı başarmıştır. Bu bir güç ifadesidir! Elma, eğer bugün dünyanın birbirine çok uzak yerlerinde bile varsa, bu var-kalma çabasının kendisini dışa vurma tarzının ne denli güçlü olduğunu göstermez mi?”(s.104)
Profile Image for Aslihan.
204 reviews31 followers
October 3, 2022
İşi gereği sürekli okumak zorunda olan biri için bir felsefe kitabı okumak ve düşünceye yoğunlaşmak kolay olmayabilir. Ancak bu kitap felsefenin çok temel tartışmalarını gündelik hayatın ayrıntılarıyla ve neredeyse hepimizin karşı karşıya kaldığı anekdotlarla birleştirerek zevkle okunur kılıyor. Özellikle özgür irade üzerine yazılan bölümÜn hayatımız boyunca karşı karşıya kaldığımız bir takım ikilemleri daha iyi kavramamız açısından aydınlatıcı olduğunu düşündüm. Kitabın akışı büyük oranda Spinoza’nın felsefi yaklaşımları ve bireyin var kalma çabası üzerine odaklansa da son bölümü bunun toplumsal boyutlarına da değiniyor. Ancak bu kısmın oldukça yüzeysel olduğunu düşünüyorum, burada özellikle toplumsal çatışmanın doğası, bileşenleri ve bunu aşmaya yönelik, hatta Spinoza’nın sevincini toplumsallaştırmaya yönelik daha derin bir tartışmanın gerekli olduğunu düşünüyorum. Örneğin kitabın ilk bölümlerinde suç işleyenlerin cezalandırılması konusundaki çok önemli tartışma bu son bölümde devlete dair söylenenlerle ilişkilendrilmeli ve mevcut sistemin dönüşümüne dair bir şeyler söylenmeliydi. İki toplumsal argüman kitabın iki ucunda yer aldığı için bunları ilişkilendirerek bir toplumsal tartışma yaratma imkanının kaçırıldığını düşünüyorum. Bir de belki kişisel merakım olarak bireyin var kalma çabasını dışında intihar, ötenazi gibi durumlarda bireyin var kalmayı seçmemesi hakkında yazarın ne düşündüğünü merak ediyorum. Genel olarak keyifli, gündelik hayatın akışı arasında kaybettiğimiz farkındalığı, gözden kaçırdıklarımızı bize hatırlatan bir okuma olduğunu söyleyebilirim.
Profile Image for Merve.
66 reviews5 followers
January 3, 2024
Spinoza'nın dünyasını uzundur merak ediyordum ve bu dünyaya keyifli bir giriş bileti oldu bu kitap.
Profile Image for Sıla.
208 reviews17 followers
June 29, 2024
bu kitap (veya yorumu) karşınıza çıktıysa, felsefeden tamamen uzak biri değilseniz (ki bence o koşulda bile okunabilir) ve hayatın anlamsızlığı, mutsuzluk, herkesten ve her şeyden kopmak gibi konular hakkında sık düşünüyor/hissediyorsanız - direkt okumaya başlayın.
dört senedir kendisinden düşük kredili seçmeli dersler aldığım edebiyat hocamın (muhtemelen ki son zamanlarda sıkılgan şekilde deftere bir şeyler çizmemi ve az konuşmamı görerek) bana hediye etmesiyle tanıştım bu kitapla. çetin balanuye, spinoza'yı özünden koparmadan ancak önden bir temeliniz olmadan da anlayabileceğiniz bir hâle getirmiş.
kitap, özünde bize hayatı zehir eden bazı temel önyargılarımızdan bahsediyor. burada anlatılanları içselleştirmekte zorlanmanız kadar doğal bir şey de olmayacak üstelik. çünkü bizi kısıtlayan bu yargılar hayatımızın (ve tarihimizin) her yerinde, uygarlıklarımızı ve yuvalarımızı onların üstüne inşa etmişiz. yine de bireysel dünyamızda sevince ulaşmak için spinoza, hayatı bir seri karşılaşmalar dizisi olarak görebilmenin ve o karşılaşmalardaki etkileri fark edip onların esiri olmamanın önemini vurguluyor. bir yandan bedeni hâlâ bile unutan veya zihne ikincil gören filozofların arasında spinoza'nın bu konuya bakış açısı da derin bir nefes aldırıyor (ve belki biraz da sarsıyor şu ana kadar inandıklarımızı).
