Haldun Taner'den Hikayeler kitabı Haldun Taner'in 1948 - 1968 arasında yazdığı hikayelerden seçilen 10 hikayeden oluşuyor. Haldun Taner'in seçme hikayelerini Gülse Birsel seslendirdi.
Bu kitabın tüm gelirleri Dünya Göz Vakfı'nın "Gören Gönüller" projesi kapsamında yapılacak yardımlar için kullanılacaktır.
Duymadıklarınız Gülse BirselHaldun Taner Hikayeleri kitabı Dünya Göz Vakfı'nın "Gören Gönüller" projesi kapsamında yapılan bir çalışmadır.
Proje kapsamında Haldun Taner'in 10 adet hikayesini Gülse Birsel Seslenen Kitap stüdyosunda 2016 yılının Ocak - Mart ayları arasında seslendirdi.
Dünya Göz Vakfı "Gören Gönüller" projesini böyle anlatıyor:
"Herkesin Dünyasına Işık Olacağız” misyonuyla başladığımız çalışmalarımızla, bugüne kadar yaşlı, genç, çocuk demeden ülkemizin farklı coğrafyalarında yaşayan binlerce göz sağlığı sorunu yaşayan insanımızın dünyasına ve hayallerine dokunduk. Şimdi de “Gören Gönüller” projesi kapsamında görme engelli ve az gören lise-üniversite öğrencilerinin bilgiye erişimlerinde kolaylık sağlayarak eğitimlerini desteklemek ve onları günlük yaşamlarında başkalarından bağımsız kılmak amacıyla “Akıllı Telefon” projemizi başlattık. Görme engellilere yönelik tasarlanan bu akıllı telefon; renk bulma, renk tanıma, OCR (evrak tarama ve okuma), kontraslı büyüteç (az görenlere yönelik) ve SOS (alarm butonu) gibi özelliklere sahiptir. Şimdiye kadar 300 görme engelli ve az gören kişiye ulaştırdığımız akıllı telefonları yardımseverlerin değerli bağışlarıyla daha fazla görme engelli ve az görenlerle buluşturmayı hedefliyoruz.
Gülse Birsel’ in “Gören Gönüller” projesi yararına seslendirdiği “Haldun Taner Hikayeleri”ni dinledikçe bu projemize katkı sağlayacak ve daha fazla sayıda görme engelli gencimizi akıllı telefonlarla buluşturacaksınız.
Haldun Taner, a well-known Turkish playwright and short story writer.He was born on March 16, 1915 in Istanbul. After graduating from the Galatasaray High School in 1935, he studied politics and economy at the University of Heidelberg in Germany, until a serious health problem forced him to return to Turkey, where he graduated from the Faculty of German Literature and Linguistics in 1950. He also studied theatre and philosophy at the University of Vienna between 1955 and 1957 under the direction of Heinz Kindermann (1894–1985), an Austrian theater and literary scholar.
As a well-disciplined writer accumulating a rich blend of culture, Taner wrote a great number of stories, generally humorous; essays, newspaper columns, travel writings and theatre plays, in particular, brought him several important awards including the New York Herald Tribune Story Contest First Prize (1954), the Sait Faik Story Award (1954), the International Festival of the Humor of Bordighera Award (1969), and so on. Among his plays, the most popular is Keşanlı Ali Destanı (Epopee of Ali of Keshan). His stories have been translated into German, French, English, Russian, Greek, Slovanian, Swedish, and Hebrew.
Taner affected Turkish theater with the so-called Haldun Taner Theater named after his school of cabaret theater style. In 1967, together with Metin Akpınar, Zeki Alasya and Ahmet Gülhan, he founded the Devekuşu Kabere (“Ostrich Cabaret Theater”).
Haldun Taner died of a sudden heart attack on May 7, 1986, in Istanbul. He was laid ro rest at the Küplüce Cemetery following the religious funeral service at the Teşvikiye Mosque on May 9.
