"İnsanoğlu, hayvan gibi, doğasının kendisine dayattığı temel gereksinimleri karşılamak zorunda. Bu gereksinimler onun dünyaya bakışına biçim veriyor. Savan aslanı için sevimli ceylan ilk olarak kendisini kıvrandıran açlığı dindirmenin bir aracıdır. Batılı ormancı için orman her şeyden önce bir işletmedir."
Latife Tekin Muinar'da, bedenden bedene geçerek binlerce yıldır yaşayan, bilge bir kocakarıyla söyleşiyor. Kâh neşeli masallar kâh tekinsiz, hatta tehditkâr hikâyeler anlatan bu ölümsüz kadın, uzun ve derin bir geçmişin bilgisini, görgüsünü aktarıyor. Parlak atlaslar gibi, kadınlığın katman katman tarihini seriyor önümüze. Dahası bizi akıl yoluyla inşa edilmiş medeniyete karşı bir meydan okumanın içine çekerek dünyayı, doğayı, hayatı sezmemizi sağlıyor. Kaç bin yaşındaki yarı deli Muinar, ciddiyetle ve incelikle, içinde yaşadığımız egemen kültürü tiye alıyor.
"Muinar, yerle gök arasında, boşlukta yakaladı beni." -Latife Tekin-
Latife Tekin is one of the most influential Turkish female authors. She was born in 1957 in Kayseri, Turkey. She continued her education in Istanbul. In 1983, her famous novel Sevgili Arsız Ölüm (Dear Shameless Death) was published. The magic realism in the book was drawn from the Anatolian folklore and traditions. Latife Tekin's childhood in Kayseri, a multicultural city at a central point in Anatolia, influenced both her first book and the others in this aspect.
zor bir roman zor bir hikaye. konusundan değil zorluğu. iki kişi bile sayılamayacak az karakterinden. iki kişi bile sayılamayacak dedim hatta saymayın bir iç konuşması diğeri, ve hatta bazen karışsın istemiş tekin bunları yazarken, şimdi söz sırası hangisindeydi anlamak için tek çift sayım yapıyorsunuz. tekin zaten diyalog yazmaz akar gider dil her şeyi anlatırdı, ya dirmitin gözünden ya da çöpün rüzgarının gözünden, burada bir diyalog zorlaması insan bir türlü giremiyor romana. romanın sonu aslında tüm romanın derdini anlatma derdinin ne olduğunu anlatan hayır bir açıklama beklemeyin öyle bir şey yok ama der ki; en çok konuşan en olmayandı.
bu roman da böyle bir şey işte olmayanın diyalogları. en çok kendinizle konuşmaz misiniz ? kafanızı dağılmadan verebilirseniz okuyacağınız bir roman. öyle metroda çıkartayım 10 dakika okuyayım her gidiş gelişte diyeceğiniz romanlardan değil.
Deli saçması, içim çatladı bitiresiye... Latife Tekin'in ortası yok. Ya ilginç bir gerçekçilikte size gerçeği harikulade bir masalsı dilde anlatıyor, ya da sizi bayıltana kadar saçmalıyor. Bu ikinci cinsten.
Off ne okumaydı, ne zorlayıcıydı. Elime’nin zihnini, bedenini yuva edinip adeta bir iç ses gibi sürekli onunla konuşan bir karakter Muinar. Binlerce yıl yaşamış, bilge bir koca karı. Elime’yle sürekli konuşuyor. Bazen uzun yaşamında yuva bellediği başka kadınların deneyiminlerinden, bazen günlük yaşama dair durumları, güncel olayları konuşuyor Elime’yle. Ama Muinar bayağı huysuz, aksi bir ihtiyar gibi, hep öfkeli, hep söyleniyor. Başka kadınlarla olan deneyimlerini anlattığı kısımları baz alırsak aslında içinde bir sürü kadın hikayelerinin olduğu bir kitap bu diyebiliriz. Ama kadınların hayatları da hiç kolay değilmiş, hep bir derdi olan kadınları yuva edinmiş Muinar. Bu yönüyle bana çok sevdiğim Mine Söğüt’ün Deli Kadın Hikayeleri’ni anımsattı. Güncel olarak da küresel ısınma, çarpık yapılaşma, doğaya verilen zararlar gibi konularda epey sağlam dialoglar var. Bu yönüyle ekofeminist bir roman olarak değerlendiriliyor. Latife Tekin’e başlangıç kitabı olarak kesinlikle seçilmemesi gereken, olur da seçerseniz koşarak kaçacağınız ve yazık edeceğiniz bir kitap.
zor bir metin, sayıklamaya benziyor, içinden anlamı çekmek çok gayret isteyen bir iş,... ayrıca çok fazla yazım hatası ve typo vardı, editör belli ki hiç çalışmamış.