bir sürü alıntıdan bahsedebilir, yazarın verdiği bir sürü örneğe değinebilirim. ama herkesin kendine dokunan cümleyi bulup altını çizebilmesini daha çok önemsiyorum. felsefenin karamsarlıkla iç içe geçtiği düşünülürken, sevinç'e dair bu denli yalın bir anlatı okumak eminim birçoğumuza çok iyi gelecektir.
Profile Image for Cengiz AYDIN.
21 reviews1 follower
February 27, 2021
Kitabı çok beğendim, ontolojiden sevinç çıkar mı diye tereddütle başlarken Spinoza’yı bize, kendi dilimizde eriştiriyor Balanuye. Bir yolculuğa ikna ediyor. Öte yandan, kitaptaki Etkin Bir Güce Dönüşmek bölümünde aklıma yatmayan yerler oldu. Ya dil yanılttı beni, ya yanlış anladım ya da bir hata var o bölümdeki çözümlemede. Bütün varlıkların hiyerarşi olmadan birlikteliğini esas alan düz ontoloji de varlığın ifadesi ve gerek ve yeterli şartı olarak güç ifadesini ele alırken bir sineği öldürdüğümüzde sıradan anlamda ondan daha güçlü olduğumuzu söylemese de mesele oraya geliyor. İnsan varlığının kendi varlığını sürdürmede daha ‘güçlü’ olduğunu, sineğin bu işi daha iyi beceremediği için bir şaplakla öldüğünü, varlığını kaybettiğini söylüyor. O zaman büyük besin zincirinde avlanan her canlı avcısına göre güçsüz mü diyeceğiz. Sıradan anlamında değil. Varlığını kurma ve devam ettirme becerisi olarak daha iyi olamama durumu. Bir tek üyesi için öyle olsa bile o türün devamı için bu mesele olmayabiliri. Bütün bu tartışmalarda ve o bölümdeki örneklerde Spinoza’nın ontolojisindeki anlamlarından sıyrılıp sıradan bir güç, yani iktidar, ilişkisine konu kayıyor gibi geldi.
Profile Image for Gökalp Aral.
97 reviews14 followers
July 6, 2019
Sosyal medyada, sanıyorum ki Ayrıntı Yayınları'nın paylaşımlarında görmüştüm bu kitabı; Nietzsche, Ulus Baker, Gilles Deleuze gibi biraz aşina olduğum kişilerin ilgilerinden (örneğin İnsanca Pek İnsanca-II'de Nietzsche sekiz düşünür sayar gözlerini diktiği, biri Spinoza'dır) dolayı bu adı geçen filozofa ilişkin daha çok şey öğrenmeyi ve okumayı kafama koymuştum yaz başlamadan evvel, bu kitap ilk adımı oldu bir bakıma.
Ölümü üzerinden geçen yüzyıllara karşın nasıl olup da Spinozacı birilerinin olduğunu ve bunların basbayağı akademisyen, yani bilim-insanı konumundaki kişiler olabildiklerini görünce şaşırıyordum öncesinde, anlam veremiyordum bir yandan, bir yandan da "Spinoza nasıl bir düşünürdü ki, kendisini zamana karşı böyle güçlü korudu" sorusunu sorarak. İşte bu kitap, bir bakıma bu soruyu yanıtlıyor; Spinoza'nın düşüncelerinden sapmadan güncel akademik eserlerden de yararlanıp bizi "sevince dönüşmeye" çağırıyor, felsefenin ancak yeterince emek verenleri (mutlulukla) ödüllendiren bilgeliğinden yararlanarak ve yararlandırarak. (s. 10)
Profile Image for Onur Avcı.
130 reviews2 followers
September 9, 2023
Aynı mutluluk gibi “kendiliğinden istendik” ya da “kendi başına iyi” türde bir kavram olan “sevinç” konusunu en ince ayrıntısına kadar inceleyip "sevince dönüşmüş bir varlık" olabilmeyi başarmış büyük düşünür spinoza'yı rehber kılan balanuye, spinoza'nın bizlerden yıllar evvel keşfettiği gerçeklerin aslında hayatımızı ne kadar konforlu hale getirebileceğini gözler önüne sermekte bu kitap kitabında sevinç duymakla yetinmeyip sevince dönüşmeyi başarmamız gerektiğini ileri sürüyor: "sevince dönüşmek olanaklıdır ve bunu gerçekleştiren herkes hem kendisi hem de başkaları için en iyisini yapmış olur."