Works:
Stories: Yaşasın Demokrasi (1949),Tuş (1951), Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu (1953), Ayışığında Çalışkur (1954), Onikiye Bir Var (1954), Konçinalar (1967), Sancho’nun Sabah Yürüyüşü (1969), Kızıl Saçlı Amazon (1970), Yalıda Sabah (1983), Plays: Günün adamı-Dışardakiler (1957), Ve Değirmen Dönerdi (1958),Fazilet Eczanesi (1960), Lütfen Dokunmayın (1961),Huzur Çıkmazı (1962), Keşanlı Ali Destanı (1964),Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım (1964), Zilli Zarife (1966), Vatan Kurtaran Şaban (1967), Bu Şehr-i Stanbul Ki (1968), Sersem Kocanın Kurnaz Karısı (1971), Astronot Niyazi (1970), Ha Bu Diyar (1971), Dün Bugün (1971), Aşk-u Sevda (19739, Dev Aynası (1973), Yâr Bana Bir, Anectode-Travel Writing-Interview:Devekuşuna Mektuplar (1960),Hak dostum Diye başlayalım Söze (1978), Düşsem Yollara Yollara (1979),Ölürse Ten Ölür Canlar Ölesi Değil (1979), Yaz Boz Tahtası (1982), Çok Güzelsin Gitme Dur (1983), Berlin Mektupları (1984), Koyma Akıl Oyma Akıl (1985), Önce İnsan Olmak (1987)
Haldun Taner öykülerine daha önceden aşinalığım vardı. Birkaç öyküsüne çeşitli yerlerde rastlamıştım ve aslında uzun zamandır bütün öykülerini okumayı planlıyordum. Derken bu çalışma çıktı karşıma.
Öncelikle çok güzel bir çalışma olmuş, emeği geçenlere tüm kalbimle teşekkür ediyorum. Sesli kitaplar, görme engelliler için çok önem arz etmektedir. Bu nedenle daha önce Boğaziçi GETEM'de gönüllü okuyuculuk için çalışmalar yapmıştık. Bu proje de (Gören Gönüller) çok güzel olmuş.
Sesli kitaplar günümüzde iyice yaygınlaşma başladı. Günlük hayatın yoğun temposunda aslında farklı bir alternatif olarak karşımıza çıkıyor. Araba kullanırken, yürüyüş yaparken, temizlik yaparken :) gayet keyifli olabiliyor.
Gülse Birsel'in daha önce kitap seslendirebileceği hiç aklıma gelmemişti ama hakkını vermek lazım bence çok güzel seslendirmiş. Kendisine saygım bir nebze daha arttı.
Kitap ile ilgili bir şeyler söylemek gerekirse... Zaten Haldun Taner'in öykülerini ve Türk Edebiyatı'na katkısını hepimiz biliyoruz. Bu kitap da seçme öykülerden oluştuğu için çok kaliteli bir çalışma olmuş. On öykünün tamamı da on numara diyebilirim ama yine de en beğendiklerim, Şişhane'ye Yağmur Yağıyordu, Ayak ve Konçinalar. Diğerleri de gerçekten çok güzel de bunlar ayrıca bi hoşuma gitti. Özellikle Konçinalar'da iskambil kağıtlarına karakter yüklemesi çok hoş olmuş.
Ayrıca Haldun Taner'in bundan altmış yıldan fazla bir zaman önce yazdığı hikayelerde ne kadar vizyon sahibi birisi olabildiğini görebilmek de çok hoş. Üstelik Made İn USA isimli öyküsünde genç bir kadının diliyle anlattığı öyküsunda yapabildiği empatiye saygı duydum.
Sesli kitaplar candır demiş miydim? Easter tatili nedeniyle sıkıcı ve boş yolları bir nebze renklendiren, yemek yaparken ve temizlik yaparken işin nasıl bittiğini anlamadan zamanın geçmesine yardımcı olan, yürüyüş yaparken zihnimde yüzlerce konu ve soruyla boğuşma derdinden beni alıkoyan bu kitaplar can değil de nedir :)
Daha ilk hikâye, hatta ilk sahne ile beni içine aldı kitap. En sonda biraz dikkatim dağılsa da zevkle dinledim. ABD'li teğmen hikayesini okuduktan sonra Peyami Safa türü klişe dikotomilere savrulacağından korktum ama öyle olmadı. Özellikle Ayak hikayesini dinlerken Bir Zamanlar Anadolu'da tadı aldım. Tekne hikayesini de çok beğendim. Dolayısıyla Taner'in farklı kişilerin zihinlerine girdiği hikayelerini daha başarılı bulduğumu söyleyebilirim.
