Historia życia sułtanki Kösem, bohaterki tureckiego serialu Wspaniałe stulecie. Sułtanka Kösem, zaczerpnięta z dokumentów archiwalnych i źródeł historycznych, zarówno osmańskich, jak i zachodnioeuropejskich.
Przyjmując styl gawędy historycznej, autorka z całą szczerością szkicuje portret kontrowersyjnej sułtanki i zakreśla tło jej epoki. Ukazuje historię dynastii osmańskiej, kulturę i życie osmańskiego dworu w XVII wieku. Poszerza kontekst niedostępny europejskim badaczom, cytuje noty dyplomatyczne, listy oraz ówczesne kroniki.
Kösem przebywa drogę od statusu niewolnicy do pozycji sułtańskiej faworyty, a następnie otrzymuje tytuł Walide Sultan – Sułtanki Matki – i staje się najpotężniejszą kobietą na osmańskim dworze. To jedyna kobieta w historii dynastii, która dzierży sułtańską władzę, będąc nieoficjalną regentką swych synów.
Niezwykłe dzieje władczyni, która za pomocą intryg, łapówek, podstępów prowadziła zakulisową działalność polityczną, jednocześnie walcząc o utrzymanie swojej pozycji.
Co to znaczy być Anastazją, a potem sułtanką Kösem? Jaką motywację ma kobieta, która zamiast poprzestać na roli kochanki, matki i babki, wybiera władzę? Jak to jest wierzyć w chrześcijańskiego Boga, a potem stać się gorliwą wyznawczynią muzułmańskiego Allaha? Jak prowadzić grę polityczną, będąc tylko kobiecym cieniem sułtana? Co oznacza być kobietą w XVII wieku, a zwłaszcza głową haremu w osmańskiej Turcji? Jak rodzi się bestia, która zleca morderstwo własnego syna?
Zanurz się w klimacie świata wschodniej monarchii w ostatnich latach jego świetności!
1974’te İstanbul’da doğdu. Eğitimine Beylerbeyi İlkokulu’nda başladı ve daha sonra Moda Koleji ve Kültür Koleji’nde eğitim gördü. Lisans eğitimini Boğaziçi Üniversitesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü’nde tamamladı, aynı üniversitenin tarih bölümünden yüksek lisans derecesi almaya hak kazandı. Doktorasını İspanya’da Salamanca Üniversitesi’nde tamamladı. XVI. yüzyıl Avrupa-Osmanlı ve Akdeniz tarihi, İspanyol ve İtalyan paleografisi, imgebilim, dini ve sosyal çatışmalar, marjinal sosyal gruplar, pikaresk roman üzerine çalıştı. Türk İmgesi, Türkler ve Deniz ve Muhteşem Kanuni kitaplarının editörlüğünü yaptı. Yayımlanmış çok sayıda kitabı bulunan Kumrular, ölümüne dek Bahçeşehir Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak görev almıştır.
Kumrular’ın ilk romanı Bayan Hayatbirrüyadır’ın Yeldeğirmenleri (1998) kültürlü bir kızın aşktan kaçarken Don Kişot’la, iç içe geçmiş binbir düşle, eski-yeni bir sürü şarkıyla ve çeşitli sürprizlerle karşılaşmasının esprili bir dille anlatımıdır. Bu romanı izleyen ¡Hola! (2002) Kastilya’da geçen, engizisyon mahkemesinde başlayıp yine engizisyon mahkemesinde biten bir romandır. Hikayeden hikayeye atlayan kahramanlar aşkın suretleri ile karşılaşırlar. Yazarın 2004’te yayımladığı Hoşçakal Milano Hoşçakal Aşkım (2004) Roma’dan Milano’ya uzanan bir hikayede İtalyan kültürün, mutfağının, filmlerinin ele alındığı bir kitaptır. Bir sonraki kitapta aşk teması yeniden karşımıza çıkar. Aşkın Beş Hali: İstanbul’dan Rodos’a (2005) Rodos'ta başlayıp İstanbul'da devam eden, başkahramanı aşk olan bir romandır. Aynı yıl İspanyolca'da De Estambul a Rodas olarak yayımlanmış ve "La Mar de Letras," Uluslarası Çeşitlilik, Roman Ödülü'nü almıştır.