Muazzam bir eser olmuş.
Profile Image for Ayca Adenli.
62 reviews14 followers
January 29, 2023
Bence başucu yapılacak bir kitap. İnsanın kendini ne kadar üstün gördüğü ve bu üstün gördüğü durumun onu ne kadar strese soktuğunu çok güzel anlatmış. Bence kendimizi yüceleştirdikçe ve özgür iradeyi çok önemsedikçe kendimizi suçladığımız alanlar açıyoruz. İnsan dışında kendini suçlayan hiçbir canlı doğada yok. Bu da bizim doğadan ne kadar kopuk olduğumuzu ve ona nasıl hükmetmeye çalıştığımızı ve üzerimizdeki sorumluluk ve stresi gereksiz yere arttırdığımızı çok güzel anlatmış. Muazzam analizler, kesinlikle tavsiye ederim.
Profile Image for Ece.
133 reviews63 followers
July 12, 2017
Pembe ve neşeli denebilecek kapağı ve "sevinç" ısrarı ile ne yalan söyleyeyim, okumayı hiç düşünmeyeceğim bir kitaptı. Ve fakat, hediye kitap olunca ve içeriği hakkında ilgi çekici şeyler de duyunca, okuyuverdim.

Kitapta birkaç yere özellikle öfkelenip fazlasıyla pragmatist ve benmerkezci bulduğum kısımlar (ki bu kısımlar sanırım Spinoza'nın değil kitap yazarının hatasıydı, zira okuyucu kitlesi düşünülerek yazılmış) dışında, rahatsız olduğum diğer kısım da çeviriydi. Spinoza hangi kelimeleri kullanmış bilmiyorum henüz ama, örneğin "upuygun" kelimesinin iyi bir çeviri olmadığı bir tek benim dikkatimi çekmemiştir herhalde. Son bölümün/başlığın ise gereksiz olduğunu düşündüm ne yalan söyleyeyim.