Memleketin içinde, memleket insanına değerek yaşamış ve yaşadığını da dile dökmeyi becermiş Haldun Taner. Ama tam açıklayamayacağım şekilde hep bir hikaye ve kurgu tadı da aldım. Üzerine düşünmem lazım neden böyle olduğu konusunda.
Hiç uzatmaya gerek yok, hem dönemini hem yaşadığı coğrafyayı aşan öyküler bunlar. Gram eksiklik, gram fazlalık yok. Storytel'de de mükemmel seslendirilmiş, 2 günlük İstabul trafiğinde keyifle dinlenir.
Enteresan karakterlerin, örneğin tuvalet çalışanı yada saati içinde hisseden adam gibi, gözünden onların dünyasını keşfediyoruz ki bunu yaparken Gülse Birsel'in seslendirmesiyle bu ilginç yolculuklar daha keyifli hale geliyor.
Çox maraqlıdır ki, Türk ədəbiyyatını çox sevməyimə rəğmən daha əvvəl yolum Haldun Tanerlə kəsişməmişdi. Üslub etibari ilə mən Aziz Nesinə bənzətdim, ironya və sarkazmı, yanaşma tərzi və münasibəti ona çox bənzəyir. Sadəcə Aziz çox daha sərt reaksiya göstərsə də, Haldun daha səmimi yanaşır.
1950'lerde yazılmış olmasına rağmen günümüz mizah anlayışıyla bile örtüşen tarafları var öykülerin. Şikayet edebileceğim tek nokta, hikayelerin uzatılıp romana çevrilmemiş olması olur. Gülse Birsel mükemmel seslendirmiş, yetenekli kadın.
Türk tiyatrosunun önemli isimlerinden biri olan Haldun Taner'in 1950'ler İstanbul'undan rengarenk insan manzaraları... Hikayeler bir kişi ile bir noktada başlayıp, onuın dünyasındaki farklı insanlar etradında gelişiyor, dönüp dolaşıp yeniden başlangıçtaki karaktere ulaşıyor. Çarpıcı, eğlenceli ve alabildiğine gerçekçi hikayeler. Karakterlerin kimi gürül gürül akıyor, kimi usul usul ilerliyor ama hepsi dönüp dolaşıp gerçek hayattan gerçek insanlara dönüşüyor. Üstelik didaktik olmadan çok derin ve çarpıcı mesajlar veriyor Haldun Taner.
Haldun Taner ismi çok meşhur bir kimse. Çokları tarafından iyi bilinir ama hikayelerindeki üslubu pek beğenemedim. Kurgu her ne kadar mantık çizgisinde olsa da kahramanların yaşam tarzları benim dünyamdan çok uzak. Halbuki İstanbul o da yaşadı, ben de yaşadım. Devir farklı olsa da toplum pek değişmiyor.
Gülse Birsel harika bir seslendirme yapmış, keyifle dinledim. Haldun Taner hikayeleri tam bizim memleketi anlatan yüzler içeriyor. Bazen ağlanacak halimize gülüyoruz. İçinde 10 tane hikaye var, bunlar: 1.Yaşasın Demokrasi 2.Bir Motorda 4 kişi 3.Sahibi Seyfü Kalem 4.Şişhaneye Yağmur Yağıyordu 5.Made in USA 6.Konçinalar 7.Bayanlar 0-0 8.On İkiye Bir Var 9.Ayak 10.Pirinç Makinesi
Harika hikayeler bu kitapta toplanmış. Gülse Birsel de harika okumuş. Her hikayenin sonunda yüzümde beliren gülümseme günümü güzelleştirmeye yetiyor:) Gerçekten Usta bir kalem ile güzel bir seslendirme bir araya gelmiş,tadından yenmez:)
Sık sık açıp açıp dinliyorum hikayeleri, seslenen kitaptan. Özellikle Kevser Hanım'ın san numarası hikayesi (Bayanlar 00) çok hoştu. Her dinlememde gülümsemekten yoruluyorum:)))
birbirinden güzel öyküleri bir de Gülse Birsel'den dinlemek enfes bir deneyimdi benim için. En çok da "ayak" öyküsü içimde yer etti galiba. Fazlasıyla okumaya değer güçlü bir kalem Haldun Taner🌸