Yazar, kimlik farklılıkları ve Avrupa’daki Türk imgesi üzerine çalışmalar yapmıştır. Edebiyatta da bu konuya eğilir. 2005 tarihli Kaçılın Türkler Geliyor/Sikender Abi’nin Övrupa Seyir Defteri başlıklı kitabı Avrupa’da yaşayan Türklerle ilgili esprili hikayelerden oluşur. Kadınlara Coğrafya Dersleri (2005) erkekler üzerine bir sosyolojik mizah denemesidir ve çeşitli milletlerden erkekleri aralarındaki farklarla birlikte değerlendirmektedir.
Muhteşem Süleyman (2007) resmi Osmanlı tarihleri, vakayinameleri ve arşiv kaynaklarıyla yan yana getirilerek padişahın dönemine ışık tutan bir kitaptır. Türk Korkusu (2008) klasik “yabancı korkusu”nun çok ötesine geçen bir ruhsal-siyasi durumun, XVI.yüzyıl Avrupası’ndan nasıl yaratıldığını, hangi araçlarla yayıldığını ve popülerleştirildiğini inceleyen bir çalışmadır. 2010 yılında yayımlanan Sultanın Mutfağı, 1574 yılında geçen ve Osmanlı sultanını doyurmakla görevli olan, farklı dinlere mensup dört başaşçı arasındaki rekabeti konu edinen bir romandır. Sultan, en leziz yemeği yapana iki bin altın vereceğini ilan eder ve esrarengiz bir ölüm rekabete gölge düşürür. Dünyada Türk İmgesi (2011) ise dışardan Osmanlıya bakarken kurgulanmış Türk imgesini ve Osmanlıların, Osmanlı mülkünde yaşayanların bir bölümü hakkında geliştirdiği Türk imgesi ile birlikte ele almakta ve İspanyol edebiyatından Slovak edebiyatına, Osmanlı tarih yazıcılarından Batının kronik yazarlarına kadar uzanan geniş bir yelpazede Türk imgesini irdelemektedir. İspanyolca ve İngilizce metinleri de bulunan yazarın son kitabı İslam Korkusu 2012 yılında yayımlanmıştır.
Yapıtları
İslam Korkusu (2012) The Ottoman World, Europe and the Mediterranean (2012) Yeni belgeler ışığında Osmanlı-Habsburg Düellosu (2011) Dünyada Türk İmgesi (2011) Sultanın Mutfağı (2010) Türk Korkusu: Avrupa’da Türk Düşmanlığının Kökeni (2008) Muhteşem Süleyman (2007) Kırmızı (2006) El Duelo Entre Carlos V y Solimán el Magnífico (2005) Kadınlar Coğrafya Dersleri (2005) Kaçılın Türkler Geliyor/Sikender Abi’nin Övrupa Seyir Defteri (2005) Aşkın Beş Hali/İstanbul'dan Rodos'a (2005) Las relaciones entre el Imperio Otomano y la Monaquía Católica entre los años 1520-1535 y el papel de los estados satélites (2003) Hoşçakal Milano Hoşçakal Aşkım (2003) ¡Hola! (2002) Bayan Hayatbirrüyadır'ın Y
This is supposed to be academia and indeed the author has a PhD in History, but it really didn't seem like it reading the book.
I admired the author's work in archives; she drew from Ottoman, Venetian and Spanish archives, which I think must have been very hard work. The bibliography at the end of the book is also quite estensive but somehow you couldn't see it while reading the actual book. The author doesn't explain her reasoning behind her claims, cites works that also contradict her theories but doesn't say that in the notes.