Bu negatif yönlerini bir kenara bırakırsak eğer, Spinoza'yı kendisinden öğrenmek için insanı tetikleyen bir giriş kitabı niteliğinde. Sadece bunun için bile okunabilir.
Profile Image for Yasemin Ilkay.
221 reviews6 followers
June 9, 2025
Derin ve çok anlamlı felsefi meseleleri sade ve akıcı bir dille aktarmayı ustalıkla başarmış Çetin Balanuye. Aşkınlık üzerine yaptığı tartışmalar kendi içimde yaptığım tartışmalarla birleşti, zihinsel bir temizlik ve bunun sonunda gelecek derin mutluluk için titizlikle bir çalışma yürütmek gerektiğini düşünüyorum. Ancak bir yanım maneviyat diye tarif edebileceğimiz ve sadece inanarak ulaşabileceğimiz bir diğer derinliğin ve zenginliğin bu tartışmada ihmal edildiğini düşünüyor ister istemez. Her şeyi aklımızla kavrayabilir miyiz? Kavramalı mıyız? Tek bilgi kaynağı akıl mıdır? Belki henüz felsefi yetkinliğim bu tartışmayı yürütecek düzeyde olmayabilir ancak kitabı okuyup düşünmekten çok keyif aldım.
Profile Image for Betül Bozkurt.
378 reviews14 followers
December 2, 2022
“Kafanız hedeflerle hastalık ölçüsünde meşgulken, dünyadan sizi gıdıklamasını bekleyemezsiniz. Mesaiye yetişmek için koşan kalabalıklardan kaçı, havadaki esintinin uysalca yumuşayıp ince bir melteme dönüştüğünü fark edebilir?”🌸
Profile Image for Bilge Elitok.
10 reviews24 followers
November 9, 2020
Eve götürülecek dersler:
1. Affectus Konsepti
2. "Zihin bedenin fikridir."
Profile Image for Betul.
21 reviews3 followers
July 9, 2022
Ve bir kez olsun hora tepmediğimiz günü yitmiş saymalıyız biz. Ve yanı sıra kahkaha getirmeyen her gerçeği uydurma saymalıyız biz!
Profile Image for Özge Kükrekol.
96 reviews1 follower
January 16, 2021
Bir arkadaşım spinoza ile tanıştırdı beni. Daha da çok merak etmeye başladım Spinoza’yı. Devam edeceğim Spinoza’ya. Bence felsefe meraklıları Spinoza’yı bilmiyorsa hemen tanışsın derim.
Profile Image for Filiz I. .
168 reviews15 followers
August 24, 2022
Çetin Balanuye bu kitapta, temelde Spinoza'nın 'sevince dönüştürücü' gücünden faydalanabilmek için öncelikle Doğa/Tanrı anlayışını kavramak gerektiğini açıklıyor. Ancak bunu yaparken, kendi hayatından verdiği örneklerle süslenmiş öyle tatlı bir üslup kullanmış ki, kitap akıp gidiyor ve insan hiç bitmesin istiyor. Kitapta en çok dikkatimi çeken kısımlar, Balanuye'nin, Spinoza'nın özgür irade anlayışını anlattığı kısımlardı. Buna göre, insan da diğer tüm varlıklar gibi özgür değildir ve onda da irade diye bir şeyden söz edilemez. Spinoza'ya göre insanın özgürlüğü etkileşimlerin farkına varmaktan geçer. Bu etkileşimler, etrafımızda her gün karşılaştığımız binlerce farklı 'birey'i kapsar. Bir başka deyişle, insan tam da çepeçevre belirlendiğini kavradığı ölçüde özgürdür. Balanuye bunu şöyle örnekler: "Eğer aramızdan biri yüksekte bir yerde durup kollarını kanatmış gibi aşağı yukarı sallayarak uçmayı arzuluyor ve bunu başaramıyorsa ona verilecek yegane özgürlük, uçmasının imkansız olduğu bilgisini kavramasını sağlamaktır."

Bu kitap, benim için bir kapı araladı. O kapıdan geçip bir yerlere varmayı hedefliyorum. Bu yolda bazı şeyleri daha da netleştirmek için yazarın bir diğer Spinoza konulu kitabı olan "Spinoza: Bir Hakikat İfadesi" kitabını da okuyacağım. Hem okuması keyif veren hem de düşündüren bir kitap arayışındaysanız bu kitabı mutlaka okumanızı öneririm. Bazı temel meselelere bakışınızı değiştirebilir, hatta belki 'sevince dönüşmenize' de yardımcı olabilir :)

Kitaptan birkaç alıntı:

"Sonlu olduğunu bilen tek varlık insan mıdır, bilemiyoruz; ama sonlu olmak fikriyle arası en kötü varlığın insan olduğundan kuşku duymayız. Basitçe, ölmek, yok olmak, doğaya karışmak düşüncesiyle baş edemiyoruz."