İç sesi iyi anlatan, sonu baş mı yoksa başı son mu belli olmayan, özetle bir sonuca varmayan sonuca varsa kısmını size bırakan bir kitap. orta yaş döneminde bir daha okunmalı.
Elime ve onunla birlikte ona yol göstermesi düşünülen iç ses yaşlı kadın Muinar’ın (Fu) diyalogları. Elime yazarın kendisini temsil ettiğini düşündüm, Muinar’ın yazarken konuştuğu iç sesi.
Kurtlarla Koşan Kadınlar’da olduğu gibi bilge kadın Muinar, ancak öyle dırdırcı ve sürekli söylenme halinde olan bir kadın ki-yaşlı teyze tipolojisine daha uygun. Muinar, “Ölmene daha çok var, görevim seni yaşlılığa hazırlamak”diyor. Diyor da bilgeliğe daha çok yol var. Elime’ye de sürekli benimle iyi geçin minvalinde yarı tehditkar cümleler kuruyor sürekli. Elime de bir yerde söylüyor Muinar’a; “o kadından o kadına gezinip, laf taşıyorsun boyuna...”
Zor bir kitap, sürekli dağılıyor diyaloglar, kimin ne söylediği belli değil. Masallar da bana geçmedi. Yer yer güzel cümleler bölümler var yine de. Kadınlar Ülkesi’ne götürmesini bekliyor Muinar’ın elime sürekli, gidemiyoruz.
içimizdeki o derin öfkenin anlatıcısı muinar. biz kadınların öfkesi bu. bütün derdi doğa olan, kadın olan bir kocakarı muinar. uyuyup uyanıyor kadınların içinde. en son da elime’nin içinde uyanıp onunla konuşuyor. ona anlatıyor bütün öfkesini. onunla yürüyüp ona yol gösteriyor.
bir olay yok, bir akış yok. parçalı bir anlatım ve gerçeküstü her şey. biraz da şiirsel. sadece muinar’ın öfkesi var kitapta. doğayı, hayvanı, insanı katleden bu eril topluma.
birçok kişi, zor okunuyor, demiş. olabilir. sevmeyeni de çok, yarıda bırakanı da. latife tekin işte. yine ancak o yazardı bunları. çok sevdim ben. bu dönemde, bu öfkenin anlatılmasına ihtiyacım vardı. içimdeki bütün öfkeyi anlattı muinar. ve bu bana iyi geldi. dinmedi elbette. yalnızca birisi dillendirdi.
Latife Tekin okumak zor ama keyifli. Muinar hepimizin içine kaçması gereken bir cin ya da rüyamızda başka mümkünlerin ruhumuza üflemesi elzem olan bir nefes. Angel in the House’u hatırlattı bana, tersine olarak tabii ki. Muinar ve Angel in the House’un düellosunu izlemek isterdim. (ki izliyoruz da belki, her gün, her bir kadının yaşantısında)
Kitabı okumakta o kadar zorlandım ki sonunu getiremedim. Belki sorun bendedir, kitap bir süre sonra açılıyordur diye çok zorladım kendimi ama olmadı. Yorucu, uzun ve anlamsız cümleler bir süre sonra okuma isteğini öldürüyor.
Sonunda bitti dedirten, iç sesli kitap... Zor bir kitap, geçmiş yüzyıllarda yaşamış kadınlar ve onların ilginç ama tam olarak anlatılmamış hayatları, çekilen çileler... Çeşitli dünya görüşleri, doğanın katledilişi, baş örtüsü, siyaset, uzak yakın diyarlar... Yine ilginç beddular, cinler, büyü... Dünyanın var olması ile ilgili bölüm, insanın aza olan ilgisi bölümündeki fikir çok ilginç...