Some of her claims are also quite weak too, like Kösem being a legal wife: she first says that Ottoman sultans didn't get married frequently and that if they did, their marriages would have been reported, but then concludes that Kösem must have married Ahmed I because in a letter sent to Venice to inform them of Murad IV's ascension, she is described as: "His generous mother Kösem, for the dead sultan Ahmed, whom Allah took to himself, was a very important person and the sultan loved her so much that he honoured her by marrying her.". At the same time she also says that maybe the letter had been commissioned by Kösem herself and that she was just trying to legitimise her role as regent to Murad IV, because in Europe wives are more esteemed than mere concubines... but also, she would have never lied about something so important so she must have truly been Ahmed I's wife.
So what is the truth?
The same confusion can be seen when she lists Kösem's children: she gives date of births for only 3 of them, considers Gevherhan Sultan one of her daughters and cites Tezcan's essay "The debut of Kösem Sultan's political career" but doesn't say that Tezcan actually has a different opinion altogether about Gevherhan's mother. The confusion heightens when she says that Fatma Sultan (born in 1606) is Kösem's eldest child but then says that Şehzade Mehmed was her child as well and... well, Mehmed was born on 8 March 1605 so, again, what is the truth?
I was recommended this book because apparently the author had found some new groundbreaking information about Kösem, but I was very very disappointed. When I read academia, I like to read the historian's reasoning behind their claims, I like to see how they reached their conclusions, but Kumrular cut this off.
I'm not sure I will bother buying her book about Nurbanu and Safiye now, if this is her method of doing history.
Tarihi okurken sikilanlardansaniz tavsiye ediyorum.Sadece cok fazla olmasa da saray. dili yazismalarinin turkce cevirisini de gormek iyi olurdu,bazi kelimeler tahmin edilemez.
Kösem sultan başlığının vaadettiği kadın odaklı tarih aktarımını çok alamadım. Dönem hakkında yazılan herhangi başka bir kaynaktan da alınabilecek bilgiler vardı.(Kösem Sultan'dan çok dönemdeki padişahlar hakkında bilgi vardı.) Bununla birlikte yazarın kitabı çok fazla kaynaktan sentezlediği belliydi ve bu tatmin ediciydi.
Am cumparat cartea cu asteptati mai mari. Banuiam ca va gi construita in stilul unui toman, dar este o colectie de informatii nesigure gasite de autoare in izvoarele istorice. Abunda in formulari precum ‘i-ar fi zis’, ar fi facut’, ‘putem crede’, nu se stie sigur’. Aceiasi fapta este prezentata in 3-4 iiostaze, in functie de diferite relatari ale diferitor istorici, ceea ce te face sa pierzi rabdarea si sirul lecturii iar uneori se contrazice de la o pagina la alta astfel incat te deruteaza cu totul.
Recomand cartea numai cuiva care e interesat puctual de personajul Kosem.
üç buöuktan dört benim için. ilginç bilgiler vardı. okuması benim için bir tık zor olsa da bu ilginç bilgiler okumayı bir nebze kolaylaştırdı. ağır tarih romanı değil, tarihçi olmayan birisinin rahatça okutabileceği bir kitap. sadece bazı osmanlıca yazıların günümüz türkçesiyle yazılmış hallerini görmek isterdim. okumayı yavaşlatan kısım burası çünkü. anlamadığım kelimeler oluyordu. yine de gayet ilgi çekiciydi.
Özlem hanım tarih yazmanın hakkını vermiş,daha önce Kösem ile ilgili o kadar çok kitap okumama rağmen bu kitap cidden bilgi açısından benzerlerine göre oldukça doyurucu, titizlikle hazırlanmış,sadece Kosem dönemi ile değil önceki valide sultanlar ve padişahlarla ilgili uluslararası arşivlerden de faydalanarak bilgiler veriyor,atıflara ilişkin o kadar çok kaynak not aldım ki hepsini okumaya ömür yetmez,velhasıl kelam muazzam bir çalışma olmuş,keyifle su gibi aktı 300 küsür sayfa,tavsiye ediyorum.