"En azından sandığımız kadar kendi seçimlerimizin patronu olmadığımız hakikatiyle yüzleşmek, Spinozacı bir sevinçle tanışmanın ilk adımlarından biri olabilir. Sizi çileden çıkaran insanlara bir de bu gözle bakmayı denerseniz çoğu bağışlanamaz görünen, hesapçı, bencil ya da saldırgan daveanışların ardında ne yaptığını bilen fesat ustaları değil, kendisini etkilenişlerin insafına bırakmış sıradan zayıflar görmeye başlarsınız."
Profile Image for Cansu.
10 reviews4 followers
May 22, 2019
Çok keyif alarak okuduğum bir felsefe kitabıydı. Bunda içeriğin ilgi çekiciliği kadar, yazarın dil kullanımının yalınlığı ve akıcılığının yadsınamaz bir etkisi var.
“Etkin bir güce dönüşmek, bir bakıma, var kalma çabamızı çeşitlendirerek güçlendirme yaklaşımını fark etmemize bağlıdır”
“Yaşam bir anlamda var olma çabasını çeşitlendirme yatırımı sayılabilir”
“Bir toplumsal bütünü birbirine bağlayan sözleşmenin hangi söylem gruplarının çabasıyla daha iyiye evrileceğine karar vermek...devletin işi olamaz”
Profile Image for Şirin.
56 reviews15 followers
December 20, 2017
Çetin Balanuye'nin bu kitabı Spinoza'nın fikirleriyle tanışmak için oldukça iyi bir başlangıç kitabı. Spinoza'nın düşünce sisteminin temel öğelerini bu kitapta öğrenip bir sonraki Spinoza tartışmasını daha iyi anlamak mümkün. Her ne kadar bu açıdan faydalı bir kitap olsa da Sevinci Çoğaltma tartışmasında çok da ikna edici argümanlar sunduğunu hissetmedim. Yani iyi bir Spinoza anlatıcısı ve iyi bir felsefeci olsa da Balanuye'nin bu kitapta iyi felsefe yapabildiğini düşünmüyorum.
190 reviews4 followers
September 8, 2019
Yoğun bir dönemde olduğum için başlamaya korkmuştum ancak çok akıcı bir eserdi. Spinoza’ya hatta felsefeye başlangıç olarak baz alınacak bir kitap. Orhan Pamuk’un dediği gibi, “bir kitap okudum, hayatım değişti.”
Profile Image for Murat Ünal.
5 reviews2 followers
November 18, 2020
Ethica'yı lisedeyken okumak çok yorardı. Öyle ki, dönüp geriye baktığımda Ethica'nın afektlerinin başka okumalara da sindiğini görüyorum. Bu kitabın ağırlıklı olarak Ethica'yı açması önceki deneyimlerimi de içselleştirmemi sağladı. Bir iki kopukluk dışında ikinci güne sarkmayacak kadar da akıcıydı. Balanuye'nin sohbet kıvamında yazmasını, yer yer aksiliklerden söz etmesini samimi buldum. Bestseller olma şeyinin bazı hallerini seviyorum. İsim vermeyeyim ama Spinoza'yı reçete sunarcasına dile dolamış prof.la Spinoza konuşmak daha zor. Spinoza gündelik pratiklere renk katma bakımından da yarar sağlıyor. Biri bu barışıklığı "nitelikli olağanlık" olarak adlandırmıştı mesela. Pek yerinde ve uzatmadan.
Profile Image for Göksal Caner Malatya.
533 reviews2 followers
February 27, 2026
17. yüzyılın büyük rasyonalist filozofu Spinoza'nın düşünce sistemini ve özellikle "Conatus" (var olma çabası) kavramını günümüz okuru için anlaşılır kılan bir felsefi incelemedir. Yazar, Spinoza'nın maddeci panteizminin, insanı kederli duygulardan kurtarıp nasıl aktif, eyleyen ve sevinçli bir varlığa dönüştürdüğünü akıcı bir dille anlatır. Ancak bu felsefi sevinci, sınıf mücadelesinin somut tarihsel koşullarından kopararak, bir çeşit modern kişisel gelişim/terapi yöntemine indirgeme riski taşımaktadır. Marksist felsefenin çokça beslendiği Spinozacı kökleri hatırlamak için okunabilecek iyi niyetli bir metindir.
Profile Image for Murat Kutbay.
30 reviews
November 24, 2024
Spinoza felsefesini bu kadar yalın bir dille anlatması harika.Ayrica yaşamı olusturan tüm unsurlarin birbirine olan etkisini anlamak ve bu durumu hüzün yerine neşeyle karşilayabilmeyi öğrenmek için eşsiz.
Profile Image for Alpin.
4 reviews
February 25, 2026
Spinoza’ya giriş önerisi olarak almıştım, çok keyifli bir okuma.

Çetin Balanuye ile ilk kez tanışmış biri olarak yazım dilini akıcı buldum, verdiği referanslar ve kendi hayatından anılar da tebessüm ettirdi.
This entire review has been hidden because of spoilers.
Profile Image for Özer Öz.
145 reviews12 followers
December 6, 2020
Filozof olan hocamız bir Spinoza emekçisi, zor konuları günlük örneklerle rahat ve samimi anlatıyor. Bana öyle geliyor ki Spinoza felsefesine göre hayatı anlamak ve yorumlamakta oldukça seviye kat etmiş. Spinoza meraklısı iseniz okunası bir kitap.
Displaying 1 - 30 of 68 reviews

Can't find what you're looking for?

Get help and learn more about the design.